Kaçar, Kaçar, Kaçar

Eklenme Tarihi: 17.01.2020 10:14:13 - Güncellenme Tarihi: 25.05.2020 21:10:41

İlk nişanını atmasına neden olan hisleri, Peyami Safa’nın  kadına olan bakışı  hakkında  ipuçları vermektedir. Kıbrıslı zengin bir ailenin kızının kendisi ile değil de şöhretiyle nişanlandığını düşünmesi, parmağındaki yüzüğü çıkarıp masaya koymasına, orada bulunanlarla tek tek tokalaşarak nişan merasimini terk etmesine neden olmuştur.

Peyami Safa, Ayşe Nebahat Hanım’la evliliğe karar vermesini şu şekilde ifade etmektedir.  “Arkadaşlarımın benimle alakalanmaları fazla bir şey ifade etmiyordu. Onlar adeta gecelerini daha manalı geçirmek için  benimle buluşuyor ve belirli bir saatte beni yalnızlığımla  baş başa bırakarak uzaklaşıyorlardı.  Bir kadının benimle alakalanması, kısa bir süre de olsa, hayatımı boşlukta durmaktan  kurtarmıştı.”

1930’lu yılların bekâr yazarı cemiyet adamıdır.  Bu sebeple derin bir yalnızlık yaşamaz.  Düzenlenen güzellik yarışmalarında jüri başkanı olur. “İstediğini kral istediğini de kraliçe yapan adam” şeklinde gazetelerde başlıklar atılır. Bu yarışmaların, kadının kendi etine karşı estetik alâkasını arttıracağını, sağlıkla ilgili ihmâlleri önleyeceğini, plâstik güzelliğe karşı sevgi uyandıracağını, hele bizim gibi  yayvan ve  hantal gövdeler  yerine,  medenî kadın vücutlarının  sergilenmesinin  daha da faydalı olduğunu savunur. Bu yarışmaları, faydalı ya da zararlı diye adlandırmasa da enteresan bulmaktadır. “ Bu müsabakaların beni cezp ettiğini gizlemem.

Evliliğin kendisini yalnızlıktan kurtaracağını düşünür; ama zaman içinde “İnsan yalnızlıktan kurtulmak için evlenir, fakat neden evlenince daha da yalnızlaşır?” diye sormaktan da kendini alamaz.  1930’ lu yıllar Peyami Safa’nın aşk ve evlilik konusunda uzun uzun düşünüp yazdığı senelerdir.  Evlilikte ideal bir birleşim bulunmadığına inanır. “İzdivaçta da ideal bir terkip yoktur.”  Bununla birlikte ailenin önemini inkâr etmez.

Şahsiyetlerinin  serkeş taleplerine  zıt olduğu için  evlenmekten nefret edenlerin gerçek bekarlar olduğunu, toplumların idealsiz kaldığı zamanlarda  bu tür bekârların  çoğaldığını  ve onlar çoğaldıkça  nüfûsun azaldığını yazan  Peyami, evliliğe hazırdır.  “

Yazarın, gazetede ziyaretine gelerek tercüme ettiği bir hikayeyi veren Nebahat Hanım’da,  yozlaşmış Batılı çevrelerden koparak öz değerlerine dönen, kültürlü, lisan bilir bir kişi tavrı gördüğü için, ya da öyle vehmettiği için onunla evlenmeyi düşündüğü sanılmaktadır. Ayşe Nebahat Hanım’ı tanıdıktan sonra aşk ve evlilik üstüne bütün birikimlerini harekete geçiren Peyami Safa’nın, çocukluğundan beri özlediği mazbut aile hayatına kavuşmak için acele karar verdiği anlaşılıyor. Bir Tereddüdün Romanı’nda bu aceleyi şu şekilde dile getirir: “Kitaplarım ile kaari’lerim(okuyucularım)  arasında, bana ebediyen meçhul kalacak olan gizli münasebeti anlamak hırsıyla çıldıran tecessüsüm, bir gün zevcem olma ihtimali bulunan insan karşısında kudurabilirdi.”

Evliliğe doğru hızla yol alırken müstakbel nişanlısı Nebahat Hanım’daki Kafka vâri tarzı sezmesi huzursuzluk duymasına neden olur.  Kafka bir sinir hastasıdır. Nebahat Hanım’la nişanlandıkları günün akşamında Peyami Safa’nın kayın validesinin, kocası Ata Bey’e hükmedici davranışı yazarı ayrıca rahatsız etmiştir.   Acaba, gelecekte Nebahat Hanım’da mı kendisine karşı  böyle emredici bir dil kullanacaktı?... Nebahat Hanım’la evlendikten sonra Peyami Safa, eşinin birkaç kere sinir krizi geçirdiğine şahit olur; endişelenerek doktor dostlarına müracaat eder.  Nebahat Hanım İsmail Merve’yi dünyaya getirince eşinden tuhaf bir şekilde uzaklaşmaya başlar. Yazarın Bir Akşamdı adlı eserinde önceden söyledikleri gerçek olmaya başlar. “ İnsan yalnız kalmamak için evlenir, Meliha Hanım, fakat evlendikten sonra büsbütün yalnız kalır.” Evlilikle ilgili düşüncelerini en geniş şekilde  “Evlilikte Yeni Kalmak” başlıklı yazısında açıklar. Fakat Nebahat Hanım’ın geçirdiği felç nedeniyle mutlu bir evlilik yaşayamaz.  Uçarı bir yaratılışa sahip olan yazarı elde tutmak için Nebahat Hanım’ın pek çok yol denediğini aile doktorları Ayhan Songar söyler.  Tıbben organik bir sebep bulunamayan Nebahat Hanım’ın felçli hali, kimilerine göre Peyami Safa’yı elde tutma çabasının ters görüntülü halidir. Nebahat Hanım’ın yıllar süren hastalığı yazarı dünyasından bezdirdiği bilinmektedir. Bunla birlikte karısını iyileştirmek için kitaplarının bütün haklarını yayıncı Garbis Fikri’ye yok pahasına sattığı da bir gerçektir.  Asabi bir kadın olan Nebahat Hanım zaman içinde daha da hırçınlaşmıştır. Ayhan Songar, Peyami Safa’nın ölümünden bir gün önce ziyaretine gittiğini, sohbet sırasında yazarın “ Yarın akşam karşıya gideceğim, bir dostumda kalacağım” deyince, Peyami Safa’nın metresine gideceğini anlayan Nebahat Hanım’ın, “Git inşallah cenazen gelir!” dediğini müşahede etmiştir. Peyami Safa’nın evlilik dönemindeki kaçamakları hakkında fazla bir şey bilinmezken, Romancı Sevim Burak’a aşık olduğu bilinmektedir. “ Sevim Ruhum” başlıklı aşk mektubu 1950 tarihinde yayımlanmıştır.

 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3685/kacar-kacar-kacar

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar