FATURAYI KİM ÖDEYECEK?

Eklenme Tarihi: 12.07.2016 13:16:31 - Güncellenme Tarihi: 06.07.2020 08:01:05

Kulüpler düzeyinde futbolsuz günlerin yaşandığı son dönem içerisinde uluslararası düzeyde en büyük futbol organizasyonlarından biri yaşandı ve Portekiz?in şampiyonluğuyla sona erdi.

Sadece Portekiz değil, birçok takım çeşitli açılardan şampiyonaya damgasını vurdu, en azından etkili ve silinmesi güç izler bıraktı.

Ayrıca yazmaya niyetliyim ama yeri gelmişken işaret etmeden geçemeyeceğim üç başarı öyküsü olarak, Belçika, İzlanda ve Galler, oynadıkları üst düzey futbol ile ?gönüllerin şampiyonu? olarak döndüler ülkelerine. 

Türk Milli Futbol Takımı ise, çok önce döndü ülkeye biliyorsunuz. Tabii, aziz milletimizin kalbine burukluk, Avrupa?nın ortasına da koskocaman bir hayal kırıklığı bırakarak...   

?..

Gelinen noktada, her şey ortada?

Oyuncularımızın, hemen hepsinin, oyuncu kalitesi noktasında eksiğinin olmadığı açık... Oynadıkları kulüpler de bunu teyit ediyor.

Ya takım olma bilinci?

Ekip ruhu?

Forma aşkı?

Takım oyunu?

Hele hele mücadele?

?..

Geliniz, kendimizi kandırmaktan vazgeçelim?

Ya da öyle büyük büyük hedefler koymayalım kendimize.

?Gruptan çıkarsak iyi olur?, ?gidebileceğimiz yere kadar gitmeye çalışacağız? vs. mütevazı cümleler kurarak ve ağırbaşlı duruşlar sergileyerek katılalım uluslararası müsâbakalara. Sonrasında belli bir düzeyde başarı gelirse, yine tevazu ile sevinelim, gelmezse de efendice boynumuzu büküp dönelim. O zaman beklentiler yüksek olmaz; millet de, milli takımın abartılı maç öncesi gösterileriyle (reklam vs.) gaza gelip, hezimetler üzerine attan düşmüşe dönmez.

?..  

Hadi biraz daha sahanın içine girerek, teknik pencereden bakalım duruma?

Milli takımımızın, önde basarak, rakip takımın defansını çıkarmayacak, o bölgede oyun kurmasını engelleyebilecek kıratta forveti yok. Bu olmayınca, rakibin savunma oyuncuları bile ataklara katılıp gol atmaya gelebiliyor. Bunu yapacak olduklarında, yani kendi defansını bırakarak çıktıklarında ceza kesecek hızlı oyuncularımız olsa da, sahada yok. Bakınız, İspanya maçı... İspanya?nın savunma oyuncularının ataklara katılma noktasındaki arzularını ve icraatlarını bilmeyen yok, ama ?milli takımın başı? bilmiyor olmalı ki, kontratak oyununa uygun, patlayarak oynayan iki oyuncuyu (Volkan Şen ve Emre Mor) kenarda yanında oturtuyor.

Peki ne var milli takımımızın forvet hattında?

Aldığı hemen her topu ezen; rakibiyle buluştuğu anda ?onu nasıl ekarte ederim? değil, ?nasıl faulle etkisiz hale getiririm? diye düşünen ve her seferinde maçın hakemine yakalanan; amatörlerin yapmayacağı hataları yapıp, bir zamanlar Fenerbahçe?de oynayan Guiza gibi ağlamaklı olan; ayağına oturmayan her topun dağlara taşlara gittiği bir Burak Yılmaz var.

?E, adam ne yapsın 1 gol attı ya, daha ne olsun?? diyecek şifa bulmaz Pollyannaları burada bırakıp devam ediyorum?

Hemen de şunu ilâve edeyim?

Bunları söyleyerek, faturayı, Burak veya başka bir ya da birkaç oyuncuya kesmeye hiç mi hiç niyetim yok?

Aksine, vebâlin büyüğü, bilmem ne kadar hocalık geliri elde ettiği halde, bu çocuklara takım olma bilinci ve mücadele ruhu kazandıramayan; eleme maçlarını ve turnuvayı maç maç ve maç içinde analiz etme noktasında büyük eksiklikleri olan Milli Takımlar Türkiye Futbol Direktörü?ne kesilmeli bu ağır fatura.

Maddeden yani parasal durumdan çok öte, milleti hüsrana sürükleyen, ellerindeki neredeyse tek eğlence olan futbolda bile gözyaşı dökmelerine neden olan; ?şık? kıyafetleriyle, reklam filmleriyle, mimikleriyle ve elbette elde ettiği çok yüksek hocalık gelirleriyle meşhur olan Hoca?ya?

Burak?ın oynadığı birçok maçta ısrarla 1 kişi eksik oynadığımızı gör(e)meyen, o sahada gezinirken ve kaçırdığı her pozisyon sonrasında ahlar vahlar ile üzüntü anıtına dönüşürken, onun yerine koşan, mücadele etmeye çalışan oyuncuları oyundan çıkaran Hoca?ya?

Süper ligdeki gol krallıklarına rağmen Avrupa'nın büyük küçük hiçbir takımının yüzüne bakmadığı oyuncuyla gol arayan, dolayısıyla galibiyetleri ve toplam başarıyı mûcizelere bırakan Hoca?ya?

Vakti gelmeden önce, koskoca Türkiye liglerinden forvet derleyemeyip, ?ne yapayım, elimizde başka oyuncu mu var ki?? diyerek, kötünün iyisine razı etme tavrı sergileyen Hoca?ya?

Milletin ağır yenilgiler sonrası, ?artık Milli Takım maçı izlememe kararı aldım; oyun taktiği yok, hoca da oyuncular da sadece reklam yüzü olmuş? dediğini duymayan ya da duymazdan gelen Hoca?ya?

İki ağır yenilgi sonrası bir maç kazandığında, Türkiye adlı güzide ülkenin milli futbol takımının hocası olduğunu unutmuşçasına, aynı zamanda Şampiyona?yı yayınlama hakkını da elinde bulunduran ve yayınlayan ülkenin resmi televizyon kanalına, yani Türkiye Radyo Televizyon Kurumu?na ?ben TRT?nin sorularını cevaplamıyorum; ne TRT?ye röportaja gidiyorum, ne de sorularını cevaplıyorum; hiç de niyetim yok bundan sonra? diyecek kadar şaşırmış (kibir çukuruna düşmüş dememek için) Hoca?ya?

Son turnuvayı da izledikten sonra bir kez daha inandığım üzere, bütün taktiği, ?hadi aslanım, hadi koçum? ile sınırlı olan Hoca?ya?

?..

Kısacası, elbette bu başarısızlık, tek başına bir kişiye ya da kuruma mal edilemez; onun için de, bir önceki yazımızda topyekün bir elden geçiş, yani yeniden yapılanma önermiştik. Ancak bu fiyasko için yakın planda bir ödeme yapılacaksa (ki yapılmalı), faturanın bir sahibinin, bir ödeyeninin olması gerekir. O kişi de, eline tam yetki ve süper imkânlar verildiği halde, takımı gruptan bile çıkaramayan Türkiye Futbol Direktörü?nden başkası değildir.

Fatura acilen ödenmeli, Türkiye futbol yolunda hızla önüne bakmalıdır.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/298/faturayi-kim-odeyecek

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

18.08.2019 Fenerbahçe, Kahır Sezonu ve Ötesi
12.07.2019 Önce İnsan, Sonra Doktor
09.06.2019 Fransa?yı üzdük Hakan!
27.05.2019 İnsan Tercihlerinin Ürünüdür
06.05.2019 Şehir Kimliği ve Halk Kütüphanesi
17.04.2019 Kütüphaneler ve İnsan İsrafı
25.03.2019 Kütüphanecisi olan kütüphaneler?
04.03.2019 Fenerbahçe?nin yakın geleceği?
12.02.2019 Mevzu futbol ise, insanlık teferruat mıdır?
07.02.2019 Kadın erkek el ele, hedef daha güçlü Türkiye!
26.01.2019 Fenerbahçe?yi yazamamak!
04.01.2019 Kütüphaneciler, kütüphanelerin ve arşivlerin kalbidir!
25.12.2018 Ersun Yanal kötü gidişe dur diyebilecek mi?
18.12.2018 Her şeyi bilenler çağı!
29.10.2018 Koku'ttu gitti!
21.10.2018 Fenerbahçe?den tarihi başarı: 9'da 9
09.10.2018 Eğitimde doğru çıkış kütüphanesiz bulunamaz!
27.09.2018 Aynen aynen, sıkıntı yok!
21.09.2018 Fener sönüyor!
07.09.2018 Kütüphaneciler olmadan asla!
20.08.2018 Süper Lig'e hoş geldin Ankaragücü
18.07.2018 Fransa bileğinin hakkıyla ve alkışlarla
14.07.2018 Tebrikler Belçika
03.07.2018 Japonya'ya saygı gecesi
01.07.2018 Arjantin efsanesi ve Messi feneri
25.06.2018 ?Yeni Türkiye Dersi? başlıyor!
19.06.2018 Fenerbahçe için umudun adı: Ali Koç
04.06.2018 Fenerbahçe?de bir dönemin sonu!
27.05.2018 Ramazan: Müslüman için tefekkür zamanı
16.05.2018 6. Ulusal Yayın Kongresi'nin ardından
29.03.2018 Kütüphaneler, arşivler ve işi ehline vermek
18.03.2018 Yeni bir derbi ve yine bir kandırmaca!
21.02.2018 Terim Etkisi Değil Terin Etkisi Esas Olmalı
31.01.2018 Üç Artı Bir İmparator ya da İmparator Kime Denir?
27.12.2017 İNTERNET İCAT EDİLDİ, EDEBİYAT "BOZULDU"
12.12.2017 İSTİKÂMET YAŞAYAN KÜTÜPHANELER!
21.11.2017 ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ ÇALIŞTAYI
14.11.2017 KÜTÜPHANECİ YETİŞTİRİLMESİN O HALDE!
31.10.2017 KİTAPLAR, KÜTÜPHANELER VE ÇOCUK CIVILTILARI
17.10.2017 ZAFERİMİZLE ÖVÜNEBİLİRİZ!
10.10.2017 AMPUTE DEĞİL CESUR YÜREK MİLLİ TAKIMI
07.10.2017 MİLLİ TAKIM: EL ELDE BAŞ BAŞTA
24.09.2017 TÜRK FUTBOLU KAYBETTİ
14.09.2017 BEŞİKTAŞ'I İZLEMEYE DEVAM
12.09.2017 KÜLTÜREL MİRAS, KÜTÜPHANELER VE BURSA
03.09.2017 LUCESCU?NUN YANLIŞ İLİKLENMİŞ DÜĞMELERİ VE MİLLİ TAKIM
28.08.2017 FENERBAHÇE GÜNÜ KURTARDI
25.08.2017 FENERBAHÇE NEREYE?
22.08.2017 BİLGİSİZLİĞİN FATURASI AĞIRDIR!
15.08.2017 SON AĞAÇ KURUDUĞUNDA
08.08.2017 YİNE DE BEŞİKTAŞ, YİNE BEŞİKTAŞ
01.08.2017 ÖLÜNCE BÖYLE ÖLMELİ İNSAN
18.07.2017 VATANINI EN ÇOK SEVEN?
15.07.2017 METİN DOĞAN GAZİDİR
05.07.2017 GÂVURLUK YAPMAK!
05.06.2017 GÖZ GÖZ GÖZTEPE NİHAYET SÜPER LİG?DE!
30.05.2017 BEŞİKTAŞ AŞKLA VE ALKIŞLARLA ŞAMPİYON
19.05.2017 LİYAKAT OLMADAN GELİŞME OLMAZ!
02.05.2017 SEVERKEN ÖLDÜRMEK
25.04.2017 FUTBOLDA KALİTENİN ADI: BEŞİKTAŞ
11.04.2017 BİLGİYE ?EVET?, BİLGİSİZLİĞE ?HAYIR?
07.04.2017 BAĞCILAR?DA HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
14.03.2017 EŞEKLİ KÜTÜPHANECİDEN BİSİKLETLİ KÜTÜPHANECİYE
08.03.2017 III. MİLLİ KÜLTÜR ŞÛRASI VE KÜTÜPHANECİLİK
22.02.2017 NAM-I DİĞER ATOM KARINCA
14.02.2017 BİR ÂLİM ÖLDÜ DİYELER?
08.02.2017 ALKIŞLAR MEDİPOL BAŞAKŞEHİR?E
30.01.2017 KÜTÜPHANELERDE GEÇEN KIYMETLİ ÖMÜRLER
18.01.2017 FETÖ'CÜLER VE KUL HAKKI
12.01.2017 ÇILDIRIYORSUNUZ DEĞİL Mİ?
03.01.2017 TERÖR, AMERİKA, İŞBİRLİĞİ VE FETÖ
28.12.2016 KRONİK KÖTÜMSERLİK SENDROMU
21.12.2016 ŞEHİDİNİZDEN MEKTUP VAR
13.12.2016 VATANA AİDİYET BİLİNCİ
06.12.2016 DEVLETTE ?TOPYEKÛN- YENİDEN YAPILANMA
28.11.2016 DIRK ADVOCAAT KANARYAYI KANATLANDIRIRKEN?
22.11.2016 YAN AMERİKA YAN!
13.11.2016 MİLLİ MAÇIN PSİKOLOJİK ANALİZİ
08.11.2016 DARBE İĞRENÇLİĞİN DİĞER ADIDIR
01.11.2016 MÜLTECİ DEĞİL MUHACİR!
25.10.2016 İŞ VERDİNİZ DE ÇALIŞMADILAR MI?
18.10.2016 KÜTÜPHANESİZ ÜNİVERSİTE YA DA BURÇSUZ KALE
11.10.2016 HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
04.10.2016 LİYAKAT ODAKLI YENİDEN YAPILANMA
27.09.2016 15 TEMMUZ DEMOKRASİ MEYDANI
20.09.2016 BİR FENERBAHÇE YAZISI
06.09.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE KALMAK
16.08.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE OLMAK
09.08.2016 MİLLETİ KALBİNDEN VURMAK
02.08.2016 BİZ KİMİZ SORUSU ÜZERİNE YENİDEN DÜŞÜNMEK
26.07.2016 YENİDEN ÇANAKKALE RUHU
19.07.2016 YENİDEN YAPILANMA ZAMANI
12.07.2016 FATURAYI KİM ÖDEYECEK?
05.07.2016 BAYRAMI GÖSTERMEYEN MİLLİ FUTBOL TAKIMIMIZ
28.06.2016 TÜRK USULÜ FUTBOLLA BURAYA KADAR
21.06.2016 BU KARNE KİMİN?
14.06.2016 HADİ ASLANIM HADİ KOÇUM!
07.06.2016 ÖNCE DÜŞÜNCE SONRA HAREKET