Yâd Kerd

Eklenme Tarihi: 20.11.2019 10:01:00 - Güncellenme Tarihi: 29.05.2020 16:20:35

Tasavvufta bir salik için ilk hedef kalp zikrinden letaif zikrine, letaif zikrinden Nefy-u isbat zikrine geçiş yapmaktır. Sonrasında ise seyr u sulûk?u tamamlamak temel hedeftir. Hele bir salik hedefine adım adım ilerlemeye görsün seyr u sulûk?un son aşamasında ?La ilahe illallah? tevhid zikrinin mana ve ruhunu dil ile ikrar edip kalbin tâ derinliklerinde Yüce Allah?ı hatırda tutma hali elde eder bile. İşte elde edilen bu tasavvufi hâl Tarikat-ı Nakşibendiyye yolunda ?Yâd kerd? olarak karşılık bulur da. Nasıl karşılık bulmasın ki, böylesi bir yâd ediş, ne ahrete intikal etmiş olan sevdik yakınlarını benzer, ne de bir başka bir şeyi yâd etmeye. Böylesi bir yâd etmeyi ancak her an Yüce Mevla?nın huzurundaymışçasına eller bağlanmış, boyunlar bükülmüş halde dillerini tek kelimede birleştirmiş salikler idrak edebilir. Ki, kalben hissedilen ve dille ikrar edilen o tek kelime ?Kelime-i tevhid? zikrinden başkası değildir. Bakın Muhammed Saki Seyyidim ?Arifler Yolunun Edepleri? adlı eserinde kelime-i tevhid?in mana ve ruhunu Şah-ı Nakşibend (k.s)?ın dilinden Yâd kerd usulünce şöyle nakleder:
-?La ilahe? nefiy manasınadır. Bununla kâinatta Allah?tan başka hiçbir mabud olmadığına işaret edilir. Akabinde ?illallah? ibaresi gelir ki, bu ise isbattır. Bundan maksat ise hakiki ilahın ve ibadet edilecek mabudun ancak Allah olduğu isbat edilir. En nihayetinde ?Muhammedu?r-Rasulullah? denir. Bu ibareden maksatsa Yüce Allah?a sevilmek ve O?na karşı sevgimizi göstermek için Hz. Peygamber?e uymaya niyet edilir. Çünkü ona uymadan ne tevhid idrak edilir ne de Allah sevgisinin tadına varılır.
Evet, Sadatlar bu yolun başlangıcında taliplilerini ilk evvela lafza-i celal ve letaif zikirleri talim ettirirler. Tâ ki müridinin kalbi kemal bulup letaifler asıllarına kavuşur, bu kez zikirlerin en efdalı ?Kelime-i Tevhid?i hakkıyla yâd etmesi için nefy-u isbat zikri talim ettirirler. Nitekim Muhammed bin Abdullah el- Hâni ?Adap? adlı eserinde bu talimnamenin tatbikini şöyle açıklar da:
-Salik murakabe derslerine geldikten sonra zikrini ?Nefy ü isbat? yoluyla yapmalıdır. Her gün belirli sayıda buna devam eder. Bu merhalede ?Nefy ü isbat? zikrinin dil ile yapılmasının şart olduğu açıklandı. Çünkü kalb, unsurlara bağlı olması sebebiyle unsur tefsiriyle paslanabilir. Nefy ü isbat ise dil ile yapılınca bu paslar zail olur. Böylece murakabe noktasından müşahede mertebesine yükselir. Bu terimin bir başka manası, daimi zikir halinde olmaktır. Kalple veya dil ile olsun, Zât ismi veya bir başka zikir ?Nefy u isbat? şeklinde yapılmış olması müsavidir. Maksad zikrin kesintisiz bir şekilde devam etmesidir. Allah ile ancak bu şekilde huzura varılır. Keza bu terimin bir başka manası gaflete mahal bırakmadan zikre devam etmektir. Çünkü Cenabı Hak ?Unuttuğun zaman Rabbini zikret? buyurmuştur.
Peki, ?Nefy ü isbat? zikri iyi hoşta ?Yâd kerd? usulünün uygulaması nasıl olacak. Reşahhat kitabının sayfalarını çevirdiğimizde bu sorunun cevabını Mevlana Sa?deddin-i Kâşgâri?nin şu sözlerinde şöyle müşahede ederiz:
-Zikir taliminin usulü şöyledir: Şeyh kalple ?La ilahe illallah, Muhammedün-Rasulûllah? der, müridde gönlünü hazırlayıp şeyhin gönlüyle bütünleştirir, gözünü ve ağzını kapatır, dilini damağına yapıştırır, dişlerini birbiri üzerine koyarak nefesini tutar ve bütün gücüyle şeyhin muvafakati üzere diliyle söylemeden zikre başlar. Mürid bu zikir esnasında nefesini tutma hususunda sabretmeli ve bir nefeste üç defa ?Kelime-i tevhidi? söylemelidir. Bu hal, zikrin tadı gönlüne yerleşene kadar sürmelidir? diye açıklık getirir.
Hakeza Gavs-i Sani (k.s)?de sofilerine bu zikri talim ettirirken şöyle tembihler:
-?Nefy-i isbat dersinde ?la ilahe? derken alından sağ omuz üzerine gelme esnasında Allahlık iddiasında bulunan Nemrud, Firavun, putlar, her kim ve her ne var ise tevhid kılıcıyla hepsini temizleyeceksiniz. O nefiy cümlesinin nuru, Allah?tan başkasın silecek. ?illallah? deyince öyle bir kalbe indireceksin ki bütün vücuda dağıldığını hissedeceksin. Sonunda ?Muhammedün Resûlullah? derken Allah?ın huzurunda kendinizi hissedecek ve O huzurda (kalben) ?Muhammed senin Resulündür? diye haykıracaksın.?
İşte yukarıda zikredilen açıklamalardan öyle anlaşılıyor ki Yüce Allah?ı ?Yâd kerd? adabı usulünce zikretmek için mutlaka bir kılavuza ihtiyaç vardır. Zira İmam-ı Şarani Arifibillah, "Nefahat" adlı eserinde, müridlerin kalbinin fethi için gerekli olan 20 adaptan söz eder. Ki, bu adapların dördüncüsünden bahsederken şöyle der: "Bir salik zikre başlarken kalbiyle, şeyhin himmetinden istimdat beklemek, şeyhinden medet istemek vardır ki bu; gerçekte Resulullah (s.a.v)?den istimdad dilemektir. Çünkü mürşid, onunla Peygamber (s.a.v) arasında bir vasıtadır."
Gerçektende öyle değil mi, yol bilenle ancak kat edilebiliyor. Düşünsenize klavuzsuz yola çıktığını, bir şekilde o yolcunun yolda haramilere yem olacağı muhakkak. Allah yolunda da durum böyledir. Dolayısıyla ?Nefy-u isbat? zikri öyle herkesin kafasına göre çekeceği bir zikir değil, mutlaka bir yol göstericinin rehberliğinde usulü ve yordamınca çekilmesi gereken bir zikirdir. Bu demektir ki, nefis terbiyesi ne dişe diş mücadele ederek ne de zulmederek gerçekleşir, nefis terbiyesi ancak Allah adını kalpte sıkça zikredip en nihayetinde ?Nefy-u isbat? zikriyle Müslüman olmasıyla birlikte ıslah olabiliyor. Nitekim Gavs-ı Sâni (k.s) bu hususa şöyle açıklık getirir de:
-? Vird nurdur, ışıktır, aynen taksinin farı gibidir. Taksinin her şeyi olsa fakat farı olmasa gidemez. Kısa zamanda tepetaklak olur. Vird, zikir kalbin kirini pasını temizler, insan günah işlemeye başlayınca kalp yara alır. Bu durum, odanın içinde yanan bir sobaya benzer. Soba devamlı yan yana boruların içi kurum bağlar, temizlenmezse zamanla boruları tıkar, dumanı geri teper, odanın içindekileri zehirler ve öldürür. Aynen bunun gibi zikirde kalbin isini (kurumunu) temizler. Zikir çekilmezse kalbe Allah?ın nuru gelmez. Ya ne gelir? Şeytanın vesvesesi gelir ve Allah?ı unutturuncaya kadar (vesvese) devam eder. Sonunda misaldeki boru gibi tıkanıp insanı (manen) zehirleyerek öldürür. Onun için virdinize dikkat edin. İnsana gerektir ki, zikrullah gibi manevi ilaçlara sarılsın. Zikrullahın sesi şeytanı kaçırır. O çok korkaktır. Bir ses gelse hemen kaçar. Fakat nefs-i emmare öyle değildir. İnsandan bir an bile gafil olmuyor. Kedinin fareyi beklerken takındığı tavır gibi, sessiz bir şekilde insanın hata yapmasını bekliyor. Ne ibadet yapsa mağrur oluyor. Çok dikkatli uyanık olmalıdır. Çünkü nefsin gıdası zulmettir. Letaiflerin gıdası ise, muhabbet ve nurdur. Nefis ancak nefy-i isbat ile Müslüman olur.?
Evet, yeter ki bir salik mürşidinin tarif ettiği usul üzere tevhid zikrinin mana ve ruhunu kalbinin derinliklerinde hissederekten diliyle ikrar etsin, bak o zaman dilinde şadan olan o tevhidi zikir sayesinde salikin kendisi nefse değil, nefis salike uyar hale gelir bile. Ancak dedik ya, Hak yolcusu bir salikin bu aşamaya gelmesi için seyr-u sulûk idmanında çok ter dökmesi icab eder. Şu bir gerçek emek vermeden hiç bir şey elde edilemez, hele ki mevzu ?Yâd kerd? olunca Nefy-u isbat zikri çekmeyince asla ne tevhid bilincine ne de kurtuluşa erişilebilir. Ki Allah?ı çokça zikretmeye mecburuz da. Mutlaka Allah?ı hakkıyla yâd etmek gerekir ki, ruz-i mahşerde Resulü Ekrem (s.a.v.)?in ?Ümmetim, Ümmetim? diyen yalvarması karşısında mahcup duruma düşmüş olmayalım. Malum Peygamberimizin şefaati ahiret yolunda karınca misali de olsa gayret gösterenler içindir. Yeter ki vız vız yapılsın şefaat beraberinde gelir de. Bakın Gavs-ı Hizani (k.s) zamanında Ali adında bir sofi varmış, bu sofi devamlı bal çalarmış. Tabi bu durum herkes dikkatini çektiğinde demişler ki:
- Yahu sen bu elalemin malını niye yiyorsun, sen Allah'tan (c.c) korkmuyor musun?
Bunun üzerine Ali kendiyle baş başa kalıp nefis muhasebesine girdiğinde kendi kendine millet haklıdır der. Hemen kendine bir petek ve arı alıp evime bırakmaya karar verip millet sorduğunda en azından 'Bakın benim arım ve peteğim var' deme şansı bulur da. Derken Ali evine bıraktığı arıya bakıp şöyle der:
-Ey Arı, vız vız senden, bal benden.
Gerçektende çok müthiş veciz bir sözdür bu. Nitekim bu veciz sözden de anlaşıldığı üzere arı misali vız vız yapmadan Cenab-ı Rabbül Âlemi?nden bal dilemek adetullaha aykırı bir talep olur. Madem öyle, bize düşen Yüce Allah?ı fikren, zikren ve şükren vız vız yaparaktan da olsa yâd etmek gerekir ki, hem madden hem manen balla rızıklanmış olalım. Hakeza konuyu hazır balla misallendirmişken yine bir başka bal kıssasına bakmakta fayda var:
Ubeydullah Ahrâr (k.s), bir gün kendisinin ziyaretine gelen misafirlere hoşbeş sohbet ettikten sonra bal ikram etmiş. O sırada ziyarete gelenler arasında bir çocuk da varmış. Çocuk hemen başlamış bal kovanını parmaklamaya. Tabii bu durum Ubeydullah Ahrâr?ın gözünden kaçmaz. Ve çocuğa dönüp şöyle der:
"-Bak evladım senin adın ne?"
Çocuk demiş ki:
"- Bal."
Ubeydullah Ahrâr (k.s) tebessüm edip ilerisini görürcesine şöyle der::
"-Madem sen bu zahiri lezzette kendini kaptırabiliyorsun. Bir gün senin damağına manevi lezzeti tattıracak biri çıkar elbet."
Ne diyelim, işte görüyorsunuz bu dünyada zahiri balı tattığımız gibi manevi balı da tatmalı ki, Yâd kerd usulünce tevhidi bilince varabilelim.
Hâsılı kelam, şu fani dünya hayatında hangi iş üzere olursak olalım önemli olan Allah (c.c)'ın emri doğrultusunda rızkı kazanmak çok mühimdir. Keza manevi rızık peşinden koşmakta çok mühimdir. Şayet manevi rızık peşinden de koşarsak, evden işe işten eve döndüğümüzde gecemiz gündüzümüz ?Yâd kerd? usulü ibadet olacaktır.
Vesselam.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3560/yad-kerd

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
03.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
17.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
18.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
11.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
25.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM