VATAN İÇİN NÖBETTE OLMAK

Eklenme Tarihi: 16.08.2016 13:06:32 - Güncellenme Tarihi: 06.07.2020 07:45:28

15 Temmuz 2016 Cuma gecesi, FETÖ?cü teröristler tarafından gerçekleştirilen iğrenç darbe girişimi hemen o gece, Başkomutan?ın talimatıyla meydanlara inen aziz milletimiz, vatansever polislerimiz ve darbe çağrısını elinin tersiyle iten kahraman askerlerimiz tarafından elbirliğiyle ve can pahasına bastırıldı. 

Ve hemen ertesi geceden itibaren cennet vatanımızın dört bir köşesinde vatan ve demokrasi nöbetleri tutulmaya başlandı. Çoluk-çocuk, yaşlı-genç, zengin-fakir, köylü-şehirli, ilkokul mezunu-profesör, kısacası hiçbir sosyal grup dışarıda kalmaksızın milletin bütün evlâdı geceler boyu nöbet meydanlarına koştu. 

Belki bunun tek istisnası, 240 şehit ve iki binden fazla gazinin varlığına rağmen, o gece yaşananları ?tiyatro? diye nitelendiren küçük bir gürûhtu. Yani, ?aydın? kod adlılar ile onların yaptıkları ve söylediklerini tartışmasız doğru kabul eden küçük halk kesimleri. O ?aydın?lar ki, kendilerini hiçbir zaman bu millete ait hissetmediler ve bu patolojik ruh halini birçok defa çeşitli vesilelerle milleti aşağılamaya çalışarak göstermekten de geri durmadılar. Biz de, bu noktada onların üzerinde fazla durmuyor; tam da burada açıklanan nedenle kendilerini üzerinde durmaya değer bulmayarak devam ediyoruz.
?..  

Tamı tamına yirmi altı gün boyunca tutulan kutsal nöbetler birçok açıdan değerlendirilebilir. Vatan bilinci, millet olma duygusu, şehadet şuuru gibi. 

Bu iğrenç darbe girişimi öncesi döneme bakıldığında, çok çeşitli nedenlere bağlı olarak bir toplumsal ayrışmanın varlığına işaret eden görüntülerle karşılaşmak mümkündü. Bu noktada da, ?aydın? kod adlıların devreye girerek, hatta aktörlüğe soyunarak, hiçbir farklılık görüntüsünü es geçmeksizin ve pireyi deve yaparak, sahadaki tabloyu karartmak için gayret gösterdiğini söylemek durumundayız. Malûm çevrelerin kalemleriyle ve dilleriyle oluşturdukları manzaraya bakıldığında, Türk toplumu, adeta parça parça olmuş, birbiriyle hiçbir paylaşım içerisine girmeyen, dayanışma ve ortaklaşma duygusunu yitirmiş bir topluluklar/ gruplar haline gerilemişti. Her bir başlık tartışma nedeni sayılıyor, en küçük bir ihtilaftan gerilimler ve ayrışmalar üretiliyordu. Sonra da itinayla ve hunharca oluşturulmuş bu parçalanmışlık görüntüsünden yazılar, kitaplar, toplantılar, televizyon programları ve kısacası menfaat/ çıkar devşiriliyordu.

Fakat işte bir tek olay, ne kadar iğrenç bir olay olsa da, bu milletin nasıl da bir ve beraber olduğunu; mesele vatan olduğunda nasıl da her türlü farklılığı aklının ve gönlünün arkasına atabileceğini gösteriverdi. Ve gösterdi ki, etnik kökeni, mezhebi, siyasi görüşü, dini algılama ve yaşama düzeyi, eğitimi, gelir düzeyi ve sosyal statüsü ne olursa olsun, vatan ve bayrak söz konusu olduğunda hiçbir farkı gözü görmez, kulağı duymaz, dikkate almaz bu aziz milletin evlâdı.

İşte bu şuurla, akşamın başlamasıyla birlikte, çalıştığı kurumlarda mesaîsi biter bitmez yaşadığı şehrin meydanlarındaki nöbet yerlerine koştular, gün boyu biriktirdikleri yorgunluğu yok sayarak. Aşk ile? Şevk ile? Evlerinde olan anneler ve çocuklar babalarıyla buluşarak gittiler nöbet yerlerine, mesaî sonralarında. Emekliler vücut dirençlerinin yeteceği zamanları hesaplayarak akın ettiler nöbet noktalarına. Nineler, dedeler dayanabildikleri kadar ayakta kaldılar nöbet yerlerinde, ellerinde Kur?an-ı Kerîmler olduğu halde. Adeta 6-8, 8-10, 10-12 şeklinde, askerlik nöbeti gibi, gece boyu süren nöbetlere kimi vatanseverler ise, sabaha doğru katılıp, sabah namazlarında dualayarak bitirdiler o gecenin nöbetini.

Kamu kurumlarının yanı sıra birçok özel kurum, şirket, holding, sivil toplum kuruluşu ve hatta varlıklı vatanseverler, akşamdan sabaha yiyecek ve içecek ikram etti, vatan ve demokrasi nöbetine koşan vatanseverlere. Kavurma, döner, köfte, baklava, börek, su, çay, kahve, meyve suyu vesaire... Aklınıza ne gelirse?

Başörtülü hanımlar da oradaydı, başı açık olanlar da? Çarşaflı kadınlar da nöbetteydi, makyajlı ve dekolteli hanımlar da? Sünnete uygun sakallı beyler de nöbet noktasındaydı, top sakallılar da, sakalsızlar da? Yırtık pırtık elbiseli vatanseverler de hazırdı meydanlarda, oldukça pahalı kıyafet giymişler de? Yozgatlıların çadırları da vardı aynı meydanlarda, Sivaslıların da, Rizelilerin de, Elazığlıların da? Ne ki, farklılık gibi görünen hangi başlık var ise, hepsi ama hepsi o meydanda arkaya atıldı, ötelendi, yok sayıldı? Çünkü ortak payda vatandı ve elbette gerisi teferruattı.

Herkes birlikte olmak ve en küçük bir kalkışma halinde direniş göstermek şuuruyla oradaydı.  Kanı pahasına, canı pahasına?

İşte bu ruh ile tam yirmi altı gece nöbette oldu bu aziz millet. Ne zaman ki, Sayın Cumhurbaşkanı, yani Başkomutanı ?şimdilik bu kadar? dedi, ancak o zaman evlerine döndü. İkinci bir emre kadar? ?İnşallah bir daha hiç kimse böyle bir hainliğe kalkışmaz ve inşallah bir daha nöbet tutmamız gerekmez? duasıyla birlikte?

Nöbetlerin sona erdirildiği gece, yani 10 Ağustos 2016 Çarşamba gecesi, Sayın Cumhurbaşkanı Külliye?nin bahçesinde yaptığı konuşmada çok ama çok önemli bir konuya temas etti. Belki konuşmanın en can alıcı yerlerinden biri o nokta, o konuydu.

Konuşmanın sonlarına doğru dile getirilen, ?şimdi artık virgülü atıyoruz ve bu demokrasi nöbetlerine ara veriyoruz.  Ama ruh dünyamızdan, gönül dünyamızdan bu nöbetleri çıkarmayacağız? ifadesinin, önümüzdeki süreçte, muhtemel kalkışma veya benzeri olumsuzlukların yaşanabileceğini işaretlediği çok açık. 

Ne ki, bundan daha önemlisi, hassas bir alt metin okumasıyla görüleceği üzere, bu ifade, tüm zamanlarda tutulacak olan vatan nöbetlerine, bu tür nöbetlerin mutlak gerekliliğine ve milletin topyekün olarak, -bütün dönemler itibariyle- bu bilince sahip olmasının zorunluluğuna işaret ediyordu. 

Yani söylenen/ söylenmek istenilen, bize göre, ?bugüne kadar nöbette olduk, bundan sonra nöbette kalmalıyız? idi. Nöbette olmaktan, nöbette kalmaya geçiş? Çok önemli, dahası, vatan ve millet adına ?hayati önemi haiz? bir durum, yaşamsal bir gerçek. 

Nasıl mı olacak ?nöbette kalmak?? 

Bir sonraki yazıya? 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/354/vatan-icin-nobette-olmak

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

18.08.2019 Fenerbahçe, Kahır Sezonu ve Ötesi
12.07.2019 Önce İnsan, Sonra Doktor
09.06.2019 Fransa?yı üzdük Hakan!
27.05.2019 İnsan Tercihlerinin Ürünüdür
06.05.2019 Şehir Kimliği ve Halk Kütüphanesi
17.04.2019 Kütüphaneler ve İnsan İsrafı
25.03.2019 Kütüphanecisi olan kütüphaneler?
04.03.2019 Fenerbahçe?nin yakın geleceği?
12.02.2019 Mevzu futbol ise, insanlık teferruat mıdır?
07.02.2019 Kadın erkek el ele, hedef daha güçlü Türkiye!
26.01.2019 Fenerbahçe?yi yazamamak!
04.01.2019 Kütüphaneciler, kütüphanelerin ve arşivlerin kalbidir!
25.12.2018 Ersun Yanal kötü gidişe dur diyebilecek mi?
18.12.2018 Her şeyi bilenler çağı!
29.10.2018 Koku'ttu gitti!
21.10.2018 Fenerbahçe?den tarihi başarı: 9'da 9
09.10.2018 Eğitimde doğru çıkış kütüphanesiz bulunamaz!
27.09.2018 Aynen aynen, sıkıntı yok!
21.09.2018 Fener sönüyor!
07.09.2018 Kütüphaneciler olmadan asla!
20.08.2018 Süper Lig'e hoş geldin Ankaragücü
18.07.2018 Fransa bileğinin hakkıyla ve alkışlarla
14.07.2018 Tebrikler Belçika
03.07.2018 Japonya'ya saygı gecesi
01.07.2018 Arjantin efsanesi ve Messi feneri
25.06.2018 ?Yeni Türkiye Dersi? başlıyor!
19.06.2018 Fenerbahçe için umudun adı: Ali Koç
04.06.2018 Fenerbahçe?de bir dönemin sonu!
27.05.2018 Ramazan: Müslüman için tefekkür zamanı
16.05.2018 6. Ulusal Yayın Kongresi'nin ardından
29.03.2018 Kütüphaneler, arşivler ve işi ehline vermek
18.03.2018 Yeni bir derbi ve yine bir kandırmaca!
21.02.2018 Terim Etkisi Değil Terin Etkisi Esas Olmalı
31.01.2018 Üç Artı Bir İmparator ya da İmparator Kime Denir?
27.12.2017 İNTERNET İCAT EDİLDİ, EDEBİYAT "BOZULDU"
12.12.2017 İSTİKÂMET YAŞAYAN KÜTÜPHANELER!
21.11.2017 ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ ÇALIŞTAYI
14.11.2017 KÜTÜPHANECİ YETİŞTİRİLMESİN O HALDE!
31.10.2017 KİTAPLAR, KÜTÜPHANELER VE ÇOCUK CIVILTILARI
17.10.2017 ZAFERİMİZLE ÖVÜNEBİLİRİZ!
10.10.2017 AMPUTE DEĞİL CESUR YÜREK MİLLİ TAKIMI
07.10.2017 MİLLİ TAKIM: EL ELDE BAŞ BAŞTA
24.09.2017 TÜRK FUTBOLU KAYBETTİ
14.09.2017 BEŞİKTAŞ'I İZLEMEYE DEVAM
12.09.2017 KÜLTÜREL MİRAS, KÜTÜPHANELER VE BURSA
03.09.2017 LUCESCU?NUN YANLIŞ İLİKLENMİŞ DÜĞMELERİ VE MİLLİ TAKIM
28.08.2017 FENERBAHÇE GÜNÜ KURTARDI
25.08.2017 FENERBAHÇE NEREYE?
22.08.2017 BİLGİSİZLİĞİN FATURASI AĞIRDIR!
15.08.2017 SON AĞAÇ KURUDUĞUNDA
08.08.2017 YİNE DE BEŞİKTAŞ, YİNE BEŞİKTAŞ
01.08.2017 ÖLÜNCE BÖYLE ÖLMELİ İNSAN
18.07.2017 VATANINI EN ÇOK SEVEN?
15.07.2017 METİN DOĞAN GAZİDİR
05.07.2017 GÂVURLUK YAPMAK!
05.06.2017 GÖZ GÖZ GÖZTEPE NİHAYET SÜPER LİG?DE!
30.05.2017 BEŞİKTAŞ AŞKLA VE ALKIŞLARLA ŞAMPİYON
19.05.2017 LİYAKAT OLMADAN GELİŞME OLMAZ!
02.05.2017 SEVERKEN ÖLDÜRMEK
25.04.2017 FUTBOLDA KALİTENİN ADI: BEŞİKTAŞ
11.04.2017 BİLGİYE ?EVET?, BİLGİSİZLİĞE ?HAYIR?
07.04.2017 BAĞCILAR?DA HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
14.03.2017 EŞEKLİ KÜTÜPHANECİDEN BİSİKLETLİ KÜTÜPHANECİYE
08.03.2017 III. MİLLİ KÜLTÜR ŞÛRASI VE KÜTÜPHANECİLİK
22.02.2017 NAM-I DİĞER ATOM KARINCA
14.02.2017 BİR ÂLİM ÖLDÜ DİYELER?
08.02.2017 ALKIŞLAR MEDİPOL BAŞAKŞEHİR?E
30.01.2017 KÜTÜPHANELERDE GEÇEN KIYMETLİ ÖMÜRLER
18.01.2017 FETÖ'CÜLER VE KUL HAKKI
12.01.2017 ÇILDIRIYORSUNUZ DEĞİL Mİ?
03.01.2017 TERÖR, AMERİKA, İŞBİRLİĞİ VE FETÖ
28.12.2016 KRONİK KÖTÜMSERLİK SENDROMU
21.12.2016 ŞEHİDİNİZDEN MEKTUP VAR
13.12.2016 VATANA AİDİYET BİLİNCİ
06.12.2016 DEVLETTE ?TOPYEKÛN- YENİDEN YAPILANMA
28.11.2016 DIRK ADVOCAAT KANARYAYI KANATLANDIRIRKEN?
22.11.2016 YAN AMERİKA YAN!
13.11.2016 MİLLİ MAÇIN PSİKOLOJİK ANALİZİ
08.11.2016 DARBE İĞRENÇLİĞİN DİĞER ADIDIR
01.11.2016 MÜLTECİ DEĞİL MUHACİR!
25.10.2016 İŞ VERDİNİZ DE ÇALIŞMADILAR MI?
18.10.2016 KÜTÜPHANESİZ ÜNİVERSİTE YA DA BURÇSUZ KALE
11.10.2016 HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
04.10.2016 LİYAKAT ODAKLI YENİDEN YAPILANMA
27.09.2016 15 TEMMUZ DEMOKRASİ MEYDANI
20.09.2016 BİR FENERBAHÇE YAZISI
06.09.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE KALMAK
16.08.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE OLMAK
09.08.2016 MİLLETİ KALBİNDEN VURMAK
02.08.2016 BİZ KİMİZ SORUSU ÜZERİNE YENİDEN DÜŞÜNMEK
26.07.2016 YENİDEN ÇANAKKALE RUHU
19.07.2016 YENİDEN YAPILANMA ZAMANI
12.07.2016 FATURAYI KİM ÖDEYECEK?
05.07.2016 BAYRAMI GÖSTERMEYEN MİLLİ FUTBOL TAKIMIMIZ
28.06.2016 TÜRK USULÜ FUTBOLLA BURAYA KADAR
21.06.2016 BU KARNE KİMİN?
14.06.2016 HADİ ASLANIM HADİ KOÇUM!
07.06.2016 ÖNCE DÜŞÜNCE SONRA HAREKET