DAVUTOĞLU'NUN DEVLET VE SİYASET ANLAYIŞI...

Eklenme Tarihi: 30.12.2017 13:16:23 - Güncellenme Tarihi: 10.08.2020 05:14:06

Bizde en kolay harcanan şey insandır. Birini parlatmak için muhakkak başka birilerini aşağılamak gerekmez. Kaliteli insanlar kolay yetişmiyor. Bugün özellikle siyaset alanında bir kaht-ı rical yaşıyorsak nedeni budur. Biraz öne geçen, arkada kalanlar tarafından rahatlıkla hançerlenebiliyor. Onun için dikkat edin Türk siyasetinde ikinci veya üçüncü adamlar yoktur; bir birinci adam vardır bir de ötekiler. Yani sonuncular.

Siyaset, önemli meziyetler isteyen bir alan. Bilgi, hitabet, cesaret, yüksek ahlâk, olayları okuma meziyeti, tevazu, kararlılık, adalet, affedicilik, istişare, vefa, bu vasıflardan bazıları. Siyasetçinin meziyetleri arttıkça kalitesi yükselir. Özellikle liderlerde bu meziyetlerin yanında bir de kalibresi yüksek kadrolarla çalışabilme özgüveninin olması gerekir. Özgüven ile seçilen kadrolar arasında yakın bir ilişki vardır. Büyük liderlerin çoğu yüksek karakterli kadrolarla çalışarak büyüklük payesi almışlardır.

Burada kim büyük, kim küçük gibi anlamsız ve her yöne çekilebilecek tasniflere girecek değilim. Ama bir ülke, çamur deryalarının içinden geçip bir gram bile kire bulaşmayan kadrolarına sahip çıkamazsa, yarınını sağlam temeller üzerine inşa edemez. Çünkü milletlerin nereye gideceğini, onlara kılavuzluk eden kadroların kalite ve yetenekleri tayin eder.

Sayın Davutoğlu, uzunca bir süre Dışişleri bakanlığı, kısa bir süre de Başbakanlık yaptı. Hitabeti, entelektüel birikimi, cesareti, en önemlisi nezahet ve temizliği hakkında kimse menfi bir şey söyleyemez. Bugün bütün zırhlarından soyunmuş olmasına rağmen muarızları bile onun akçalı işlere bulaştığına dair bir şey söyleyememektedir. Çamurda yürüyüp ayakkabısına bile çamur sıçratmayan ender politikacılardan biridir.

Bizde siyaset dininin rükünlerinden biridir; başarılar liderlere, başarısızlıklar liderlerin etrafındakilere mâl edilir. Oysa liderlerin her şey, geriye kalanların hiç bir şey olduğu bizim gibi şark toplumlarında, liderin dışında kalan ötekilerin lidere rağmen politika belirleme gibi selahiyetleri yoktur. Arabayı şoför kullanır ama kaza yapınca yolcular sorumlu tutulur. Siyaset anlayışımız budur ve hiç şüphesiz hakka da adalete de gerçeğe de aykırıdır.

Esas anlatacağım şudur: 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu?na Sayın Davutoğlu bir açıklama göndermiş, bu açıklama ile hem Türkiye'nin röntgenini çekmiş hem de nasıl bir Türkiye hayâl ettiğine dair önerilerini yazmıştı. Cins bir kafa ve tecrübeli bir siyasetçinin bu önerileri o zaman da dikkat çekmiş, ama yazılı ve görsel basında yeterince yer almamıştı. Hâlbuki o gün yazılanlar, Yeni Türkiye diye kodlanan yeni dönemin yol haritası hâline getirilebilseydi bugün yaşadığımız sıkıntıların büyük kısmı olmayacaktı.

Davutoğlu, Tarihe Kayıtlar adı altında kitap hâline de getirilen açıklama ve önerilerinde, 15 Temmuz darbesinin yarattığı sıkıntılara dikkat çektikten sonra, bunun aynı zamanda siyasal sistemi yeniden inşa fırsatı da verdiğini belirterek, yeni ve güçlü bir Türkiye için önerilerini şu başlıklar altında topluyor:

-Bireysel alanda hürriyet: Davutoğlu, düşünce ve inanç hürriyetini kısıtlamanın insanı köleleştireceğine ve düşünce verimliliğini yok edeceğine dikkat çekerek, bireysel hürriyetlerin korunması e genişletilmesi gerektiğini ifade ediyor. Hürriyetleri kollektif bazda ele almak yerine bireysel düzeyde ele alması ayrılıkçı hareketlere kapı aralamadığını gösterir.

-Sivil toplum ve ekonomide aleniyet: Her alanda şeffaflığın önemine dikkat çeken Davutoğlu,15 Temmuz'a gelişte kontrol edilemeyen, denetlenemeyen yapıların varlığına işaret ederek, darbe ortamını oluşturmaya dönük gizemli yapıların ancak şeffaflık yoluyla deşifre edilebileceğini, yolsuzluk ve rüşvetin bu yolla önlenebileceğini belirtir. 

-Eğitimde keyfiyet: Nasıl bir insan sorusunun cevabı eğitim sisteminde gizlidir. Davutoğlu, eğitimi insan devşirme değil, insan yetiştirme alanı olarak görür. Onun için de eğitimin, günlük siyasi tartışmaların dışında tutulmasını ve öğrencilerin tek tek şahsiyetlerini güçlendiren, özgür düşünce yöntemini öğreten, farklılıklara açık olması gerektiğini savunur.

-Hukuk alanında adalet: Sağlam bir adalet felsefesine dayanmayan hukuk yapısı ile insan hayatının, aklının, inancının, neslinin ve mülkünün teminat altına alınamadığı siyasal düzenlerin her türlü kaos ve saldırıya açık olduğunu belirten Davutoğlu, son dönemde devlet ve millet hayatımızda en büyük güven erezyonuna hukuk sistemimizin uğradığını söyler.  Yargının adalet dağıtan bir alan olmaktan çıkıp güç devşirilen bir çıkar alanı haline dönüştüğünü ifade ederken yargının adeta röntgenini çeker. Ancak tek sebep bu değildir; adalet fikrini zedeleyen en büyük sapma, tek tek vicdanlarıyla hükmetmesi gereken hâkim ve savcıların kolektif kimliklerle anılması ve hazırladıkları iddianamelerde, yaptıkları soruşturmalarda ve verdikleri hükümlerde bu kolektif kimliğin ve mahalle baskısının tesirinde kalmalarıdır, der. Bu tespitten sonra devlet hayatında adaletin önemine işaret ederek şunları söyler: Devlet öfke ile değil, hakkaniyet temeli üzerine oturtulmuş, adalet terazisiyle ayakta kalır, aksi takdirde yargı devletin temellerini sarsan bir aygıta dönüşür. Davutoğlu, darbe ve örgütlerle mücadelede,  yargı süreçlerinin tahrif edilmemesi için suçun şahsiliğinin esas alınmasını ve hukuki açıdan tanımlanabilir, değerlendirilebilir, ölçülebilir kriterler getirilmesini önerir.

-Devlette daimiyet: Bu ilkeden kasıt, devletin aldığı ağır darbeden sonra onarılırken sil baştan yapmamak, devlette daimiyetin, sürekliliğin esas olduğunu unutmamaktır. Davutoğlu'nun şu bir kaç cümlelik tespitleri bu ilkeyi ifade eder mahiyettedir: Devlet, daimiyetini sürdüregeldiği teamüller ve kurumlar üzerinden tarih sahnesine yansıtır. Bu teamüllerin ve kurumların değişen şartlara göre yeniden tanzim edilmesi tarihin doğal akışının getirdiği bir zorunluluktur. Bu tanzimde süreklilik-değişim dengesinin özenle korunması gerekir. Bu dengenin süreklilik lehine bozulması statükoculuğa, değişim lehine bozulması devlet yapısının yazboz tahtasına dönmesine dolayısıyla daimiyetinin zaafa uğramasına neden olur.

-Yönetimde meşruiyet: Davutoğlu'na göre meşruiyetin kaynağı millet ve onun bağrından çıkan TBMM'dir. Hiç bir kişi, kurum veya zümre ya da parti milletten ve onu bir bütün olarak temsil eden TBMM'den meşruiyet onayı almadan kamu otoritesi kullanamaz. Meşruiyet, kamunun kendi yetkisini açık ve şeffaf seçimler üzerinden kendi içinden çıkan vekillere devretmesi ile oluşur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu topraklarda uzun tarihi süreçlerden süzülerek gelmiş olan ortak bir iradenin ürünüdür ve tüm milletin malıdır. Dolayısıyla hiç bir grup bütünün mülkü olan devlete sahiplik iddiasında bulunamaz.

-Bürokraside ehliyet: Devlet çarkındaki yozlaşmanın bu ilke ile bertaraf edilebileceğini söyleyen Davutoğlu, siyasi iradenin bürokrasiye ehliyet ve liyakat temelinde yaklaşmakla yükümlü olduğunu, kayırmacılığın, nepotizmin ancak bu şekilde önüne geçilebileceğini belirtir. Nitekim kamunun bugün en çok şikâyet ettiği alanların başında devlet aygıtının ehliyetsiz insanlara teslim edilmesi gelmektedir. Bürokrasiye giriş şartlarının tamamen rasyonel süreçlerle ve ehliyet ve liyakat esasları üzerinden tanzim edilmesi hâlinde yandaş dayanışması ile paralel yapıların oluşamayacağına dikkat çeker.

-Aidiyet bilincini tahkim etmek: Darbe ve dışarıdan gelen saldırılara karşı mili bünyemizi ve devletimizi ayakta tutacak en önemli dayanağımız vatandaşlık kimliğine dayalı aidiyet bilinci ve hayatın her alanına nüfuz eden demokratik özgürlükçü kültürdür. Bu bilincin ortak tarihdaşlık ve eşit vatandaşlıkta hayatiyet bulduğunu belirten Davutoğlu, ortak tarihdaşlık sadece geriye dönük ortak kadim geçmişimizi değil, aynı zamanda geleceğe dönük kader bilincimizi de yansıttığını söyler. Siyasî katılım kanallarının herkese açık olmasını savunan Davutoğlu, bu kanalların kapatılması ve kimi insanlarımızın siyasi katılımdan dışlanması halinde herkesi kuşatan bütüncül bir aidiyet şuurunun oluşamayacağını belirtir.

Davutoğlu'nun darbe komisyonuna verdiği cevap ve nasıl bir Türkiye tahayyül ettiğine dair söyledikleri elbette bunlardan ibaret değil. Ancak bir kaç ilkeye sığdırılan teklif ve önerilerin her biri bugün gittikçe kangrenleşen sorunlarımıza neşter vurur niteliktedir. Davutoğlu'nun çerçevesini çizdiği bir yargı, ehliyet ve liyakata dayalı bir kadro anlayışı, her alana yayılan ve şemsiyesi altına alan bir hukuk, kendi değerlerimiz üzerinde yükselen ancak dünyaya açık özgürlükçü bir eğitim sistemi, kişi, zümre veya parti devleti yerine bütün bir milleti kuşatan devlet anlayışı,  siyasi katılım kanallarını herkese açık tutan bir demokrasi kültürü, insanları rengine, meşrebine veya inancına göre ayırmayan, her vatandaşını aynı hassasiyetle kucaklayan bir devlet olsaydı bugün bu ölçüde problemlerle karşı karşıya kalır mıydık? Türkiye'nin siyasete bu perspektiften bakan siyasetçilere, aydınlara ihtiyacı var. Toplumsal yaralarımızı eşya ve hadiselere ancak bu zaviyeden bakan kadrolarla sağaltabiliriz.

 
 
https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1858/davutoglunun-devlet-ve-siyaset-anlayisi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

09.08.2020 Millilik Onaya Bağlı Değildir
06.08.2020 Kim Eve Dönmeli?
03.08.2020 Muhalif Belediyeler ve Yargı
31.07.2020 Ey Halkım!
23.07.2020 Ayasofya Başarısızlığı Örter mi?
17.07.2020 Ülkücülük Nereye?
10.07.2020 Belediyeler, Yavaş ve İmamoğlu
04.07.2020 Büyüyen Parti ?
01.07.2020 Otokrasi ve Sonuçları
24.06.2020 Barolar ve Yargı
21.06.2020 Dün FETÖ, Yarın Kim?
18.06.2020 Hakikati Susturmak Kime Yarar?
15.06.2020 Davaya Bağlılıktan Ulufeye Bağlılığa
12.06.2020 Devleti Ele Geçirmek
09.06.2020 Ayasofya'da çan sesi var mıydı?
07.06.2020 Ayasofya
04.06.2020 Perinçekgillere Taşınmak
30.05.2020 28 Şubat ve Milliyetçiler
28.05.2020 Demokrasi ve İtibar
24.05.2020 Bir Ayrıştırma Biçimi Olarak Bayramlar
19.05.2020 Yüreğir Olayı
17.05.2020 Hoparlörlerde Dua
14.05.2020 İki Bölücülük Ortak Amaç
12.05.2020 AR EDİYORUM
11.05.2020 Biz dövüşürsek...
07.05.2020 Ahmet'in Ölümü ve Vicdan
22.04.2020 Virüsle Mücadele Yerine Muhalefetle Mücadele
18.04.2020 CB Erdoğan'ın eski arkadaşları ne diyor?
15.04.2020 Milliyetçiler Nereye?
13.04.2020 Tiyatro
10.04.2020 Vicdanını Yitirmiş Siyaset
03.04.2020 Biz değişmedikçe hiçbir şey değişmez
30.03.2020 Bilim Kurulu Kararları ve CB Sistemi
26.03.2020 İnfaz yasasını Nedim Şener yapsın
24.03.2020 Adalet Doğru İşlerse Aflara Gerek Kalmaz
22.03.2020 Korona Salgını, Tedbirler ve İnfaz Yasası
18.03.2020 Galip Erdem ve Türk Milliyetçiliği
15.03.2020 Ayrılıkçı Milliyetçilik ve Karşı Milliyetçilik
07.03.2020 Din Adına Dini Katletmek
28.02.2020 Başın Sağolsun Türkiye!
19.02.2020 İYİ Parti'den kopmalar ve ideolojik insan
11.02.2020 Suriye Politikası ve Şehitler
02.02.2020 Nereye Gidiyoruz?
28.01.2020 Kötülüğe Devam
19.01.2020 İslama Karşı İslam
05.01.2020 Yargının Saygınlığı
30.12.2019 Sözcü Davası ve Yargının Tarafsızlığı
28.12.2019 Kanal İstanbul ve BOP
17.12.2019 Suriyeliler Meselesi
15.12.2019 Gelecek Partisi
09.12.2019 Şehir Üniversitesi Bahane
02.12.2019 Din Hırsızları
22.11.2019 Alfabe Tartışmaları
16.11.2019 Yazar Kasadan Siyanüre Ekonomik Kriz
13.11.2019 FETÖ Davaları ve Tepkiler
06.11.2019 Siyaseti Müslümanlığın Ölçüsü Haline Getirmek
27.10.2019 Siyasi Tutarlılık ve Terörle Mücadele
20.10.2019 Operasyon Ağa ile Marabanın Hikayesine Dönmesin
14.10.2019 Barış Pınarı
06.10.2019 Yargı ve Keyfilik
27.09.2019 Hedefteki Parti
21.09.2019 Ülkü ve İlke
15.09.2019 İstifalar, Ömerler, Bahçeli
07.09.2019 Diyarbakır Anneleri
05.09.2019 İhraçlar Gerçekleri Örter mi?
31.08.2019 Yeni Ömer?ler
25.08.2019 ?Anne Ne Olursun Ölme?
21.08.2019 Kayyum Kararı
14.08.2019 Beka Siyaseti
09.08.2019 Siyasetçiyi Tanrılaştırmak
03.08.2019 İyi Partili Ülkücülere Dönün Çağrısı
31.07.2019 Ensar/Muhacirin Denklemi
27.07.2019 Yeni Oluşumlar ve Beklentiler
22.07.2019 Hem Muhalif, Hem de Yeni Partilere Karşı Olmak
13.07.2019 Davutoğlu, Babacan...
01.07.2019 Davutoğlu Ne Diyor, Nereye Gidiyor?
28.06.2019 Bir Seçimin Arkasından
25.06.2019 Asıl Sorunun Etrafında Dolanmak
24.06.2019 Pkk'yı İç Siyasetin Parçası Yapmak
23.06.2019 PKK'yı İç Siyasetin Parçası Yapmak
21.06.2019 Kime Oy Verirdiniz?
17.06.2019 Büyük Buluşma
16.06.2019 Yazmanın Sorumluluğu ve Yalan Fetvası
06.06.2019 Çatışmacı Kimlikler ve Siyaset
01.06.2019 Kritik Dönem
23.05.2019 Bizim Devletten Onun Devletine
17.05.2019 Demokrasi ve Devlet Bağı
08.05.2019 Hukuk Cinayeti
27.04.2019 Eleştirilerden Ders Almak
23.04.2019 Davutoğlu Ne Diyor?
18.04.2019 Ankara'da Özdağ,Babacan, İstanbul'da Davutoğlu Olsaydı?
08.04.2019 Ders alındı mı? Hiç sanmam
02.04.2019 Seçim sonuçları nasıl okunmalı?
26.03.2019 Bırakın gelsinler
21.03.2019 Yavaş, Özhaseki ve masumiyet karinesi
19.03.2019 Çekin ellerinizi dinimizden!
14.03.2019 Milletten kabileleşmeye doğru
11.03.2019 Muhalefetsiz demokrasi olmaz!
08.03.2019 Ak Parti niye geriliyor?
28.02.2019 Hainlik nerelere düştü?
24.02.2019 Doğrular er geç kazanır
19.02.2019 Ülkücü sevgisi, Ozan Arif, Ahmet Kaya
16.02.2019 Dar kafalılık
12.02.2019 Bedeviliğin dirilişi
07.02.2019 HDP üzerinden siyasi rekabet kime yarar?
02.02.2019 Bu yol, yol değil
29.01.2019 Oy karşılığı cennet ve Maduro
25.01.2019 Siyasette üslup sorunu
20.01.2019 Yeni partiyi kim kuracak?
10.01.2019 Böyle bir Türkiye istememiştik
21.12.2018 Biz neye karşıyız, PKK?ya mı devletleşmeye mi?
17.12.2018 Siyasi çözüm ne anlama geliyor?
08.12.2018 Liyakat ve siyaset
01.12.2018 Darbe davaları ve hukuk
20.11.2018 Bakan Soylu'nun haklı tepkisi
16.11.2018 Kaşıkçı cinayeti ve dinin araçsallaştırılması
09.11.2018 Örgüt liderlerinin başına ödül
30.10.2018 Üst kimlik ve milli bütünlük
24.10.2018 Andımız
19.10.2018 Kaşıkçı cinayeti ve tarihi arka plan
09.10.2018 Mckinsey, Brunson ve demokrasi kültürü...
28.09.2018 Cumhur İttifakı devam etmeli mi?
24.09.2018 MHP'nin AF teklifi
19.09.2018 Bir yarım aydın hastalığı: Ukalalık
16.09.2018 MİT operasyonu- Tek sesli medya
11.09.2018 Alkış ve övgü siyaseti
03.09.2018 Suçlamak yerine özeleştiri yapmak
29.08.2018 Tarikatlar, cemaatler ve devlet
23.08.2018 Suriye politikası kime yaradı?
20.08.2018 Helal-haram, iki kıssa
17.08.2018 Terör mücadelesinde fikri araçların önemi
12.08.2018 Aynı gemide olmak
08.08.2018 Hamaset yerine çözüm üretmek
03.08.2018 FETÖ, ABD İLE KRİZ
27.07.2018 Kıblesiz aydından, aklını ikbaline bağlayan aydına...
19.07.2018 Söz'ün anlamsızlığı ve İnce
19.06.2018 Çiller, Ağar çare değildir
15.06.2018 Üç beş oy için Milli Bütünlüğümüzle oynanıyor
03.06.2018 Sürprizlere gebe bir seçim
23.05.2018 Bir intihar girişimi olarak aday listeleri
20.05.2018 Ey ben!
18.05.2018 Farklı bir Ramazan
09.05.2018 Yeni bir siyasetçi tipine ihtiyaç var
29.04.2018 Seçim, Erdoğan ile Akşener arasında...
24.04.2018 Muhalefetin transfer hamlesi
18.04.2018 Bahçeli zamanın MHP'nin aleyhine işlediğini gördü
16.04.2018 ABD'nin Suriye operasyonu ve Yazıcıoğlu dosyası
12.04.2018 Deizm niçin yükseliyor?
07.04.2018 Suriye, Irak doğrudan, Türkiye-İran dolaylı hedeftir
16.03.2018 Demokrasi ve yeni seçim yasası
11.03.2018 Ya hakkı söyle ya sus!
02.03.2018 28 Şubat
23.02.2018 İslam dünyasında niçin bir muhalefet geleneği oluşmadı?
18.02.2018 Yargı ve Konjonktür
11.02.2018 Partilere kontenjan vermek yeter mi?
05.02.2018 İslam tarihinden iki örnek, dün ve bugün
01.02.2018 Erdoğan, Davutoğlu ve Pelikancılar...
27.01.2018 Kazanmaya mecburuz
23.01.2018 Afrin Harekâtı
20.01.2018 CHP GÖRÜNÜMLÜ HDP?Lİ
15.01.2018 AYM KARARI, YERLİ VE MİLLİ AYRIŞMASI
06.01.2018 ATİLLA KURBAN EDİLMEMELİ
02.01.2018 İRAN
30.12.2017 DAVUTOĞLU'NUN DEVLET VE SİYASET ANLAYIŞI...
26.12.2017 OHAL ve ORTAK AKLI KATBETMEK
23.12.2017 BM GENEL KURULU'NUN KUDÜS KARARI
21.12.2017 ÜMMET, ULUS-DEVLET, ARAPLARI ANLAMAK
18.12.2017 ELEŞTİRİDEN KİM KORKAR?
14.12.2017 ZARRAB'IN FATURASI, YARIN DAHA AĞIR OLUR
08.12.2017 KUDÜS, HEPİMİZİN MESELESİ
22.11.2017 ABD YARGI SİSTEMİ ve ZARRAP DAVASI
18.11.2017 ARINÇ'IN UYARILARI
10.11.2017 İSLAM VE DEMOKRASİ
04.11.2017 YARGITAY 16.DAİRE KARARI
30.10.2017 CUMHURİYETLE NİCE YILLARA...
27.10.2017 AK PARTİNİN ZİHNİYET DEĞİŞİMİNE İHTİYACI VAR
23.10.2017 AK PARTİ ERİYOR MU?
15.10.2017 BİR KİTAP: KÜRT SORUNU MU DEVLETLEŞME SORUNU MU?
12.10.2017 POPULİZM
07.10.2017 KERKÜK 82, MUSUL 83, YA 18 ADA?
01.10.2017 ÖNDE TÜRKMEN BAŞBUĞU (?)
26.09.2017 HAYDİ BAYRAM YAPALIM
22.09.2017 BARZANİ REFERANDUMUNDA ÇOK GECİKİLDİ
15.09.2017 BATI BİZİ KISKANIYOR MU?
11.09.2017 KUZEY IRAK TÜRK- KÜRT-ARAP FEDERASYONU(!?)
05.09.2017 ARAKAN KAN AĞLARKEN?
03.09.2017 YORGUNLUK MU, SİYASİ BOŞLUK MU?
29.08.2017 TÜRKÇEYİ BIRAKIP YENİ BİR DİL ÖĞRENECEKMİŞİZ!
22.08.2017 MİLLİYETÇİLER NİYE İKTİDAR OLAMADI?
18.08.2017 16 YILDA DOĞRULAR, YANLIŞLAR
16.08.2017 METAL YORGUNLUĞU DEĞİL, MENTAL YORGUNLUK
12.08.2017 KUŞATMA
03.08.2017 FETÖ, CEMAAT, GİDİŞAT
27.07.2017 MHP-DAVUTOĞLU POLEMİĞİ
25.07.2017 ÖLÜM, YA OLMASAYDI?
20.07.2017 KABİLELEŞME
14.07.2017 DARBEDEN DEMOKRASİYE?
09.07.2017 SURİYELİ GÖÇMENLER ve NİÇİN HEP BİZ SUÇLUYUZ?
29.06.2017 ADALET ARAYIŞI VE DEĞİŞİM
27.06.2017 18 ADA VE BİR ZİHNİYET
23.06.2017 TERÖRLE MÜCADELE, HALKLA KUCAKLAŞMA
16.06.2017 BERBEROĞLU KARARI EN ÇOK KİMİ SEVİNDİRDİ?
14.06.2017 TEPKİSEL DİN ANLAYIŞI
10.06.2017 FETÖ DAVALARI, ALDANANLAR, ALDATANLAR AYRIMI
06.06.2017 KUŞATMA
02.06.2017 ŞEHİDİN DEĞERSİZLEŞTİRİLMESİ, VATAN MÜDAFAASININ DEĞERSİZLEŞTİRİLMESİDİR
30.05.2017 BİR DAVA ve GÖNÜL ADAMI: AHMET ER
27.05.2017 İNSAN HAKLARI ve EGEMENLİK
20.05.2017 ATATÜRK MESELESİ...
16.05.2017 AYNI DELİKTEN İKİ DEFA ISIRILMAK, YENİ BİR ÇÖZÜM SÜRECİ Mİ?
11.05.2017 ABD?NİN YPG?YE YARDIMI HÜKÜMETİN SORUMLULUĞU?.
06.05.2017 GÜL, DAVUTOĞLU ve ÖTEKİLEŞTİRME
30.04.2017 GÜL , AKŞENER ve YENİ PARTİ
25.04.2017 AKPM KARARI NASIL OKUNMALI?
19.04.2017 REFERANDUMUN RAKAMSAL SONUÇLARI
16.04.2017 BU GÜNLERİ BİLE ARAYABİLİRİZ?
12.04.2017 REFERANDUM,DİN,SİYASET VE 15 TEMMUZ DARBESİ
06.04.2017 BU NEFRETLE NEREYE?
31.03.2017 DAVUTOĞLU
29.03.2017 TÜRKLÜK, KÜRTLÜK
23.03.2017 BATI?YA KIZMAK ÇARE DEĞİL
18.03.2017 ABDÜLHAMİT?TEN BUGÜNE BAKMAK
12.03.2017 AVRUPA İLE KRİZ
06.03.2017 COĞRAFYA VE MİLLETLERİN KADERİ
03.03.2017 EVET Mİ,HAYIR MI?
27.02.2017 28 ŞUBAT
19.02.2017 SİYASİ İKTİDARLA AHLAKİ İKTİDAR AYNI ŞEY DEĞİL.
13.02.2017 SON KARARNAME VE ÜNİVERSİTE HOCALARI
09.02.2017 KİM MAĞDUR KİM SUÇLU
05.02.2017 İSLAM ve SİYASET
30.01.2017 TÜKETİM EKONOMİSİ YERİNE ÜRETİM EKONOMİSİ
17.01.2017 ANAYASANIN DEĞİŞTİRİLEMEYEN MADDELERİ OLUR MU?
12.01.2017 ÖLÇÜSÜZ MUHALEFET
10.01.2017 SİYASAL İSLÂM VE AHLÂKÎ ÇÜRÜME
06.01.2017 BALKON KONUŞMALARININ TAM ZAMANI
02.01.2017 YİNE TERÖR YİNE ACI? NE YAPMAK LAZIM?
25.12.2016 BAŞKANLIK TUZAK MI, BAHÇELİ?NİN İKRAMI MI?
20.12.2016 BÜYÜKELÇİ SUİKASTİNİN ARKASINDA KİM VAR?