Maârif Dâvâmız-3

Eklenme Tarihi: 24.06.2019 06:00:00 - Güncellenme Tarihi: 07.08.2020 18:03:12

  Eğitimin, ulus kimliğinin şekillendirilmesinde kullanılan ideolojik bir aygıt haline getirilme problemi her dâim varlığını hissettirmiştir. Çok gerilere gitmeden, meşûm 28 Şubat 1997 süreci ile birlikte başlayan kesintisiz 8 yıllık eğitim uygulaması da böyledir, 4+4+4 eğitim reformu da böyledir. İkisiyle de hedeflenen ?makbul vatandaş? yetiştirme politikasıdır. Aradaki en önemli fark makbul vatandaşın tanımında ortaya çıkar. Erken Cumhuriyet Dönemi gibi 55. Hükümet olan Anasol-D Hükümeti de bu makbul vatandaşı ?pozitivist/Kemalist/seküler? olarak tanımlama eğilimindeyken Ak Parti, ?muhafazakar/demokrat/milliyetçi? bir kalıbı ulus kimliği açısından tercih etmektedir. Zâten Tayyip Erdoğan?ın başbakanken söylediği ?dindar nesil yetiştireceğiz? sözü de bunu ifade eder.

      Ak Parti?nin eğitim politikalarında öne çıkan bu desekülarizasyon olgusu ve bu süreç ne yazık ki pek çok problemi de beraberinde getirdi. Reform diye toplumun önüne konulan pek çok yenilik kısa bir süre sonra bir daha değiştirilmek suretiyle iş, yap boz tarzına evrildi. 2005 yılında gerçekleştirilen müfredat değişikliği istenen hedefleri gerçekleştirmede yetersiz görülmüş, 2012?de 4+4+4 modeline geçilmişti. 2014?de dershanelerin kapatılması ile başlayan arayış süreci 2017?de tekrar müfredat değişikliğine gidilerek devam ettirildi. Bir de lise ve üniversitelere giriş sınavları meselesi var ki izahı mümkün olmayan trajik bir seyir izleyerek bu günlere geldi. Liselere giriş sınavı olarak 2005?de LGS gitti OKS geldi. 2007?de OKS gitti üç aşamalı SBS geldi. 2010?da SBS üç aşamadan tek aşamaya indirildi. Üniversiteye giriş sınavları da aynı garabeti yaşadı ne yazık ki. 2009?da başlayan, kat sayı uygulamasına son verme girişimleri ancak 2012 yılında gerçekleşebildi. Yapılan yeniliklerin eğitim/maarif sorununu çözmesi beklenirken yeni sosyal ve ekonomik sorunlara neden olması işi içinden çıkılmaz bir hâle getirdi. Ak Parti?nin kültür iktidarını bir türlü elde edemeyişi ve eğitim sorununu çözemeyişi onu daha fazla değişikliğe zorladı. Ve fakat bu değişiklikler çoğu zaman alelacele yapıldı.  İskoçya?da yüksek lisan eğitimi alan bir arkadaşım anlatmıştı. Çalıştığı üniversitedeki bir doktora öğrencisi bir gün bu arkadaştan Türkiye?deki 4+4+4 eğitim sistemine ait pilot uygulama raporlarına bir türlü ulaşamadığını, kendisine yardımcı olmasını ister. Arkadaşım o şahsa böyle bir pilot uygulama raporunun olmadığını, çünkü pilot uygulamanın yapılmadığını söyleyince, o kişi buna inanmaz ve şaşkınlık içinde arkadaşımın yanından ayrılır.

      Elif Gençkal Eroler?in dediği gibi ; ?Ak Parti, İslamcı bir modernleşme ekseninde Türkiye?nin ulus kimliğini yeniden inşa etmeyi hedeflemektedir.? Ama uyguladığı yöntem ne yazık ki yıllarca mücadele ettiği hegemonik tarza yaklaşmaktadır. ?Dindar nesil? kavramsallaştırmasının sorunlu olduğunu fark etmeliydi Ak Parti teorisyenleri. Zîra, Türkiye sınırları içinde yaşayan pek çok kişi kendisini dine ait bir tanımlama içinde görmek istemiyor. Yâni daha fazla bileşeni olan bir tanımlama olarak ?dindar nesil? yerine ?ahlâklı nesil? gibi bir kavram önerilmiş olsaydı hem sosyal mutabakat anlamında hem de yapılan hataların din veya dindarlarla ilişkilendirilerek yıpratılması anlamında daha sağlıklı sonuçlar doğururdu diye düşünmekteyiz.

      Aslında eğitim sorunu dediğimiz şey aynı zamanda öğretmen, aile, çevre ve sistem sorunudur. Yıllardır konuya sadece sistem açısından müdahale edildiği için istenen bir türlü gerçekleşmemektedir. Öğretmen yetiştirme politikaları hep gündemde olmakla birlikte istenen hâle getirilememektedir. Üniversiteler düzeyinde bu sorunu çözseniz bile mevcut bir milyon çalışan öğretmenin varlığı ve yeni yöntem ve tekniklere uyum sorunları; hepsinden önemlisi yaptığı işi bir meslek olarak mı bir sevda olarak mı yaptığı gibi konular siyasi karar mercilerinin önünü tıkamaktadır. ?Öğretmenlik bir meslek değil bir sanattır? diyen İbni Haldun?un bakış açısını merkeze koyup buna göre politikalar üretmediğimiz sürece bu sorun hep var olacaktır. Önümüzdeki hafta yazacağımız, serinin son yazısında, ?öğretmen? olgusunu işleyerek, şimdilik kaydıyla konuyu tamamlayacağız.

     

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3134/maarif-davamiz-3

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

29.06.2020 Dinin Geleceği
11.05.2020 Neden Siyaset
30.03.2020   Hüzün Bulutları
23.03.2020     Virüs Salgını Üzerine Düşünceler
16.03.2020 “Karanlık Çağ”
09.03.2020 "Medeniyet Dönüşümü”
02.03.2020 Aktif Ahlaktan Pasif İmana
24.02.2020 Yeni Bir Yolculuk Hikâyesi
17.02.2020 Tarım Üzerine
10.02.2020 Siyah ve Beyaz Arasındaki Sonsuz Zenginlik
03.02.2020 Mesire Yerindeki Gazete Parçaları
27.01.2020 Bunu da Unuturuz
20.01.2020 Toplumsal Özeleştiri
13.01.2020 “Vicdan Zorbalığa Karşı”
06.01.2020 Kandil Şahsiyetler
30.12.2019 Kanal’a Bakan Kurt Gözleri      
23.12.2019 Gelecek’in Geleceği
16.12.2019 Gelecek Partisi ve Vizyonu
09.12.2019 Demokrasi ve İnsan Hakları Günü
02.12.2019 'Güneşin Doğduğu İnsanlığın Battığı Yer'
25.11.2019 Gücün 'Şehir'le İmtihanı
18.11.2019 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde'
11.11.2019 Arayış
04.11.2019 Din Bilim Siyaset
28.10.2019 İnsanın Dört Mevsimi
21.10.2019 Modern Bunalım
14.10.2019 Gündemlerde Kaybolmak
07.10.2019 Yeni Partiler ve Yeni Siyaset
30.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-5
23.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-4
16.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-3
09.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu -2-
02.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-1
26.08.2019 Terörize Edilebilirlik Açısından Dinler
19.08.2019 Kemalist İslamcı Kürt Alevi ? ve Mutabakat
05.08.2019 Ahlâksız Îman
29.07.2019 Eleştiri Kültürü
22.07.2019 Hoşgörü Toplumu
15.07.2019 Mental Yorgunuyuz
08.07.2019 Hayata Dair
02.07.2019 Lgbt veya Cinsel Engellilik
01.07.2019 MAÂRİF DÂVÂMIZ-4
24.06.2019 Maârif Dâvâmız-3
17.06.2019 Maârif Dâvâmız-2
10.06.2019 Maârif Dâvâmız-1
03.06.2019 ?Hoşbulduk - Güle Güle?