İnsanı Düzeltmeden Yargıyı Düzeltemezsiniz

Eklenme Tarihi: 03.06.2019 06:01:00 - Güncellenme Tarihi: 15.08.2020 13:54:48

Yanlışlığa, kötülüğe ve zulme karşı susanlar; özledik/eri hayatın gelmesini nasıl bekleyebilirler?

Bilmezler mi her şeyin bir bedeli vardır.

Bilelim ki bedeli ödenmemiş bir hayatı yaşamak kimsenin hakkı olmasa gerek.

Öyleyse unutulmasın; yaşamayı hak ettiğimiz hayat, bedelini ödediğimiz hayattır.

Ne fazla ne de az...

*

1.

Bir millet devletini güç ile kurar; güç ve adaletle devam ettirir.

Bu bakımdan bir millet kurucusu olduğu devletten iki hizmet bekler:

_İçte ve dışta güvenliğinin sağlanması

_Adaletin tesisi

Bir ülkede adalet sağlanmamışsa, o ülkede huzurun sağlanması mümkün değildir.

Diğer bir ifadeyle:

Bir ülkede adalet hangi ölçüde sağlanmışsa, huzur da o ölçüde sağlanmıştır yani ülkedeki huzur ancak sağlanan adalet kadardır.

Daha başka bir deyişle:

Bir ülkenin gücü adaleti kadardır ve bir devlet adil olduğu sürece ayakta kalacaktır veya adil olduğu ölçüde itibarlı veya şahsiyetli olacaktır.

Bu bakımdan güç ve adalet devleti ayakta tutan iki ayaktır.

Biri olmadan diğeri olmaz.

Sadece güce dayanan, adil olmayan, insanları arasında adaleti sağlayamayan bir devletin uzun süre ayakta kalması mümkün değildir.

Bu bakımdan bir ülkede gerçekten huzur isteniyorsa; devletin adalet üzerinde hassasiyetle durması, adaletin tesisi için elinden geleni yapması gerekir.

Diğer taraftan, devletin adaleti sağlayabilmesi için, mutlaka güçlü olması gerekir.

Daha açık bir ifadeyle:

Devlet önce güçlü, sonra adil olmaya mecburdur.

Yani gücü olmayan devletin adil olması mümkün değildir.

Adil olmayan bir devletin ülkesindeyse huzurun olmayacağını tekrar belirtmek zorundayız.

Önce güç, sonra adalet derken gücün önceliğini ve olmazsa olmazlığını belirtmek için söylüyoruz.

Biraz önce de belirttiğimiz gibi, bir ülkenin huzuru ve bir devletin devamlılığı için bu iki unsurun birlikte olması gerekir.

*

2.

Adalet, genel geçer bir tarifle, hakkın hak sahibine verilmesinin adıdır.

Bu bakımdan ferdidir ve vazgeçilemeyecek bir haktır.

Kişiye bu hak verilmeyecek olursa zulmedilmiş olur ve bu zulmü yapan ister kişi, ister kurum olsun, o zalimdir.

Çoğunluğun menfaati, kamu yararı gibi gerekçeler, yapılan işin zulüm olmasını önlemez ve zulmün derecesini hafifletmez.

Çünkü ortada bir hak kaybı vardır ve bu hak kaybının telafisi, o hakkı daha çok kişilere vermekle değil; o hakkın ancak hak sahibine iadesi ile mümkündür.

Bu yapılmadığı sürece, hakkı elinden alınan mazlum; hakkı vermeyen ise zalimdir.

Mazlum ve zalimin birlikte yaşadığı bir cemiyette ise huzur beklemek hayalden öteye bir şey değildir.

Bu bakımdan bir ülkede adalet mutlaka sağlanmalıdır.

Bunu sağlamak devletin asli görevi olup; devlet bu işi idare edenler vasıtasıyla yapacaktır.

Fakat devleti yönetmekle görevli olanlar veya devletin herhangi bir kademesinde devlet adına iş yapanlar adil olmazlarsa; devlet zalim gibi gözükür ki, bu doğru değildir.

Çünkü bu durumda zalim olan devlet değil, yönetimdir.

Fakat yönetim, devletin arkasına sığınarak ve devleti dokunulmaz kılarak, zulümlerini örtmeye ve kendilerini saklamaya çalışırlar

*

3.

Bir millet ortak hayali, ortak sevdası, ortak iradesiyle devletini kurup geliştirirken; devlet yönetimini gözetleyecek, kontrol edecek, denetleyecek mekanizmaları da kurup geliştirmek zorundadır.

Aksi halde, devletin asıl sahibi olan millet, yönetenler tarafından istismar edilecek; yönetenler devletin asli görevlerini yapmadıkları gibi, devletin imkânlarını kendi menfaatlerine, birer zulüm vasıtası olarak kullanacaklardır.

Nitekim doğudan batıya, bunu bütün devletlerin yönetimlerinde görmek mümkündür.

Gerçekten de, eğer yönetimi denetleyecek kontrol mekanizmaları kurulmamışsa ve bu mekanizmalar etkin olarak çalışma iradesine ve gücüne sahip değillerse; devleti yönetenler, devlet adına, millete zulmetmekte; yönetimde daha uzun süre kalabilmek için her yolu deneyerek, yetki sınırlarını aşmakta ve milletin her işine karışarak, milleti bir robot gibi yönlendirmeye çalışmaktadırlar.

Halbuki demokratik sistemin tam olarak yerleştiği ve demokrasinin olabildiğince iyi uygulanabildiği ülkelerde, yönetimin kendisine verilen yetkileri uzun süreli olarak çiğnemesi mümkün değildir.

Yönetim, kimi zaman yetkilerini aşabilir ve kendisine verilen görevi kötüye kullanabilir.

Fakat böyle bir yönetim kamuoyundan derhal,en şiddetli tepkiyi görecektir.

Halbuki bizim gibi demokrasinin sadece sözü edildiği ve tam olarak hiç uygulanmadığı ülkelerde, yönetim yanlış yaptıkça, yönetimin etrafını çevreleyenler başta olmak üzere, güç odakları, bu yanlışlara ya göz yummakta veya daha da kötüsü ayakta alkışlamaktadırlar.

Devlette yönetimi bir şekilde ele geçirenlerin, devletin aslı

sahibi olan millete yapacakları zulmün mutlak manada, tam olarak önlenmesi mümkün olabilir mi?

Bu soruya evet demek zor değil, imkansızdır.

İnsanlık tarihine baktığımızda, devlet yönetiminde bulunanların millete zulüm etmedikleri dönemlerde idarenin Allah dostlarında, yani Peygamberlerde, velilerde veya veli huylu kimselerde olduğunu görürüz.

Bu dönemlerin ise genel tarih içinde tuttuğu yerin çok fazla olduğunu söylemek mümkün değildir.

Bu bakımdan pratikte ulaşılamayacak olan mutlak adalet peşinde koşmaktansa, vakıayı kabullenmek ve yönetenlerden gelecek olan zulme karşı hazırlıklı olmak ve bu zulmü önlemeye çalışmak zorundayız.

Çünkü, ister ilahi, ister beşeri olsun hiç bir sistem, gücü elinde tutanın zulmüne tam olarak mani olamaz.

Ta ki, gücü elinde tutan kişi veya kişiler, inandıkları veya kabullendikleri o sistemi kendi ruhi ve bedeni yapılarında tam olarak kurmadıkça...

Sistemi kendi ruh ve beden yapılarında tam olarak kurabilenler ise, biraz önce belirttiğimiz gibi, peygamberler, veliler ve veli yaradılışlı kişilerdir.

Bir sistemde gerek yöneten, gerekse yönetilenler arasında bu tip kişilerin sayısı ne kadar çok olursa, o sistem o kadar iyi işleyecek, adalet o ölçüde var olacak, zulüm o ölçüde yok olacaktır.

Oysa sistemlerin pratiğine baktığımızda uygulamaların, yönetenlere göre çok farklı ve adil olmaktan çok uzak olduklarını görebiliyoruz.

Bir dönemde, bir zaman ve mekân diliminde, sistem adına yapılan bir uygulama adil olabiliyorken; bir başka zaman ve mekân diliminde yine aynı sistem adına yapılan uygulama, zulmün en katmerlisi olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Adalet ve zulüm med-ceziri arasındaki bu çelişkili ve birbirine taban tabana zıt uygulamaları beşeri sistemlerde gördüğümüz gibi, ilahi sistemlerin uygulanışında da görebiliyoruz.

Bu bakımdan, bir sistemin mükemmel işleyişindeki bütün mesele; sistemin, o sistemi kendi bünyesinde kurabilen insanların elinde olmasıdır.

Yani sistem kendi insanını, hangi ölçüde ve ne kadar çok yetiştirebilmişse, o sistem, o ölçüde iyi işleyecektir.

Bu bakımdan bir sistem tek başına hiçbir şey ifade etmeyecektir; o sistemi tam olarak hazmetmiş, gerçek uygulayıcılar olmadıkça...

Şöyle ki, mükemmel bir sistem kötü uygulayıcılar elinde bir zulüm aracı olarak kullanılıp, çok kötü sonuçlar verebildiği gibi; çok kötü ve insan yaradılışına uymayan bir sistem, iyi uygulayıcılar elinde en az zulmün işlendiği, iyi sonuçlar veren bir sistem görünümünde olabilir.

Mükemmel ve çok kötü iki sistem arasındaki fark, birinde zulmün ilahi sistem adına, diğerinde ise beşeri sistem adına işlenmiş olmasıdır.

Oysa zulüm zulümdür; ne adına işlenmiş olursa olsun...

Yani bir sistem tek başına, zulmün derecesini artıramaz veya eksiltemez.

Önemli olan zulmün ne adına yapıldığı değil, ferdin haklarının korunması ve adaletin teessüsüdür.

Adalet sağlanmadıktan ve kişi haklarına kavuşmadıktan sonra; sistemin güzelliğinin ne faydası olacaktır?

Son söz:

Devlet mutlak olarak adildir ve devletin görünürü olan sistem ya devletin adil oluşunu devam ettirir ya da devleti ?zalim devlet? konumuna getirebilir.

Ve insanı düzeltmeden yargı sistemini düzeltmenizin fazlaca bir anlamı olmaz...

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3077/insani-duzeltmeden-yargiyi-duzeltemezsiniz

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

18.01.2020 Akdeniz’de olmak ya da olmamak
03.12.2019 Kadına Dair Notlarım!
15.11.2019 Kaç Bakıcı Bir Anne Eder?
04.11.2019 Derin Devlet ve Devletin Derinliği
07.10.2019 Neme Lazım ya da Tasasız Olmak
22.09.2019 Akrebin Kıskacındaki Türkiye
21.09.2019 Akrebin Kıskacındaki Türkiye
11.09.2019 Böyük Türkiye'ye Büyük Oyun
05.09.2019 'Başlarım Sizin Kürdistan Davanıza!'
26.08.2019 Cinayet mi Kadın Cinayeti mi?
20.08.2019 Bu Topraklar Kılıç Hakkımızdır
05.08.2019 Tayyip Bey ve Cihan Devleti Yürüyüşü
30.07.2019 Ak Parti Nasıl Kurtulur?
22.07.2019 Türk Milletinin Ruhunda Devlet Geni Vardır
15.07.2019 Ölmesine İzin Verilmeyen Millet
09.07.2019 15 Temmuz Kıymeti Bilinmeyen Zafer!
02.07.2019 Öğrenci, Öğretmen, Okul
24.06.2019 Sayın Cumhurbaşkanı Mesajı Nihayet Aldı
18.06.2019 Firavunlar Kaybeder Mursiler Kazanır
10.06.2019 Eğitim Ayakta Durmak İçindir
03.06.2019 İnsanı Düzeltmeden Yargıyı Düzeltemezsiniz
27.05.2019 S-400 ve ABD?nin Sancısı
19.05.2019 Cumhurun İstanbul Sınavı
31.12.2018 Karşı mahallenin hindisi!
16.12.2018 Yerel Seçimlerde Cumhurun mutlak ittifakı şarttır
28.11.2018 Belediye başkan adaylarına
16.11.2018 Sayın Cumhurbaşkanım bu milleti günaha sokmayın!
01.11.2018 Diplomasız ariflere sualimdir: Odun mu seçelim yoksa ceket mi?
24.10.2018 İttifak çok ince ayar bir iştir
13.10.2018 ?Vay anasını! Gördünüz mü? Papaz Brunson bırakıldı! Ben dememiş miydim??
08.10.2018 Karşılıksız para gibi karşılıksız diplomalar
02.10.2018 İdam adalet müebbet zulümdür
23.09.2018 Yerel seçimler milat olsun
30.08.2018 Kainat imamı, mesih, mehdi, Rabinoğlu FETÖ'nün hakkını yemeyelim
13.08.2018 Haçlı Kuşatmasında bir 'diktatör' Recep Tayyip Erdoğan
03.08.2018 Bir ana, bir bebek ve Amerikan ambargosu
23.07.2018 15 Temmuz bağlamında vatan hizmeti ve bedelli askerlik
15.07.2018 Eğitim kanayan yaramız
05.07.2018 Yirmi iki yıl önce ne demişiz?
29.06.2018 24 Haziran için ne demiştik, ne oldu, ne olacak?
23.06.2018 24 Haziran dünyanın sonu değil
19.06.2018 Seçim sonrasında yeni Türkiye
08.06.2018 Sağ ve sol arasında oy geçişleri
30.05.2018 Cumhur İttifakı içinde oy değişimi
20.05.2018 Dürüst ve cesur
12.05.2018 Sayın Cumhurbaşkanım seçmenin aklını test etmeyin
02.05.2018 Sayın Cumhurbaşkanına son çağrımdır
27.04.2018 Özlenen Birliktelik 'Cumhur İttifakı'
22.04.2018 Sistem değişirken
09.04.2018 Bir kahramanlık hikayesi
02.04.2018 Şeker Fabrikaları bağlamında 'Devlet'
19.03.2018 Tarih dönerse talih de döner
12.03.2018 Sayın Cumhurbaşkanının delikanlısı olmalı
01.03.2018 28 Şubat'tan Cihan Devleti'ne
31.01.2018 Biraz Şahadet Göderin'den Kızılema'ya
22.01.2018 BEDİRDEN HENDEK?E SURİYE HAREKÂTI
11.01.2018 SAYIN CUMHURBAŞKANIM KANAMAYI DURDURUN
02.01.2018 ON MİLYON İRANLI GÖÇMENE HAZIR MISINIZ?
28.12.2017 EY RABİNOĞLU FETULLAH TEVBE ZAMANI!
19.12.2017 TEPEGÖZ YA DA KART DOMUZ TRUMP
14.12.2017 KUDÜS GÜÇLÜNÜNDÜR
05.12.2017 FARZ-I KİFAYE YA DA TOPLUMSAL FARZLAR
29.11.2017 DÜNYA AMERİKAYI YARGILAMALI
20.11.2017 MEHDİNİN ASKERLERİ YA DA RABİNOĞLU FETULLAH?IN KULLARI
09.10.2017 AMERİKA BİTMEDEN DÜNYADA SAVAŞ BİTMEZ
29.09.2017 MTV YA DA DEVLET OLMAK BEDEL İSTER
20.09.2017 KALKAN TEOG?UN AKLA GETİRDİKLERİ
07.09.2017 BEŞ DİPLOMALI İŞSİZLER
28.08.2017 GÜÇLÜ KUVVETLİ KULLAR
16.08.2017 AK PARTİ'NİN ON ALTI YILI
09.08.2017 HIRSIZI DÖRT İŞLEMLE BULMAK
28.07.2017 MERVE KAVAKÇI'DAN ?KÖROĞLU GÖZÜN KÖR OLSUN?A
17.07.2017 FETOYİSTLERLE NASIL BAŞ EDECEĞİZ?
10.07.2017 UÇ BEYLİĞİNDEN CİHAN DEVLETİNE
01.07.2017 Mahatma Gandhi?den Gandi Kemal?e HAK YÜRÜYÜŞÜ
20.06.2017 İYİ BİR İNSAN OLMAK
12.06.2017 İLİM İSTEMEK
06.06.2017 ABD'NİN TÜRKİYEYİ İŞGAL HAZIRLIĞI
02.06.2017 ŞEHİTLER KERVANI UZAYIP GİDİYOR
23.05.2017 SAYIN CUMHURBAŞKANIM BU MİLLET İSTEDİĞİNİZ HERŞEYİ VERDİ
16.05.2017 TALANLA BÜYÜYEN, YALANLA YÜRÜYEN DEVLET: ABD
16.04.2017 TÜRKİYE KAZANDI
08.04.2017 EVET?E ODAKLANIN
01.04.2017 SÜMÜKLÜ ADİL İKİNCİ ADAM MI?
12.03.2017 ALÇAK ÜLKE/ NETHERLANDS YÖNETİCİLERİ NE YAPMAK İSTİYOR
06.03.2017 PARTİCİ Mİ? PARTİLİ Mİ?
27.02.2017 EVET Mİ, HAYIR MI SÖYLE NEDİR SENİN CEVABIN?
19.02.2017 BU MİLLETİN TAMAMI VATAN HAİNİ Mİ?
12.02.2017 YA PRANGALI DEMOKRASİ YA DA CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ
05.02.2017 REFERANDUM YA DA MUHAFAZAKÂRLAR ARASI MEYDAN SAVAŞI
29.01.2017 DEVLETİ ASLİ GÖREVLERİNE DÖNDÜRMEK
24.01.2017 MİLLETİ YÖNLENDİRMEK ZORDUR
15.01.2017 CHP, NEREYE GİDİYOR?
09.01.2017 ALGI YÖNETİMİ VE MUSTAFA KUSEYRÎ
03.01.2017 ALLAH (C.C.) KUDRET ELİYLE İSLAM?IN SON ORDUSUNU SON VURUŞA HAZIRLIYOR
25.12.2016 CİA RABİN OĞLU FETULLAH?I OYUNA GETİRDİ
20.12.2016 ABD?NİN ORTADOĞU?DAN KOVULUŞU
07.12.2016 MEMURSEN YA DA AH AKİF AĞABEY
30.11.2016 'EĞİTİMDE MESAFE ALAMADIK'
20.11.2016 USÜL ESASTAN ÖNCEDİR
09.11.2016 ABD SEÇİMLERİNDE ALGI OPERASYONU ÇÖKTÜ
27.10.2016 BAŞKANLIK SİSTEMİ
12.10.2016 RABİN OĞLU FETHULLAH?IN SAPTIRDIKLARI
06.10.2016 ?EDERİ BİR DOLAR OLAN GERİ GELECEKSE, GÖMÜLMEYE DE HAZIR OLMALI?
23.09.2016 OHAL MUTLAKA DEVAM ETMELİDİR
17.09.2016 SABATAİZMDEN FETOİZME
08.09.2016 PKK ÜRETEN FETÖ BATAKLIKLARI