Kanla olgunlaştırılan Darbe: 12 Eylül

Eklenme Tarihi: 12.09.2019 05:49:00 - Güncellenme Tarihi: 03.08.2020 17:12:21

Her 12 Eylül?de içime bir karanlık çöker, ruhum daralır, kanım çekilir ve gözlerimden damla damla süzülen damlacıklara engel olacak dermanım kesilir?

?Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgâr gibi, süzülüyorum?

12 Eylül, devleti yönetenlerin, bilinen iki bin yıla yakın tarihi olan ordumuzu yöneten komutanların nasıl zalimleştiklerini gösteren bir süreç?

İnsanlık dışı, edep dışı, insanlığın yüz karası, iğrenç eziyetler çektirildi.

Düşmana dahi uygun görülemeyecek işkenceler; vatan, millet, bayrak, ezan ve devlet diyen ülkücülere reva görülüyordu.

Bir milyondan fazla; ülkücü, milliyetçi, idealist gençliğin lideri konumundaki Muhsin Yazıcıoğlu; en aşağılık, en zalimane işkencelere tabi tutuluyordu?

Elbette sadece Muhsin Yazıcıoğlu değildi, her türlü işkenceye maruz kalan? Ülkücüler, solcular ve idealistlerin tamamı işkencelerden geçti.

12 Eylül tarihini hep hafızamdan silmek istemişimdir. Türk Milleti adına yönetime el koyduklarını ifade edenler; vatanını, milletini, ezanını, bayrağını, devletini daha da yüceltmek için çaba sarf eden Türk Milliyetçilerine en alçakça işkenceleri reva görüyorlardı.

Bize göre; fikir ve düşünceleri ne olursa olsun, yapılan işkencelerin tamamının insanlık suçu olduğunu belirtmeliyim.

Sonradan suçsuz olduğu anlaşılan Mustafa Pehlivanoğlu?na da ağladık, 17 yaşındayken kâğıt üstünde yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren?e de yandık.

Bir sağdan, bir soldan idamlar devam ederken darbenin başı Kenan Evren; ?Asmayalım da besleyelim mi?? diyordu.

İdamlar devam ediyordu, bir taraftan da işkenceden ölenlerin sayısı 170?i geçmişti. 300 de kuşkulu ölüm vardı.

O işkencelere direnebilen Muhsin Yazıcıoğlu bir röportajında kendi yaşadıklarının bir kısmını özet olarak şöyle anlatıyordu: ?Kızılay'da kaldığım bir büroda gözaltına alındım. Dubleks bir apartman dairesiydi. İki kapısı vardı. Gözaltına almak için kapının zilini çaldıklarında ben, 'Hazırlanıyorum' diye seslendim. İki kapıyı birden omuzlayarak patlattılar ve içeri girdiler.

Gözaltına alır almaz, önce bir tekme atıp hakaret ettiler, sonra da gözümü bağlayıp meçhul bir yere götürdüler. Götürüldüğüm yer Mamak Cezaevi'nin C Bloğu'ydu. Burası, suç işleyen askeri personelin disiplin merkeziydi.

Orası, düzenlenerek ülkücülere işkence merkezine dönüştürüldü. İşkence merkezine dönüştürülen yerde arkadaşlarımızla gözlerimiz bağlı olarak 20 gün kadar kaldım.

İhtilalden sonra, sağcıları Mamak C-5 Blok'ta, solcuları Emniyet'te sorguladılar. Sağcılara solcu polis, solculara sağcı polis görevlendirmek suretiyle bu insanların yaşadıkları acılar derinleştirildi. C-5'teki sorgulama sırasında gözlerimiz bağlıydı. Çırılçıplak soyundurularak dilimizden, dişimizden, tenasül uzvumuzdan, ayak ve el parmaklarımızdan cereyan veriliyordu. Omuzlarımıza bağlanmış kalaslarla yukarıya çekip, boşluktayken sorgulama yapıyorlardı. En adi işkencelere maruz bırakıldık.

İlk günler yemek ve su da vermiyorlardı. Daha sonra bir parça kuru ekmek, bir de ağzımızı ıslatacak kadar su verildi. Ardından da normal karavana yemeğe dönüldü. Yemek sırasında sağına soluna dönmemek, sadece tabağına ve kaşığına bakmak kaydıyla gözlerimiz yarım açılıyordu. Yemeklerden sonra da hemen kapatılıyordu.

Sopalı işkencede sağ ayağımın ikinci parmağı zarar gördü. Kırılan tırnağım bir daha çıkmadı. Çorabımı her çıkardığımda o günler aklıma geliyor.?

Sol- sağ çatışması Türkiye üzerine oynanan oyunların bir parçasıydı. Kardeşi kardeşe kırdırarak vatanımızı, bölüp-parçalamak dış düşmanların-mihrakların projesiydi. Bu proje, Türkiye düşmanlarının epeyce de işine yaradı. Kardeş kardeşi öldürüyordu ve 12 Eylül 1980 darbesine bir yıl kala olayların şiddeti ve miktarı 3-4 kat artmıştı.

Niçin artmıştı eylemler, onun cevabını da darbenin başı Kenan Evren?in şu ifadelerinde görebiliriz: ?Müdahaleden önce bir yıl düşündük, bir yıl önce planladık ama şartların olgunlaşmasını bekledik?

12 Eylül?cülerinin yargılandığı davalarda da görüldü ki, bu beyler sadece beklememişler, pek çok provokasyon ile darbe şartlarının olgunlaşmasına büyük katkılar yapmıştırlar. Son bir yılda olayların bu denli artmasının sebebi bizatihi darbecilerin çabaları ile olmuştur.

12 Eylül sabahı olaylar durmuştur

12 Eylül sabahına, bir gün önce oluk oluk akan kan bir anda bıçak gibi kesilivermiş, örgütler evlerinden, işyerlerinden toplanmıştı. Zaten ülkenin büyük bir kısmında sıkıyönetim hâkimdi. Demek ki 12 Eylül sabahı ellerinde bulunan imkânları daha önce kullansalardı ki, bu imkânlar o zaman da mevcuttu, 12 Eylül Darbesine ihtiyaç kalmayacaktı. Darbe neyi değiştirmişti ki olaylar bir anda bitivermişti. Darbe olmadan da sıkıyönetim gücü ile bunların önü alınabilirdi ancak yapmadılar.

Darbe şartlarının olgulaştırılması için çaba sarf edildi, vatandaşın; ?ordu gayrı yönetime el koysun? psikolojisine gelmesi sağlandı.

31 Vakası dâhil, darbelerin- muhtıraların tamamı bu ülkeye korkunç zararlar vermiş, geri kalmasına sebep olmuş, topyekûn bir milletin psikolojisin bozmuştur. Periyodik hale gelen darbeler Türk Milletini adeta korku ve sindirilmişlik kültürünün zebunu yapmıştır.

12 Eylül Darbesine ait birkaç rakam dahi acımasızlığı anlatmaya yeter:

650.000?den fazla kişi gözaltına alınmış, 1 milyon 683 bin kişi fişlenmiş. 210 bin dava açıldı ve bu davalarda 230 bin kişi yargılanmış. 7 bin kişi için idam cezası istenmiş, 517 kişiye idam cezası verilmiş. İdamların 50'si infaz edilmiş.

98.404 kişi "örgüt üyesi" olarak yargılandı. 388.000 kişiye pasaport verilmedi. 14.000 kişi vatandaşlıktan çıkarıldı. 30.000 kişi mülteci olarak yurt dışına gitti.

300 kişi kuşkulu şekilde öldü.

Cezaevlerinde 299 kişi yaşamını yitirdi.

171 kişinin "işkence"den öldüğü belgelendi.

95 kişi "çatışmada" öldü.

16 kişi "kaçarken" vuruldu. 7

3 kişiye "doğal ölüm" raporu verildi.

14 kişi "açlık grevinde" öldü.

43 kişinin "intihar ettiği" bildirildi.

23.677 derneğin faaliyeti durduruldu. 30.000 kişi işten atıldı. 3.854 öğretmen, 120 akademisyen işlerinden ihraç edildi. 47 hâkimin işine son verildi. 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3390/kanla-olgunlastirilan-darbe-12-eylul

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

02.08.2020 Hacc’ın Mânâsı, Derûnumuza ve Dünyamıza Bakan Yönleri-II
31.07.2020 Bayramlar Kaf Dağının Ardında Kaldı!...
30.07.2020 Haccın Mânâsı, Derûnumuza ve Dünyamıza Bakan Yönleri – I
28.07.2020 Bakalım Ayasofya Devasa Sorunlara Çözüm Olacak mı?
24.07.2020 Türkülerimiz;Vatanlarının Bir Türküsü için Canlarını Feda Eden İnsanlar Vardı…
17.07.2020 Çok Şükür Zincirler Kırıldı ve Ayasofya İbâdete Açıldı
03.07.2020 Dr. Mehmet Güneş’in kaleminden; “Gül’e Arz-ı Hâl” (1)
29.06.2020 Hamza Yerlikaya’ya Açık Mektup
17.06.2020 “Velî” Bir Türk Milliyetçisi: Dündar Taşer
15.06.2020 Güzel İcraatları Alkışlamak Vicdani Sorumluluğumuzdur, Kartal-Pençe Opr. Hayırlı Olsun
13.06.2020 Seçimle gelenlerin vatanı satma hakları mı var?
08.06.2020 Türk Şiiri'nin ve İdeâlizmin Son Efsânesi, 'Abdurrahim Karakoç'
06.06.2020 Lambadaki Alevi Üşüten Adam, Ruhun Şad Olsun
26.05.2020 20. Asrın “Çile” Harmanı Necip Fazıl’ı Anıyoruz
25.05.2020 Dr. Mehmet Güneş'in kaleminden 'Bayram Duası'
24.05.2020 Akit TV’den Ahmet Davutoğlu’na Salvolar…
15.05.2020 'En iyi' hatta 'İyi' olmanıza hiç gerek yoktur!...
14.05.2020 Türk Dil Bayramı ve Hançerlenen Türkçemiz
10.05.2020 Anneler Gününde Bir Kadının Hezeyanları!
10.05.2020 Dr. Mehmet Güneş’in Kaleminden: Annelerimiz
06.05.2020 Bu Günlerde Türkiye Nasıl Bir Sınav Veriyor?
03.05.2020 Dr. Mehmet Güneş'in kaleminden; 3 Mayıs 1944 Türkçülük Günü
30.04.2020 Kûtü'l- Amâre Zaferimizin 104. Yıldönümü Kutlu Olsun...
29.04.2020 Bu virüs, Korona’dan daha tehlikeli!
28.04.2020 Dr. Mehmet Güneş ve Makalesi; “Türk Kimdir, Türk Olmak Nedir?”
25.04.2020 Bir Büyük Âlim, Gerçek Bir Mütefekkir ve “Altın Beyinli” Bir Millî Mürşid
18.04.2020 Yaşat Ermeni’yi, Öldürsün Türk’ü
03.04.2020 “Biz bize yeteriz” mi, “Biz size yeteriz” mi olmalıydı?
25.03.2020 Şehadetinin 11'inci yılında, arkadaş seçtiklerini görsen ağlardın!...
19.03.2020 Yârdan geçilir, serden geçilir ancak Çanakkale’den geçilmez!
16.03.2020 “Ülkü Denen Nazlı Gelin”e Sevdâlı Bir Güzel İnsan: Hüseyin Aras
14.03.2020 Rütbesiz Bir Mareşal: Gâlip Erdem
13.03.2020 Bir efsaneyi anarken… O, başka korona virüslerle mücadele etti
23.02.2020 Ülkücü katili Büyükelçi atandı, ağlamak istiyorum!...
21.02.2020 Havada savaş kokusu var…
10.02.2020 Sen Kimsin ya… Derhal istifa et; Rumların, Amerika’nın yetiştirmesi…
31.01.2020 Gelecek Partisinin geleceği!...
31.12.2019 Muhsin Yazıcıoğlu’nun doğum günü birkaç güzel anı, birkaç satır yılbaşı…
30.11.2019 Bir Ülkü Çınarını daha yolcu ederken?
21.11.2019 Muhteşem iki Röportaj?
10.11.2019 81?nci Yılında Atatürk?ü Anarken Saldırılar?
13.10.2019 Aykırı seslerin değil, Dua ve Birliğin zamanı
19.09.2019 Diyarbakır?da Tiyatro?
12.09.2019 Kanla olgunlaştırılan Darbe: 12 Eylül
06.08.2019 Köprüler, otoyollar millete zulüm!...
17.07.2019 Ankara?nın gündemi: Yeni partiler ve erken seçim
14.07.2019 15 Temmuz, Öncesi ve Sonrası
09.07.2019 'İnsanı Düzeltmeden Yargıyı Düzeltemezmişiz' Gaflet?
01.07.2019 AKP ve ?Tek Adam Rejiminin? Sonu mu?
19.06.2019 Savaş Kapımızda, Orduyu Terhis mi Ediyorsunuz?
03.06.2019 Bayramlar Anlamını Yitirdi?
28.05.2019 Tayyip Erdoğan?ın Ülkesinde?
15.05.2019 Benim Tarafım Belli, Ya Siz Kimden Yanasınız?
07.05.2019 YSK ve Akıl Tutulması?
23.04.2019 Yeni Parti-Partiler yolda, AKP yolun sonu mu?
21.04.2019 Mansur Yavaş?a Açık Mektup?
07.04.2019 Zenginleşen belediye başkanı istemiyoruz!...
02.04.2019 31 Mart 2019 Yerel Seçimlerini kim kazandı?
26.03.2019 Muhsin Başkan?la ilgili çok ilginç bir anı
18.03.2019 Türkiye?de yeni bir partiye ihtiyaç var mıdır?
10.03.2019 'Varlık-yokluk kuyruğu? tartışmaları ve asıl sorun?'
04.03.2019 Ankara?nın kurtuluşu Mansur Yavaş
25.02.2019 Bu konuda Erdoğan haklı, ancak?
21.02.2019 Yurdun ozanı susturulursa, ezanı da susturulur?
15.02.2019 Kendini unutan adam Ozan Arif?
05.02.2019 "Evet, Türkiye?nin bir ?Beka Sorunu? var!...