Dinde reform

Eklenme Tarihi: 26.03.2018 06:51:40 - Güncellenme Tarihi: 10.08.2020 18:25:45

   Din bir doğmadır: getirdiği kuralları, geldiği zaman diliminin sosyal şartlarına göre hüküm getirmiştir. Daha sonraları dinin yayıcısı peygamber- resul- nebi, bu kuralları yayarken yanında bulunan takipçiler / Ashab- Kiram, Sahabe, Havari/ peygamberin vefatından sonra getirilen hükümleri bir yandan korurken bir yandan da çıkan mesele/sorunlar karşısında getirilen hükümlere göre yorum yapmaya başladılar. Dinin yayılış alanı genişledikçe bu insanlar değişik coğrafyalara dağılarak dini yaymaya başladılar. Bunu yaparken bazıları kurallara yaptıkları yorumlarda nakli, akılı, geleneği, sosyal çevrenin etkilerini göz önüne alarak çok değişik yorumlar yapmışlardır. İşte bu yorumlar zaman içinde mezheplerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

    Musevilik; bünyesinde katı bir muhafazakârlık ve birazda soy konusunda aşırı olduğu için yorumlarda çok çeşitliliğe rastlanmazken, Hristiyanlıkta ise çeşitlilik çok fazladır. Bu ise, o dönemde büyük ayrışmalara ve rahatsızlıklara sebep olduğundan 325 yılında İmparator Konstantinin desteğiyle İznik kentinde, Senatus sarayında konsül düzenlendi. Hristiyan âleminde ün kazanmış birçok piskopos ve kilise babası katıldı. Bu konsüle katılanların arasında ?Noel Baba? olarak da tanınan Nikolas, tarihçi Eusebius, Mor Efrem gibi isimlerin yer aldığı rivayet edilir.

      Burada toplanan piskoposlar, papazlar; Hristiyanlığın bir çok sorunu yanında, İncilin içeriğini ve Hz.İsa?yı, konsülün konusu haline getirerek, 4000?i aşkın/ bazı kaynaklarda bu rakamın daha fazla olduğu görülüyor/ mevcut el yazması kitaplardan  hangi kitapların İncil olarak kabul edileceği tartışıldı. 66 gün boyunca katılanların uzlaşamamaları,  kaynaklarındaki farklılıklardan da meydana geliyordu. 

     Bu durumda İncilin Hz. İsa?ya indirilen gerçek İncil olmadığı bir gerçektir. İncil kelimesi de dilimize Arapçadan geçmiştir. Orijinal adı Grekçe ?evangelion? sözcüğünden gelir.

      Zaten Konsül de kabul edilen dört İncil?de/ Matta, Markos, Luka, Yuhanna?dır Gerçeğe çok yakın olan Barnabas incili kabul edilmemiş ve yakılmıştır. Daha sonra bulunan nüsha dilimize çevrildi.  Dört incildeki satırlar şöyledir ? Rab İsa diyor ki..? Bu  ifadeye göre  İncillerin muhteviyatı Hz. İsa?nın sözleridir. Yani buna yaradanın gönderdiği kitap diyemeyeceğimize göre, İsa?nın hadisleri diyebiliriz.

    Hristiyanlıkta, orta çağda başlayan reform hareketlerini görmekteyiz. Çünkü asıl bilinmezliği, bunu bir zaruret haline getirdiğinden, kaynaklanmıştır. mesela Martin Luther reform talebi ile ortaya çıkıp, Protestanlık mezhebini kurmuştur.

    İslam dünyasında, adına reform demesek bile bu tür düşünceler zaman zaman yazılmış, anlatılmıştır. Ülkemizde birçok kişinin referans olarak kabul ettiği Fazlur Rahman, yenilenmiş, bir İslam anlayışını Pakistan?da savunuyor, Batıda ve İslam ülkelerine birçok din adamı ve aydınlar etkili üzerinde oluyordu? özellikle Muhammed   Hamidullah?ın görüşleri de daha yenilikçi bir söylemdi.   Başta Mısır olmak üzere bir çok İslam ülkesinde bu tür düşünceler zaman zaman ortaya çıkmıştır. Batı felsefesi eşliğinde  reformun öncülerinden biri de  Suriyeli Ferid Vecdî hareketi  de vardır ki; bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

   Gelelim ülkemizde ki reform tartışmalarına: bu tartışmaların bugüne mahsus olduğunu sanmayınız. Türkiye Cumhuriyet?inin temeli atılırken hazırlanan, ilk anayasamız olan 1921 anayasasın/ Teşkilatı Esasiye Kanunu Madde 2.- (Değisik:29.10.1339 (1923) ? 364 S.Kanun) Turkiye Devletinin dini İslâmdır. Resmi lisanı Türkçedir ibaresi konuşulurken bazı kişiler buna karşı çıkmışlardır. Bu arada Mustafa Kemal Paşa?yı? etkilemek için Hristiyanlığı kabul ettirmeye çalışanlar olduğu gibi Org çalgısını camiye sokmaya çalışanlar da olmuştur. Atatürk ise bunlara itibar etmeyerek ? Bana bu milletin bin yıllık dinini mi değiştirteceksiniz?? demiştir. Rahmetli Prof. Osman Turan ile bir sohbetimiz sırasında bizlere şöyle demişti: ? Atatürk isteseydi; bu devletin adı Kemalistan, bende padişah Kemal?im, bu da Kemalizm adlı dininiz derdi. Ama öyle yapmadı.? Osman Turan hoca Osmanlı hanedanının damadı idi.

  1926 yılında ilk Türkçe namaz ve ilk Türkçe hutbe de; Göztepe camii imamı Cemaleddin Efendi?nin verdiği dinde reform mesajı ve  20 Haziran 1928 tarihinde İstanbul Üniversitesi İlahiyat Faklütesi profesörlerinden 10 profesörün verdiği teklifle resmen devlet gündemine giriyor ve ??İbadetleri zamana uydurmak ve İslâmiveti ıslah? projesi ile gündeme geldiğini  bir zamanda, Aziz Atatürk?ün bu milletin dinine duyduğu ve hassas olunan din konusunun, her önüne gelenin düşüncesine göre değiştirilmesine engel olduğunu gördükten sonra, ona olan minnet ve saygıyı  inkar edemeyiz.

     Osman Nuri Çerman adlı bir vatandaş 1950?li yıllarda Dinde Reform ve Kemalizm Dergisi?nde gündeme getirdiği Dinde Reform ve Yeni İslamiyet  düşüncesini 1956  yılında Dinde Reform adıyla kitaplaştırmış, daha sonra CHP?nin 1949 yılı büyük kurultayında,  milletvekillerinin huzurunda  önerilen dinde reform ve kemalizm başlıklı 53 maddede özetlenen yeni islam projesi kabul görmemiştir.

     Şu sırada  yeniden gündeme gelemsinin sebebi Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan?ın bir konuşmasında ?Siz İslamı 14?15 asır öncesi hükümleriyle kalkıp da bugün uygulayamazsınız; böyle bir şey yok? demesi üzerine başladı. Özellikle bazı muhafazkâr çevreler ki; onlar, olayı ?din kurallarının değiştirilmesi olarak topluma yansıtmaya çalıştılar. Olayın başa bir mecraya çekildiğini gören Sn. Cumhurbaşkanı söylediklerinin topluma yanlış olarak aktarıldığını ifade ederek ikinci konuşmasında     ? İslâmiyeti değiştirmek haddimize mi?? demek zorunda kaldı.

    Din konusunda da  konuşurken hassas olup, kavramları dikkatli seçmek gerekir. Hristiyan dünyasında bu konu reform diye ifade edilmiş ve uygulanmıştır. İslam?ın böyle bir reforma ihtiyacı yoktur. Zaten kendinde teceddüt, yani yenilenme diye bir terim vardır. Yanlış yoruma yer vermemek için ? Hristiyanlık örnek alınıyor, taklit edilmek isteniyor gibi bir yanlış anlayışa yol açmamak bakımından?  doğru ifade yenilenme olmalıdır.

      Elbette bu bir çok geleneksel faktörler bu günde  ortaya çıkacak ve olayı değişik yönlere çekecek radikal cemaatler ve kişiler olacaktır. Çünkü onlardan bazıları; papalık gibi büyük çapta ekonomik kurum olarak içimize yerleşmiştir. Zaten en büyük sorun da budur: cemaatler; İslâm?ın bugünkü yorumunu yanlış yaparak, kitleleri kendilerine biat ettirip, ekonomik güçlerini siyasete hakim olmak ve bunu siyasi erk haline getirmek yoluna girmişlerdir. Örneğini  Fetullah Gülen hareketinde görmedik mi*

     Diyanet kurumunun bir çok konuda atıl ve sesiz bulunması, aranana cevap vermek yerine sessiz kalması, ya da Diyanet Sözlüğünde ?bulûğ çağına girmiş olanların da dinen nikahlanabileceğini belirtti. Diyanet, bulûğ yaşının alt sınırını kızlarda 9, erkeklerde 12 olarak belirtti. Diyanet, kızların 9 yaşında gebe kalabileceklerini, erkeklerin de 12 yaşına girdiklerinde baba olabilecekleri? ne yer vermesi Bu ihtiyacı daha çok ortaya çıkartıyor tepkiler. Ayrıca toplumda, bazı yöneticilerin, yazarların, din uleması(!) geçinenlerin hareketleri ve konuşmaları toplumda tepkilere yol açıyordu ki, sn. Cumhurbaşkanının yenileşme talebi yüreklere su serpti.

    Şu kesin ki İslam?da reform diye,  talep eden yoktur. ? Değişen şartlara göre Bazı fıkhî hükümlerin değişen şartlara göre yenilenmesi ve güncellenmesidir? Diyanetin dediği gibi ?Müslümanların en temel sorunu parçalanmaktır?.?İslami  gerçekler hiçbir mezhep ve meşreple sınırlandırılamaz? tezinden yola çıkarak  bugünkü ayrışmamızın temeli Müslümanlığı şekilciliğe indirgeyip yanlış nakillerle söylenmesinden kaynaklanıyor. Yıllardır tartışılan ?fetvanın?; zaman, akıl, bilgi ve yaşanmışılar-yaşananlar kriterinde güncellenmesi toplumun İslamiyete bakış açısını olumlu yönde değiştirecektir. Bu da İslami kriterleri çağın anlayışı ile yorumlayıp güncellenmesidir. Çıkarlarına zarar geleceklerin karşı çıkmalarına kulak asmamak lazım. Sn. Cumhurbaşkanımızın bu talebini iyi değerlendirmek ve bu işi allameliği kendinden menkullere bırakmak yerine gerçekten bu işi yapacak  insanlarla yapmak lazım ki; sonu hüsran olmasın!

     

  

 .

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2096/dinde-reform

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

20.07.2020 “Alparslan Türkeş’i Tanımak”
28.05.2020 27 Mayıs Dramı
23.04.2020 Cumhuriyet Türküsü
25.03.2020 Cezaevlerinde olmayan rehabilitasyon ve değerlendirilmeyen iş gücü
27.02.2020 Hunza Türkleri
21.02.2020 Atakan adındaki bir çocuktan alınacak dersler…
19.12.2019 Davutoğlu Hocanın Kurduğu Gelecek'in Partisi mi?
09.12.2019 Biz ve NATO
20.11.2019 Kıbrıs'ın Faturası
03.11.2019 Sınırların Çizilmesi ve Toprak Verilerek Yapılan Jest
08.10.2019 Hatıralar/Anılar
25.09.2019 Yeni Partiler Kurulurken - 3-
04.09.2019 Yeni Partiler Kurulurken -2-
19.08.2019 Yeni partiler kurulurken (1)
29.07.2019 Osmanlı Hanedanın Torunu İngiliz Başbakan
20.07.2019 Bir Necdet Sevinç Vardı
08.07.2019 ?Akın Var Akın Yunan Adaları Çok Yakın!?
09.05.2019 Siyasetin Kumaşı
30.04.2019 Soykırım mı Dediniz?...
22.04.2019 Seçimin Kazananları ve Kaybedenleri
17.04.2019 Seçimler bitti ama?.
02.04.2019 Siyasi idamlar, siyasi cellatlık?
10.03.2019 Yerel seçimlerde satış işlemi ve Mersin örneği
26.02.2019 Siyasi hayatımızın hal-i pür mel'alimiz ve seçimler
17.02.2019 Kooperatifçilik ve Tanzim Satış (2)
11.02.2019 Kooperatifçilik ve Tanzim Satış (1)
19.12.2018 Şehrin Eminleri ve Belediye Başkanları!
07.12.2018 Aday Tespitlerinde Genel Başkanlar Sıkıntı Yaşıyor
09.11.2018 Kadının siyasetteki yeri kadın valilerimiz
30.10.2018 Bin lira ile kurtarılan vatandan, bugüne, Cumhuriyet?e
27.10.2018 Yerel seçime giderken Ankara ve Manisa
18.10.2018 Mahalli seçimlerde İstanbul faktörü...
02.10.2018 Türk muhafazakarlığının yok oluşu!
05.09.2018 Yerel seçimlere ilk adım: aday tespiti!
17.07.2018 Tarihimizin kılavuzu olan hatıralar ve bir devrin hafızası
04.07.2018 Seçilmişlerin yeminleri
12.06.2018 Herkese lazım olan demokrasi
02.06.2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi (1)
06.04.2018 Tarih Türkeş'i haklı çıkardı...
26.03.2018 Dinde reform
10.03.2018 Afrin Harekatı'na savaş diyebilir miyiz?
12.02.2018 Tereddüdüm kuşkuya mı dönüşüyor?
08.01.2018 KÜRT İSYANLARININ VE BARZANİLERİN HÜSRAN YOLCULUĞU
26.12.2017 KILIÇDAROĞLU ÜLKÜCÜ MÜ?
15.12.2017 ZARRAB OLAYINI OKUMAK-2 / GELİŞMELER
06.12.2017 ZARRAB OLAYINI OKUMAK-1 / FAİL/SUÇLU
21.11.2017 NATO TUZAĞI
17.11.2017 DARBE İÇİNDE DARBE VE ONDÖRTLER OLAYI
11.11.2017 DARBECİLERİN PSİKOLOJİSİ
02.11.2017 TÜRK MUHAFAZAKÂRLIĞI NEREYE?