Ferdiyetçi ve toplumcu görüşe göre seküler, laik devletin tanımı

Eklenme Tarihi: 19.10.2018 06:10:00 - Güncellenme Tarihi: 06.08.2020 01:05:01

Bir önce ki yazımda İslam hukukuna göre devletin tanımını yazmıştım. Antik çağdan, günümüze kadar insan hak ve hürriyetleri alanında beşeri kanun ve kuralların dışında, din olgusu da farklı bakış açısı getirmiştir. Bu konuda ilahi kaynaklı dinlerin, ferdi haklar alanın da teokratik anlayışının dışında, laisizmin tanımladığı seküler devlet otoritesini incelemeyi gerekli gördüm.

Toplumcu ve ferdiyetçi görüşlere göre insan hakları şöyle tarif edilir: İnsanlar doğuştan bazı temel hak ve hürriyetlere sahip olarak doğarlar. İnsanların doğuştan elde ettiği bu haklara asla müdahale edilemez. Her iki görüşte insanlığın toplum hayatına geçmeden önce, tam ve mutlak bir hürriyete sahip olarak yaşadığı tezini kuvvetle savunur.

Yine her iki görüşe göre, ilk başlarda tabiat halinde yaşayan ilkel insanlık, daha sonraları toplu yaşama zaruriyetinden dolayı toplum hayatına geçiş sürecinde siyasi yapıyı, "devleti" meydana getirmiştir. Devlet sorumluluğu ve selahiyetitleri olan bir kurumsal teşkilat olarak toplumun hayatına girmiştir. Devlet, toplum ve toplumlar arası ilişkileri düzenleyen, iç ve dış tehlikelere karşı güç ve iradeyle donatılmış bir yapıya sahip olarak, toplumun malı olan bir kurum olarak kabul edilmiştir.

Toplumcu ve Ferdiyetçi görüşün ayrılığa düştüğü nokta, devletin fonksiyonları konusunda, yani devlet adına bireysel hak ve hürriyetlerden fedakarlık edilmesi noktasında görüş ayrılığına düşerler. Toplumcu görüş, bireysel haklardan fedakarlık ederek devletin fonksiyonlarını güçlendirmek ister. 

Yakın tarihte 17. ve 18. yüzyıllarda başta ünlü İngiliz filozofu Jhon Locke ve J.J. Rousseau olmak üzere, PufferdofWolfBlckstoneBurlamquive Vattel gibi alimler devletle toplum arasında olan temel münasebetler ve kuralları genişletmeyi tercih ederler. J. Locke insanın doğuştan elde ettiği hayat, hürriyet ve mülkiyet gibi hakları temel haklar olarak kabul edip, bu hakların korunup geliştirilmesi devletin asli ve en öncelikli görevi olmalıdır der. Devleti tanımlarken insanlararası ilişkileri düzenleyip, kanunlar koyarak, temel hak ve hürriyetleri güvenceye almayı devletin başlıca görevi ve sorumluluğu olarak tarif eder. Fertlerin vazgeçilmez ve başkasına devredilmez hak ve hürriyetlerini teminat altına almakla devlet egemendir der. Yine J. Locke göre, siyasi iktidarın kaynağı olan egemenlik hakkının kullanımını fertlerin rızalarına göre devlet otoritesini temsil siyaset kurumuna ihale eder.

Buraya kadar Locke'ın öncülüğünü yaptığı toplumcu görüşün fikirlerini izah etmeye çalıştım. Zamanla uygulamadan doğan eksiklerin giderilememesiyle, ferdiyetçiliğin de öne çıktığına tarih şahit olmuştur. Toplumcu görüşün akla ve rasyonel düşünceye uygunluğu tartışılarak, sosyal ilişkilerden kaynaklanan ferdiyetçiliğin geliştirilmesi yönünde çalışmalarda yapılmıştır. Doğrudan insanı ve insan cevherini esas alan ferdiyetçi doktorin, her hak ve her türlü hukukun kaynağının insan olduğunu kabul eder. Çünkü sosyal hayatta hür irade ve sorumluluk insana ait olduğundan, insanların oluşturduğu kurumların (devlet vb) kendilerine ait varlık ve hakları olamayacağını savunur. Ferdiyetçi görüş devletin görevinin insanlar arasında ki ortak çıkarları korumak ve geliştirmekle sınırlı olduğunu kabul eder.

Her iki görüşün fikirlerini ana hatlarıyla izah ettikten sonra, bana göre çağımızda toplum çıkarlarının, ferdi menfaatlerden üstün tutulduğu görüntüsü, ferdiyetçiliğin savunulmadığı anlamına gelmez. Burada mevzu olan ferdiyetçiliğin iyice ön plana çıkartılarak, doğması muhtemel bazı sakıncaların oluşumunu engellemektir. Bu bakımdan ferdiyetçi doktorinin, insan haklarının gelişmesine yaptığı katkılar hiç bir zaman inkar edilmemelidir. Esasen öncelikle insan haklarının sosyal yönde gelişmesine tesir eden Liberalizmin sebep olabileceği sakıncalar giderilmelidir. Burada devletin ve egemenlik hakkını elinde bulunduran siyasi otoritenin temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasında gösterecekleri samimiyet çok önemlidir. Tabi haklar hiç bir zaman siyasi çıkar malzemesi yapılmamalıdır. Egemenliğin gerçek sahibi olan halkı korumak için, devletlerin anayasasında tarif edilen ve hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kuvvetler ayrılığı prensibiyle, siyasi otoritenin kontrolü zaten mümkündür. Bu konuda Montesquieu'nun özgürlüklerin korunması için, anayasal düzen içinde kuvvetler ayrılığı tezi, devletle kişi arasında ki ilişkilerin uyumu ve devamlılığı açısından çok önemlidir.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2585/ferdiyetci-ve-toplumcu-goruse-gore-sekuler-laik-devletin-tanimi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

31.07.2019 Lider ve Karizma
24.07.2019 Stratejik Akıl
17.07.2019 Suriye'den Daha Elzem, Suriyeliler Politikamız Olmalı
10.07.2019 Çarçur Ekonomisi
02.07.2019 Anketlere Değil, Aynaya Baksaydınız
26.06.2019 Sosyal Medya ve Yazar Tosun
19.06.2019 Akdenizde Can Sıkan Gelişmeler
11.06.2019 Lütfi Kırdar Mutabakatı
06.06.2019 Seküler kültürün icadı doğmalar, izm'ler
29.05.2019 Devlet Aklı
21.05.2019 Avrupa'nın Kültürel Egemenlik ve Asimilasyon Problemi
15.05.2019 Nihaî Çözüm Nedir?
08.05.2019 Nelere Şahit Olduk
02.05.2019 Hıyânet-i Vatan Suçlaması
25.04.2019 Merkez Sağ ve Merkez Sol Siyaseti
17.04.2019 Nur-u âyinlere ilham olsun.
09.04.2019 Bir deneme, yitirilen düşler
27.03.2019 CHP'yi iktidarsızlıktan kim kurtaracak?
20.03.2019 Hangisi daha evla kuvvetler ayrılığı prensibi mi, yoksa kuvvetler birliği ilkesi mi?
14.03.2019 Belediyelere, yerel yönetimlere atanmış seçkinler
06.03.2019 Türkiye taşra ve varoş kültürünün etkisi altına giriyor
27.02.2019 Uluslararası ilişkilerde basın ve medyanın rolü (2)
20.02.2019 Uluslararası ilişkilerde basın ve medyanın rolü (1)
14.02.2019 Toplumsal hayatımızda basın ve medyanın rolü
06.02.2019 Sahi biz kime oy vereceğiz?
30.01.2019 Baykal'ın devlet adamlığı vasfı
22.01.2019 Evrensel adalet ve hukukun üstünlüğü ilkesi
15.01.2019 Peki seçmenler ne istiyor?
09.01.2019 Atatürk döneminde Kemalizm fikrinin doğuşu
25.12.2018 2019 demokratik olgunluk yılı olsun
18.12.2018 Avrupa Türklerinin sosyal statüsü
11.12.2018 İnsan Hakları Gününde insani değerler ve kişi hakları
04.12.2018 Gelecek kaygısı ve Hitler Avrupası
27.11.2018 Batının kültürel tehdit algısı
20.11.2018 Medeniyetler ittifakı olmaz
12.11.2018 Pasif direniş ve sivil itaatsizlik.
06.11.2018 Eski tüfek bir Sosyalistin, Türk Solu analizi
29.10.2018 Erkler arası ilişkilerde yetki kavgası, anayasal hukuk devletini yaralar
25.10.2018 CHP ve Türk Solu Kavramı
19.10.2018 Ferdiyetçi ve toplumcu görüşe göre seküler, laik devletin tanımı
13.10.2018 İslam Hukukunda devletin tanımı
11.10.2018 Zabıta ekonomisi
03.10.2018 Etno-kültürel talepler ve bölgesel ırkçılık
27.09.2018 Emeklilikte yaş haddi mağduriyeti