İki seçenek var!

Eklenme Tarihi: 21.06.2018 05:45:00 - Güncellenme Tarihi: 07.08.2020 00:36:10

İlki; benzerliklerin ve ortak değerlerin öne çıkarılarak birlik olmak, güçbirliği yapmak ve birlikte yaşama arzusunu güçlendirerek yüksek yaşam standarlarına kavuşmak ve refah düzeyi yüksek bir toplum olmak!

İkincisi; farklılıkların ve ayrılma noktalarının öne çıkarılarak ayrışmak ve bunun getireceği çatışma ortamının ve kaosun pençesine düşmek, çatışmak, yara almak,  acı çeken ve yerinde sayan , birbirine düşmanca hisler besleyen bir toplum olmak!

Hangisi tercihiniz olur? diye bir soru yöneltilse herhalde 100 kişiden 99?u ilk seçeneğe onay verir, yüzde biriyse hata payıdır. Yani ya soruyu anlamamıştır yada anlama kabiliyeti sınırlıdır.

O halde muhakeme yaparken parametreleri doğru tanımlamak ve koşulları rasyonel olarak ortaya koymak gerekiyor.

Dikkat edilirse esasen ilk seçenek toplum refahını ve huzurunu merkeze almaktadır ve her toplumla her ülke için yazılı veya yazılı olmayan ulusal bir politika durumundadır. Tüm dünyada yapılan anayasalar ister yazılı, isterse yazılı olmasın ilk seçeneği hakim kılmak, desteklemek, muhafaza etmek ve geliştirmek için yazılır, yazılmıştır. Kaldı ki; hiç bir ülke toplumun huzurunu bozayım, insanlarımı ayrıştırayım,birbiriyle çatıştırayım, enerjileri tüketeyim, zaman kaybedeyim, yerimde sayayım hatta geriye gideyim diye bir lüksü yoktur ve bu yönde bir politika ortaya koymaz, koyamaz?

Türkiye?de neden farkında?

Türkiye uzun yıllar yukarıda belirtilen kaosa teslim olmuş bir toplum olmayı kabul eden ikinci seçeneği seçmesi yönünde iç ve etmenler tarafından büyük baskı ve tehdit altında kaldı. Bu öylesine belirgindi ki adeta ?öğrenilmiş çaresizlik?e mahküm olmuştu. Örneğin 15 Temmuz 2011 tarihinde konuyla ilgili bir yazımızda konuyu şöyle ifade etmiştik:?Ne yazık ki Türkiye onlarca yıldan beridir terör sorunuyla iç içe yaşıyor. On binlerce şehit ve acılı aileleri, yakınları ve tüm ulus olarak her birimiz üzülerek, kendi ölçülerimize göre neden bu karmaşa, kimler bundan yarar sağlıyor olabilir? diye düşünerek çözüm yolları arıyor ve konuyu tartışarak yaşantımıza devam ediyoruz. Son dönemlerde sorunun çözülemeyeceğine yönelik ?terör sorunu çözülür? şeklinde oluşan olumlu ortam; tüm kesimlerin kınadığını bildirdiği dünkü saldırıyla, maalesef yerini tekrar endişeye bırakmış gibi görünüyor. Her ne olursa olsun insanın yaşam hakkına yapılan saldırılar herhangi bir gerekçeyle hele hele bugünkü koşullarda ve ortamda açıklanabilir değil?? şeklinde devam etmişiz.

Pekala ne olmuştu 15 Temmuz 2011 tarihinde! 9 Temmuz 2011 tarihinde Lice?de 2 asker ve 1 sağlık görevlisi kaçırılmış, bunun üzerine Devlet vatandaşlarının kurtarılması için Silvan Jandarma Alay Komutanlığına bağlı bir birlik görevlendirmişti. Bölgede yürütülen çalışmalar sırasında Silvan?da PKK?lı terörist bir grup tarafından pusuya düşürülmüş ve saldırıda 13 Mehmetçik şehit düşmüş, 2?si ağır 7 asker de yaralanmıştı.

Bu ilk değildi Çukurca, Şemdinli, Yüksekova?da da benzerleri gerçekleşmiş, hatta Dağlıca?da ağıt olmuş ve ??Sana sıkılan kurşun ciğerime saplanır, bilmem bu acı nasıl yüreğimde saklanır, Can verdiğin Bayrağın tabutuna sarılmış, sana yüce Yaradan cennetten yer ayırmış?? ifadeleriyle ruhlara kazınmıştı. (https://www.youtube.com/watch?v=iurX082uC5k )

İstemediğin seçeneğe mahküm edilmek!

Kısaca ikinci seçeneğe mahküm edilmiş, neredeyse onlarca yıldan kaos, çatışma ve ayrışmayı kabul etmek zorunda bırakılmış büyük Türkiye, neredeyse milli güvenliğine yönelik saldırıları kabullenmiş ve açmaza hapsedilmişti Böyle bir ülkeyi yeniden yükselişe yönlendirmek zordu lakin imkansız değildi? 

Sonrasını yakinen biliyoruz, farklılıklıların öne çıkarılarak toplumun ayrıştırılmasına yönelik onlarca yıldan beri kötü niyetli çabalara ragmen Türkiye bugün dimdik ayakta ve dostlarına güven düşmanlarına ise korku veriyor.

Tabii bu süreçte devlet yönetiminde de önemli zaaflar ortaya çıktı ve kaos dayatan koalisyonlar, darbeler,  basiretsiz yöneticilerin Anayasa kitapçığının fırlatılması ve sonrasındaki ortaya koydukları hatalı tutumlar 2001 yılında Türkiye?yi tarihinin en önemli ekonomik krizlerinden birine sokarak, sosyal ve ekonomik bakımdan derin izler bırakmış ve ekonomiye büyük mali yükler getirmişti.

Her ne olursa olsun Türkiye insanının irfan ve ferasetiyle kadim birikimi ve engin devlet tecrübesiyle tüm tehditleri bertaraf etmeyi başardı. Özellikle çevre ve komşu ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye farklıydı, sarsılmaz değerleri vardı ve bunun sonucu olarak bulunduğu coğrafyada büyük tehditler altında kalsa da insanının birlikte yaşama arzusu ve kardeşliğe sahip çıkmasıyla hep olduğu gibi ilk seçeneğe onay verdi?

Kardeşlik bağı neden kopmuyor?

Yunus Emre?nin Mevlana Celaleddin Rumi ve Pir Sultan gibi manevi önderlerimizin bu topraklarda yaşamış olmalarının kadim kardeşliğin sürekliliğinde bir etkisi olsa gerektir. Görülüyor ki yüzlerce yıl önce bu topraklara serptikleri sevgi ve hoşgörü tohumlarının etkileri hala canlı ve devam ediyor.

 Öyleki; büyük düşünür Hz. Mevlana yaşadığımız bu toprakların insan sevgisiyle ve erdemle yoğrulmuş olduğunun bir kanıtı olarak yüzlerce yıl öncesinden dostluk ve kardeşlik üzerine seslenerek: "-Ben dostlarımı; Ne kalbimle, ne de aklımla severim. Olur ya...! Kalp durur, akıl unutur. Ben dostlarımı; Ruhumla severim. O, ne durur, ne de unutur"?derken;

yine Pir Sultan Abdal : ?Yağmur gibi yağar başıma taşlar, Dostun bir fiskesi yaralar beni?? ?Şu ellerin taşı hiç bana değmez, ille dostun gülü yaralar beni? diyerek dostluğun kardeşliğin önemine dem vurarak dostluğu büyük bir değer olarak orataya koymuş ve Yunus Emre ise;esas olanın bilimden geçtiğini bilimin kendine saygıyla başladığını ?İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir, Sen kendin bilmezsen, Bu nice okumaktır.? derin sözleriyle ifade etmiştir.

İşte bu topraklarda yaşayan zengin kadim kültürle yoğrulmuş insanımıza inişler ve çıkışlar yaşatılsa da, pek çok tehdite maruz kalsa da, ayrıştırılarak biribiriyle karşı karşıya getirilmeye çalışılsa da, Milletimizin bir şekilde doğruda ve kardeşlikte buluşması engellenemiyor. Bunun temelinde ise manevi önderlerin ilim, irfan ve erdemle mayaladığı bir Anadolu ve kadim bir medeniyet birikimi var...

Tabii burada insan ve sevgi kültürüyle yoğrulmuş en güzel hoşgörü, ilim, irfan ve erdem örneklerinin verildiği bu topraklarda bilgeliği hakim ve sürdürülebilir kılmak için, refah ve huzuru odağa yerleştiren birinci seçeneği hayata geçirmek için her kuruma ve her birimize önemli ve büyük görevler düşüyor.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2304/iki-secenek-var

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

14.06.2020 BM ve Temel İnsani Haklar! (6)
13.06.2020 BM’nin Gücü Açlıkla Sınanıyor! (5)
12.06.2020 Kovid-19 BM’de Değişimin Habercisi mi? (4)
11.06.2020 "Kovid-19 BM’de Değişiminin Habercisi mi?” (3)
08.06.2020 BM’nin Gücü Sağlıkla Sınanıyor! (2)
07.06.2020 Kovid-19, BM’de Değişimin Habercisi mi? (1)
27.04.2020 Buğday Üzerinden Yorumlar (3)
26.04.2020 Buğday Raporu ve Arz Güvenliği (2)
25.04.2020 Beklediğim “Buğday Raporu” Geldi! (1)
17.04.2020 Prof.Dr. Niddersan Acoh’un Salgın Hastalık Analizi! (1)
13.04.2020 Koranavirüs Tarım Sektörü için Tehdit mi?
06.04.2020 Tarımsal  Mafya (2)
05.04.2020 Tarımsal Mafya (1)
24.03.2020 Kötünün kötüsü korona mı?
15.03.2020 Bilgelik Çağı
09.03.2020 Gençlerin Tarım İlgisi!
28.02.2020 Üçüncü Tarım Orman Şûrası
21.02.2020 İkinci Tarım Şurası ile AB Müzakere Süreci
20.02.2020 İkinci Tarım Şurası
12.02.2020 Birinci Tarım Şurası ve Öncesi
20.01.2020 Bir yenilgi biçimi: 'Daha iyisini yapamam!'
16.01.2020 Uluslararası Antalya Kongresi
14.01.2020 Dijital Dönüşüm Süreci ve Yükseköğretim
22.12.2019 Dünya Tarım Gazetecileri ve Antalya Forumu
07.11.2019 Çelik Metreli Belediye Başkanı - 5
06.11.2019 Trafikte görmezden gelinen gerçekler - 4
16.10.2019 Trafikte kural tanımazlığın anatomisi -3
25.09.2019 'Ben trafiğe karşıyım!' Trafikte insan, kurum ve mevzuat -2
10.09.2019 Trafikte insan, kurum ve mevzuat -1-
21.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
08.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
31.07.2019 Kaplıca Kültürü ve Termal Turizm Ekonomisi
14.07.2019 Bilge Ülke Türkiye
04.07.2019 'Gelin Kardeş Olalım!'
25.06.2019 AB?de Tarım ve Sosyal Politika Eşgüdümü
23.06.2019 Altın Susam?in Markalaşma Potansiyeli
10.06.2019 Samimiyet Testi ve Toplumsal Refah!
25.05.2019 Osmanlı?nın Afrika?da Kadim İzleri
05.05.2019 Türkiye?nin Alternatif Turizm Şansı
13.04.2019 Antalya'nın Dördüncü T'si Teknoloji
10.04.2019 Sanayi ve Tarım Politikalarında eş güdüm ihtiyacı
07.04.2019 On beş mart 2019?a dair?
27.03.2019 Halkın feraseti ve beka meselesi!
11.03.2019 İstanbul?un ya da Antalya?nın vefası!
26.02.2019 Kavramlar üzerinden kutuplaşmak!
17.02.2019 Markalaşma ve bir başarı hikayesi!
09.02.2019 Türkiye markası ve zihinsel eşik!
31.01.2019 Eyvah! Saman ithal ediyoruz, tarım sektörü battı
18.01.2019 Rauf Denktaş Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
29.12.2018 Akıllı teknolojiler ve tarım 4.0
15.12.2018 Türkiye'nin marka şehir vizyonu
11.12.2018 Türkiye?nin turizm stratejisi ve sosyal politika işlevi
05.12.2018 Türkiye su zengini mi?
30.11.2018 2019 Türkiye ve dünyada Çorum yılı!
11.11.2018 Ulusal ekonomiler ve küresel şirketler
29.10.2018 Türkiye Gemisi 29 Ekimde limanda!
26.10.2018 Araştıma ve Geliştirme Politikaları
13.10.2018 Astronot yada çiftçi olmak!
03.10.2018 Halep?te bilim, savaş, medeniyet!
26.09.2018 İnsan ömrü 280 yıl!
19.09.2018 Pakdemirli ve tarım üzerine
11.09.2018 Kötüyü bertaraf etme reçetesi
06.09.2018 Küresel ısınma insanlık için tehdit mi??
31.08.2018 Dünya Peynir Şampiyonlar Ligi
27.08.2018 Süt sektörü ve peynir vizyonu
16.08.2018 Kaos tellalları!
10.08.2018 Bedirhan bebek!
04.08.2018 Uzman Bilgi ve Tarım Danışmanlığı ?
19.07.2018 Niyet Halis ya akibet!
12.07.2018 Acının günü!
01.07.2018 Prof.Dr. Tauf Nigzes
23.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
21.06.2018 İki seçenek var!
13.06.2018 'Komşu anneye bir kap yemek götürmek!'
12.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
30.05.2018 Gezide kaybolmak!
24.05.2018 Antalya?nın bir 'Güzel Ada'sı ?
20.05.2018 Bir Osmanlı güzeli ?Cumalıkızık?
18.05.2018 Üniversite ve yerel dinamikler-2
17.05.2018 Üniversitenin sinerjik etkisi
10.05.2018 Halkın vizyonu ve koltuk kapmaca!
02.05.2018 Başkanlığın götüreceği süreç!
28.04.2018 Zihin Kestiren Sistemler
19.04.2018 Kırın örtülü zenginliği
05.04.2018 Marka Olmak yada Olmamak!
28.03.2018 Yeni kuşak tatlandırıcılar - 2
27.03.2018 Şeker ve Tatlandırıcılar Sektörü
15.03.2018 Hakikaten ?Ne işimiz var Afrin?de!?
05.03.2018 Müttefiğe Zeytin Dalı!
30.12.2017 BİLİMİN IŞIK ETKİSİ!
24.12.2017 KENDİNE YABANCI!
20.11.2017 BEDBAHT İNSAN TİPOLOJİSİ
27.09.2017 DİL BAYRAMI; MİLLÎ EĞİTİM ve ENGRİ BÖRDS
17.09.2017 ÜNİVERSİTENİN TOPLUMSAL ROLÜ !
11.09.2017 İYİLERİN ZİRVE ÇAĞI
30.08.2017 30 AĞUSTOS: ?BİR OLMAK, VAR OLMAK !?
27.08.2017 TARIM CİDDİ BİR İŞTİR, ROMANTİZMİ KALDIRMAZ
12.08.2017 MEDYA'NIN MEDYASI! Ya da MEDYA?NIN MEDYAN?I OLMAK!
01.08.2017 ÂKİL İNSAN OLMAK!
23.07.2017 Türkiye Haklı !
28.06.2017 DUYGUSAL TEKNOLOJİ!
23.05.2017 HER YÜZYILDA YENİ BİR ENERJİ!
26.01.2017 BAŞKANLIĞA GÖTÜREN SÜREÇ!
28.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-2
25.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-1