Okullar düzelmeden nesiller düzelmez

Eklenme Tarihi: 14.02.2018 10:20:49 - Güncellenme Tarihi: 06.07.2020 03:07:42

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Afrin?de başlattığı harekâtla terörü sınırlarımız dışında kurutmaya çalışırken, içeride Arena Spor salonunda bölücüler toplanıyor ve Afrin?deki sözde direnişe selam gönderiyor. Amerika gâvurluğunu yaparak yanıbaşımızda bölücüleri silahlandırırken, mazlum diyerek her türlü sıkıntıyı göze alıp yardım yapmaya çalıştığımız Filistin?in, en güçlü yapılarından Filistin Kurtuluş Örgütünün temsilcisi, HDP kongresinde Türkiye?yi Afrin?e girdiğinden dolayı işgalci İsrail?e benzetiyor. İran?nın durumu zaten malum. Tüm bu tablo ortasında Türk Devleti, şanlı tarihimizde olduğu gibi milleti ile yekvücut olmuş mücadele veriyor. Verilen bu mücadelenin çok uzun süreceği muhakkaktır. Gençliğimizi bu mücadelenin idraki ile yetiştirmemiz gerekmektedir. Milli eğitim sistemimizi sağlıklı bir işleyişe oturtmamız gerekmektedir.

Eğitimin sorunlarının en büyük kaynağının okul yapısından kaynaklandığı açıktıktır. Nesillerimizi okullarda kaybettik tekrar okullarda bulmamız gerektiği peşinen kabul edilmelidir. Hafta başı bir okulda öğretmen ile öğrenciler arasında geçen ve sosyal medyaya akseden nahoş diyaloga bakınca bu tespitin ne kadar haklı olduğu görülecektir. Bu kapsamda nasıl bir okul istediğimizi madde madde sıralayalım.

Okullar, öğrencilerde öğrenmeye karşı merak uyandıran bir süreç takip etmelidir. Bunun yolu da okul ile hayatı iç içe geçirmektir. Okulu sadece akademik başarının elde edileceği mekânlar haline getirmek, bu sürecin önüne çekilebilecek en büyük settir.

Okullar, fırsat eşitliğinin tesis edildiği mekânlar haline getirilmelidir. Fırsat eşitliğinin ise herkese standart şartlarda eğitim imkânı sunmak değil, fertlere yetenekleri doğrultusunda başarı elde etme imkânını sunmak olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.

Toplumda meydana gelen sosyal ve teknolojik gelişmelerin, eğitim sürecini direk etkilediği hesap edilerek, kendini sürekli yenileyen bir okul anlayışını hayata geçirmek lazımdır.

Öğrencinin okulu sahiplenmesinin yolunu, okulun etrafının yüksek duvar ve tellerle çevrilmesinde aramak yerine, öğrencide okula karşı aidiyet duygusunu geliştirecek uygulamalarda aramanın daha doğru olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Okul, öğrenciyi istendik davranışların kazandırılmaya çalışıldığı bir nesne olarak görmek yerine, kendini keşfetme yolunda özgüven duygusu geliştirilmeye ve rehberlik yapılmaya çalışılan bir özne olarak algılamalıdır.

Okullar, öğretmenlerin öğrencilere sadece kuru kuruya bilgi aktardığı mekânlar olmaktan ziyade, kendi tecrübe ve bilgilerini birbirlerine aktararak mesleki gelişimlerini de diri tutabilecekleri mekânlar olmalıdır.

Türkiye?de son yıllarda bütçede eğitime ayrılan payın en fazla kalem olmasına rağmen, eğitim sisteminden istenilen verimin alınamamasının sebebinin, okulların hayatı bir bütün olarak kavrayamaması olduğu kabul edilmelidir.

 Bugün okullarımızın asıl sorunun fiziki altyapı eksikliği olmaktan ziyade, öğrencilerin kendilerine güven duyacakları ve bu noktada kendilerini geliştirebilecekleri bir okul ikliminin olmayışı olduğu kabul edilmelidir.

Okulların en önemli kültür üretim merkezlerinden biri olduğu göz önünde bulundurularak milli bir eğitim sistemi oluşturulmalıdır.

Okulların ekonomik kültür üretim aşamasındaki rolü gözardı edilmeden, yetişen nesillere üretim ve tüketim alışkanlıkları kazandırma işlevi üzerinde önemle durulmalıdır. Çılgınca ve hızla yayılan üretmeden tüketim kültürü alışkanlığının önüne ilk önce okullarda geçilmeye çalışmalıdır.

Okullar, ne sadece insanın biyolojik ve bilişsel gelişimini ne de bireysel farklılıkları göz ardı eden ideolojik müfredat anlayışına dayandırılmadan,  Türk toplumunun sosyo kültürel genetiğine göre oluşturulmuş bir pedagojik müfredat ile öğrencilerin karşısına çıkmalıdır.

Öğrenciyi sosyal çevresi ile bir bütün olarak ele alan ve hayatı da bu çerçevede anlamlı hale getirmeyi amaç edinen bir okul anlayışı eğitim sistemine hakim kılınmalıdır.

Okullar ülkemizdeki aile yapısından bağımsız olarak ele alınmamalıdır.  Okullarda işleyen eğitim sistemi Türk aile yapısına entegre halde çalıştırmalıdır.

Okullara yönetici atanırken subjektif kriterleri esas alarak tanıdık insanların yönetici atandığı bir sistemde kronikleşmiş tanıdık sorunları çözmek mümkün değildir. Eğitimin ağır sorunlarını çözmek için ufku açık kendini yenilemeye müsait, risk alabilen lider yöneticilerin seçildiği objektif bir yönetici atama sistemi esas alınmalıdır.   

Okullarda, ideolojik bakış açılarının dar kalıplarına sıkıştırılmış görev insanı vatandaş yetiştirme zihniyetinden uzak,  insani değerler çerçevesinde kendini geliştirme kabiliyetini kazanmış erdemli vatandaş yetiştirme zihniyetini merkeze alan bir eğitim anlayışı esas alınmalıdır.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1986/okullar-duzelmeden-nesiller-duzelmez

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

22.08.2019 Toplu Sözleşme Mağduru Memura Bir de Böyle Bakalım
15.08.2019 Hükümetler, Sendikalar ve Ülkenin Geleceği?
08.08.2019 Emek, Ücret, Sosyal Adalet...
05.08.2019 Sınırlar Arasında
21.07.2019 İmam Maturidi'nin Türk-İslam Düşüncesindeki Yeri ve Önemi
11.07.2019 Sosyal Devlet mi Dediniz?
21.03.2019 Sen yoksan kimse yoktur
23.02.2019 Adalet Mülkün Temelidir
15.02.2019 Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Hocamız ne yapmak istiyor?
13.02.2019 Medeniyet, kültür, eğitim ve terbiye
30.01.2019 Ahi Evren ve günümüze iz düşümü
31.12.2018 Seyit Ahmet Arvasi Hocamızı anarken?
30.11.2018 Mesleki eğitim ve Milli Eğitim Bakanlığı
27.11.2018 Ziya Selçuk Bakanımızın köy enstitüsü açıklamasına dair?
24.11.2018 Asgari ücretlinin arzuhali
04.11.2018 Uganda Kampala Büyükelçimiz Romalı mı?
23.09.2018 Sessiz sedasız bir Ahilik Haftası daha kutlandı
18.09.2018 Eğitim sistemimiz temelinden yeniden inşa edilmelidir
26.08.2018 Anadolu'ya Türk damgasının vuruluşu
08.08.2018 Ekonomik kriz ve zihniyet değişimi
02.08.2018 Uşaklar ve efendileri kazdıkları kuyuda boğulacaktır
28.07.2018 Siyaset Kavramı ve Din İlişkisi
24.07.2018 Değişimin lokomotifi eğitimdir
04.06.2018 LGS?nin Düşündürdüğü Hakikatler
11.05.2018 Vakıf kültürü hoyratça harcanmamalıdır
07.05.2018 Değişen Türkiye
28.04.2018 Sivil toplum ve demokrasi
24.04.2018 Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir
17.04.2018 Tarih şuuru
06.04.2018 Maturidilik ve Alperenlik
23.03.2018 21.Yüzyılın alpereni Muhsin Başkan?ın anısına
15.03.2018 Türkiye?nin Ortadoğu?daki mücadelesi bir milattır
28.02.2018 Millet ve milliyetçilik üzerine
14.02.2018 Okullar düzelmeden nesiller düzelmez
30.01.2018 Emperyalist Zihniyetle Mücadele ve Okullarımız
26.01.2018 Yaban Elma Sevdalısı Aydınlar ve Ağbabalarına Duyurudur
24.01.2018 Kızıl Elma ve Yörük Teyze
18.01.2018 HER İNSAN ÖZEL VE KAYDA DEĞERDİR