Sırada Ne Var?

Eklenme Tarihi: 08.11.2019 10:25:00 - Güncellenme Tarihi: 04.08.2020 22:40:33

Yargı  üç buçuk yıl önce verdiği kararı bugün  yanlış bir karar olarak nitelendiriyorsa vay halimize. Suç aynı suçken, yargı sisteminde de değişiklik yokken;  FETÖ terör örgütüne gizli emellerini gerçekleştirmesi için yazı ile destek olması kaynaklı verilen  ağırlaştırılmış müebbet kararı bugün tahliye ile neticeleniyorsa, adama ?Sizin dağıttığınız adalet, zamana ve zemine göre değişiyor mu ??diye  sorarlar. 

 Bu durum açıkça gösteriyor ki, bizim  hukukumuz hukuk olmaktan çıkmıştır. Kendi içinde birliktelik sağlayamayan  hukuk, bu gidişle daha çok can yakıp adaletsizlik dağıtmaya devam edeceğe benziyor. Bu şartlar dahilinde  hukuk, köklü bir  hukuk reformuyla,  adaletin   herkes için  olduğu bir yapıya kavuşturulmak zorundadır.

İktidar;  içerde ve dışarda  muhalefeti çoğaltınca FETÖ?ye  yazılarıyla destek verdiğini iddia edip müebbetle yargıladığı  Nazlı Ilıcak ve Ahmet Altan?ı, kendi  siyasi ikbalini tahkim  edebilmek amaçlı,   tahliye etmiş olabilir. Geçmişte  bu iki ismin  tutuklanmaları, nasıl ki siyasi iktidarın mevcudiyetini devam ettirmesine  zarar verdiği  düşünüldüğü için gerçekleştirildiyse; tahliyeleri de yine siyasi iktidarın, iktidarını devam ettirebilmesine yönelik katkı sunacağı hesabı ile yapılmış olduğunu düşündürüyor.   Ya da  hükümet tarafından gerçekleştirilen bu eylem,  iç ve dış kuşatmalardan  birini çözmeye yönelik bir girişimin başlangıcı  da olabilir. 

 Bugün itibarıyla, bilerek ve isteyerek  terör örgütüne yazılarıyla yardım etseler bile,  hükümete ve meclise karşı şiddet kullanarak darbe girişiminde bulunmamış ve örgüt içinde yer almamış  olmaları  nedeniyle  FETÖ üyesi sayılmayanlara cezasızlık hali gerekiyorsa,   Altan ve Ilıcak, üç buçuk yıl hapiste neden yattı? Neden önce suçlu bulduğumuzu  belli bir süre sonra  suçsuz buluyoruz? Örgüte üye olunmasa da  örgütün  emellerini gerçekleştirecek şekilde  destek olmak yaklaşık bin iki yüz gün  hapis yatmayı gerektiriyorsa, FETÖ?nün devlet içinde güçlenmesine sebep olanlar için de  daha ağır bir ceza geçerli olmalıydı;  eğer adil bir ülkede yaşıyorsak.  

Arkası olanlar tahliye oluyor. Bu Nazlı Ilıcak ya da Ahmet Altan olabileceği gibi birilerinin damadı da olabiliyor.  Hapisten de çıkıyorlar, görevlerine  iade de oluyorlar.   Allah arkası olmayan garip gurebaya,  fakir fukaraya yardım etsin.  Yine zengin sever olduk, arkası olanların arkasında durmaya başladık.   Bu millet duruma göre müebbetler veya tahliyeler istemiyor. İşlediği suç kadar ceza almak  istiyor; kısaca adalet istiyor.  Yola çıkış sebebi ile   fiilleri  örtüşmeyen iktidar sahipleri bu konu hakkında bence durup düşünmeliler.

 Bu yapı kırk yılı aşkın bir süredir Anadolu?nun her karış toprağını  kirli emelleri için  sinsice örerken,  siyasilerimizin  bu durumu fark etmediklerini  biliyoruz. Diyeceğim o ki; suçlu aranıyorsa  bir kısım siyasiler önce  kendilerine bakmalıdırlar. Cumhurbaşkanı?nı, Başbakanı aldatan örgüt,  saf ve masum Anadolu çocuklarını da aldatmıştır. Siyasiler örgüt tarafından   kandırılıyor ama Anadolu insanına gelince örgüt tarafından kandırılmıyor.  Bu nasıl oluyor? Bu çelişkinin izahı devlet büyüklerimiz tarafından bir an önce yapılmalıdır. 

 Bu tahliye bir başlangıçtı, devam edeceğinin haberini şimdiden   verebiliriz. 

 Anlaşılan o ki; siyasal iktidar, iktidarının sonuna yaklaştıkça,  sanırım iktidar olma sürecini uzatabilmek amaçlı, önceden suçlu dediklerine  şimdi suçsuz diyebiliyor. Baştaki tutuklama kararı ya da  sondaki tahliye  kararından biri yanlış,  birisi de doğrudur.  Burada  dikkate değer bulunan  her halükarda iki karardan birinin yanlış olmasıdır. 

Son tahliye kararı gösteriyor ki;  hukuk, iktidarın güç kaybı ile yeni bir hukuksuzluğa doğru savrulmaktadır.

 Tahliyelerin Bülent Arınç?ın en güçlü KHK çıkışından hemen sonra ve ABD ziyaretinden  de  önce  gelmiş olması, gerçekleşen  tahliyeleri  masumiyetten  uzaklaştırmaktadır.  İnsan kendini şu düşünceden alamıyor: Nazlı Ilıcak ve Ahmet Altan?ın tahliyeleri, Beyaz Saray?a kabul edilmenin ön şartı mı?  Buna göre, şimdilik ABD?nin verdiği   ödevi başarı ile tamamlamışız gibi görünüyor. Artık 13 Kasım?da   ABD?ye gidebiliriz. 

 Peki, bundan sonra  sırada ne var acaba?

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3525/sirada-ne-var

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

04.08.2020 Küçük Eşyaların Şairi Sedat Umran
26.07.2020 Toplumsal Taleplerin Yanında Ayasofya
17.07.2020 15 Temmuz’un İlk Şehidi Kim?
02.07.2020 Siyasi Ego Zirve Yapınca
23.06.2020 Hükümetin Masal Aynası Troller
16.06.2020 Vesayetçi Yeni Anlayış
07.06.2020 Sakalı Bahçeli ile Perinçek’e Kaptırınca
01.06.2020 Siyaset Dışına İtilmek İstenen Bir Entelektüel
23.05.2020 Davutoğlu’ndan Uygulamalı Edep Dersi
19.05.2020 Dini Sembollerle  Siyasi Saflara Uzanış
13.05.2020 Sorun Sistemde mi Yönetimde  mi?
07.05.2020 Kamusal Öteki Yaratma  Çabası
02.05.2020 Ülke Yönetimi Algıya Kalınca
22.04.2020 Demokratik Hukuk Devletinden Mafyatik Devlete
20.04.2020 Ülke mi yönetiyoruz ceza mı kesiyoruz?
14.04.2020 Soylu'dan Soylu Davranış
10.04.2020 Tekalif-i Milliye ve Döviz
05.04.2020 Meşru Söylemlerle Gayrı Meşru İşler Yapmak
02.04.2020 "Himmet"ten "Kampanya"ya
27.03.2020 Lider sarayda, halk sahipsiz
11.03.2020 Göç Filmi
01.03.2020 Bu Gidiş Nereye?
21.02.2020 Dış Politika
13.02.2020 İstanbul Depreme Yakalanmadan
06.02.2020 O Kimi Arıyor?
29.01.2020 Sentez ve Kadın
22.01.2020 Yolculuk
17.01.2020 Kaçar, Kaçar, Kaçar
08.01.2020 Doğu'ya Karşı Batı Tercihi
04.01.2020 Kadını Evde Tutma Çabası ve Peyami Safa
29.12.2019 Montrö ve Kanal İstanbul
26.12.2019 Halkın Adamı
09.12.2019 Millet Ağaca Değil Meyvesine Bakar
30.11.2019 İyi İnsan İyi Devlet
30.11.2019 İyi İnsan İyi Devlet
13.11.2019 Edward Said ve Şarkiyatçılık (Oryantalizm)
08.11.2019 Sırada Ne Var?
28.10.2019 Kim Kazandı?
21.10.2019 Bir Yıldız Daha Kaydı
19.10.2019 ?Güvenli Bölge? Talebi
08.10.2019 Çoban, Sis ve Rüzgar
04.10.2019 'Yüzde Kırk'a Muhtaç Olmak
01.10.2019 Yeni Bir Koşunun Başlangıcında
26.09.2019 'Nereden Nereye' Geldik