Kavramlar üzerinden kutuplaşmak!

Eklenme Tarihi: 26.02.2019 10:04:00 - Güncellenme Tarihi: 29.05.2020 11:20:30

Bu güzel ülke üzerinde ne oyunlar oynandı, hakikaten saymakla bitmez. En masum, en renksiz konular üzerinden bile toplum bölünmeye, insanlar karşı karşıya getirilmeye, çatıştırılmaya çalışıldı, ne yazık ki başarılı olunduğu zamanlar da oldu. Kalkınmayı sağlamak ve refaha ulaşmak için sarf edilmesi gereken enerji ve kaynaklar onlarca yıl heba edildi. O yıllar Türkiye?nin kendi enerjisini kendisinin tüketmeye zorlandığı yıllardı ve esasen Türkiye?nin kayıp yıllarıydı. Öyle ki kendini ararken, ülkesi için mücadele verdiği düşüncesiyle koşan ve farkında olmadan kardeşine karşı duran, özünden uzaklaştırılmaya çalışılan kuşakların sahne aldığı hazin yıllardı. Çok iyi bilindiği gibi 1960?lar ve 1970?lerde sağ-sol kavgaları önce kurgulandı, sonra örgütlendi ve kardeş kardeşe kaş çatmanın çok ötesinde, kardeşler birbirine ateş açar hale getirildi. Bu süreç bizden önceki kuşaklar üzerinde büyük etkilerde bulunmuş ve faturalar ödenmesine yol açmıştı.

Her yöntem denense de sağduyu galip geldi!

Hakikaten ilginçtir! Özellikle belirtilen dönemlerde toplumu ayrıştırmak, kutuplaştırmak üzere çok yönlü çalışmalar yürütülmüş, her alanda toplumu sarmalayan kutuplaşmaya zorlayan yöntem ve araçlar devreye sokulmuştu. Öyle ki en masum ve renksiz bir konu olan dil üzerinden de süreç çalıştırılmış ve tam olarak kesin bir olgu ve gösterge olmamakla birlikte kullanılan kavramlar, insanların bulunduğu siyasi noktayı bir bakıma sesli olarak ifade etmesine yol açmıştı. Çok bilinenler kavramlar arasında;  imkan-olanak, şart-koşul, millet-ulus, cevap-yanıt kitap-metik ve inkılâp-devrim gibi aynı anlama gelen(hatta gelmeyen) kavramlar kutuplaşmanın sembolü olmuş, bir bakıma ifade edilen kavram kullanıcısını isteğine ve niyetine bakmaksızın bir gruba iliştirmiş, adeta o grubun mensubuymuş gibi göstermeye başlamıştı. Dolayısıyla zorla etiket yapıştırılarak bir gruba doğru yönlendirilen adeta iteklenen insanlar söz konusu gruba olan aidiyetlerini bile sorgulayamadan toplum ve dahası gençlik olarak karşı karşıya gelmişti.

Bu dönemde pek çok etken etkili oldu. Örneğin yabancı kökenli kavramlar yerine öz Türkçe kavramlar türeteceğiz! takıntısına odaklanılarak kavramların zorlama ile türetilmesi ilginçti. Türetilen kavramlar bir kesim tarafından sahiplenilirken, bir kesim tarafından ise reddedildi. Anlaşılması ve kavranması zor ve halkın diline geçmeyen sözcüklerin türetilmesiyle devam eden süreç, ne yazık ki farklı akımlarının da etkisiyle Türk Dil Kurumu?nun ilgili komisyonlarının maharetiyle devam etti ve öyle ki kurum, bilerek veya bilmeyerek söz konusu sürecin içinde yer almış oldu.

Kayıp yıllar ve dilin siyasallaştırılması!

Söze konu yıllar gençlerin çatışarak enerjisini boşa tükettiği ve ülkenin zaman kaybettiği kayıp yıllardı. Bu yıllarda toplumu kutuplaştırmak, insanları ve özellikle gençleri çatıştırmak için neredeyse denenmedik hiçbir yöntem kalmadı. Bu yöntemlerden belki de en ilginç olanı kullanılan dil üzerinden ve kullanılan kavramlar üzerinden toplumu ayrıştırmaya ve parçalamaya yönelik olarak yapılan çalışmalardı. Tabii yapay olarak oluşturulan kutuplarda sürekliliği sağlamak ve kopmaları önlemek için pek çok araç yanında konuşulan dilden de yararlanılmaya çalışılması kayda değerdi. Siyasallaştırılan kavramların kullanımının grup üyeleri arasında yaygınlaştırılarak bir harç gibi birleştirici ve gruba aidiyetin pekiştirilmesi yönünde işlev görmesi beklentisi başlı başına bir yöntem denemesiydi. Her kesim üzerinde olmasa da bu yöntem özellikle gençlik üzerinde belli ölçüde başarılı da oldu ve bugün gülüp geçilse de, o dönemlerde bazı kelimeleri kullanmak neredeyse bir kesime mensubiyeti ifade etmek demekti. Süreç iyi planlanmış, kurgulanmış ve toplum süreci sorgulamaya fırsat bulamamış ve hayatın gerçeği gibi kabullenmek durumunda kalmıştı. Toplumun kutuplaştırılmasıyla, insanlar kendi iradeleriyle veya kendi iradeleri dışında oluşturulan yapay kutulara yerleştirildi, sürekli aynı kanaldan gelen bilgiyle beslendi. Olanı biteni sorgulayacak, anlayacak kadar bile süre tanınmadı ve karşı taraf hep rakip, dahası düşman olarak gösterildi ve bir süre sonra ise karşı karşıya getirildi, her fırsatta farklı yapay gerekçeler üretilerek birbirleriyle çatıştırıldı. Bu süreçte toplumun hemen her kesimi yara aldı ve hemen herkesin canı yandı. Bu saptamalarla ilgili olarak o dönemleri yaşayan insanların anlattıklarını içeren belgesellere ve hatıratlara bakmak yeterli kabul edilebilir Bu çerçevede o süreci uçlarda yaşamak zorunda kalmış aynı fakültedeki arkadaşını düşman kabul etmek noktasına getirilmiş iki öğretim üyesi meslektaşın bir kaç yıl önce karşılaşmalarına tanık olmuştum. Aralarındaki duygu paylaşımı nitel bir veri olarak son derece önemliydi. Birbirlerine ?Biz neler yapmışız, nasıl karşı karşıya getirilmişiz, bize neler yaptırmışlar!? diyerek ?iç geçirmeleri ve aldatılmışlığın getirdiği mahcubiyet ve üzüntülü görüntüleri? o günlere dair bir bulgu olarak hala hafızamızda tazeliğini koruyor.

 Kısır döngüden çıkmak!

Uzun yıllar boyunca toplumun yaralanmasına, ülkenin zaman ve enerji kaybetmesine yol açan bu süreç bir kısır döngü halinde devam etmiş olsa da, sonuç olarak sağduyu galip geldi. Toplum, tüm olup bitenlere rağmen süreci sorgulamasını bildi ve kendisine dayatılan bu fasit dairenin dışına olgunlaşarak çıkmayı başardı. Dolayısıyla tarihsel süreç içinde pek çok örneği olduğu gibi insanımız bu konuda da engin sağduyusu ve ferasetiyle söz konusu sorunu bertaraf etti. Böylece kavramlar üzerinden kutuplaşmak, kullanılan dil ile ilişkili olarak bir grubun tarafı olmak yönündeki dayatma, gündemden çıktı. Sonrasında doğal bir sonuç olarak; herkes kaygı duymadan her kavramı kullanır hale geldi ve özellikle 1960 ve 1970?lerde kavramlar üzerinden toplumu kutuplaştırmaya yönelik çalışmaların bir aracı olarak kullanılan bu absürt anlayış ve bunun üzerinden hedeflenen toplumu ayrıştırma ve çatıştırma çabaları son buldu.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2855/kavramlar-uzerinden-kutuplasmak

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

27.04.2020 Buğday Üzerinden Yorumlar (3)
26.04.2020 Buğday Raporu ve Arz Güvenliği (2)
25.04.2020 Beklediğim “Buğday Raporu” Geldi! (1)
17.04.2020 Prof.Dr. Niddersan Acoh’un Salgın Hastalık Analizi! (1)
13.04.2020 Koranavirüs Tarım Sektörü için Tehdit mi?
06.04.2020 Tarımsal  Mafya (2)
05.04.2020 Tarımsal Mafya (1)
24.03.2020 Kötünün kötüsü korona mı?
15.03.2020 Bilgelik Çağı
09.03.2020 Gençlerin Tarım İlgisi!
28.02.2020 Üçüncü Tarım Orman Şûrası
21.02.2020 İkinci Tarım Şurası ile AB Müzakere Süreci
20.02.2020 İkinci Tarım Şurası
12.02.2020 Birinci Tarım Şurası ve Öncesi
20.01.2020 Bir yenilgi biçimi: 'Daha iyisini yapamam!'
16.01.2020 Uluslararası Antalya Kongresi
14.01.2020 Dijital Dönüşüm Süreci ve Yükseköğretim
22.12.2019 Dünya Tarım Gazetecileri ve Antalya Forumu
07.11.2019 Çelik Metreli Belediye Başkanı - 5
06.11.2019 Trafikte görmezden gelinen gerçekler - 4
16.10.2019 Trafikte kural tanımazlığın anatomisi -3
25.09.2019 'Ben trafiğe karşıyım!' Trafikte insan, kurum ve mevzuat -2
10.09.2019 Trafikte insan, kurum ve mevzuat -1-
21.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
08.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
01.08.2019 Kaplıca Kültürü ve Termal Turizm Ekonomisi
14.07.2019 Bilge Ülke Türkiye
04.07.2019 'Gelin Kardeş Olalım!'
25.06.2019 AB?de Tarım ve Sosyal Politika Eşgüdümü
23.06.2019 Altın Susam?in Markalaşma Potansiyeli
10.06.2019 Samimiyet Testi ve Toplumsal Refah!
25.05.2019 Osmanlı?nın Afrika?da Kadim İzleri
05.05.2019 Türkiye?nin Alternatif Turizm Şansı
13.04.2019 Antalya'nın Dördüncü T'si Teknoloji
10.04.2019 Sanayi ve Tarım Politikalarında eş güdüm ihtiyacı
07.04.2019 On beş mart 2019?a dair?
27.03.2019 Halkın feraseti ve beka meselesi!
11.03.2019 İstanbul?un ya da Antalya?nın vefası!
26.02.2019 Kavramlar üzerinden kutuplaşmak!
17.02.2019 Markalaşma ve bir başarı hikayesi!
09.02.2019 Türkiye markası ve zihinsel eşik!
31.01.2019 Eyvah! Saman ithal ediyoruz, tarım sektörü battı
18.01.2019 Rauf Denktaş Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
30.12.2018 Akıllı teknolojiler ve tarım 4.0
15.12.2018 Türkiye'nin marka şehir vizyonu
11.12.2018 Türkiye?nin turizm stratejisi ve sosyal politika işlevi
05.12.2018 Türkiye su zengini mi?
30.11.2018 2019 Türkiye ve dünyada Çorum yılı!
11.11.2018 Ulusal ekonomiler ve küresel şirketler
29.10.2018 Türkiye Gemisi 29 Ekimde limanda!
26.10.2018 Araştıma ve Geliştirme Politikaları
13.10.2018 Astronot yada çiftçi olmak!
03.10.2018 Halep?te bilim, savaş, medeniyet!
26.09.2018 İnsan ömrü 280 yıl!
19.09.2018 Pakdemirli ve tarım üzerine
11.09.2018 Kötüyü bertaraf etme reçetesi
06.09.2018 Küresel ısınma insanlık için tehdit mi??
31.08.2018 Dünya Peynir Şampiyonlar Ligi
27.08.2018 Süt sektörü ve peynir vizyonu
16.08.2018 Kaos tellalları!
10.08.2018 Bedirhan bebek!
04.08.2018 Uzman Bilgi ve Tarım Danışmanlığı ?
19.07.2018 Niyet Halis ya akibet!
12.07.2018 Acının günü!
01.07.2018 Prof.Dr. Tauf Nigzes
23.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
21.06.2018 İki seçenek var!
13.06.2018 'Komşu anneye bir kap yemek götürmek!'
12.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
30.05.2018 Gezide kaybolmak!
24.05.2018 Antalya?nın bir 'Güzel Ada'sı ?
20.05.2018 Bir Osmanlı güzeli ?Cumalıkızık?
18.05.2018 Üniversite ve yerel dinamikler-2
17.05.2018 Üniversitenin sinerjik etkisi
10.05.2018 Halkın vizyonu ve koltuk kapmaca!
02.05.2018 Başkanlığın götüreceği süreç!
28.04.2018 Zihin Kestiren Sistemler
19.04.2018 Kırın örtülü zenginliği
05.04.2018 Marka Olmak yada Olmamak!
28.03.2018 Yeni kuşak tatlandırıcılar - 2
27.03.2018 Şeker ve Tatlandırıcılar Sektörü
15.03.2018 Hakikaten ?Ne işimiz var Afrin?de!?
05.03.2018 Müttefiğe Zeytin Dalı!
31.12.2017 BİLİMİN IŞIK ETKİSİ!
24.12.2017 KENDİNE YABANCI!
20.11.2017 BEDBAHT İNSAN TİPOLOJİSİ
27.09.2017 DİL BAYRAMI; MİLLÎ EĞİTİM ve ENGRİ BÖRDS
18.09.2017 ÜNİVERSİTENİN TOPLUMSAL ROLÜ !
11.09.2017 İYİLERİN ZİRVE ÇAĞI
30.08.2017 30 AĞUSTOS: ?BİR OLMAK, VAR OLMAK !?
27.08.2017 TARIM CİDDİ BİR İŞTİR, ROMANTİZMİ KALDIRMAZ
12.08.2017 MEDYA'NIN MEDYASI! Ya da MEDYA?NIN MEDYAN?I OLMAK!
01.08.2017 ÂKİL İNSAN OLMAK!
23.07.2017 Türkiye Haklı !
28.06.2017 DUYGUSAL TEKNOLOJİ!
23.05.2017 HER YÜZYILDA YENİ BİR ENERJİ!
26.01.2017 BAŞKANLIĞA GÖTÜREN SÜREÇ!
28.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-2
25.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-1