ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL

Eklenme Tarihi: 14.01.2018 13:18:51 - Güncellenme Tarihi: 05.06.2020 09:20:43

Bir zamanlar Nizam-ı Âlem Ocaklarının tertiplediği Seyyid Ahmed Arvasi?yi anma toplantısını izlerken bir an gözüm ?Üç Tuğ?lu Hilâl?e dikkat kesiliverdi. Bu arada birbirinden değerli konuşmacıları dinledikçe ?Üç Tuğ?lu Hilâl?in ne manaya geldiğini anlamaya çalıştım. Anma toplantısında konuşmacıların Seyyid Ahmed Arvasi?nin hayatını bütün yönleriyle ortaya koyması kayda değerdi elbet.  Derken Muhsin Yazıcıoğlu kürsüye çıktığında Seyyid Ahmed Arvasi?den mesajlar aktarıp medeniyet hamlesinin üç sütun üzerine yükselebileceğini dile getirir. İşte o an üç sütunun 'Üç Tuğ' olabileceğini fark ettim. Zira Osmanlı?nın yükselişindeki sır ?Üç Tuğ'da esrarını korumakta. Tabii buna ilaveten Tuğlarımızı taçlandıran bir de hilâlimiz var.  Böylece bu taçla birlikte  'Üç Tuğlu Hilâl' Türk İslam medeniyetini temsil eden remzimiz olarak anlam kazanır.  Hatta hilâlin bağrından kopan ?Üç Tuğ'umuz üç kıtaya hükmedeceğimizin işaret taşı olarak dikkat çeker bile.

        İyi ki de Osman Gazi ve etrafında toplanan şeyh?ler, gazi dervişler (Alperenler), âlimler ve ahiler ?Üç Tuğlu Hilâl'in doğuşuna vesile olmuşlar. Bu sayede Üç Tuğlu Hilâlle kanatlanıp Nizam-ı âlem olmuşuz.  Bakın, S. Ahmed Arvasi medeniyetlerin üç sütun üzerine yükseldiğini ve bu üç sütunun: ?ilim, sanat ve din? olduğunu haykırmaktadır. Tabii bitmedi,  dahası var. S. Ahmet Arvasi sözlerinin devamında ilim sütununun mutlak objektiviteyi, sanat sütununun sübjektif gerçeği, din sütununun ise mutlak hakikati temsil ettiğini beyan etmiştir. Madem öyle, o halde S. Ahmet Arvasi?nin bu müthiş tespitlerinden hareketle medeniyet hamlemizin 'Üç Tuğ' üzerine inşa edildiğini rahatlıkla dile getirebiliriz.

        Şurası muhakkak;  Hilâl?in Ehl-i Salib?le kavgasında üstün olan taraf ?Üç Tuğlu Hilâl' meşalemizdir. Ve bu meşalemiz tüm cihanı adalet Tuğlarıyla sarıp kucaklar da. Ama gel gör ki adaletimizle tüm cihana hükmetmemize rağmen hala ihtişamlı tarihimize kuru cihangir davası olarak bakan bir takım sığ çevreler, o muhteşem medeniyetimizin ilim, sanat ve din üçgeni üzerine kurulu üç sütunu görmezden gelmekteler. Onlar şanlı tarihimize burun kıvıra dursun bikere bizim üç kıtada hükmeden cihangir bir devlet olmamızda en büyük etken olan üç sütun üzerine yükselen medeniyet olarak doğduğumuz gerçeğini değiştiremeyeceklerdir. Zaten tarihe medeniyet hamlesi olarak değil de kuru bir cihanşümul kavga için hamle yapıp hükmetseydik, bizim de Moğol kasırgasından farkımız kalmayacaktı. Nitekim Moğollar tarihi süreç içerisinde ilim, sanat ve din gibi ulvi değerlerden uzak kuru cihangir bir dava uğruna kavga verdiklerinden yüz seneyi aşmayan kısa süreli hâkimiyetleri olmuştur. Hele şükür ki biz öyle yapmayıp tam aksine İ?lây-ı Kelimetullah için Nizam-ı âlem uğruna mücadele verip adaletle hükmetmemiz sayesinde altı yüz senelik bir hâkimiyetimiz oldu.  Derken bu süre zarfında Hilâl?imizin saçtığı ışık büyük bir medeniyetle buluşma avantajını beraberinde getirdi. Üstelik Avrupa?da bu saçtığımız ışığımız sayesinde Rönesans'ını gerçekleştirmiştir.  Bakmayın siz öyle bizim tarih boyunca batı ile sürekli savaşıyor gibi görünmemize. Aslında Haçlı seferleri iyi irdelendiğinde batı açısından bir fırsat teşkil ettiği görülüp bir noktada gaz meydanları medeniyetimizi yakından tanımalarına vesile olmuştur. Şu bir gerçek Üç Tuğlu Hilâlimizin saçtığı ışık olmasaydı Avrupa orta çağ karanlığından çıkamayacaktı. Düşünsenize Batı daha düne kadar mendille burnunu silmeyi ve tuvalet temizliğini bilmezdi. Tâ ki bizim medeniyetimizle tanıştıktan sonra medeni olabilmişlerdir. Dedik ya, biz bu cihana kuru bir cihan kavgası için gelmedik, ?bilakis Üç Tuğ?lu Hilâl?imizin ışığıyla insanlığa soluk olmak için geldik. Yetmedi insanlığa nasıl medeni olunur ispatladıkta. Böylece medeniyet hamlemiz sayesinde insanlık adalet bulmuştur.  Nasıl adalet bulmasın ki, her şeyden önce  ?Üç Tuğ?un medeniyet bakımdan anlamı millet, devlet ve hâkimiyet demektir. Malum, devlet milletin teşkilatlanmış halidir. Ve böylesi bir teşkilat ağında Kürt, Laz, Çerkez, Arnavut, Boşnak, tüm Müslim ve gayrimüslim her kim olursa olsun hiç fark etmez şemsiyemiz altına giren yediden yetmişe her millet bizim tebaamızdır. Öyle ki Kanuni Sultan Süleyman Han  ?Asıl efendi reaya?dır? deyip bu gerçeği dile getirmiş bile. Hakeza bu hususta Fernand Grenard? da şöyle tespitte bulunur: ?Osmanlı hiç bir zaman milliyetler tezadı oluşturmadı.?

             Evet,  Devlet-i Aliyye-i Osmaniye gerçekten de teşkilat kademesinin her basamağında her türden ayırımcılığa geçit vermedi. Osmanlı dahası, hiç bir zaman bağrında taşıdığı değişik kimlikteki unsurları ayrı gayrı görmediği gibi her inanç topluluğundan insanlar inançlarını özgürce yaşasınlar diye havra ve kiliselerin inşa ve restorasyonu üstlenmişte. Böylece tüm farklı kimlikteki unsurlar aynı kilimin desenleri olarak telakki edilmiştir.  Dedik ya zaten bağrımızda taşıdığımız bunca insan ayrı gayrı muameleye tabi tutmuş olsaydık altı yüz sene bir arada huzur içerisinde yaşayamazdık. Kaldı ki bizim Nizam-ı âlem hâkimiyetimiz ?emperyalizm? olarak karşılık bulmaz da.  Zira Osmanlı ülküsünde ?hâkimiyet? bilinci sömürmek değil, tam aksine şemsiyemiz altına giren tüm tebaanın Nizam-ı âlem çerçevesinde yönetilmesi manasına hâkimiyet bilincidir. Bakın Avrupalıların hak hukuktan anladığı aslında güç kullanmaktır, yani kuvvettir. Bizim ise hak hukuktan anladığımız ise adalet mülkün temeli manasına İ?lây-ı Kelimetullah uğruna Nizam-ı âlem gücüne dayanmakta. Bu öyle bir güçtür ki;  dışa karşı 'millet', 'devlet' ve 'hâkimiyet olarak inşa ettiğimiz Üç Tuğlu Hilalimiz Osmanlıyı Söğütten ötelere taşımaya yetmiş artmışta.

           Peki, ?Üç Tuğ'lu Hilâl?in dışa karşı  'millet', 'devlet' ve 'hâkimiyet anlamı olurda iç dünyamızdaki karşılığı olmaz mı?  Hiç kuşkusuz iç dünyamızda Şeriat (Ehlisünnet çerçevesine uygun İslami hükümler), Tasavvuf ve Hakikat Tuğları olarak karşılık bulacaktır. Nasıl mı? Bakın, işte bir aydınımız Osmanlı?nın yükselmesindeki sır şeriat ve tasavvuftur diyor. Gerçekten de Osmanlının kuruluşunda ki mayaya ve yükselişinde ki ruha baktığımızda bunu pekâlâ görebiliyoruz. Nitekim kuruluş ve yükselişin her iki safhasında bulunan:

            - Ahıyan-ı Rum  (Esnaf teşkilatı), 

            - Bacıyan-ı Rum  (Yörük kadınları),

            -Gaziyan-ı Rum (Alperenler ya da bir başka ifade ile gazi dervişler),

            -Abdalan-ı Rum (Abidler veya ibadet edenler) tek yürek olup Osmanlıyı Nizam-ı âlem?e taşımışlarda. İşte Rum-i iklim denen eskir budur. Öyle ki bu teşkilat ağının her bir ferdi altı yüz sene boyunca iç dünyalarında filizlenen İ?lây-ı Kelimetullah iklimini yeşertmekle meşgul oldular. Böylece Şeriat (Kur?an ve Sünnet, icma-i ümmet ve Kıyası fukaha), Tasavvuf ve Hakikat deryasına dalıp manevi tuğların doruğuna ulaştılar. İyi ki de Lafza-i Celal (Allah zikri-Allah lafzı)  deryasına dalıp ışık oldular. Böylece bu sayede Üç Tuğ Hilâl bugüne dek hiç sönmedi,  inşallah bundan böyle sönmeyecekte. Nasıl sönsün ki, Hilâl karanlığı aydınlığa çeviren tek ışıktır, bu böyle biline.

           Şu da var ki Nizam-ı âlem?e kendini adamış Alperenlerin omuzlarında çok büyük bir sorumluluk yükü de var. Kolay değil elbet,  büyük davalar büyük çileler ister. Öyle ya madem alperenlik sıradan bir kimlik değil o halde bu işin bilincine varmış alperenlere  ?Üç Tuğ?lu Hilâlle taçlandırılmış Nizam-ı âlem davasını ötelere taşımak düşer. Yeter ki niyet hayır, akıbet hayır olsun, bak o zaman yeniden diriliş belki yarın, belki yarından da yakın olurr elbet.

           Velhasıl; gün ?Üç Tuğ Hilâl?le yeniden dirilişe kanatlanmak günüdür.

            Vesselam.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1907/uc-tuglu-hilal

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

04.06.2020 Gel Kardeşim Bir Olalım
28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
03.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
17.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
18.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
11.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
25.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM