Ne mutlu kıymet bilene

Eklenme Tarihi: 21.11.2018 07:02:00 - Güncellenme Tarihi: 09.08.2020 11:14:11

    Ulema ailenin bir evladıdır o. Kendisi İmam Hatip mezunu olması hasebiyle de iyi bir hatip de. Karadeniz?in o coşkun havası mizacına yansıdığı şundan belli ki haksızlıklar karşısında kalemini konuşturmayı da ihmal etmez. Öyle ya,  kim bu ümmetin bir ferdini mağdur etmişse zulme karşı onurlu duruş sergilemek gerekirdi. Zaten o da  ?Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır? hadis-i şerif gereği Necip Fazıl?la aynı kaderi paylaşıp Silivri kapalı cezaevinde mahkûm edilmiş bile. Keza Tayyip Erdoğan?da okuduğu bir şiir nedeniyle mahkûm edilmişti. Ama gün gelir kader bu ya, çile yolculuğunun aydınlığında birbirinin dünürü olurlarda. Üstelik dünürü olduğu lider de ulema ve evliyanın kıymetini bilenlerden. Hatırlarsınız Tayyip Erdoğan İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Başkanı olduğu yıllarda İstanbul çöp dağlarından ve susuzluktan geçilmiyordu. Malum o yıllarda yağmur duası gündeme geldiğinde kimileri alay edercesine ?İşimiz Allah?a kaldı? diyenler olmuştu. Neyse ki dünürü olduğu o lider kınayanın kınamasına hiç aldırış etmeden hızlı bir şekilde hem manevi hem de zahiri tedbirleri alıp İstanbul halkının çektiği o susuzluk çilesine son verirde.  

       

Madem öyle, herhangi bir işe hızla nasıl el atılır, bunu yeri gelmişken Seyda Hz.lerinin vefatı sonrası Menzil?e gittiğim bir ziyarette sofilerce çok bilinen ta Gavs-ı Bilvanis-i zamanından beri dergâhın hizmetinde koşturan Fırıncı Abdülkerim ağabeyimden edindiğim bir bilgiden öğrenmeye çalışalım.  Nitekim Fırıncı Abdülkerim ağabeyime; Kurban siz hem Gavs Hz.leri hem Seyda Hz.leri hem de Abdulbaki Hz.leri zamanında hizmet etmiş bir ağabeyimizsiniz. Çok yoruldunuz da, hele şu iş yorgunluğu nasıl bir şeydir bize bir anlatsanız.  Tabii derin bir oh çektikten sonra bizi kırmayıp şöyle dedi:

     -Ah sofi, Gavs?ı, Seyda?yı anladım da Abdulbaki Hz.lerine bir türlü akıl sır erdiremedim.  Gavs?ın, Seyda?nın hızına bir şekilde yetişebiliyordum ama gel gör ki Abdulbaki Hz.leri daha irşada başlar başlamaz hızına yetişmek ne mümkün.. Baksanıza tuvalet sayısından, çeşme sayısından ve fırından çıkan ekmek sayısından tutun da, cami inşası, imar, vakıf gibi bir dizi daha nice hizmetlerin hepsinde dur durak bilmiyor. Tıpkı Tayyip Erdoğan gibi o da hizmette hiç sınır tanımıyor. Hani bir zaman Tayyip Erdoğan İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığını devr aldığında susuzluk almış başını gidiyordu ya. Kimi Yalova?dan tankerlerle su getirelim, kimi suni yağmurlama bombasından bahsederken, o kendine yakışan tavrıyla mübareği havaalanında karşılayıp dua talep ettiğinde;  

        - Dua ederiz inşallah demesiyle birlikte İstanbul?un susuzluğu iki kanaldan, yani hem zahiri hem de manevi kanaldan hal yoluna girerde.

          İşte Fırıncı Abdülkerim Ağabeyimiz bu tespiti yaptıktan sonra şöyle bir latife cümleyle sözlerini şöyle bağlar:

        -Sofi şu da var ki mübarek nasıl dua ettiyse İstanbul?da bir baktık sel seli götürmüş. Sanırım şimdi niye hızına yetişemediğimizi anlamışsınızdır.

        Evet, bir takım mahfiller ?işimiz Allah?a kaldı? diye alay ede dursunlar, onların hesap edemedikleri bir şey vardı ki Allah dostlarının yapacakları duaların Allah katında kolay kolay geri çevrilmeyeceği gerçeğidir. Yeter ki canı gönülden Allah dostlarının kıymeti fark edilsin gerisi gelir elbet. 

         Hakeza Sadık Albayrak?ta tıpkı dünürü gibi Allah dostlarının kıymetini bilen gür seda yazarlarımızdan. Bakın Seyda Hz.lerinin vefat sonrası Cuma dergisine verdiği bir röportajda kıymetini nasıl dile getiriyor hep birlikte bu kıymet ruhundan istifade etmiş olalım:

     SEYDA HAZRETLERİ BÜTÜN ÜMMET-İ MUHAMMED'E YOL GÖSTERDİ

       Raşid Efendi'nin Türkiye'deki misyonunu anlatır mısınız?

        ? Raşid Efendi (k.s.), şöhrete ulaşmış ismiyle ''Seyda Hazretleri'', neseb olarak Ehl-i Beyt'e mensuptur. Necip bir nesilden gelmesi dini ilimler kadar tasavvufi gelişmede de büyük pay sahibi olmuştur. Tarikat olarak Nakşibendîliğe olan vukufu Türk-Kürt-Acem ya da Arap halkları üzerinde etkisi büyük olmuştur. Her ilmin bir mektebi olmasına rağmen Türkiye'de tekkeler kapatıldığı halde müteselsilen hilafet hırkasını giymek suretiyle bu tarikat çizgisini sürdürmüştür. Bu durum tarikatların tekke ve zaviyelerde yapacakları hizmetin yasaklarla önlenemeyeceğini göstermiştir. Seyda Hazretleri bunun en canlı örneğini temsil eder. Cedleri Mevlana Halidi Bağdadi ve daha sonra gelenler meşruti ve ceberrut yönetimler tarafından ve siyasi güçler tarafından baskıya uğramalarına rağmen bu çizginin devam ettirilmesi Seyda Hazretleri'ne kadar gelmesi kendilerinden sonra da beklenen ve görünen fonksiyonu icra edeceğinin bir işaretidir. Seyda Hazretleri'nin cedleri hangi baskı ve zulme uğramışlarsa kendileri de aynı şekilde bundan payını almıştır. Hiçbir siyasî otoriteye başkaldırmadığı halde Cenab-ı Peygamber'in Ehl-i Beyt'in çizgisini sürdürüp siyasî otoritenin mefluç, müflis ve mülevves bir hale girdiği toplumun değişik katmanlarındaki insanları bir tek çizgiye getirmesi, en çok şeriat ve tarikat düşmanlarının tepkisini çekmiştir. Batılılaşmanın kol gezdiği metropol şehirlerden uzak bir köyde ömür sürerken Türkiye ve Türkiye'nin dışından kafileler halinde insanların otobüslerle Menzil'e gelmesi, Menzil-i Maksut'a ermelerine vesile olmuştur. Bu durum, bu gelişme, bu yeni ihya hareketi daha çok bizde militarist baskılar sırasında kendini gösterdiğinden, kendi evinden barkından alınarak Batıya sürgün edilmesi, gözetim altında bulundurulması müridanına en umulmadık hareketlerin reva görülmesi, yaptığı hizmetin büyüklüğünü gösterir. Ehl-i tarik ulviyet ve yüceliklerini, çektikleri çile ile pekiştirirler. Zaten geçtikleri yollar çileli yollardır. Aldıkları hilafet hırkası icazeti onları ister istemez bu yola sevk eder. Böylece kendilerinden sonra gelecek olan toplumlara öncülük vazifesi görürler. Seyda Hazretleri de Türkçe-Kürtçe ile belirli değil de, değişik lisanla tüm ümmete hitab etmiştir. Böylece yaptığı hizmetler ne Türklere, ne Kürtlere ne de Araplara mal edilebilir. Tümden Ümmet-i Muhammed'e yol gösterici olmuştur. Diliyoruz ki, kendisinden mustahlef olanlar bu yolu devam ettirirler.

     ? 12 Eylül yönetimi Seyda Hazretleri'ni neden Çanakkale'ye sürgüne gönderdi.

     ? 12 Eylül yönetimi solla, aşırı uçlarla uğraştığı gibi Müslümanlarla da uğraşmayı bir görev bilmiştir. Çifte standart uygulamakla çarpıklığın üstesinden gelebileceklerini sandılar. Hâlbuki 12 Eylülcü militaristler Seyda Hazretleri'nin yaptığı hizmetleri engellenmemiş olsalardı, bugün belki de Türkiye'nin ırkçı şoven bir Kürt meselesi olmayacaktı. Türkiye'de bugün, ne acıdır ki doğrudur, bir Bosna-Hersek bunalımı yaşamayacaktı. 12 Eylülcü militaristler kafalarına yerleştirilen sarık-cübbe ve tespih korkusu Seyda Hazretleri'nin üstüne gitmeyi amaçlamışlardır. Bu baskı tersine tepen bir silah gibidir. Menzil cemaatinin daha çok yaygınlık kazanmasına sebep olmuştur. Yani zulüm, şiddetini artırdıkça mazlumların sayısı da çoğalır.

        ? Devletin resmi medya araçları, TRT ve Anadolu Ajansı özellikle sanki böyle bir olay yokmuşçasına davrandılar. Bütün özel kuruluşların ilgisine rağmen resmi kuruluşlar cenazeyi ısrarla duyurmadılar. Bunun altında hâlâ 12 Eylül uzantısı korkular mı var acaba?

         ? 12 Eylül uzantısı değil de rejimin 70 yıllık tercihi kendini göstermiştir. Şöyle ki, bugün resmi ideoloji medyasını yönlendiren iktidar çevreleridir. Bu kurumlarda yer alan etkili kişiler masonik zihniyetli adamlardı. Bunun böyle olması doğal karşılanmalıdır. Resmi ideolojinin medyası böyle bir tavrı ilk defa göstermemektedir. Yani, Batılı sistemin çifte standart uygulaması resmi ideolojiden yana olanlarla, resmi ideolojiye İslâmi perspektiften bakanlara karşı çelişik bir tavrı olmuştur. Bir haham, bir papaz resmi ideolojinin haber kaynaklarında yer aldığı kadar, bir şeyhin, bir âlimin, İslâmi görüntüsü bir değer ifade etmemektedir. Bunu fazlaca da yadırgamamak lazım. Türkiye'deki Batılılaşmanın öncüleri bu tercihi Lozan'da yaptılar, o günden bugüne devam ediyor. Resmi ideolojinin çizgisinde bir sapma görülürse o zaman gidişten endişe etmeli, yeni stratejilerin, planların Müslümanlar üzerinde oynanmak istendiği akıldan çıkarılmamalıdır.

         İşte, yazar Sadık Albayrak?ın ifadelerinden de anlaşıldığı üzere zulüm bir yere kadardır, hele ümmetin derdiyle dertlenenler var oldukça bir takım karanlık mahfillerin kirli oyunları ve hevesleri kursaklarında kalacaktır. Buna inancımız tam da.

         Vesselam.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2662/ne-mutlu-kiymet-bilene

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

06.08.2020 Nebi ve Resul
30.07.2020 Kur’an’dan İlham Alıp Asrın İdrakini Aydınlatmak
23.07.2020 Kur'an-ı Muciz'ül Beyan
09.07.2020 Vahy'in Soluğu
02.07.2020 Esma-ül Hüsna
25.06.2020 Kader-i İlahi
18.06.2020 İmtihan Hayatın Bir Gerçeği
11.06.2020 İçi Başka Dışı Başka
04.06.2020 Gel Kardeşim Bir Olalım
28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
02.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
06.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
16.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
07.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
17.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
10.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
03.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
24.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM