21.Yüzyılın alpereni Muhsin Başkan?ın anısına

Eklenme Tarihi: 23.03.2018 07:13:20 - Güncellenme Tarihi: 15.08.2020 01:15:11

İslam inancında insan oğlu dünya hayatında ?zaman? ve ? mekan? ile sınırlandırılmış bir ?imtihan? sürecindedir. Bu hakikat Kuran-ı Kerim?de cennetten çıkarılan Hazreti Adem ve eşi kastedilerek ?? sizin için yer yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır? ve ?? tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelirde kim ona uyarsa onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyecektir? ayetleri ile ifade edilmiştir. Geçici bir ikametgah olan dünya ile ilgili bu hakikat karşısında insan ve dolayısıyla toplumlar kendilerini konumlandırma ihtiyacı hissetmişlerdir. Kadim milletlerin başında gelenlerden biri olan Türk Milleti de, bu ihtiyacı hisseden toplumlardan biridir. Mekan ile ilişkinde ? kızıl elma? ideali ile hep akıcı, dinamik, göçebe bir ruha sahip olan Türkler, mekan üzerindeki akışı  ?nizamı alem? ile ifadelendirerek, bu düzeni tesis noktasında ise ?devleti ebed müddet? ideali ile kalıcı yapılar oluşturmayı hedef almıştır.   

******
             
Türkler, ata yurtlarında dış baskılar sebebiyle kendilerini devamlı ?tehdit? altında hissetmiş, coğrafyalarındaki 
iklimin kurak olması ve ekonomik sebebler nedeniyle gelecekle ilgili ?kaygı? duymuş ve istikbale ?güven? içinde ulaşmak için yeni bir kapı aralama adına ?arayış? içine girmişlerdir. Bu psikolojik ve sosyolojik ortam, ata yurt Türkistan?daki aksiyoner öncüleri ?merak? içinde arayışa itmiş ve ?İslam? inanç değerlerinin sunduğu açılım imkanını kullanarak, hayata karşı bir duruş ortaya koymuşlardır. Bu duruşun,  istikbale kapı aralamak için ürettiği  göçebe ruh iklimine dayalı insan modelinin adına ?alperen?denir. Diğer bir ifade ile Alperenlik, Türkistan?daki
? aksiyoner öncülerin? kendilerini hayata karşı konumlandırırken zihinlerinde başlattıkları, daha sonra da eyleme dönüştürdükleri ?fetih ruhuna? dayalı bir yaşam felsefesidir. Alperenliğin düşünce yapısının oluşmasında  yaşanılan mekanın şartları ve inanç değerlerinin derin bir etkisi vardır.

Türklere istikbalde yeni bir kapı aralamak için yola çıkan alperenler, ?dik durmak, düz yürümek ve doğru olmak? manasına gelen ?istikamet? sahibi şahsiyetlerdi. İstikamet sahibi olmak ise ?bilgi? ile donanmayı gerektirmekteydi. Zira ?güç? sahibi olmak bilgiden geçmekteydi. Bilginin güç ve gücün bilgi ile olan irtibatı ?sevgi? ile sağlanmazsa etkileşimden ortaya çıkan sonuçun insanlığa huzur ve güven getirmeyeceğinin idrakinde olan Alperenler, madde ve mana arasındaki ilişkinin bir denge içinde sürmesini sağlayan sünnetullahı muhafaza etmeyi hayat düsturu olarak benimseyen sevgi dolu insanlardı.   

Alperenlerce, yaratılanı yaşatmak en büyük değer kabul edilmiş, bu değeri yaşatmanın yolunun bilgiye dayalı sevgiden geçtiği önemle vurgulanmıştır; bilgisiz sevginin, insanı bırakın yaşatmayı, insanlık onurundan çıkarıp maddeye esir ettiği hatta daha da kötüsü insanı insana köle etmeye kadar taşıyıp insanın ?imhasına? sebebiyet vereceği hatırlatılmış; yine sevgisiz bilginin de insanı canavarlaştıracağı ve aklını putlaştırarak vicdanı köreltip insanlıktan ?ilgasına? sebebiyet vereceğine dikkat çekilmiş; netice itibari ile Alperenlerce sevgi bir hayat düsturu olarak kabul edilerek yüzyıllarca yaşanmış ve yaşatılmıştır.

Alperenlik düşünce sisteminin  yüzyıllar boyunca yaşayarak günümüze kadar izlerinin gelmesi ve bir maya hüviyetinde varlığını devam ettirmesinin en büyük etmenlerinin başında kullandığı duru ve sade Türkçe gelmektedir. Milletlerin davranış özelliklerinin tarihsel süreç içerisinde aktarımını sağlayan en büyük unsur dildir, aynı dili konuşan fertlerin ortak toplumsal davranış örüntüsünün dahilinde hareket ettikleri düşünülürse, Türklerin ata yurdu Türkistan?dan Ahmet Yesevi?nin tutuşturduğu Alperenlik ruhunun, Anadolu?ya Yunus Emre gibi şahsiyetler ile yansımasında ve hayat bulmasında en önemli araç sade ve duru bir şekilde kullanılan Türkçe olmuştur. Zira dil, düşüncenin ikametgahıdır. Milletler, ortak duygu ve değerlerini dil üzerinden tesis ederler. Bu kapsamda Alperenlik düşünce sistemi Adriyatik?ten Çin Seddi?ne kadar geniş bir coğrafyada Türkçe üzerinden kendini inşa etmiştir. 

*********          
Bugün tarihi süreç içerisinde alperenlerin ayağını bastığı ve Türk-İslam medeniyet anlayışının yeşererek huzur ve güven dağıttığı coğrafyalarda   zülüm,  kan ve gözyaşı hakimdir. Diğer bir ifade ile bu huzur beldeleri tabir yerinde olursa adeta kayıp coğrafyalara dönüşmüştür. Emperyalist güç odakları tarihi yaşanmışlıkların tekerrür etmesinin önüne geçmek için her türlü imkanı seferber ederek Türk milletini Anadolu coğrafyasında hapsederek beka sorunu ile karşı karşıya bırakmak istemektedir. Türklerin  mazide ata yurtlarında olduğu gibi günümüzde de anayurtları Anadolu?da istikballeri için endişe duyarak kaygılanması, aslında yeni bir diriliş hamlesi yapma imkanını sağlaması bakımından önemli bir gelişmedir. Çünkü böyle bir sosyo-psikoljik  ortamda Türkler birlik, beraberlik ve huzurlarını temini
 adına  güvenli bir alan oluşturmak için harekete geçecektir. Bu noktada yapılması gereken açık ve nettir: Alperen insan modelinin yeniden ihyasıdır. Bu vesile ile kutlu neslin yetişmesi için ömrünü adayan ve bizim kuşağımızın üzerinde büyük emeği ve hakkı olan 21. Yüzyılın Alpereni Muhsin Başkanımızı rahmet,  minnet ve şükranla anıyorum. Bugün bu neslin  yetişmesi için ortaya koyulacak diriliş hamlesi, mazlum coğrafyaların beklediği kahraman Alperenlerin tarihte inşa ettiği kutlu medeniyetin yeniden inşası için ilk tuğlayı yerine koymak manasına gelmektedir. 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2089/21yuzyilin-alpereni-muhsin-baskanin-anisina

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

22.08.2019 Toplu Sözleşme Mağduru Memura Bir de Böyle Bakalım
15.08.2019 Hükümetler, Sendikalar ve Ülkenin Geleceği?
08.08.2019 Emek, Ücret, Sosyal Adalet...
05.08.2019 Sınırlar Arasında
21.07.2019 İmam Maturidi'nin Türk-İslam Düşüncesindeki Yeri ve Önemi
11.07.2019 Sosyal Devlet mi Dediniz?
21.03.2019 Sen yoksan kimse yoktur
23.02.2019 Adalet Mülkün Temelidir
15.02.2019 Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Hocamız ne yapmak istiyor?
13.02.2019 Medeniyet, kültür, eğitim ve terbiye
30.01.2019 Ahi Evren ve günümüze iz düşümü
31.12.2018 Seyit Ahmet Arvasi Hocamızı anarken?
30.11.2018 Mesleki eğitim ve Milli Eğitim Bakanlığı
27.11.2018 Ziya Selçuk Bakanımızın köy enstitüsü açıklamasına dair?
24.11.2018 Asgari ücretlinin arzuhali
04.11.2018 Uganda Kampala Büyükelçimiz Romalı mı?
23.09.2018 Sessiz sedasız bir Ahilik Haftası daha kutlandı
18.09.2018 Eğitim sistemimiz temelinden yeniden inşa edilmelidir
26.08.2018 Anadolu'ya Türk damgasının vuruluşu
08.08.2018 Ekonomik kriz ve zihniyet değişimi
02.08.2018 Uşaklar ve efendileri kazdıkları kuyuda boğulacaktır
28.07.2018 Siyaset Kavramı ve Din İlişkisi
24.07.2018 Değişimin lokomotifi eğitimdir
04.06.2018 LGS?nin Düşündürdüğü Hakikatler
11.05.2018 Vakıf kültürü hoyratça harcanmamalıdır
07.05.2018 Değişen Türkiye
28.04.2018 Sivil toplum ve demokrasi
24.04.2018 Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir
17.04.2018 Tarih şuuru
06.04.2018 Maturidilik ve Alperenlik
23.03.2018 21.Yüzyılın alpereni Muhsin Başkan?ın anısına
15.03.2018 Türkiye?nin Ortadoğu?daki mücadelesi bir milattır
28.02.2018 Millet ve milliyetçilik üzerine
14.02.2018 Okullar düzelmeden nesiller düzelmez
30.01.2018 Emperyalist Zihniyetle Mücadele ve Okullarımız
26.01.2018 Yaban Elma Sevdalısı Aydınlar ve Ağbabalarına Duyurudur
24.01.2018 Kızıl Elma ve Yörük Teyze
18.01.2018 HER İNSAN ÖZEL VE KAYDA DEĞERDİR