Vakıf kültürü hoyratça harcanmamalıdır

Eklenme Tarihi: 11.05.2018 09:00:55 - Güncellenme Tarihi: 10.07.2020 16:43:52

  Osmanlı?nın, beylikten cihan devletine uzanan yolda yüzyıllarca süren başarısının sırrı, üç kıtada at koşturarak topraklarını genişletmesinin yanında kurduğu idari sistemin işlerliği ve merkezileştirilmesinde yatmaktaydı. Osmanlı Devleti?i, merkezileştirmesini sınırsız bir şekilde güç kullanılarak yapmamıştır. Ancak mahalli şartların gerektirdiği ya da devlet işlerinin devamı için zorunlu olan hallerde iktisadi veya yerel yönetim konularında reayanın/halkın gündelik yaşamına en alt seviyede kalacak biçimde müdahale etmiştir. Bu kapsamda merkezi idari eğitim, sağlık, bayındırlık ve sosyal işler gibi yatırım harcamalarının büyük bir bölümünü kendisine üstlenmeyerek, bu alanın vakıflar tarafından doldurulmasına zemin hazırlamıştır.

On dokuzuncu yüzyıldan itibaren Avrupa?da gelişen liberal düşüncenin vakıfları kalkınmanın önünde engel gören zihniyeti, özellikle İkinci Meşrûtiyet sonrasında Osmanlı Devleti?nin yönetim kademesine ve düşünürlerine sirayet etmeştir. Devletin ekonomik sisteminin ve toplumun kapitalizme geçemeyişi neticesinde ?ilerleyemeyişi? ve ?geri kalışı? Yusuf Akçura gibi mütefekkirleri tarafından toplumda ?burjuva sınıfının? olmayışına, Prens Sebahattin tarafından?infiradi toplum? ve ?şahsi teşebbüsün? yokluğuna dayandırılmış, en nihayetinde Ziya Gökalp tarafından bu durumların oluşmasına sebep olan yapılarından birinin de ?vakıf sistemi? ısrarla dile getirilmiştir. Ancak bu gerekçelerle bertaraf edilen vakıflar neticesinde oluşan burjuvazi ve sivil toplum manipüle edilerek, Batılı devletlere komprador vazife gören azınlık nüfusunun elinde gelişmiştir.

Osmanlı ekonomik sisteminde vakıfların gönüllü yaptığı işleri, tam ve mutlak mülkiyet telakkileri gereği ?sosyal devletin? yapması gerektiğini ileri sürerek vakıfları bertaraf eden liberal düşünce sahipleri , yirminci yüzyılın başlarında bu seferde neo liberalizm hüviyetine bürünerek, Türkiye?nin sosyo-ekonomik yapısında sosyal devlet, ?serbest piyasanın, girişimciliğin ve bireyselliğin? önündeki en büyük engeldir ve sosyal devletin yerine getirdiği işlevlerin tümü sivil toplumun görevidir demeye başlamıştır. Yani neo liberalizme göre vakıflar, bugün sosyal devlet anlayışından kurtulması gereken devletin, sosyal hizmetlerden dolayı boşalttığı alanı doldurması gereken bir yapı olarak görülmektedir. Ancak bu sakat anlayışta figüran olmak yerine vakıflar, kendilerine özerk bir alan oluşturarak toplumun sorunlarına çözüm üretme yolunda aktör olmalıdır. Diğer bir ifade ile vakıflar, devletin millete sunduğu hizmette yetersiz kaldığı alanlarda kamuoyuna hizmet sunan özel hukuk tüzel kişiliğine sahip, demokratik sivil toplum kuruluşları olmalıdırlar.

 Günümüzde üzülerek müşahade etmekteyiz ki, devletin kendilerine sunduğu imkan, muafiyet ve teşvikleri medeniyet müktesebatımız çerçevesinde hayra hizmet olarak kullanması gereken vakıfların bazıları, küresel sermaye zihniyeti ile hareket ederek, kar amaçlı şirketler gibi işletilmektedir. Bu durumun tespiti için eğitim alanında faaliyet yapan vakıf üniversitelerinin durumunun incelenmesi yeterli olacaktır. Bu negatif durum milletimizin vakıf medeniyeti algısı üzerinde değer bulanıklığı oluşturmaktadır.  

 Devletimiz bazı vakıfların içine düştüğü olumsuz işleyişin genele şamil olmaması adına acilen el atması ve hukuki bir düzenlemeye gitmesi, vakıfların aslına uygun bir hüviyette hizmet etmelerini sağlayacak bir denetim mekanizmasını kurması gerekmektedir. Bu yapılmadığı takdirde her geçen gün acımasızca yok edilen değerlerimize bir yenisi daha eklenmiş olacak ve vakıf medeniyeti inşa eden bir millet olma özelliğimizden ziyade, değerlerini hoyratça harcayan mirasyedi bir topluma dönüşeceğiz.

İçinde bulunduğumuz 7-13 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Vakıf Haftasının milletimizin vakıf kültürünü içselleştirmesine katkı sağlayan etkinliklerle idrak edilmesini temenni ediyorum. Vakıf Haftamız kutlu olsun.

                               

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2204/vakif-kulturu-hoyratca-harcanmamalidir

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

22.08.2019 Toplu Sözleşme Mağduru Memura Bir de Böyle Bakalım
15.08.2019 Hükümetler, Sendikalar ve Ülkenin Geleceği?
08.08.2019 Emek, Ücret, Sosyal Adalet...
05.08.2019 Sınırlar Arasında
21.07.2019 İmam Maturidi'nin Türk-İslam Düşüncesindeki Yeri ve Önemi
11.07.2019 Sosyal Devlet mi Dediniz?
21.03.2019 Sen yoksan kimse yoktur
23.02.2019 Adalet Mülkün Temelidir
15.02.2019 Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Hocamız ne yapmak istiyor?
13.02.2019 Medeniyet, kültür, eğitim ve terbiye
30.01.2019 Ahi Evren ve günümüze iz düşümü
31.12.2018 Seyit Ahmet Arvasi Hocamızı anarken?
30.11.2018 Mesleki eğitim ve Milli Eğitim Bakanlığı
27.11.2018 Ziya Selçuk Bakanımızın köy enstitüsü açıklamasına dair?
24.11.2018 Asgari ücretlinin arzuhali
04.11.2018 Uganda Kampala Büyükelçimiz Romalı mı?
23.09.2018 Sessiz sedasız bir Ahilik Haftası daha kutlandı
18.09.2018 Eğitim sistemimiz temelinden yeniden inşa edilmelidir
26.08.2018 Anadolu'ya Türk damgasının vuruluşu
08.08.2018 Ekonomik kriz ve zihniyet değişimi
02.08.2018 Uşaklar ve efendileri kazdıkları kuyuda boğulacaktır
28.07.2018 Siyaset Kavramı ve Din İlişkisi
24.07.2018 Değişimin lokomotifi eğitimdir
04.06.2018 LGS?nin Düşündürdüğü Hakikatler
11.05.2018 Vakıf kültürü hoyratça harcanmamalıdır
07.05.2018 Değişen Türkiye
28.04.2018 Sivil toplum ve demokrasi
24.04.2018 Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir
17.04.2018 Tarih şuuru
06.04.2018 Maturidilik ve Alperenlik
23.03.2018 21.Yüzyılın alpereni Muhsin Başkan?ın anısına
15.03.2018 Türkiye?nin Ortadoğu?daki mücadelesi bir milattır
28.02.2018 Millet ve milliyetçilik üzerine
14.02.2018 Okullar düzelmeden nesiller düzelmez
30.01.2018 Emperyalist Zihniyetle Mücadele ve Okullarımız
26.01.2018 Yaban Elma Sevdalısı Aydınlar ve Ağbabalarına Duyurudur
24.01.2018 Kızıl Elma ve Yörük Teyze
18.01.2018 HER İNSAN ÖZEL VE KAYDA DEĞERDİR