ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY

Eklenme Tarihi: 28.07.2017 22:53:11 - Güncellenme Tarihi: 03.06.2020 23:01:47

         Nasıl ki Karahanlı deyince Satuk Buğra Han akla gelir ya,  aynen öylede Selçuklu deyince de hiç kuşkusuz Oğuz Yabgu Devleti kumandanlarından Dukak Subaşı oğlu Selçuk Bey?in akla gelmesi gayet tabiidir. Malum ilki Karahanlıların İslam?la şereflenmesine vesile olmuş lider, diğeri Türklerin İslam?la hemhal olmasında çok büyük katkı sunmuş Oğuz boy lideridir.  Yine nasıl ki,  Satuk Buğra Han öncülüğünde Karahanlılar Türkistan?a hayat katmışsalar, Oğuz ve Selçuklularda Selçuk Bey öncülüğünde Anadolu?ya hayat katmışlardır. Şayet bugün olmuş halen Anadolu ruhundan söz ediyorsak bunda biliniz ki bu iki hayat kaynağının çok büyük rolü vardır.  Nasıl rolü olmasın ki,   Oğuz Türklerinin Müslüman oluşuyla birlikte bu coğrafyada sürekli olarak içte ve dışta kaynatılmaya çalışılan her tür fitne fücur hareketine karşı Selçuklunun verdiği o amansız mücadelesi var ortada.   Böylece verilen o amansız mücadeleler sayesinde Anadolu ruhunun nesilden nesile diri aktarılmasıyla bugünlere gelebildik ancak. Dile kolay, Selçuklu Sultanları neredeyse hayatlarının büyük bir kısmını içte müfrit Şii ve yıkıcı faaliyetleri bertaraf etmeye ayırırken, dışta da Bizans imparatorluğunun Anadolu?da ki gücüne son vermek için canhıraşça ömür tüketmişlerdir. Derken İbn-i Haldun?un övgüyle söz ettiği başta Âl-i Selçuk lideri Selçuk Bey olmak üzere tüm diğer Selçuklu Sultanlarının İslam?ın Sultan-ı hamisi rolü üstlenmeleriyle birlikte Selçuklu medeniyetinin doğuşu gerçekleşir. Tabii hazır kuruluş mayasından söz etmişken bu arada Arslan Yabgu?nun oğlu Kutalmış?ın adını anmadan geçmek olmaz. Çünkü O, Türkiye Selçuklu Devletinin kurucusu Süleyman Şah ismiyle bir yiğit evlat yetiştirecektir.  Tabi bu yiğit evlat sadece Türkiye Selçuklu Devletini kurmakla kalmaz Antakya?yı da feth edecektir. Hatta Halep?e de göz dikip tüm dikkatleri üzerine çekecektir. Ancak Halep yakınlarında bir yerde Suriye Selçuklu Meliki Tutuş'la (Sultan Alparslan'ın oğlu ve Sultan Melikşah'ın kardeşi)   giriştiği kıyasıya mücadelede bir rivayete göre Tutuş?un askerlerinden bir atlı  şakağına ok atarak öldürmüş, bir rivayete göre de  zaferden ümidin kesince atından inip çizmesindeki bıçakla canına kıymıştır..

         Her neyse kuruluş mayamıza şöyle bir baktığımızda Dede Korkut milli kültürümüzün baş tacı diyebileceğimiz keramet sahibi bir kişilik olmanın ötesinde devlet işleriyle ilgili müzakere meclislerinde, kurultay ve toylar da bilgisine başvurulan ön plana çıkmış bilge dehamızdır. Öyle ki o?nun bilge dehalığı şu müjde sözlerde kendini gösterir: ?Oğuz Yabgularının başlattığı cihangirliğe geçişe (Selçuklu?ya geçiş)   benzer hadiseyi bu kez Oğuz boyları arasında birinci hukuki mevki konuma haiz kayı kabilesi elinde Osmanlı?nın doğuş hadisesine şahit olunacaktır.?

        Hele Dedekorkut kitabının sayfalarını çevirdiğimizde o müjde şöyle dile getirilir de: 

        ?Rasulullah (s.a.v) zamanına yakın Korkut Ata derler bir er koptu. Ol kişi Oğuz?un bilincisi idi, ne derse olurdu, gaipten haber söylerdi. Korkut Ata eyitti, ahir zaman olup kıyamet olunca (ya dek). Bu dediği Osman neslidir. İşte sürülüp gideriyordur.?    

        Farzımuhal Dedekorkut muştusunu anladık diyelim,  peki ya Oğuzname nasıl geleceği müjdeler? Her şeyden önce Oğuznamenin İslami yorum bahsine dikkat kesildiğimizde gayrimüslim bir anneden doğan Oğuz Han?ın anne sütü emmemesini cihan hâkimiyetinin kuruluş mayasının Oğuz Kağan elinde yoğrulacağının ilk işaret taşı olarak görürüz.   Nitekim Oğuz Han yetişkin çağına geldiğinde babasıyla olan din ayrışmazlığının ortaya koyduğu mücadelede galip çıkıp Oğuz neslinin Kağanı olur (Bkz. Oğuz Kağan destanı, S.29).  Tabii bu arada şunu da belirtmekte yarar var,  Osmanlıya uzanan halkada Oğuz Han?ın bu denli dirayetli bir lider olmasının arka planında asıl itici güç Irkıl Hoca,  Uluğ Türk gibi nice feraset sahibi müşavirlerin (vezir)   var olmasıdır. İyi ki de varlar. Zira onlar ellerini semaya doğru açtıklarında; 

         ?Ey Kağanım! Gök Tanrı bütün dünyayı sana bağışlasın şeklinde yapılan dua ve niyazlarla cihan hâkimiyetinin kapıları aralanır da.

          Öyle ki, Korkut Ata ve keramet sahibi nice İslam evliyalarının dilinden dökülen her bir dilek, dua ve niyazlar yüce makamlarda karşılık bulup beraberinde Oğuz neslinin dünya hâkimiyetine giden yolları açılmış olur. 

         Malumunuz,  bir başka destanımızda da Gök Böri-Börü?nün öncülüğünden bahsedilir. Nitekim bu destanda Bozkurt,  Oğuz Han?a kendi hal lisanıyla şöyle rehber olacaktır:

        ?Ey Oğuz! Sen Urum (Roma) üzerine gitmek istiyorsun; bense senin önünde yürüyeceğim.

         Hiç kuşkusuz Bozkurt yoldaş oldukça Oğuz Han?da Ergenekondan çıkış yaparak iz sürecektir.  Hatta iz sürüp göç ettikçe Urum (Roma) ve Urus (Rus) hükümdarları bozguna uğratılır da.  Derken bu iz sürüşün neticesinde Çin, Hind, Suriye ve Mısır ülkelerini içine alacak şekilde sınırlar genişler de.

        Evet, Ergenekon çıkışını simgeleyen Bozkurt nasıl ki Türk?e yol gösterip ışık olmuşsa Urallardan Avrupa'ya göçü simgesi sayılan bir geyikte Hunlara ışık olmuştur. Bu arada sakın ola ki efsane de neymiş, destan da ne oluyor deyip geçmeyin,  bikere her bir efsane, her bir destan ve her bir simgenin bir görünen yüzü birde görünmeyen yüzü var.  Mutlaka özünde bir hakikat payı vardır. Her ne kadar bir takım simgeleri ilk bakışta anlamlandıramasak bile iyi irdelendiğinde her bir simgenin icabında Türk?ün teşkilat yapısını ortaya koyan işaret fişeği olabiliyor. Mesela Oğuz Han altı oğlunu simgelerden yola çıkarak teşkilatlandıracaktır.  Zaten seferden sefere koşuştuğu yıllarda ana yurda döndüğünde ilk iş uluğ kurultayını toplamak olur.  İşte bu kurultayda sağında yer alan üç büyük oğul  ?Bozoklar? ismiyle simgeleşirken solunda yer alan diğer üç küçük oğlu da ?Üçoklar? olarak simgesel anlam kazanır.  Tabi böyle simgesel anlam içeren teşkilatlanmaya can kurban,  düşünsenize bugünün dünyası gelinen noktada daha yeni yeni katılımcı yönetim modellerden söz edilirken Türkler bu işi çok yıllar öncesinde çoktan halletmişlerdir. Hatta Oğuz Han, ömrünün son demlerinde kuruluş mayasının ve teşkilat yapısının nesilden nesile diri tutulması uğruna oğullarına:

         ??Ey oğullarım! Çok savaştım, artık çok yaşlandım. Düşmanları ağlattım, dostları sevindirdim. Gök Tanrıya borcumu ödedim? şeklinde öğüt vermeyi de ihmal etmeyecektir. Yetmedi Üçokların Bozoklara tabiiyetini (bağlılığını) bildirdikten sonra emanet edeceği bu toprakları aralarında  ?ok-yay? münasebetine göre teşkilatlandırıp bu dünyadan öyle göç eyleyecektir. İşte bu müthiş teşkilatlanmayla birlikte Oğuz Han?ın altı oğlunun dört torunundan çoğalan yirmi dört boy Oğuz neslin çekirdeğini oluşturacaktır. Hele teşkilat şemasına şekli yönden baktığımızda Oğuz Han?ın Gün, Ay ve Yıldız?dan üç oğlundan dünyaya gelen on iki torun Oğuz boyun sağ kolunu temsil ederken, Gök, Dağ ve Deniz?den gelen diğer on iki torununda sol kolunu temsil ettiği görülür. İçerik bakımdan baktığımızda ise Oğuz Han hâkimiyeti temsil etmek manasına gelen ?yay? birinci kolun nişanı olarak addedilirken,  tabiiyeti temsil eden ?ok? da ikinci kolun nişanı olarak addedildiği görülür.  Yani bu demektir ki, sağ kolda yer alan Bozoklar solda ki Üçoklar?a daha üst nişana mazhardır.  Zaten Üçoklar da Bozoklara tabii olmaktan imtina etmez.  Hem niye imtina etsin ki,  bu hukuki nişan hem Selçukluya, bir derece hem nispeten de Osmanlıya sirayet edecektir.  Kaldı ki semboller pekçok şeye anlam katıyor da. Örnek mi? İşte Türklerde ok yay ilişkisi kağanların mensubiyetini de ortaya koyan soyağacı simge olarak karşımıza çıkar.  

       Her ne kadar simgelerin tamamen diline vakıf olamasak da Oğuz Han?ın destanda geçen Büyük Hun Tanyu Mete Han?la aynı kişi olduğu yönde ipuçları vermeye yetiyor.  Hele ki destanda yer alan Mete Han?ın imparatorluğu yirmi dört kumandana pay edip teşkilatlandırması bu ihtimali güçlendirecek niteliktedir. Bu durum bize yukarıda belirttiğimiz Oğuz neslinden ortaya çıkan 24 Oğuz boyun atasını hatırlatır ki;  adına ister Mete Han ister Oğuz Han demişiz hiç fark etmeyecektir. Yinede bizim açımızdan asıl farkı fark ettirecek husus Selçuk Bey?in babası Dukak?ın gördüğü rüyanın Oğuzname?ye konu olmasıdır. Üstelik bu kutlu rüya sadece yaşadığı dönemle sınırlı değil, geleceği de kuşatan bir rüya olarak anlam kazanır.  Gerçektende anlatılan rüyaya baktığımızda göbeğinden çıkan üç ağacın gök kubbeyi saran dallarıyla ötelere yükselişini müşahede ederiz.  Nasıl ki Korkut Ata rüyadan hareketle Oğuz nesli kağanlarının cihan padişahı olacağını müjdelemişse,   aynen öyle de Osman Gazinin gördüğü rüyaylada Osmanlının üç kıtaya hükmedeceği müjdelenmiştir. Besbelli ki her iki müjdede cihan hâkimiyeti mefkûresinin kesiştiği veya birleştiği noktada insanı dahada ötelere alıp götürebiliyor. 

SELÇUK BEY

       Dukak ölünce o sıralar daha henüz on sekiz yaşına girmiş bulunan Selçuk Bey, Subaşı görevini üstlenecektir. İyi ki de böyle bir görev üslenmiş,  zira faaliyetleriyle itibarına itibar katıp Yabgu ve hanımını telaşlandıracak düzeye gelir. Nasıl onları telaş almasın ki;  saltanatlarının sarsılacağı gerçeği söz konusudur. Onlar endişe ede dursun, bu durumda öldürülmek tehlikesini sezen Selçuk Bey tez elden önlem alıp kabilesiyle birlikte Seyhun civarlarında Cend Şehrine hicret edecektir. Hani her hicretin ardından pembe şafaklar doğar denir ya, gerçekten de şafak sökün edip aydınlığa giden yolda bir dizi hadiseler zinciri süreci işlemeye başlar bile. Derken Selçuk Bey idaresindeki Türk kabileleri kendilerini İslam'ın aydınlığında bulur. İşte pembe şafak denen ülkü budur. Elbette ki bizim için pembe şafak dediğimiz şey,  Yabgu için yaprak dökümü olacaktır. Nitekim Müslümanlıkla şereflenen Türklerin varlığından içten içe rahatsızlık duyan Yabgu?yu derin telaş alıp aralarının açılmasına yetecektir. Sadece araları açılmakla kalmaz, Selçuk Bey haraç vermeyi reddedip bağımsızlığını ilan edecektir. Böylece bağımsızlık meşalesi Türkler arasında heyecan uyandırıp Selçuk Bey?in konumunu güçlendirmeye yarayacaktır.  Keza onun bu şöhreti Samanî Hükümdarının da dikkatine mucip olup aralarında bir dizi anlaşma sağlanır da.  Hatta Samanî Hükümdarı Selçuk Bey?in Buhara yakınlarında Nur kasabasında yerleşmesine müsaade edecektir. İşte bu noktada Müslümanların teveccühünü kazanan Selçuk Bey küffar üzerine açtığı seferlerde galip gelmesiyle birlikte şöhreti an be an etrafa yayılır da. İlginçtir o?nun Müslümanlarla uğraşmayıp, doğrudan küffarı hedef seçmesi etki gücünün artmasına yetmiştir.

        Anlaşılan o ki; Selçuk Bey Subaşılık görevinden başlayıp gelinen süreç içerisinde oğullarıyla birlikte Büyük Selçuklu Devletinin temelini atıp Kağanlığa kadar yükselen yolda Anadolu?ya ilk Türk İslam harcını atması bakımdan tarihe geçmiş bir liderdir. Bilhassa Selçuklu onunla kuruluşunu tamamlayıp takriben 100 yaşlarına geldiğinde ardından kendini aratmayacak Tuğrul ve Çağrı isminde çift başlı kartal kanatlı iki torun bırakan bir liderimizdir o. Kelimenin tam anlamıyla Selçuk Bey kuruluş muştumuz, Çağrı Bey de Anadolu?nun çatısının oluşmasında temel sütunumuzdur. İşte çifte sütun sayesinde Karahanlı ve Gazneli engeli aşılıp Anadolu?nun tamamı fethedilebilecek hale gelecektir

       Velhasıl;  Devlete adını veren Selçuk Bey?siz Âl-i Selçuklu düşünülemez.

       Vesselam.  

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1373/al-i-selcuk-lideri-selcuk-bey

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
03.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
17.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
18.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
11.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
25.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM