Üniversitenin sinerjik etkisi

Eklenme Tarihi: 17.05.2018 08:51:00 - Güncellenme Tarihi: 29.05.2020 11:13:02

Son yıllarda üniversite toplum ilişkileri kapsamında yerel toplumla üniversitelerin buluşturulması, yerel ve bölgesel gelişmeye yükseköğretimin katkısının artırılması, girişimci ve yenilikçi üniversite, araştırma ve öğretim odaklı üniversite konuları çokça tartışılıyor, toplantılar yapılıyor, kararlar alınıyor stratejiler belirleniyor. Öyle ki; katı ve değişmez gibi görünen 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu(YÖK) ile 36 yıl önce kurulan YÖK bile kendini yeniliyor. Hatta YÖK Başkanı Prof.Dr. Yekta Saraç Yükseköğretim Kurumunu Yeni YÖK olarak ifade etmeye başlıyor ve yapılan düzenlemeleri reform paketi olarak sunuyor. Yıllardan beri bizim de savunduğumuz gibi üniversitelerin bilgi üretimine ve araştırmacı insan kaynağı yetiştirmeye odaklanarak kalkınma sürecine katkı vermesinin, üniversiteler ile iş dünyasının ve dış paydaşlar ile ilişkilerin geliştirilmesinin önemi vurgulanıyor ve yükseköğretimde sessiz devrimden bahsediliyor.

YÖK?ün potansiyeli ve sinerjik etkiler!

Bugün Türkiye?nin 113?ü devlet, 68?i vakıf ve 5?i vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere 186 üniversitesinde 25 bin profesör, 14 bin doçent, 38 bin doktor öğretim üyesi, 35 bin öğretim görevlisi ve 46 bin araştırma görevlisi olmak üzere toplam 158 bin öğretim elemanı görev yapmaktadır. Aynı kapsamda öğrenim gören 7,2 milyon öğrencisi bulunmaktadır ve bu veriler Türkiye?nin yükseköğretim potansiyeli bakımından dünyanın büyük ve çok önemli bir ülkesi olduğunu göstermektedir. Öyle ki; Türkiye?nin sadece yükseköğretimde ki öğrenci varlığı dünyadaki 94 ülkenin nüfusundan daha fazla bir değere karşılık gelmektedir. Aynı şekilde Türkiye?nin yükseköğretimdeki öğrenci sayısı Avrupa?daki 20 kadar ülkenin nüfusundan da daha yüksektir. Yükseköğretimdeki bu 7 milyonun üzerindeki öğrenci sayısı Bulgaristan, Danimarka, Finlandiya, Slovakya, Norveç, Türkmenistan, Hırvatistan ve Kuveyt gibi ülkelerin nüfuslarından daha fazladır. Öğrencilerimizin %57?si lisans, %36?sı ön lisans, %7?si lisansüstü düzeyinde eğitim almaktadırlar. Yine son yıllarda yükseköğretimin uluslararasılaşmak süreciyle ilişkili olarak Türkiye?de yükseköğretim alan yabancı öğrenci sayısı (72 bini erkek ve 36 bini kız olmak üzere) 110 bine yaklaşmıştır. Bunlar geçmişte ulaşılması mümkün görünmeyen, hatta düşünülemeyen bir değişimi ifade etmekte olup, sahip olunan potansiyeli görmek bakımından önemlidir. 

YÖK döneminin ilk yılında başlayan lisans eğitimimiz ve sonrasında lisansüstü çalışmalar ve öğretim üyeliği süreciyle YÖK?ün tüm gelişme eğrisini görmek mümkün oldu. YÖK?ün bu süreçte tam anlamıyla sinerjik bir etki oluşturamadığını birimler arasında yüksek etkinlikte çalışan, bilim politikası üreten ve etkin uygulayan kurumsal bir yapıya dönüşmekte ne kadar zorlandığını gözlemledik v yaşadık. Oysaki sinerji diye bir gerçeklik vardı ve bu gerçeklikten yararlananlarsa büyük mesafeler kat etmişlerdi. Esasen kurum performansının ölçülmesinde ve kurumlar arası karşılaştırma yapmada veri sağlayan sihirli bir kavram olan sinerji "ana yapının, ana gövdeyi oluşturan parçalarının toplamından daha büyük bir değer üretmesinin, mümkün olduğu? esasına dayanmaktaydı. Özellikle yönetimdeki sinerjinin, kurumun bütününde sinerjik bir pozitif etkinin doğmasına yol açması önemlidir ve kurumların yönetiminin nasıl olması gerektiği yönünde önemli veriler sunmaktadır. Bunu fark eden ülkeler ve kurumlar öne geçtiler, kaynaklarını daha etkin kullanarak kalkınma yolunda mesafe aldılar, mesafe alınmasına büyük katkılar sundular. Tabii Yeni YÖK?ün ideal bilim ortamının oluşturulması ile birlikte ileri teknoloji üretilmesine katkı vererek dünya ile rekabet yönünde uğraş vermeye paydaşlarıyla birlikte sinerji oluşturarak devam etmesi gerekiyor. Dahası çalışma disiplinini, kuruluş gayesini ve vizyonunu ilgili kanun(lar)dan ve ülkenin temel vizyonundan alarak uzun vadeli planlar yaparak yürümesi değil, koşması gerekiyor. Bu amaçla niteliği, liyakatı, insanına ve insanlığa hizmet düşüncesini öne alacak bir kurum kültürünün oluşturularak daha hızlı yol almasına ihtiyaç bulunuyor. Burada özellikle kurum kültürünün oluşturulmasında Yeni YÖK?ün ortaya koyduğu irade kadar önemli olan, başka alanlar üzerinde de çalışmak önemli görünüyor. Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti?nin vizyonunu ifade eden 2023, 2053 ve 2071 hedefleriyle muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak için; üniversite yönetimlerinin özellikle yükseköğretim talep eden genç insan kaynağını en yeni, nitelikli bilgi ve becerilerle donatması, yerele katkı yanında yerel ve dış dünya ile ilişkilerin geliştirilmesi yönünde süreci doğru okumaları ve yönetmeleri büyük önem taşıyor. Bu bakımdan rektörlük yönetimlerinin söz konusu görev ve sorumluluklarını yerine getirecek yetkinliğe sahip olmaları ve kararlılıkla çalışmalarını yürütmelerinin ötesinde, sürece katkı vermek gerektiği doğrultusundaki düşüncesini sürekli canlı tutmaları gerekiyor.

On yılda yüz yıl ileriye gitmek!

Bir yazımızda ifade ettiğimiz gibi esasen ?yükseköğretim ülke kalkınmasında yumuşak güç? işlevi görüyor. Biraz iddialı gibi gelecek olsa da belirtmek gerekiyor ki; yükseköğretim alanına yapılacak doğru dokunuşla ?Türkiye?yi 10 yılda 100 yıl ileriye taşıyacak? bir gelişme ivmesi yakalamak mümkün görünüyor. Tabii konuyu burada anlatmak uzun süreceğinden ?Bu gelişme nasıl sağlanacak?? sorusunun cevabını dilerseniz daha sonraki yazılarda ve ilgili kurumlar talep ederse o oturumlarda paylaşmak uygun olacak. Bu konuları konuşmak ve tartışmak hakikaten güzel, çünkü geçmişte üniversitelerin toplumsal rolü konusu(YÖK Kanunu?nda geçse de) çokta dikkate alınmaz, tartışılmaz, tartışılamazdı. Öyle ki; ilgili ilgisiz her konuya müdahil olunur fakat asli konularda ise mesafe alınamazdı. Bu bakımdan bugün bu kadar açıklıkla yükseköğretimi paydaşlarla birlikte tartışmak, doğruya ulaşmak için doğru yöntemler ortaya konulmasına katkıda bulunacaktır.

Tabi ki bunları yaparken teknik ve akademik bilgi birikimi kadar yereldeki duruma da hakim olmak gerekiyor. Yani ?küresel düşünüp yerelde doğru uygulamalar yapmak!? ve yerelküreyi (glokalizasyon) kavramak gerekiyor. Tabii bu tartışmalara girmeye kesin karşı olan ve üniversiteyi fildişi kulelere hapseden toplumdan soyutlayan, toplumsal fayda gibi bir düşüncenin kesinlikle üniversitenin işi olmadığını savunanlar da bulunuyor.  Oysaki esas olan insandır, bilim ve sanatta insan içindir ve önemli olan insanımızın ve insanlığın refahına katkı vermektir. Bunu sağlamak üzere yukarda da belirtildiği gibi yükseköğretim en önemli yumuşak güçler arasındadır.

Üniversite İle Yerelin Penceresi  

Üniversite ile yerelin penceresi dünyaya bakış ve ilgi alanı itibariyle farklı manzaralara açılır. Bilim sistematiği geleceğe, yeniliğe ve keşfe yöneliktir ve kendine özgü bir bakışı ve kavrayışı ifade eder, daha çok ilgi alanı soyuttur ama soyutla somutu buluşturmaya yönelik çalışmaları da vardır. Yerel ise günceldir, hayatın kendisidir, yaşanan andır, ayağa takılan çakıl, üzerine gelen çığdır, yani somuttur. Böyle olunca üniversite ile yerelin penceresinin aynı düzlemde buluşması, birbirini görecek ve anlayacak şekilde konumlandırılması ve yerelle buluşması zor gibi düşünülebilir. Ancak böyle düşünülse de kesinlikle imkansız değildir. Özellikle gelişmiş ülkelerde üniversite ile yerelin penceresinin aynı manzarayı gördüğü ortak alanlar oluşturulmuştur ve bunun somut sonuçları teknokent, teknopark ve alanda gerçekleştirilen toplum kalkınmasına yönelik çalışmalarda hayat bulmaktadır.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2218/universitenin-sinerjik-etkisi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

27.04.2020 Buğday Üzerinden Yorumlar (3)
26.04.2020 Buğday Raporu ve Arz Güvenliği (2)
25.04.2020 Beklediğim “Buğday Raporu” Geldi! (1)
17.04.2020 Prof.Dr. Niddersan Acoh’un Salgın Hastalık Analizi! (1)
13.04.2020 Koranavirüs Tarım Sektörü için Tehdit mi?
06.04.2020 Tarımsal  Mafya (2)
05.04.2020 Tarımsal Mafya (1)
24.03.2020 Kötünün kötüsü korona mı?
15.03.2020 Bilgelik Çağı
09.03.2020 Gençlerin Tarım İlgisi!
28.02.2020 Üçüncü Tarım Orman Şûrası
21.02.2020 İkinci Tarım Şurası ile AB Müzakere Süreci
20.02.2020 İkinci Tarım Şurası
12.02.2020 Birinci Tarım Şurası ve Öncesi
20.01.2020 Bir yenilgi biçimi: 'Daha iyisini yapamam!'
16.01.2020 Uluslararası Antalya Kongresi
14.01.2020 Dijital Dönüşüm Süreci ve Yükseköğretim
22.12.2019 Dünya Tarım Gazetecileri ve Antalya Forumu
07.11.2019 Çelik Metreli Belediye Başkanı - 5
06.11.2019 Trafikte görmezden gelinen gerçekler - 4
16.10.2019 Trafikte kural tanımazlığın anatomisi -3
25.09.2019 'Ben trafiğe karşıyım!' Trafikte insan, kurum ve mevzuat -2
10.09.2019 Trafikte insan, kurum ve mevzuat -1-
21.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
08.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
01.08.2019 Kaplıca Kültürü ve Termal Turizm Ekonomisi
14.07.2019 Bilge Ülke Türkiye
04.07.2019 'Gelin Kardeş Olalım!'
25.06.2019 AB?de Tarım ve Sosyal Politika Eşgüdümü
23.06.2019 Altın Susam?in Markalaşma Potansiyeli
10.06.2019 Samimiyet Testi ve Toplumsal Refah!
25.05.2019 Osmanlı?nın Afrika?da Kadim İzleri
05.05.2019 Türkiye?nin Alternatif Turizm Şansı
13.04.2019 Antalya'nın Dördüncü T'si Teknoloji
10.04.2019 Sanayi ve Tarım Politikalarında eş güdüm ihtiyacı
07.04.2019 On beş mart 2019?a dair?
27.03.2019 Halkın feraseti ve beka meselesi!
11.03.2019 İstanbul?un ya da Antalya?nın vefası!
26.02.2019 Kavramlar üzerinden kutuplaşmak!
17.02.2019 Markalaşma ve bir başarı hikayesi!
09.02.2019 Türkiye markası ve zihinsel eşik!
31.01.2019 Eyvah! Saman ithal ediyoruz, tarım sektörü battı
18.01.2019 Rauf Denktaş Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
30.12.2018 Akıllı teknolojiler ve tarım 4.0
15.12.2018 Türkiye'nin marka şehir vizyonu
11.12.2018 Türkiye?nin turizm stratejisi ve sosyal politika işlevi
05.12.2018 Türkiye su zengini mi?
30.11.2018 2019 Türkiye ve dünyada Çorum yılı!
11.11.2018 Ulusal ekonomiler ve küresel şirketler
29.10.2018 Türkiye Gemisi 29 Ekimde limanda!
26.10.2018 Araştıma ve Geliştirme Politikaları
13.10.2018 Astronot yada çiftçi olmak!
03.10.2018 Halep?te bilim, savaş, medeniyet!
26.09.2018 İnsan ömrü 280 yıl!
19.09.2018 Pakdemirli ve tarım üzerine
11.09.2018 Kötüyü bertaraf etme reçetesi
06.09.2018 Küresel ısınma insanlık için tehdit mi??
31.08.2018 Dünya Peynir Şampiyonlar Ligi
27.08.2018 Süt sektörü ve peynir vizyonu
16.08.2018 Kaos tellalları!
10.08.2018 Bedirhan bebek!
04.08.2018 Uzman Bilgi ve Tarım Danışmanlığı ?
19.07.2018 Niyet Halis ya akibet!
12.07.2018 Acının günü!
01.07.2018 Prof.Dr. Tauf Nigzes
23.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
21.06.2018 İki seçenek var!
13.06.2018 'Komşu anneye bir kap yemek götürmek!'
12.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
30.05.2018 Gezide kaybolmak!
24.05.2018 Antalya?nın bir 'Güzel Ada'sı ?
20.05.2018 Bir Osmanlı güzeli ?Cumalıkızık?
18.05.2018 Üniversite ve yerel dinamikler-2
17.05.2018 Üniversitenin sinerjik etkisi
10.05.2018 Halkın vizyonu ve koltuk kapmaca!
02.05.2018 Başkanlığın götüreceği süreç!
28.04.2018 Zihin Kestiren Sistemler
19.04.2018 Kırın örtülü zenginliği
05.04.2018 Marka Olmak yada Olmamak!
28.03.2018 Yeni kuşak tatlandırıcılar - 2
27.03.2018 Şeker ve Tatlandırıcılar Sektörü
15.03.2018 Hakikaten ?Ne işimiz var Afrin?de!?
05.03.2018 Müttefiğe Zeytin Dalı!
31.12.2017 BİLİMİN IŞIK ETKİSİ!
24.12.2017 KENDİNE YABANCI!
20.11.2017 BEDBAHT İNSAN TİPOLOJİSİ
27.09.2017 DİL BAYRAMI; MİLLÎ EĞİTİM ve ENGRİ BÖRDS
18.09.2017 ÜNİVERSİTENİN TOPLUMSAL ROLÜ !
11.09.2017 İYİLERİN ZİRVE ÇAĞI
30.08.2017 30 AĞUSTOS: ?BİR OLMAK, VAR OLMAK !?
27.08.2017 TARIM CİDDİ BİR İŞTİR, ROMANTİZMİ KALDIRMAZ
12.08.2017 MEDYA'NIN MEDYASI! Ya da MEDYA?NIN MEDYAN?I OLMAK!
01.08.2017 ÂKİL İNSAN OLMAK!
23.07.2017 Türkiye Haklı !
28.06.2017 DUYGUSAL TEKNOLOJİ!
23.05.2017 HER YÜZYILDA YENİ BİR ENERJİ!
26.01.2017 BAŞKANLIĞA GÖTÜREN SÜREÇ!
28.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-2
25.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-1