Kütüphaneciler olmadan asla!

Eklenme Tarihi: 07.09.2018 13:00:00 - Güncellenme Tarihi: 09.07.2020 04:50:00

Halk kütüphaneleri, dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde, bireysel ve toplumsal gelişmenin motor güçlerinden biri olarak kabul edilir. Onun içindir ki, ?halk üniversitesi? unvanıyla taçlandırılır uzun yıllardan beri. Çok yönlü olarak gelişmiş bireylerden müteşekkil bir toplumun, ülke kalkınmasındaki yeri ve önemini idrak etmek için de yüksek matematik okumaya gerek yok. Gelişmiş sıfatlı ülkelerin, ekonomik göstergeleri ile ?halk kütüphanesi varlıkları? odağında basit bir sağlama yaparak durumu bütün netliğiyle görmek mümkün.

Hep söyledik, yeri gelmişken bir daha söyleyelim. Hiçbir gelişmiş ve kalkınmış ülke yoktur ki, farklı türlerdeki kütüphaneleri gelişmemiş ve niteliksiz olsun. Ve hiçbir gelişmemiş ülke de yoktur ki, kütüphaneleri gelişmiş ve yüksek nitelikli olsun.

Bu küresel gerçeğe karşılık, devlet ve millet olarak kulağımızın üzerine yatageldik yıllardır. Sırt döndük hakikate. Pek acı bir sonuç olarak da uluslararası ligde hep sonlara yazıldı adımız.

Başta okul kütüphanelerimiz olmak üzere, türler itibariyle, ?çok iyi? nitelemesinin hakkını verecek ?nadir? örnekler ile ?iyi? sıfatının hakkını verecek düzeydeki ?az sayılı? örneğin dışında içler acısı durumda kütüphanelerimiz. ?İçler acısı? ifadesi ağır geldiyse, ?nitelikli olmaktan epeyce uzak? diyelim hadi.
?

Çizdiğimiz olumsuz tablonun birçok sebebi var kuşkusuz. Devlet, toplum, aile ve bizatihi bireyin kendisiyle ilgili? Ve fakat her durumda, ülkeyi yönetme ve düzenlemeleri yapma sorumluluğunda olan devletin -tam da bu özelliği bağlamında- rolü ve sorumluluğu hayatî önemi haiz. Yani devletin işini olması gerektiği gibi yapması, yaşamsal düzeyde önemli?

Bu anlamda, yakın zamanda sevindirici bir gelişme olarak devlet, işaretlediğimiz rolünü ve sorumluluğunu kültür odaklı olarak hatırlayıverdi. Hatırlamakla da kalmayıp, ?yahu, bu kültür konusunda çok ihmalkâr davrandık, dahası ayıp ettik, şu işe bir el atalım? deyiverdi. Hem de farklı zaman ve zeminlerde birkaç kez.

Biz de ?olsun, geç olsun da güç olmasın? diye sevindik, el çırptık, alkış tuttuk.
?
Açıkça ve adını koyarak söyleyelim. Kütüphanelerimizdeki bu niteliksizliğin, yetersizliğin temel sebebi, kütüphane sisteminin temel/ ana/ esas unsuru olan ve bu anlamda ?olmazsa olmaz? sıfatı taşıyan ?kütüphaneci? bağlamındaki yetersizliktir.

Elbette beş unsurdan oluşan sistemin yüksek nitelikli olmasında diğer unsurların, yani ?bütçe?, ?koleksiyon? ve ?bina?nın da payı söz konusu... ?Kullanıcı? ise, zaten nitelikli hizmetin ana hedefi.

Kütüphane adlı eğitim, bilim ve kültür merkezinin ana unsuru, üniversitelerin Bilgi ve Belge yönetimi (BBY) bölümlerinde en az dört yıl süreyle lisans öğrenimi görmüş kütüphaneciler olmasına rağmen, bu gerçeğin ve gelişmiş dünyadaki iyi örneklerin aksine, yanlış uygulamalarla karşılaşmak sıradan bir olay ne yazık ki ülkemizde. Daha müşahhas bir ifadeyle, bu kütüphanecilerin yaptığı -değeri dünyaca kabul edilmiş- teknik görevleri herkes yapabilirmiş gibi kabul edilerek, bu çerçevede personel atamaları ve kurum içi görevlendirmeler yapılabiliyor. 

Yani kütüphanecilerin çok çeşitli dersler kapsamında öğrenimini gördüğü ve stajlarla uyguladığı teknik ve yöntemler sanki herkesin yapabileceği basit işlermiş gibi, onların atanacağı pozisyonlara başka alanlarda öğrenim görmüş kişiler atanabiliyor. Hem de yıllardan beri. Açık öğretimden önlisans/ lisans mezunu kişiler, lise mezunları ve saire?

Kamu kurumlarındaki kütüphanelerde, okul kütüphanelerinde, üniversite kütüphanelerinde ve Milli Kütüphane?de? ?Halk üniversitesi? tacını taşıyan halk kütüphanelerinde? Çocuğa kitap ve kütüphane sevgisi aşılanmasında kıymeti tarif edilemez çocuk kütüphanelerinde? 

Bununla da yetinmeyip, kütüphanecilik öğrenimi görmemiş birtakım kişiler kütüphanelerin daire başkanlığı, müdürlüğü ve müdür yardımcılığı gibi yönetici pozisyonlarına talip olabiliyor. Ve karar vericiler de o çağdışı atamaları yapabiliyor. Liyakat, ehliyet, hakkaniyet hak getire!
?

O halde şu çok basit soruyu ve artçılarını sorarak devam edelim...

?Ey karar vericiler, madem herkes kütüphanelerde görevlendirilebiliyor, peki neden hemen her yıl bir veya birkaç üniversitede yeni BBY bölümü açıyorsunuz?? 

Buralarda görevlendirilen öğretim elemanları ve idari personel; masa-sandalye, elektrik, su, kırtasiye, bilgisayar hepsi ama hepsi devletin sırtına yük değil mi? Neden garibin gurebanın, öksüzün-yetimin boğazından kesilerek bu bölümler kuruluyor?

Bugün sayıları yirmiyi aşan BBY bölümlerinin yarısından fazlası kütüphaneci mezun ediyor. Hatta ikinci öğretimleri var bazı bölümlerin. Eğer önüne gelen kütüphanelerde görevlendirilecekse, mesleki donanıma sahip bu kıymetli kütüphaneciler ne olacak, nerede istihdam edilecek? Uzmanlık alanlarında değil de, bambaşka alanlarda çalışmak zorunda kalacaksa bu genç profesyoneller, entelektüel sermaye çöpe atılmış olmayacak mı?
?
Konuya bilhassa halk kütüphaneleri odağında bakalım geliniz?

Biliyor musunuz, bu kütüphanelerin bağlı olduğu Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü?nün 2017 yılı sonu verilerine göre, ülkemizde 1146 adet halk kütüphanesi var. (http://www.kygm.gov.tr/TR,204967/halk-kutuphaneleri-genel-istatistikler.html)

Peki, bu halk kütüphanelerinde üniversitelerin BBY bölümlerinden mezun kaç kütüphaneci görev yapıyor dersiniz? Hemen hepiniz, çok basit bir çıkarımla ?en az? 1146 dediniz değil mi?

Öyle ya, mademki kütüphaneci, kütüphane adlı bilgi sisteminin ana unsuru; o halde her bir halk kütüphanesinde ?en az 1 kütüphaneci? olmalı değil mi?

Değil ne yazık ki? 

1146 halk kütüphanemizde görev yapan BBY mezunu kütüphaneci sayısı sadece ve sadece 588. Hüzünle tekrar edelim; 1146 halk kütüphanesine, 588 kütüphaneci!

Bir de çoğunun büyüklük ve hedef kitle genişliği bağlamında Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerin il halk kütüphanelerinde ve merkez ilçe halk kütüphanelerinde görev yaptığını düşünürseniz, pek çok kütüphanemizde ?1 tane bile? kütüphanecinin görev yapmadığını kolayca anlayacaksınız. İçiniz ezilerek, ülke ve millet adına yazıklanarak.
?

?1 Numaralı Makam?dan başlayarak, ilgili bütün devlet büyükleri tarafından kültürün ihmal edildiğinin ve kültürel kalkınmanın artık ertelenemeyeceğinin dillendirdiği bir dönemde yukarıdaki rakamların kabul edilemezliği ortada. Bilhassa kütüphaneci istihdamındaki yetersizlik? Ancak kabul etmemekle de kalınmayıp, acilen kütüphaneci kadroları ihdas edilerek ilana çıkılmalı ve aylardır kadro bekleyen donanımlı genç kütüphanecilere müjde verilmeli. Hem de ?her 1 halk kütüphanesinde, en az 1 kütüphaneci? görev yapacak şekilde.

Zira sürdürülebilir kalkınma, öncelikle kültürel kalkınma ile mümkün. Kültür düzeyi, millet olma şuuru, devlete ve vatana sadakat bilinci yüksek bireylerden oluşan bir toplum ile sürdürülebilir kalkınma sağlanabilir ancak. Bu bireyler ise, yaşamboyu öğrenmenin merkezi olan halk kütüphanelerinde yetişir, dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi. Bilgiye erişim konusundaki eşitsizliği ortadan kaldıran ?halk üniversiteleri? eliyle yani?

Özetle? Artan sıklıkta kültürel kalkınmadan söz eden devlet büyükleri, birçok halk kütüphanemizde 1 tane bile BBY bölümü mezunu kütüphaneci görev yapmıyorken bunun nasıl başarılabileceğini de düşünüyor olsalar gerek.

Bunu düşünüyor olduklarına inandığım devlet büyükleri, belki ilgili bürokratlardan da detaylı uzmanlık bilgileri alarak, ?her 1 halk kütüphanesinde, en az 1 kütüphaneci? görev alacak şekilde kadro müjdesi vereceklerdir yakın zamanda.

Yaklaşan yerel seçimler öncesinde neden olmasın?

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2473/kutuphaneciler-olmadan-asla

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

18.08.2019 Fenerbahçe, Kahır Sezonu ve Ötesi
12.07.2019 Önce İnsan, Sonra Doktor
09.06.2019 Fransa?yı üzdük Hakan!
27.05.2019 İnsan Tercihlerinin Ürünüdür
06.05.2019 Şehir Kimliği ve Halk Kütüphanesi
17.04.2019 Kütüphaneler ve İnsan İsrafı
25.03.2019 Kütüphanecisi olan kütüphaneler?
04.03.2019 Fenerbahçe?nin yakın geleceği?
12.02.2019 Mevzu futbol ise, insanlık teferruat mıdır?
07.02.2019 Kadın erkek el ele, hedef daha güçlü Türkiye!
26.01.2019 Fenerbahçe?yi yazamamak!
04.01.2019 Kütüphaneciler, kütüphanelerin ve arşivlerin kalbidir!
25.12.2018 Ersun Yanal kötü gidişe dur diyebilecek mi?
18.12.2018 Her şeyi bilenler çağı!
29.10.2018 Koku'ttu gitti!
21.10.2018 Fenerbahçe?den tarihi başarı: 9'da 9
09.10.2018 Eğitimde doğru çıkış kütüphanesiz bulunamaz!
27.09.2018 Aynen aynen, sıkıntı yok!
21.09.2018 Fener sönüyor!
07.09.2018 Kütüphaneciler olmadan asla!
20.08.2018 Süper Lig'e hoş geldin Ankaragücü
18.07.2018 Fransa bileğinin hakkıyla ve alkışlarla
14.07.2018 Tebrikler Belçika
03.07.2018 Japonya'ya saygı gecesi
01.07.2018 Arjantin efsanesi ve Messi feneri
25.06.2018 ?Yeni Türkiye Dersi? başlıyor!
19.06.2018 Fenerbahçe için umudun adı: Ali Koç
04.06.2018 Fenerbahçe?de bir dönemin sonu!
27.05.2018 Ramazan: Müslüman için tefekkür zamanı
16.05.2018 6. Ulusal Yayın Kongresi'nin ardından
29.03.2018 Kütüphaneler, arşivler ve işi ehline vermek
18.03.2018 Yeni bir derbi ve yine bir kandırmaca!
21.02.2018 Terim Etkisi Değil Terin Etkisi Esas Olmalı
31.01.2018 Üç Artı Bir İmparator ya da İmparator Kime Denir?
27.12.2017 İNTERNET İCAT EDİLDİ, EDEBİYAT "BOZULDU"
12.12.2017 İSTİKÂMET YAŞAYAN KÜTÜPHANELER!
21.11.2017 ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ ÇALIŞTAYI
14.11.2017 KÜTÜPHANECİ YETİŞTİRİLMESİN O HALDE!
31.10.2017 KİTAPLAR, KÜTÜPHANELER VE ÇOCUK CIVILTILARI
17.10.2017 ZAFERİMİZLE ÖVÜNEBİLİRİZ!
10.10.2017 AMPUTE DEĞİL CESUR YÜREK MİLLİ TAKIMI
07.10.2017 MİLLİ TAKIM: EL ELDE BAŞ BAŞTA
24.09.2017 TÜRK FUTBOLU KAYBETTİ
14.09.2017 BEŞİKTAŞ'I İZLEMEYE DEVAM
12.09.2017 KÜLTÜREL MİRAS, KÜTÜPHANELER VE BURSA
03.09.2017 LUCESCU?NUN YANLIŞ İLİKLENMİŞ DÜĞMELERİ VE MİLLİ TAKIM
28.08.2017 FENERBAHÇE GÜNÜ KURTARDI
25.08.2017 FENERBAHÇE NEREYE?
22.08.2017 BİLGİSİZLİĞİN FATURASI AĞIRDIR!
15.08.2017 SON AĞAÇ KURUDUĞUNDA
08.08.2017 YİNE DE BEŞİKTAŞ, YİNE BEŞİKTAŞ
01.08.2017 ÖLÜNCE BÖYLE ÖLMELİ İNSAN
18.07.2017 VATANINI EN ÇOK SEVEN?
15.07.2017 METİN DOĞAN GAZİDİR
05.07.2017 GÂVURLUK YAPMAK!
05.06.2017 GÖZ GÖZ GÖZTEPE NİHAYET SÜPER LİG?DE!
30.05.2017 BEŞİKTAŞ AŞKLA VE ALKIŞLARLA ŞAMPİYON
19.05.2017 LİYAKAT OLMADAN GELİŞME OLMAZ!
02.05.2017 SEVERKEN ÖLDÜRMEK
25.04.2017 FUTBOLDA KALİTENİN ADI: BEŞİKTAŞ
11.04.2017 BİLGİYE ?EVET?, BİLGİSİZLİĞE ?HAYIR?
07.04.2017 BAĞCILAR?DA HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
14.03.2017 EŞEKLİ KÜTÜPHANECİDEN BİSİKLETLİ KÜTÜPHANECİYE
08.03.2017 III. MİLLİ KÜLTÜR ŞÛRASI VE KÜTÜPHANECİLİK
22.02.2017 NAM-I DİĞER ATOM KARINCA
14.02.2017 BİR ÂLİM ÖLDÜ DİYELER?
08.02.2017 ALKIŞLAR MEDİPOL BAŞAKŞEHİR?E
30.01.2017 KÜTÜPHANELERDE GEÇEN KIYMETLİ ÖMÜRLER
18.01.2017 FETÖ'CÜLER VE KUL HAKKI
12.01.2017 ÇILDIRIYORSUNUZ DEĞİL Mİ?
03.01.2017 TERÖR, AMERİKA, İŞBİRLİĞİ VE FETÖ
28.12.2016 KRONİK KÖTÜMSERLİK SENDROMU
21.12.2016 ŞEHİDİNİZDEN MEKTUP VAR
13.12.2016 VATANA AİDİYET BİLİNCİ
06.12.2016 DEVLETTE ?TOPYEKÛN- YENİDEN YAPILANMA
28.11.2016 DIRK ADVOCAAT KANARYAYI KANATLANDIRIRKEN?
22.11.2016 YAN AMERİKA YAN!
13.11.2016 MİLLİ MAÇIN PSİKOLOJİK ANALİZİ
08.11.2016 DARBE İĞRENÇLİĞİN DİĞER ADIDIR
01.11.2016 MÜLTECİ DEĞİL MUHACİR!
25.10.2016 İŞ VERDİNİZ DE ÇALIŞMADILAR MI?
18.10.2016 KÜTÜPHANESİZ ÜNİVERSİTE YA DA BURÇSUZ KALE
11.10.2016 HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
04.10.2016 LİYAKAT ODAKLI YENİDEN YAPILANMA
27.09.2016 15 TEMMUZ DEMOKRASİ MEYDANI
20.09.2016 BİR FENERBAHÇE YAZISI
06.09.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE KALMAK
16.08.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE OLMAK
09.08.2016 MİLLETİ KALBİNDEN VURMAK
02.08.2016 BİZ KİMİZ SORUSU ÜZERİNE YENİDEN DÜŞÜNMEK
26.07.2016 YENİDEN ÇANAKKALE RUHU
19.07.2016 YENİDEN YAPILANMA ZAMANI
12.07.2016 FATURAYI KİM ÖDEYECEK?
05.07.2016 BAYRAMI GÖSTERMEYEN MİLLİ FUTBOL TAKIMIMIZ
28.06.2016 TÜRK USULÜ FUTBOLLA BURAYA KADAR
21.06.2016 BU KARNE KİMİN?
14.06.2016 HADİ ASLANIM HADİ KOÇUM!
07.06.2016 ÖNCE DÜŞÜNCE SONRA HAREKET