LGS?nin Düşündürdüğü Hakikatler

Eklenme Tarihi: 04.06.2018 08:26:00 - Güncellenme Tarihi: 01.06.2020 07:44:47


Her şeyi yerli yerine koyma anlamına gelen ?adaletin? ilk önce tesis edileceği kurumların başında ?okullar? gelmelidir. Yetişen nesillerin kendilerini ve dünyayı anlamlandırırken zemin olarak kullandıkları okulları tercih ederken, onlara sunulan fırsatlar ve imkanlar adalet çerçevesinde olmalıdır. Adaletin gözardı edilerek işletilen sistemler, okulları adeta birer insan öğüten değirmene çevirecektir. Okulların ilkönce kendilerine ana sınıflarından itibaren gelen çocukları, insan olarak nasıl tanımladıklarını netleştirmesi lazımdır. Çocuk eğitim yolu ile ?değiştirilmesi? veya ?dönüştürülmesi? ya da fıtratı korunarak ?geliştirilmesi? gereken bir insan mıdır? Aslında sorunda tam burada başlamaktadır. Yıllardır eğitim felsefesi noktasında, Batı?yı esas alan milli eğitim sistemimizin tıkandığı nokta burası olmuştur.

Milli eğitim sistemimiz maalesef ki yıllarca, Aristo felsefesine dayanan ?ağaç yaşken eğilir? anlayışı ile nesillerimizi, arkasında evrim teorisi olan bakışla ?değiştirmeye? ya da Batı Hristiyan dünyasının insanın ilk günahla doğduğu kabul ederek ?dönüştürmeye? dayanan eğitim anlayışı ile hayata hazırlamaya çalıştı. Halbuki Türk tarihi eğitim sistemi biraz incelense ?ağaç yaşken doğrulur? anlayışı tespit edilecek, insanın fıtraten zaten doğuştan temiz olduğu, yapılması gerekenin bu temiz fıtratın muhafaza edilmesi ve yetişen nesillerin kendisini keşfedip ?geliştirmesine? zemin hazırlamak olduğu anlaşılacaktı.

Bugün orta öğretime giriş ve yükseköğretime geçiş sınavında yaşanılan sıkıntıların hepsinin arka planında, insanı nasıl tanımladığımız ve bu kapsamda verilen eğitim anlayışı yatmaktadır. Eğer bir eğitim sistemi çoçuğun kendi kabiliyet ve istidatlarını ana sınıfından itibaren keşfetmeye fırsat tanıyan bir anlayışla dizayn edilemez ise bunun sıkıntısı tabiki kendini orta öğretime ve yüksek öğretime geçiş sınavında acı acı gösterecektir ki, günümüzde yaşanan da budur.

Yapılması gereken açık ve nettir: İnsanı nasıl tanımladığımızın netleştirilmesi ve ona uygun bir eğitim felsefesinin hayata geçirilmesidir. Eğer bir eğitim sistemi çocuğun istidat ve kabiliyetinin neler olduğunu anlamaya ve çocuğun bu verilerle kendini keşfetmesine zemin hazırlamaya yoğunlaşırsa, zaten orta öğretime geçiş sınavında okul türleri ve daha sonrasında yükseköğretime geçiş sınavında meslek seçiminde belirli fakülteler önünde yığılma olmayacaktır. Demek ki asıl sorun insanın nasıl tanımladığında yatmaktadır. Değişime tabi tutulması gereken düşünen bir ?hayvan? mı, günahkar doğduğundan değerlerle yüklenerek dönüştürülmesi gereken bir ?günahkar? mı, yoksa zaten temiz yaratılmış sadece fıtratını koruması ve keşfetmesi için zemin hazırlanması gereken bir ?eşrefi mahlukat? mı?

Her fert özeldir. Her insanın kendine has bir şahsiyeti vardır. Bu kapsamda okullar tek tip insan üreten bir fabrika değildir. Her bir ferdin adeta kendine has bir müfredatı vardır. Okulların genel müfredatı hazırlarken çocukların bu özel müfredatları da hesaba katmalıdır. Eğer bu nokta dikkate alınmaz ise, her yıl yeni bir sınav sistemine geçmenin ve nitelikten yoksun üniversite mezunlarının sayısını artmasının önüne maalesef ki geçilemeyecektir. Mesele insana kıymet verme ve ona göre bir sistem inşa etmekten geçmektedir. Bu anlayışı harekete geçirmekte adaletin bir gereğidir. Yoksa maalesef ki yetişen nesillerimiz sebebi olmadıkları olumsuzlukların maddi ve manevi tehditleri ile mücadele etmeye devam edecektir.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2263/lgsnin-dusundurdugu-hakikatler

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

22.08.2019 Toplu Sözleşme Mağduru Memura Bir de Böyle Bakalım
15.08.2019 Hükümetler, Sendikalar ve Ülkenin Geleceği?
08.08.2019 Emek, Ücret, Sosyal Adalet...
05.08.2019 Sınırlar Arasında
21.07.2019 İmam Maturidi'nin Türk-İslam Düşüncesindeki Yeri ve Önemi
11.07.2019 Sosyal Devlet mi Dediniz?
21.03.2019 Sen yoksan kimse yoktur
23.02.2019 Adalet Mülkün Temelidir
15.02.2019 Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Hocamız ne yapmak istiyor?
13.02.2019 Medeniyet, kültür, eğitim ve terbiye
30.01.2019 Ahi Evren ve günümüze iz düşümü
31.12.2018 Seyit Ahmet Arvasi Hocamızı anarken?
30.11.2018 Mesleki eğitim ve Milli Eğitim Bakanlığı
27.11.2018 Ziya Selçuk Bakanımızın köy enstitüsü açıklamasına dair?
24.11.2018 Asgari ücretlinin arzuhali
04.11.2018 Uganda Kampala Büyükelçimiz Romalı mı?
23.09.2018 Sessiz sedasız bir Ahilik Haftası daha kutlandı
18.09.2018 Eğitim sistemimiz temelinden yeniden inşa edilmelidir
26.08.2018 Anadolu'ya Türk damgasının vuruluşu
08.08.2018 Ekonomik kriz ve zihniyet değişimi
02.08.2018 Uşaklar ve efendileri kazdıkları kuyuda boğulacaktır
28.07.2018 Siyaset Kavramı ve Din İlişkisi
24.07.2018 Değişimin lokomotifi eğitimdir
04.06.2018 LGS?nin Düşündürdüğü Hakikatler
11.05.2018 Vakıf kültürü hoyratça harcanmamalıdır
07.05.2018 Değişen Türkiye
28.04.2018 Sivil toplum ve demokrasi
24.04.2018 Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir
17.04.2018 Tarih şuuru
06.04.2018 Maturidilik ve Alperenlik
23.03.2018 21.Yüzyılın alpereni Muhsin Başkan?ın anısına
15.03.2018 Türkiye?nin Ortadoğu?daki mücadelesi bir milattır
28.02.2018 Millet ve milliyetçilik üzerine
14.02.2018 Okullar düzelmeden nesiller düzelmez
30.01.2018 Emperyalist Zihniyetle Mücadele ve Okullarımız
26.01.2018 Yaban Elma Sevdalısı Aydınlar ve Ağbabalarına Duyurudur
24.01.2018 Kızıl Elma ve Yörük Teyze
18.01.2018 HER İNSAN ÖZEL VE KAYDA DEĞERDİR