ŞEHİR EFSANELERİ, DENİZ GEZMİŞ ve ÜLKÜCÜLER

Eklenme Tarihi: 17.10.2017 09:12:29 - Güncellenme Tarihi: 04.06.2020 11:21:50


Efsane, ?yıllarca gerçekten olmuş gibi kuşaktan kuşağa aktarılan öykülerdir? diye tanımlanır. Efsaneye konu olan olayın gerçekliği aranmaz, dilden dile nakledildikçe  anlatıcının hayal gücüne göre zenginleşir.


İslamiyet öncesi Türk efsanelerinde kahramanlığı yücelten konular ön plandadır. Türklerin  İslamiyeti kabulü ile beraber cihadı yücelten öğeler ön plana geçer.

Türk dünyasında bir zamanlar Battal Gazi, Malkoçoğlu, Köroğlu, Dadaloğlu efsane kahramanları idi.

Dadaloğlu işin aslına bakarsak sıradan bir çapulcu ve isyancı idi. Osmanlı gelişmenin, medenileşmenin şehir kültüründen geçtiğini bildiği için Avşarları ovalara iskan etmek istiyordu. Osmanlının ileri görüşlülüğü Dadaloğlu cahiline on gömlek fazla geliyordu, ?istemezük? nidalarıyla devlete isyan bayrağını açan cehaletin, bağnazlığın ozanı oldu.

20. yüzyıl ideolojiler çağıdır. Cemil Meriç?in veciz anlatımı ile ?yeni çağın dini izmler, ideologlar da bu dinin peygamberleridir? 
Dünya milletlerindeki bu değişime parelel olarak yeni çağın efsaneleri de muhteva değiştirdiler. Dünya ölçeğinde Che Guvera, Türkiye ölçeğinde Deniz Gezmiş, Mahir Çayan'lar ?izmler çağı?nın efsane kahramanları oldular.

Cahil kalabalıkların at gözlüklerinde Dadaloğlu çapulcusu dün nasıl allanıp pullandıysa  yeni efsane kahramanlarımız da aynen öyle oldu.

Ama bu defa cahil kalabalıkların yerini televizyon yorumcuları, köşe yazarları, filim yönetmenleri, yayınevi editörleri, bakanlar, dekanlar, bürokratlar almıştı.
 
***

Şimdi gelelim Deniz Gezmiş?e.

Deniz Gezmiş sıradan bir banka soygunsuydu, üstelik salağın tekiydi. Denizin sevgililerinden birisi  Ankara?daki Amerikan üssünde sivil memurdu. Deniz sevgilisinin nerede çalıştığını da biliyordu ama yine ayıkmadı. Zaten uzun boylulara halk arasında ?boyu uzun, aklı kısa? yakıştırması  yapılır. CIA o bayanı Deniz?e sevgili olarak görevlendirmişti. 

Sevgilisi (!) bir gün:

-?Gel Deniz?dedi, ?seni bizim Amerikan üssüne sokayım, orada silah odasının anahtarını çaldım, beğendiğin silahı seç, al.?
Bizim Kemal Sunal ?Salako?su:

-?Heeeyyyt beee!.. Harika fikir bu!..? diye sevinçten havaya zıpladı.

Sanki sebze haline meyve almaya girer gibi Amerikan üssüne girdi, üç beş silah alıp sevgilisi(!) ile beraber sinemadan çıkar gibi dışarı çıktı.

CIA, Deniz?i bu kadar basit bir yolla silahlandırmıştı. 

Deniz ODTÜ yurtlarında ?ne kadar uyanık, ne kadar kurnaz, ne kadar becerikliyim ben? diye böbürleniyordu o akşam.

***
Deniz saf çocuktu, delikanlı çağının uçarılığı ile yukarıda özetlediğim CIA senaryosunu çözemezdi.

Ama bizim ?ilerici, çağdaş? koromuz oluşturdukları şehir efsanelerinde bu olayı şöyle anlattılar:

?Deniz o kadar uyanık, zeki ve becerikli idi ki sevgilisinin yardımı ile Amerikan üssünün nizamiyesinden gölge gibi içeri süzüldü, Amerikan subaylarının silahlarını, şarjörlerini sevgilisinin çantasına koyup gölge gibi dışarı çıktı?.

Yok bre?.. Deniz için yukarıda kullandığım ?salak? ifademi geri alıyorum asıl salaklar bu şehir efsanesini uyduran yazarlar, yorumcular, bakanlar, dekanlardır ve bu kadar angutça yazılan bu efsaneye inananlardır.

Yok Deniz sehpaya çıkmış da ?Yaşasın Kürt ve Türk Halklarının bağımsızlık savaşı? diye haykırmış da...

Yahu ne haykırması, ne slogan atması?.. Deniz urganı görünce gözleri büyümüş, feleği şaşmış, zavallının paçalarından sekiz okka dışkı akıyor... 

Bu vaziyetteki bir insana slogan yakıştırmak ne büyük vicdansızlık?

**
Ümraniye?de beş işçi sözde ?işçi-köylü iktidarı? için savaşan devrimci militanlar tarafından ?halk mahkemesi?nde yargılandılar, vahşice işkencelere uğradıktan sonra katledildiler. ?Ümraniye İçinde Vurdular Bizi? romanımla bu olayı hafızalara nakşetmek istedim. 

Ümraniye olayı o yıllardaki devrimci hareketin hem ideolojik, hem insani ayıbı idi. Çünkü hallk mahkemelerinde yargılananlar  ne köy ağası idi ne de burjuva... Ama bu olayı bir romana konu etmeme rağmen ?Ümraniye İçinde Vurdular Bizi? yazılış tarihinin üstünden 33 yıl geçmesine rağmen iki baskıda sadece altı bin satabildi. 

Çünkü ülkücü hareketin hafızasında Ümraniye şehitleri yoktu. Çünkü ülkücüler ülkücülükten uzaklaşmış tın tın partici olmuşlardı. 
Balıkesir?de yaptığı bir konuşmada Oktay Vural ? Ne bu, üçbin şehit edebiyatı kardeşim? Bıktık ya, çıkın oradan artık!? diyebiliyor ve hiç tepki  almıyordu.

***
Cevdet Karakaş, ailesi Almanya?da olan bir işçi çocuğu idi. Yazın ailesi ile birlikte Elazığ?a gelmişti. Yüreğinde binlerce ülkücü şehidin acısı vardı. Bu acıyla o da silaha sarıldı ve bir avukatı vurdu. Kaçarken iki asker tarafından kıstırıldı. Askerlere ateş açsa kurtulacaktı ve ertesi gün de Almanya yolunu tutacaktı. ?Ben Mehmetçiğime kurşun atamam? dedi ve teslim oldu. 

Duruşmalarında onu savunan avukatı bile olmadı. Cevdet?im idam sehpasına çıktığında son arzusu olarak Türk Bayrağını istedi. Üç kere öpüp alnına koydu:

- ?Affet beni al bayrağım!? dedi ağlayarak. ?Seni istediğin yerde dalgalandıramadım.?

Ve vakur bir edayla sehpaya yürüyüp kelime-i şehadet getirdi. 

Deniz gibi Cevdet?in paçalarından dışkı akmıyordu. Çünkü Allah?a doğru yürüdüğü inancındaydı.

Deniz Gezmiş şehir efsaneleri ile şişirildi. 
Cevdet Karakaş ise unutulma sürecinin son dönemecinde bizlere şöyle seslenmektedir:

?Sılada sılasız kaldım.
Suyum garip, aşım garip!
Ben kendime gurbet oldum, 
İçim garip, dışım garip!

Koştum hakikat ardına
Yandım ayrılık derdine
Git bak ölüler yurduna

Kabrim garip, taşım garip!?
 
 
 
 
https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1611/sehir-efsaneleri-deniz-gezmis-ve-ulkuculer

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

21.05.2020 Başka Coğrafyaların İslamcıları ve Solcuları
13.05.2020 Önce Dilde Türkleşmeliyiz
07.05.2020 Meleklerin bacakları ve Müslüman fantezileri
29.04.2020 Yazlık Sinemada Yeşilçam Filmleri ve Ambulans Uçak Senaryosu
28.04.2020 İnsanlığın Çaresizliği
22.04.2020 Korona Üstünden Siyaset Yapmak
18.04.2020 Edirne’de İki Kahraman
06.04.2020 Emirdağlı Deli Battal'ın Hikayesi
03.04.2020 Koronadan Korkmayın
28.03.2020 Dilsiz Şeytan Olmamak için
09.03.2020 Utanıyorum
10.02.2020 İskilipli Atıf'ın Osmanlı Sicili de Bozuk
04.01.2020 Sonunda Hırsız Olacaksam...
20.12.2019 Meleklerin Bacakları
03.12.2019 Yobazlık nasıl bir şeydir?
30.11.2019 İslamcıların sahte kahramanı İskilipli Atıf
20.11.2019 Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına
13.11.2019 Yol Geçen Hanı
11.11.2019 Osmanlı'da Okuma Yazma Oranı
06.11.2019 Varoşların Ülkücüleri ve İslamcıları
31.10.2019 Nihayet Coşkulu Cumhuriyet Kutlamaları
26.10.2019 İçimizdeki PKK'lılar
22.10.2019 İslamcıların İslam Hassasiyeti
11.10.2019 Siyasal İslamın Ümmet Balonu Patladı
12.09.2019 12 Eylül'ü Dosdoğru Yazmak
27.08.2019 İslam'ı Müslümanların Zulmünden Kurtarmak
19.08.2019 Deistler ve Münafıklar
07.08.2019 Böyle Olur İmamların Düğünü
22.07.2019 Mücahit Müteahhitlerin Nükleer Tehlikesi
16.07.2019 15 Temmuz Yalanları
12.07.2019 Bilgi Çağının Cahilleri
06.07.2019 İtikatta Mursi, Amelde Sisi
27.06.2019 Bilgi Çağı Gençleri Siyaset Sahnesinde
24.06.2019 Cumhur İttifakı Niçin Kaybetti?
19.06.2019 Mısır İslam'ı, Bizimkiler ve Mursi
18.06.2019 Bu Düzen Değişmeli
15.06.2019 İmam Hatipliler Kuşağının Ruhuna El Fatiha
04.06.2019 İnsan Odaklı Siyaset ve Davutoğlu
24.04.2019 Çıbıklı Osman Dayı Destanı
20.04.2019 "Dindar İnsan"ın Güven Kaybı
14.03.2019 Galip Erdem'in yüzdesi belirsiz ortaklığı
02.01.2019 Şehirlerimize vurulan haçlı mührüne 'dur' demek
06.11.2018 Avrupa'da trafik cezası gözlemlerim
28.10.2018 Sarıkamış Şehitleri ve yalan fırtınası
22.09.2018 Türkü dünyamızın güzelleri
18.09.2018 Maria Elif'e Müslüman işkencesi
15.09.2018 Bir ülkü hamalının dramı
09.09.2018 Kitabın ortasından tespitler
30.08.2018 Çiyiltepe'de Albay Reşat Destanı
28.08.2018 Türkiye usulü özelleştirme
25.08.2018 Gel kriz gel!..
21.05.2018 Karakoç, Mahzuni ve bir şiirin hikayesi
16.05.2018 İsrail'in kurulmasında tarihin karanlık sayfaları
14.05.2018 Partiler ve liyakat
03.03.2018 Yazarlar Birliği nasıl kuruldu?
18.02.2018 Aliya'nın ufuk çizgisinde FETÖ ve PKK gerçeği
22.01.2018 DÜŞÜNCE UFKUNDA YERLİ Mİ KALMALIYIZ, MİLLİ Mİ OLMALIYIZ?
22.11.2017 YAŞAR KEMAL ÜSTÜNE DÜŞÜNCELER
16.11.2017 MERHABA İTHAL CONİLER
04.11.2017 BİR ABDULLAH ÇATLI HATIRASI
17.10.2017 ŞEHİR EFSANELERİ, DENİZ GEZMİŞ ve ÜLKÜCÜLER
09.10.2017 ERMENİ TEHCİRİ ve KERVAN 1915 FİLMİ
02.10.2017 KUTSAL TOPRAKLARDA İSLÂM DÜNYASI
06.08.2017 SAMAN TORBASINDAKİ KİTAPLAR
07.06.2017 AL GÖTÜR KABRİME KOY BU SEVDAYI
22.05.2017 OSMANLIYI İTTİHATÇILAR MI YIKTI?
17.05.2017 BATILILAŞMA İHANETİNİN YENİ BOYUTU
10.05.2017 FETBULLARIN KÜLTÜR AYAĞI
20.04.2017 AYDININ MUKADDESİ HAKİKATTIR
06.04.2017 DAVAYI SAVUNMAK
22.03.2017 NEVRUZ KİMİN BAYRAMI?
15.03.2017 AVRUPA TÜRKLÜĞÜ GÖZLEMLERİ
07.03.2017 KIYIDAKİ KÖPEKLER
25.02.2017 BEYAZ ELBİSELİ MEHDİ
19.02.2017 BOZKURT ENVER PAŞA
08.02.2017 AKREP NALAN PSİKOLOJİSİ
30.01.2017 CEMİL MERİÇ ve TÜRK SOLUNUN ?LANET ÇEMBERİ?
24.01.2017 ŞEVROLE VAKKAS VE DELİ İSMET'İN MEHTER YÜRÜYÜŞÜ
13.01.2017 İNSANA SAYGI
05.01.2017 VATANIM SENSİN?DE GÖRDÜKLERİM
03.01.2017 2017, MİLLÎ SİNEMADA HAMLE YILI OLABİLİR
05.12.2016 'EKŞİ ELMALAR've 'DAĞ II' FİLMİ
29.11.2016 OSMANLI?DA ?PARALEL DEVLET? YAPILANMASI ve FEYZULLAH EFENDİ / 3.
23.11.2016 OSMANLI?DA ?PARALEL DEVLET? YAPILANMASI ve FEYZULLAH EFENDİ / 2.
15.11.2016 OSMANLI?DA ?PARALEL DEVLET? YAPILANMASI ve FEYZULLAH EFENDİ / 1.
04.11.2016 ULU TÜRKMEN NEŞET ERTAŞ
27.10.2016 NURİ PAŞA?NIN GÖNÜL YARASI
07.10.2016 "MHP'YE SIZMAYA ÇALIŞAN FETÖCÜ" NÜN SOSYAL MEDYA SAYFASINDAN SEÇMELER