BİLGİSİZLİĞİN FATURASI AĞIRDIR!

Eklenme Tarihi: 22.08.2017 12:06:11 - Güncellenme Tarihi: 06.07.2020 08:21:24

Şehirler Sultanı İstanbul?un kısa bir süre önce sele teslim olduğu malûmunuzdur. Her şeyin yaklaşık yarım saat içinde olup bitişini içimiz ezilerek izlemiştik. Kimilerimiz gözyaşlarını tutamamıştı.

O çok kısa süreli âfetin yaklaşık 1,2 milyar lira gibi çok ağır bir faturası olduğu yazıldı, söylendi resmi ağızlarca.

Tabiat, modernlik, şehirleşme, çevre merkezli boyutunu ?Son Ağaç Kuruduğunda? başlıklı bir önceki yazımızda değerlendirmiştik. ?Kalan son ağacın kıymetini bilmek için davar olmaya lüzum yok! Anlayana...? cümlesinde özetlenecek şekilde.

?..

Gelelim, yaşanılan âfet ve benzeri olayların (deprem vs.) ?bilgi? ile ilgili boyutuna.

Bilgi toplumu olma yolunda ilerliyor; açılış konuşmalarında, ?bilgi önemlidir? merkezli iri cümleler kuruyor ve dahi televizyon programlarında ve/ya gazete köşelerinde, ?aman bilgi çağını da ıskalamayalım? diyoruz ya! O bakımdan?

İstanbul?daki sel âfetinin yaşandığı gün ve sonrasındaki sıcak demlerde, haberlere yansıyan ifadelerden ve uzman görüşlerinden anlıyoruz ki, yağmur gelmeden önce uzmanlar uyarmış. Hatta saat aralıklarını bile belirterek?

Mecburen dışarıda olan emekçileri kenarda tutarak söyleyelim ki, ?biz buyuz?!

Tedbir almaz, uzman görüşünün yani ?bilgi?nin kıymetini bilmez, ardından dövünür dururuz. ?Vah tüh? diyerek ağlamak ve dövünmek milli özelliklerimizden biri olmuş adeta. Benzeri birçok olayda ve büyük depremlerde en acı biçimlerde tecrübe ettik. Ve işte, İstanbul?da bir kez daha gördük.

Kendimizi bilmem nerelerde görsek ve büyümekten filan söz etsek de buyuz, bu kadarız. İşimizi ?bilgi odaklı? değil, hurafelerle, kulaktan kulağa geçen ve aslı astarı olmayan sözlerle halletmeyi tercih ediyor; Bağdat?ı hâlâ sora sora bulmaya çalışıyoruz. Elimizden düşürmediğimiz farklı ölçülerdeki ?bilgi sunar? cihazlara, on binlerce kitap, yüz binlerce makaleye rağmen.

Bir de, ?Türk?e bir şey olmaz? noktasından bir adım öteye geçmiyor, geçemiyoruz. Sanki Türk demek akılsız demekmiş gibi. Kendine hakaret ettiğini bile fark etmeyerek. Oysa bu tür ağır olaylar herkese zarar verir. Bilgili ve tedbirli davrananlar müstesna.

Dere yatağına apartman kod adlı beton mızrakları çakarsan, yani tabiatın hakkını elinden alırsan, su baskınlarına maruz kalır, her sene selle uğraşırsın. Bu kadar net!

Şehri, sağlam kayalıklı tepelerde değil de, verimli sulak arazide kurarsan, kırk beş saniyelik depremde yerle bir olur koca şehir ve betona gömülür onca insan. Bu kadar açık! Bakınız; 17 Ağustos 1999 Adapazarı Depremi.

?Binanın altındaki daireleri işyerine çevireyim, araba galerisi yapayım, arabalar da içinde rahat dönsün? diye kolonlarla oynarsan, depremde tuz buz olursun. Bakınız, yaşanan son depremler.

Varsın, Francis Bacon yıllar önce ?bilgi, güçtür? demiş olsun ve gelişmiş dünya bugün bunun zenginliğini ve gücünü yaşıyor, sefasını sürüyor olsun. Biz kendi bildiğimiz yoldan şaşmamayı, işimizi ?Türk usulü? yapmayı sürdürüyoruz. Üstelik belki, ?sözü söyleyen adam Müslüman da değilmiş; gâvurun sözüne uyacak değiliz ya? şeklinde böbürlenerek!

?..

Son günlerde artan yoğunlukta olmak üzere, İstanbul?u çok büyük oranda etkileyecek bir Marmara depreminden söz ediliyor. Kaldı ki, bu söz ediş yeni de değil. 1999 yılında art arda yaşanan Adapazarı, Gölcük, Yalova ve Düzce depremlerinden hemen sonra gazeteler, radyolar, televizyonlar durup dinlenmeksizin, çok güçlü bir Marmara depreminden söz etmeye başlamıştı.  

Deprem ve medya merkezli bu sahne son günlerde çokça çıkmaya başladı karşımıza. Birçok bilim insanı çırpınıyor adeta, yaşanabilecek muhtemel felaket ve acılara dikkat çekme konusunda.  

17 Ağustos 1999 Adapazarı Depremi?nin yaşandığı dönemde Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırmaları Enstitü Müdürü olarak görev yapan ve kamuoyunda ?Deprem Dede? olarak bilinen merhum Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara bilgi ve bilinç eksikliğine dikkat çekmek için insanüstü bir gayret göstermiş; "deprem değil, binalar öldürür" sözüyle, toplumda (sivil ve siyasal) deprem bilincinin oluşması yolunda büyük emek vermişti. Elbette, başka birçok bilim insanıyla birlikte?

O bilim insanları, bugün de bu konuda büyük bir mücadele veriyor. Ancak sanki bunca uzman bir kurgu romandan pasajlar okuyormuş gibi sessizce dinliyor; hatta canımız sıkılınca, ?duyan da yarın deprem olacak zanneder? şeklinde ekranlardan azarlıyoruz.

Geçen hafta birkaç günlüğüne İstanbul?daydım. Başta tarihi yarımada olmak üzere, birkaç farklı semtin çeşitli bölgelerinde bulundum. Üzülerek ifade etmeliyim ki, ?görebildiğim kadarıyla?, en küçük bir çalışma yok. Eğer planlar, projeler, saha çalışmaları vs. var da ben gör/e/mediysem, bundan ancak ve sadece memnun olurum. Fakat şunu önemle eklemeliyim ki, eğer bilim insanlarının/ uzmanların feryadıyla doğru orantılı bir çalışma yapılıyor olsaydı, herhalde gözlerden kaçmazdı.

?..

Özetle?

2017 yılında dahi, genel itibariyle, işlerimizi bilgi odaklı çözmediğimiz, bilgi insanı ve bilgi toplumu olamadığımız için İstanbul?daki sel âfetini de, benzeri âfetleri de en acı biçimiyle yaşadık. Görünen o ki, beklenen depremi de öyle yaşayacağız...

?Türk?e bir şey olmaz? diye kendimizi avutsak da, olan aslında hep Türk?e ve hadi biraz daha genişleterek söyleyelim, bilgi, kitap ve kütüphanelerle başı hoş, arası iyi olmayan gönül coğrafyamızın büyük bir bölümüne oluyor. İstanbul?da yaşanan sel âfeti, sadece bunun son örneklerinden biri... 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1449/bilgisizligin-faturasi-agirdir

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

18.08.2019 Fenerbahçe, Kahır Sezonu ve Ötesi
12.07.2019 Önce İnsan, Sonra Doktor
09.06.2019 Fransa?yı üzdük Hakan!
27.05.2019 İnsan Tercihlerinin Ürünüdür
06.05.2019 Şehir Kimliği ve Halk Kütüphanesi
17.04.2019 Kütüphaneler ve İnsan İsrafı
25.03.2019 Kütüphanecisi olan kütüphaneler?
04.03.2019 Fenerbahçe?nin yakın geleceği?
12.02.2019 Mevzu futbol ise, insanlık teferruat mıdır?
07.02.2019 Kadın erkek el ele, hedef daha güçlü Türkiye!
26.01.2019 Fenerbahçe?yi yazamamak!
04.01.2019 Kütüphaneciler, kütüphanelerin ve arşivlerin kalbidir!
25.12.2018 Ersun Yanal kötü gidişe dur diyebilecek mi?
18.12.2018 Her şeyi bilenler çağı!
29.10.2018 Koku'ttu gitti!
21.10.2018 Fenerbahçe?den tarihi başarı: 9'da 9
09.10.2018 Eğitimde doğru çıkış kütüphanesiz bulunamaz!
27.09.2018 Aynen aynen, sıkıntı yok!
21.09.2018 Fener sönüyor!
07.09.2018 Kütüphaneciler olmadan asla!
20.08.2018 Süper Lig'e hoş geldin Ankaragücü
18.07.2018 Fransa bileğinin hakkıyla ve alkışlarla
14.07.2018 Tebrikler Belçika
03.07.2018 Japonya'ya saygı gecesi
01.07.2018 Arjantin efsanesi ve Messi feneri
25.06.2018 ?Yeni Türkiye Dersi? başlıyor!
19.06.2018 Fenerbahçe için umudun adı: Ali Koç
04.06.2018 Fenerbahçe?de bir dönemin sonu!
27.05.2018 Ramazan: Müslüman için tefekkür zamanı
16.05.2018 6. Ulusal Yayın Kongresi'nin ardından
29.03.2018 Kütüphaneler, arşivler ve işi ehline vermek
18.03.2018 Yeni bir derbi ve yine bir kandırmaca!
21.02.2018 Terim Etkisi Değil Terin Etkisi Esas Olmalı
31.01.2018 Üç Artı Bir İmparator ya da İmparator Kime Denir?
27.12.2017 İNTERNET İCAT EDİLDİ, EDEBİYAT "BOZULDU"
12.12.2017 İSTİKÂMET YAŞAYAN KÜTÜPHANELER!
21.11.2017 ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ ÇALIŞTAYI
14.11.2017 KÜTÜPHANECİ YETİŞTİRİLMESİN O HALDE!
31.10.2017 KİTAPLAR, KÜTÜPHANELER VE ÇOCUK CIVILTILARI
17.10.2017 ZAFERİMİZLE ÖVÜNEBİLİRİZ!
10.10.2017 AMPUTE DEĞİL CESUR YÜREK MİLLİ TAKIMI
07.10.2017 MİLLİ TAKIM: EL ELDE BAŞ BAŞTA
24.09.2017 TÜRK FUTBOLU KAYBETTİ
14.09.2017 BEŞİKTAŞ'I İZLEMEYE DEVAM
12.09.2017 KÜLTÜREL MİRAS, KÜTÜPHANELER VE BURSA
03.09.2017 LUCESCU?NUN YANLIŞ İLİKLENMİŞ DÜĞMELERİ VE MİLLİ TAKIM
28.08.2017 FENERBAHÇE GÜNÜ KURTARDI
25.08.2017 FENERBAHÇE NEREYE?
22.08.2017 BİLGİSİZLİĞİN FATURASI AĞIRDIR!
15.08.2017 SON AĞAÇ KURUDUĞUNDA
08.08.2017 YİNE DE BEŞİKTAŞ, YİNE BEŞİKTAŞ
01.08.2017 ÖLÜNCE BÖYLE ÖLMELİ İNSAN
18.07.2017 VATANINI EN ÇOK SEVEN?
15.07.2017 METİN DOĞAN GAZİDİR
05.07.2017 GÂVURLUK YAPMAK!
05.06.2017 GÖZ GÖZ GÖZTEPE NİHAYET SÜPER LİG?DE!
30.05.2017 BEŞİKTAŞ AŞKLA VE ALKIŞLARLA ŞAMPİYON
19.05.2017 LİYAKAT OLMADAN GELİŞME OLMAZ!
02.05.2017 SEVERKEN ÖLDÜRMEK
25.04.2017 FUTBOLDA KALİTENİN ADI: BEŞİKTAŞ
11.04.2017 BİLGİYE ?EVET?, BİLGİSİZLİĞE ?HAYIR?
07.04.2017 BAĞCILAR?DA HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
14.03.2017 EŞEKLİ KÜTÜPHANECİDEN BİSİKLETLİ KÜTÜPHANECİYE
08.03.2017 III. MİLLİ KÜLTÜR ŞÛRASI VE KÜTÜPHANECİLİK
22.02.2017 NAM-I DİĞER ATOM KARINCA
14.02.2017 BİR ÂLİM ÖLDÜ DİYELER?
08.02.2017 ALKIŞLAR MEDİPOL BAŞAKŞEHİR?E
30.01.2017 KÜTÜPHANELERDE GEÇEN KIYMETLİ ÖMÜRLER
18.01.2017 FETÖ'CÜLER VE KUL HAKKI
12.01.2017 ÇILDIRIYORSUNUZ DEĞİL Mİ?
03.01.2017 TERÖR, AMERİKA, İŞBİRLİĞİ VE FETÖ
28.12.2016 KRONİK KÖTÜMSERLİK SENDROMU
21.12.2016 ŞEHİDİNİZDEN MEKTUP VAR
13.12.2016 VATANA AİDİYET BİLİNCİ
06.12.2016 DEVLETTE ?TOPYEKÛN- YENİDEN YAPILANMA
28.11.2016 DIRK ADVOCAAT KANARYAYI KANATLANDIRIRKEN?
22.11.2016 YAN AMERİKA YAN!
13.11.2016 MİLLİ MAÇIN PSİKOLOJİK ANALİZİ
08.11.2016 DARBE İĞRENÇLİĞİN DİĞER ADIDIR
01.11.2016 MÜLTECİ DEĞİL MUHACİR!
25.10.2016 İŞ VERDİNİZ DE ÇALIŞMADILAR MI?
18.10.2016 KÜTÜPHANESİZ ÜNİVERSİTE YA DA BURÇSUZ KALE
11.10.2016 HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
04.10.2016 LİYAKAT ODAKLI YENİDEN YAPILANMA
27.09.2016 15 TEMMUZ DEMOKRASİ MEYDANI
20.09.2016 BİR FENERBAHÇE YAZISI
06.09.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE KALMAK
16.08.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE OLMAK
09.08.2016 MİLLETİ KALBİNDEN VURMAK
02.08.2016 BİZ KİMİZ SORUSU ÜZERİNE YENİDEN DÜŞÜNMEK
26.07.2016 YENİDEN ÇANAKKALE RUHU
19.07.2016 YENİDEN YAPILANMA ZAMANI
12.07.2016 FATURAYI KİM ÖDEYECEK?
05.07.2016 BAYRAMI GÖSTERMEYEN MİLLİ FUTBOL TAKIMIMIZ
28.06.2016 TÜRK USULÜ FUTBOLLA BURAYA KADAR
21.06.2016 BU KARNE KİMİN?
14.06.2016 HADİ ASLANIM HADİ KOÇUM!
07.06.2016 ÖNCE DÜŞÜNCE SONRA HAREKET