Belediyelere, yerel yönetimlere atanmış seçkinler

Eklenme Tarihi: 14.03.2019 07:11:00 - Güncellenme Tarihi: 04.08.2020 16:55:10

Yerel seçim sürecinin işlemesiyle birlikte belediye başkan adaylarının siyasi elitler tarafından atanmasını demokratik bulmuyorum. Atamanın yerel yönetimlerin yetki ve görev alanlarını daraltacağını düşünüyorum.

İnsanlık toplumsal hayata geçiş sürecinde oluşturduğu siyasi yapıya ?devlet? adını vermiş. Yani devleti toplum ve toplumlar arası ilişkileri düzenleyen bir kurum ve teşkilat olarak kendi hayatına dahil etmiş.

Modern devletlerde siyasi katılım ve hizmet dağılımı, yerelden başlayarak genele, oradan da merkeze doğru teşkilatlanmış hiyerarşik bir yapılanmayla sağlanıyor. Böylece devlet sorumluluk ve salahiyetlerini yerine getiren bir kurum olarak kendi otoritesini tesis etmiş oluyor. Yerel ve merkezi otoriteler hiyerarşisi diye tarif edilen yönetim şekli oluşturuluyor.

Devlet otoritesini kullanma yetkisine sahip olan merkezi otoritelerin kendi ellerini güçlendirmek adına, farklı yol ve yöntemlerle yerel yönetimlerin yetkilerini kısıtlama girişimlerini antidemokratik buluyor, merkezi diktatörya olarak değerlendiriyorum. Bana göre yerel yönetimlerin salahiyetlerinin bay-pas edilmesi diktatöryal bir yapılanmanın oluşmasına vesile olur. Yani yukarıdan, merkezden verilen talimatlarla yönlendirmenin içeriğinde ricadan öte, emre itaat anlamında diktatöryal bir baskının olmasını kuvvetle ihtimal dahilinde görüyorum. O münasebetle siyasi katılım ve hizmet dağılımının eşit ve adil olmayacağını ifade etmek istiyorum.

Demokratik hak ve özgürlüklerin kullanımı, siyasi katılım ve birlikte yönetme hakkında bakın Maurice Duverger neler söylüyor. Duverger diyor ki: ?Otoritenin merkezileşmesi yerel siyasetleri bağımlı ve kişiliksiz yapar, yerel yönetimler merkeze tapar". Yani "Teknokrat hükümetleri" gibi bir yapı oluşturur; renksiz, duyarsız, duygusuz! Merkezden atanan yerel yöneticiler seçilmiş olsalar dahi atanmış oldukları için sorumluluk anlamında, seçmenlerine karşı değil, daha çok veli nimetleri olan siyasi otoritelere karşı sorumlu hissederler diyor. Ayrıca Merkezi otoriteden gelen talimatların yerel dinamizmi etkileyerek sosyal ve kültürel refah seviyesini düşüreceğini, ona rağmen devlet otoritesini tesis etmek anlamında merkezi otoritenin baskının sürdüreceğini ifade eder.

Ben Duverger?i haklı bulanlardanım, çünkü merkezi otoritenin talimat ve yönlendirmesiyle yerel idarelerin yetkilerini kısıtladığına inanırım. O sebepten olacaktır ki, yerel yöneticileri seçimle gelmiş olsalar dahi, seçilmişler olarak değil, siyasi elitlerin atadığı seçkinler olarak tabir ederim. Atanmış seçkinler tabirimin delili olarak da, aday-adayı tespitinde yerel seçmenin aday belirlemede hiç bir şekilde müdahil olma hakkını kullanamadığını delil olarak göstermek isterim.

Sonuç olarak; yerel yönetimler hakkında yaptığım bu değerlendirmeler ve siyaset kurumunun merkeze yönelme arzusuna ramen, merkez ve yerel otorite ilişkileri üzerine kurgulanan bu antidemokratik yapılanma nedeniyle, mahalli seçimlere ne gerek var diye düşünenler olursa onları da haklı bulmam. Çünkü sembolik de olsa, verilmiş olan demokratik hakları gereği gibi kullanmak ve siyasi katılımı sağlamaktır amaç olan.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2891/belediyelere-yerel-yonetimlere-atanmis-seckinler

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

31.07.2019 Lider ve Karizma
24.07.2019 Stratejik Akıl
17.07.2019 Suriye'den Daha Elzem, Suriyeliler Politikamız Olmalı
10.07.2019 Çarçur Ekonomisi
02.07.2019 Anketlere Değil, Aynaya Baksaydınız
26.06.2019 Sosyal Medya ve Yazar Tosun
19.06.2019 Akdenizde Can Sıkan Gelişmeler
11.06.2019 Lütfi Kırdar Mutabakatı
06.06.2019 Seküler kültürün icadı doğmalar, izm'ler
29.05.2019 Devlet Aklı
21.05.2019 Avrupa'nın Kültürel Egemenlik ve Asimilasyon Problemi
15.05.2019 Nihaî Çözüm Nedir?
08.05.2019 Nelere Şahit Olduk
02.05.2019 Hıyânet-i Vatan Suçlaması
25.04.2019 Merkez Sağ ve Merkez Sol Siyaseti
17.04.2019 Nur-u âyinlere ilham olsun.
09.04.2019 Bir deneme, yitirilen düşler
27.03.2019 CHP'yi iktidarsızlıktan kim kurtaracak?
20.03.2019 Hangisi daha evla kuvvetler ayrılığı prensibi mi, yoksa kuvvetler birliği ilkesi mi?
14.03.2019 Belediyelere, yerel yönetimlere atanmış seçkinler
06.03.2019 Türkiye taşra ve varoş kültürünün etkisi altına giriyor
27.02.2019 Uluslararası ilişkilerde basın ve medyanın rolü (2)
20.02.2019 Uluslararası ilişkilerde basın ve medyanın rolü (1)
14.02.2019 Toplumsal hayatımızda basın ve medyanın rolü
06.02.2019 Sahi biz kime oy vereceğiz?
30.01.2019 Baykal'ın devlet adamlığı vasfı
22.01.2019 Evrensel adalet ve hukukun üstünlüğü ilkesi
15.01.2019 Peki seçmenler ne istiyor?
09.01.2019 Atatürk döneminde Kemalizm fikrinin doğuşu
25.12.2018 2019 demokratik olgunluk yılı olsun
18.12.2018 Avrupa Türklerinin sosyal statüsü
11.12.2018 İnsan Hakları Gününde insani değerler ve kişi hakları
04.12.2018 Gelecek kaygısı ve Hitler Avrupası
27.11.2018 Batının kültürel tehdit algısı
20.11.2018 Medeniyetler ittifakı olmaz
12.11.2018 Pasif direniş ve sivil itaatsizlik.
06.11.2018 Eski tüfek bir Sosyalistin, Türk Solu analizi
29.10.2018 Erkler arası ilişkilerde yetki kavgası, anayasal hukuk devletini yaralar
25.10.2018 CHP ve Türk Solu Kavramı
19.10.2018 Ferdiyetçi ve toplumcu görüşe göre seküler, laik devletin tanımı
13.10.2018 İslam Hukukunda devletin tanımı
11.10.2018 Zabıta ekonomisi
03.10.2018 Etno-kültürel talepler ve bölgesel ırkçılık
27.09.2018 Emeklilikte yaş haddi mağduriyeti