PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI

Eklenme Tarihi: 27.10.2017 21:47:24 - Güncellenme Tarihi: 05.06.2020 09:27:00

         Kim derdi ki bir gün gelip Fatih Sultan Mehmed?in talimatı doğrultusunda Karamanlı bir ailenin İstanbul?a yerleştirilmesiyle birlikte o ailenin içerisinden denizcilikte ve  haritacılıkta  ün salmış bir oğul dünyaya gelecek. Tahmin etmişsinizdir, o oğul asıl adı Ahmet Muhyiddin Piri Bey olan Piri Reis?den başkası değil elbet. Her ne kadar kendisi kara iklimden gelen bir ailenin bir ferdi olsa da deniz ikliminde mekân tuttuğunda hem kaptanlığını konuşturmasıyla hem de denizcilik tarihine ışık tutaraktan  ?Kitab-ı Bahriye?  eseriyle Piri Reis olur da.

         Aslında şöyle tarihe baktığımızda sadece bize Piri Reis rehber olmuş değil,  daha nice pirlerimiz pek çok alanda bize ışık olmuşlardır.  Ama gel gör ki, geldiğimiz noktada halen Osmanlının 600 yıllık bilgi donanımından bihaber haldeyiz. Düşünsenize günümüzün küreselleşme ve globalleşme dalgasının temelinde bile Osmanlının Nizam-ı âleminden esinlenme söz konusu, ama bundan da bihaberiz.  Yani küreselleşme hadisesi yeni keşfedilmiş değil, ta öteden beri bize ait patentimizdir. Öyle ki Osmanlının üç kıtada at koşturması iş olsun babından boş bir koşuşturma değildi,  bilakis Nizam-ı âlem uğruna bir koşuşturmaydı. Ve bu koşuşturma bugünün dünyasında yaşadığımız küreselleşme dalgasına ışık tutmuş ama farklı yönde tezahür etmiştir. Nasıl mı? İşte bugünkü küresel baronların insanlığın iliklerine kadar sömürmeye yönelik küreselleşme dalga şeklinde estirmeleri bunun bariz göstergesidir. Oysa Osmanlının estirdiği küreselleşme âleme adalet ve nizam getirme perspektifi içerisinde bir küreselleşmeydi. Dolayısıyla Osmanlının Nizam-ı âlem davasını sınırların ötesine ilahi adaleti yaymayı hedefleyen bir ülkü olarak biliriz. Zaten değil midir ki bu ülkü Piri Reis?i önce korsanlıkta karar kılmasına motive eder,  sonrasında ise amiralliğe giden yolda Atlantis ötesine kanatlandıracaktır. Tabii ecdadımız bu ülkülerle adeta kendinden geçip ötelere kanatlanırken, maalesef bizde ülküsü olan ceddin torunları olarak ne bu ülkünün varlığından ne de Piri Reis?in haritalarından haberdarız. Acı ama gerçek, Osmanlı göz ardı edilirse olacağı buydu, başka ne bekleyebilirdik ki. Baksanıza o kadar tarihimize hor bakıp duyarsız hale gelmişiz ki,  bize ait her ne keşif varsa neredeyse tüm bunları uzaylılar yaptı diyecek hale düşmüşüz.  

           Her neyse arzı halimiz şu veya bu istikamette, asıl gelelim şu harita meselesine.  Hani Kristof Kolomb?un haritasıyla neredeyse bire bir örtüştüğü tahmin edilen Piri Reis?in 1513 tarih itibariyle çizdiği şu meşhur harita var ya,   işte her ne olduysa ortadan kaybolabiliyor. Kayboldu da ne oldu, sonuçta gelinen noktada haritanın diğer bölümleri parçalanmış halde bulundu ya.  Böylece geçte olsa insanlık bu önemli kaynakla yüzleşiverdi.

          Piri Reis hatıralarından hareketle şunu rahatlıkla dillendirebiliriz: Denizciliği amcası Kemal Reis?in yanında öğrendiğini, amcasının kölesi Rodrigo ile birlikte Antilya denilen bugünkü Amerika kıtasına gittiğini. İşte dillendirdiğimiz bu hususta sakın ola ki, kölenin klavuzluğuda neymiş diye meseleyi hafife almayın,  çünkü o söz konusu köle Kristof Kolomb?la birlikte buralara seyahat etmiş bir köledir. Nasıl mı?  Bakın bir tarihçi tamda bu bilginin ilk işaretlerini ?Columbus?un buralara geliş gayesinin Amerika'dan getirilecek altınlarla haçlı seferlerine finansman sağlamak olduğunu dile getirerek verir. Hatta Kristof Kolomb kıtaya ilk kez ayak bastığında Hindistan?a geldiğini sanmış, ama bir süre sonra buranın Amerika olduğunu klavuzu Rodrigo?nun yönlendirmesi sayesinde keşfedip öyle haritası çıkarılmış olur.  Ne diyelim böylesi köleye can kurban,  baksanıza hem usta bir tayfa, hem de iyi bir gözlemci. Tabii o?nun o sıralar Müslüman olduğunu sadece Christopher Columbus (Kristof Kolomb) biliyordu. İşte bu noktada Kristof Kolomb?un haritası önem kazanır kazanmasına ama şu da bir gerçek bu konuda Dr. Charcot ?Colomb Vu Par Un Marin? adlı eserinde Kolomb?un kitabından aktarmalar yaptıktan sonra işin hakkaniyetini ortaya koyacak şu kanaate varır: Amerika?nın keşfi Kolomb?a ait değil Müslüman denizcilere aittir!

             Evet, bu sözler için hakkını teslim edecek sözlerdir. Besbelli ki haritanın çiziminde Osmanlı deniz kuvvetlerinden Rodrigo en büyük pay sahibidir. 

              Hele bir kıtaya ayak basılmaya görülsün, ardı arkasının zincirlemesine gelmesi kaçınılmaz hal alabiliyor. Nitekim Kristof Kolomb?dan sonra kıtaya dört kez ayak basıp adından söz ettiren sıradaki isim Amerigo Vespucci olacaktır. İlginçtir Vespucci kıtaya ilk adım atıp gördüğü manzaranın büyüsüne kapıldığında buraya Yenidünya anlamına gelen Mundus Novus demekten kendini alamayacaktır. Keza Alman haritacı Martin Waldsee Müller?de büyük bir vefa örneği gösterip buraya Vespucci?nin adını verecektir, yani ismiyle müsemma Amerigo?  Ancak buradaki yerliler bu ismi bir türlü kabullenip içine sindiremeyecektir.  Zira Amerikan ihtilalcılar bu hususta kendi ülkelerini Birleşmiş Müstemlekeler (UNİTED COLONİES) olarak isimlendirmişlerdi.  Tabii sonradan karşıt grupların ?Kuzey Amerika Birleşik Devletleri? tanımlamaları daha ağır basmış olacak ki, Thomas Paine bu tanımlamadan hareketle bu ifadenin baş kısmında ?Kuzey? kelimesini çıkarıp sadece ABD adını zihinlere yerleştirecektir. Dedik ya zincirleme  buralara ayak basış böyle bir şeydir bir bakmışsın Columbus?un Antilya?sı, Vespucci?nin Mundus Novus?u,  Martin Waldsee Müller'in Amerika'sı derken en nihayet Thomas Paine?nin damgasıyla ABD ismi kalıcılık kazanır.  

          Tabii ki keşfedilen bu kıta hangi isimle anılırsa anılsın, bizim açımızdan Piri Reisi anmak daha bir önem arz eder. Çünkü o rüzgâra göğsünü gere gere mavi sulara kendini adamış deniz fenerimizdir. Öyle ya,  madem bize ışık feneri olmuş, o halde bize de  ?vira vira bismillah?  deyip adını mavi sulara yazmak düşer. 

           Malum olduğu üzere Piri Reis önceleri korsanlık yaparmış. İşte ?Kitab-ı Bahriye? adlı eserinde bahsettiği üzere korsanlık sayesinde; Kristof Kolomb?un çizdiği haritayı esir aldıkları bir denizci vesilesiyle ele geçirdiğini, bu haritadan yararlanarak bir dünya haritası çizdiğini beyan edecektir. Yine Piri Reisin hatıralarından anlaşıldığı üzere bu gün ABD olarak adından bahsettiğimiz kıta aslında o gün Antilya imiş. Şimdi Piri Reis bir kıtayı ismiyle cismiyle keşfederde Osmanlıda kendisini keşfetmez mi? Elbette ki böylesi hatıralara sahip bir deha, Osmanlı Padişahı II. Bayezid?in dikkatinden kaçmayacaktır. Derhal payitahta davet edilir edilmez kendisinden istifade edilecektir. Derken korsanlığı bırakıp Osmanlı?nın hizmetine amade olacaktır. Keza amcası da Yavuz Sultan Selim döneminin gözde bilge âlimiydi. Tabi amcası Kemal Reis?in vefat ettiğinde bu kez amcasının yokluğunu aratmayacak şekilde 1513 yılında Avrupa ve Afrika?nın batı kıyı şeridini ve Güney Amerika?nın doğu şeridini gösteren dünya haritasını Yavuz Sultan Selim?e sunacaktır.  Tarihler 1526 yılını gösterdiğinde şu meşhur Kitab-ı Bahriye adlı eseriyle mührünü vuracaktır.  1528 yılına gelindiğinde ise Kuzey Amerika Haritasını tamamlayıp Kanuni Sultan Süleyman?a takdim etmekle çok büyük takdir kazanır. Elbette ki;  pek çok hizmet alanında takdire şayanlığı terfi etmesine yetecektir. Malumunuz Piri Reis'in Osmanlı donanmasında terfi ettiği en son görev Mısır kaptanlığı olmuştur. Belki de idam edilmeseydi daha da terfi edecekti. Yani bir sefer esnasında kuşatmayı kaldırmak, donanmayı bırakmak hasebiyle yargılanacaktır. Her ne kadar kendisi bakımsız donanmayla denize açılmanın sakıncalarından bahsederekten savunma yapsa da bu savunma idam edilme hükmünü kaldırmaya yetmeyecektir.

           Her ne kadar Piri Reis?imizin bu şekilde dünyadan göç etmesini arzu etmesek de sonuçta ardından şu fani dünyanın haritasını miras bıraktı ya, bu bizim için kıymet değer göçtür diyebiliriz. Hele Osmanlının bakiyesi üzerine kurulu Türkiye Cumhuriyetine geçişte gün yüzüne çıkan o müthiş mirasıyla gerçek kıymetini daha da idrak edip gönül tahtımızda hep anarız da.  

                 Malumunuz 1929 tarihi itibariyle Topkapı Sarayı müze haline getirilirken, restorasyon çalışmaları esnasında Milli Müzeler Müdürü Halil Ethem (Eldem)?in  bir an gözü Topkapı Sarayı arşivinde saklı  halde bulunan deve derisine işlenmiş tomar evraka ilişir. Bir de ne görsün sağ yanı kopmuş halde bir harita. Oysa bu bir Piri Reis haritasıdır. Hayretler içerisinde seyre dalacaktır Tabii seyre daldıkça iyiden iyiye incelemeye koyulur, ama işin içinden çıkamaz. Ama paha biçilmez bu kıymet eser bir şekilde kendini ele verecektir.  Şöyle ki; ilk Piri Reis haritasının kayıp parçalarının aranmasına hız verildiğinde, bu kez ceylan derisine işlenmiş ikinci bir harita daha bulunur. Böylece ceylan derisi haritanın birinci haritayla karşılaştırılması yapıldığında birincisinin güncelleştirmiş hali olduğu anlaşılır. Böylece bu ikinci bulunanın günümüz verilerine daha bir uyumluluk gösteren bir harita olduğu ortaya çıkar. Şimdi gel de bulunan haritalar karşısında hayretler içerisinde kalma.  Düşünsenize ele geçen bu haritaların bugünkü verilerle neredeyse birebir örtüşen Amerika kıyılarının tam isabetli diyebileceğimiz çizimi söz konusudur.  Hele Piri Reisin haritası bir temaşa edilmeye görülsün sanki karşında duran harita değil, devasa bir ansiklopedi sanırsın. İlginçtir bulunan haritalar sadece çizime dayalı haritalarda değil,  kıtada yaşayan bilumum tüm hayvanlardan tutunda yetişen tüm bitkilere ait birtakım bilgilerle de donatılmış.  Yetmedi haritada Amerika?nın hem kuzey hem güneyini içini kapsayacak şekilde dizayn edildiği de gözlerden kaçmaz.  Daha da yetmedi harita içeriği için Antarktika kıtası ve üzerindeki dağlarını da kapsadığı söylenebilir.

        Velhasıl, harita üzerinde kim ne söylemde bulunulursa bulunsun, sonuçta bizim açımızdan Piri Reis?le okyanus ötesine açılmak çok daha mühim hadisedir. Yani işin içinde bizi cezbeden Piri Reis pusulasıyla Nizam-ı âleme yelken açmak vardır.

         Vesselam.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1634/piri-reis-ve-dunya-haritasi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

04.06.2020 Gel Kardeşim Bir Olalım
28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
03.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
17.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
18.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
11.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
25.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM