VATANINI EN ÇOK SEVEN?

Eklenme Tarihi: 18.07.2017 11:20:09 - Güncellenme Tarihi: 06.07.2020 07:26:21

Kısa adı FETÖ olan Fetullahçı Terör Örgütü?nün tetikçiliğinde ?küresel sistem? tarafından gerçekleştirilmek istenilen işgal hareketinin aziz Türk milleti tarafından püskürtülmesinin üzerinden bir yıl geçti.

Bir yıldan beri resmi ve sivil makamlar ve kişiler tarafından enikonu inceleniyor, irdeleniyor 15 Temmuz süreci. Öncesi, esnası, sonrası ve gözbebeğimiz Türkiye ve dünyanın geleceği açısından.  

Belki çok iddialı bir ifade olacak fakat muradımızı diyebilmek adına varsın olsun. O gece o meş?um olayın gerçekleşmesi, yani darbe ve işgal kalkışmasının vücut bulmasıyla birlikte ülkede cari olan sistem bir kelimeyle dip yapmış oldu.

Sistem açısından, bu dibe vurmanın arkasında, -şüphesiz- yıllara yayılarak gelen pek çok hata, kusur, eksik, ihmal, yanlış ve kasıt söz konusu. Hemen her alt sistemde, her sektörde ve her kategoride.

Öyle sadece siyaset kurumunu suçlamakla da çıkılamaz bu işin içinden. Hele hele seçmeni ve gönüldaşı olduğumuz siyasi partiyi dışarıda tutarak ?suçlu? arayışına girmek, hiç ama hiçbir işe yaramaz. Olsa olsa bir kez daha kendimizi kandırmamıza yarar. Eğer bu bir fayda ise? Zira geriye dönük baktığımızda bugüne gelinen süreçte çok farklı ideoloji ve temsilcisi partiler iktidar olmuş ve hükümet ederek büyük sistemi yönetmiş. Dolayısıyla topu taca atmanın anlamı yok. Zaman muhasebe zamanı? Üstelik her zamandakinden daha çok... Tabii ki çözüm noktasında iyi niyetliler isek.

Eğitimden spora, kültürden sanata, bilimden sanayiye, insan ilişkilerinden gruplar arası iletişime, ticaretten ilahiyata, askeriyeden diğer kolluk güçlerine? Kısacası bir devleti ve bir milleti aklımıza getirdiğimizde; 7 gün, 24 saat ve dahi 365 günü düşündüğümüzde aile içinden sokağa, oradan örgütsel/ kurumsal yaşama kadar, insanın olduğu tüm alanlarda hangi sektörler söz konusuysa, oralarda bir çürüme, bozulma, başkalaşma görülüyordu. Öyle örtük de değildi, apaçıktı. Ki halen de varlığını sürdürüyor.

?..

Bu bağlamda, yazının başlığına bir kısmını veren o pek kıymetli sözü anmakla devam edebiliriz artık.

?Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır!?

Bu sözü yıllar önce bir kışlanın kapısında görmüş, çok ama çok beğenmiştim. Ve bugün gibi aklımda; ?işte, milliyetçiliğin kıyamete kadar sürecek en güzel tanımı? diye de eklemiştim kendi kendime.

Ve vatanseverliğin? Ve kendini bu ülkeye gönülden bağlı hissetmenin?

Girişte kısaca çerçevesini çizmeye çalıştığım olumsuz tablonun önce rehabilite edilmesi ve hemen ardından da kalıcı olarak yapılandırılması noktasında, kuşkusuz düzenleyici rolüyle ?devlet? adlı yönetici aygıt sorumlu. Ve fakat sen, ben, o, biz, siz, onlar şeklinde bizlerin oluşturduğu devletin bu çalışmaları bihakkın yapabilmesi için asıl görev bize düşüyor. Sana, bana, ona, hepimize.

Zira bizler, çok farklı statülerde olmak üzere, bu devleti de, bu aziz milleti de oluşturan temel yapı taşlarıyız.

Anneyiz, babayız, öğrenciyiz, öğretmeniz, milletvekiliyiz, sporcuyuz, müsteşarız, genel müdürüz, şoförüz, gazeteciyiz, hâkimiz, savcıyız, avukatız, kütüphaneciyiz, polisiz, emniyet müdürüyüz, albayız, arşivciyiz, generaliz, işçiyiz, memuruz, temizlik görevlisiyiz, bakkalız, kasabız, manavız, komşuyuz, akrabayız, ağabeyiz, amcayız, ablayız, teyzeyiz?

Kısacası hem millet, hem de devlet bağlamında resmi görevlere, kurumsal görevlere, ailevi pozisyonlara ve sosyal kimliklere sahibiz. İşbu kimliklerimizle koca bir Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti devletini oluşturuyoruz. Bu noktada, önemle ifade edilmelidir ki, hiçbirimizin kimliği ve resmi/ özel pozisyonu yekdiğerinden kıymetsiz değildir. Resmi kurum ve kuruluşlardaki her makam cumhurbaşkanlığı makamının temsilcisidir. Zira gözümüzün bebeği, anamızdan-babamızdan ve dahi evladımızdan daha kıymetli olan Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil etmektedir.

Tam da bu bağlamda hiçbirimizin, dimdik ayağa kalkıp başımız dik vaziyette ilerleyebilme yolunda emeği ve çözümü başkalarında aramak gibi bir lüksümüz ve hakkımız yoktur. Bir düşünce adamının konuşmasında geçen, ?kim var denildiğinde, sağına ve soluna bakınmadan; ?ben varım, benim olmadığım yerde kimse yoktur? şeklindeki ifadenin ruhunda olduğu gibi, ?eğer ben bu işin çözümünde elimi taşın altına koymazsam, yetmiş sekiz milyon hiçbir şey yapmaz ve -Allah korusun- yıkılacak Türkiye dağının altında hep birlikte kalırız? diyebilmeliyiz.

Bunu dedikten sonra, bu ruhun, bu düşüncenin ve bu bilincin tezahürü yani göstergesi olarak, yukarıda kimi örneklerle işaret ettiğim kimliklerimizin gereğini ?en iyi şekilde yapmak? aşamasına geçebiliriz.

Anneliğimizi, babalığımızı, öğrenciliğimizi, öğretmenliğimizi, sporculuğumuzu, müsteşarlığımızı, genel müdürlüğümüzü, şoförlüğümüzü, gazeteciliğimizi, hâkimliğimizi, savcılığımızı, kütüphaneciliğimizi, albaylığımızı, işçiliğimizi, memurluğumuzu, kaymakamlığımızı, komşuluğumuzu? Kısacası üzerimizde hangi roller bulunuyorsa, her birinin hakkını verecek şekilde gereğini yapmamız gerekiyor. Eğer daha güçlü, daha güvenli, daha huzurlu, daha müreffeh, özetle ?daha yaşanılası Türkiye? gibi bir emelimiz, hedefimiz ve sevdamız varsa.

Ve bunu yaparken de bugüne kadar olduğu gibi, kendi rollerimizi ne kadar iyi/ kötü oynadığımıza asla bakmaksızın, hep başkalarının nasıl oynadığına bakmaktan ve bizim dışımızdakilerin görevlerini iyi yapmadığını söylemekten, bu hastalıklı yaklaşımdan hızla kurtulmak icap ediyor.

Sözün özü?

Bir daha 15 Temmuz işgal girişimi gibi hainliklerle karşı karşıya kalmamak ve tam aksine dünyanın en güçlü, en aktör, en müreffeh ülkelerinden birinde yaşamak istiyorsak; vatanseverliği, hamasi nutukların ötesine taşımalı ve milliyetçiliği, bazı siyasi partilere oy vermekle sınırlı görmemeliyiz. Bunun için de, vatanseverlik ve Türkiye sevgisi uğruna, başta ekmeğimizi kazandığımız görevimiz olmak üzere, tüm işlerimizi en iyi şekilde yapmamız, yani sosyal ve kurumsal bütün rollerimizi en başarılı şekilde oynamamız gerekiyor.

Zira ?vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır!?

Aşk ile bir daha söyleyelim? ?Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır!?

Unutma, bu, herkesten önce seninle başlar.

Çünkü Türkiye, senden başlar!

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1345/vatanini-en-cok-seven

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Selahattin Öztürk
18.07.2017 16:52
Ben vatanımı seviyor ve kol saati kullanmadan, telefonunu ekranında saat bulundurmadan çalışıyorum. İşimin hakkını vererek. O yüzden çalışacak bir vatanımızın olması için iş günlerinde saat kullanmayı bırakmalıyız.
Usame
18.07.2017 21:59
Bir gönül ta?maya dursun hele, ne çağlayanları a?ar..Söz öz oldu mu kalpten kalbe akar.. Güzide yazınız için Allah razı olsun.

Diğer Yazılar

18.08.2019 Fenerbahçe, Kahır Sezonu ve Ötesi
12.07.2019 Önce İnsan, Sonra Doktor
09.06.2019 Fransa?yı üzdük Hakan!
27.05.2019 İnsan Tercihlerinin Ürünüdür
06.05.2019 Şehir Kimliği ve Halk Kütüphanesi
17.04.2019 Kütüphaneler ve İnsan İsrafı
25.03.2019 Kütüphanecisi olan kütüphaneler?
04.03.2019 Fenerbahçe?nin yakın geleceği?
12.02.2019 Mevzu futbol ise, insanlık teferruat mıdır?
07.02.2019 Kadın erkek el ele, hedef daha güçlü Türkiye!
26.01.2019 Fenerbahçe?yi yazamamak!
04.01.2019 Kütüphaneciler, kütüphanelerin ve arşivlerin kalbidir!
25.12.2018 Ersun Yanal kötü gidişe dur diyebilecek mi?
18.12.2018 Her şeyi bilenler çağı!
29.10.2018 Koku'ttu gitti!
21.10.2018 Fenerbahçe?den tarihi başarı: 9'da 9
09.10.2018 Eğitimde doğru çıkış kütüphanesiz bulunamaz!
27.09.2018 Aynen aynen, sıkıntı yok!
21.09.2018 Fener sönüyor!
07.09.2018 Kütüphaneciler olmadan asla!
20.08.2018 Süper Lig'e hoş geldin Ankaragücü
18.07.2018 Fransa bileğinin hakkıyla ve alkışlarla
14.07.2018 Tebrikler Belçika
03.07.2018 Japonya'ya saygı gecesi
01.07.2018 Arjantin efsanesi ve Messi feneri
25.06.2018 ?Yeni Türkiye Dersi? başlıyor!
19.06.2018 Fenerbahçe için umudun adı: Ali Koç
04.06.2018 Fenerbahçe?de bir dönemin sonu!
27.05.2018 Ramazan: Müslüman için tefekkür zamanı
16.05.2018 6. Ulusal Yayın Kongresi'nin ardından
29.03.2018 Kütüphaneler, arşivler ve işi ehline vermek
18.03.2018 Yeni bir derbi ve yine bir kandırmaca!
21.02.2018 Terim Etkisi Değil Terin Etkisi Esas Olmalı
31.01.2018 Üç Artı Bir İmparator ya da İmparator Kime Denir?
27.12.2017 İNTERNET İCAT EDİLDİ, EDEBİYAT "BOZULDU"
12.12.2017 İSTİKÂMET YAŞAYAN KÜTÜPHANELER!
21.11.2017 ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ ÇALIŞTAYI
14.11.2017 KÜTÜPHANECİ YETİŞTİRİLMESİN O HALDE!
31.10.2017 KİTAPLAR, KÜTÜPHANELER VE ÇOCUK CIVILTILARI
17.10.2017 ZAFERİMİZLE ÖVÜNEBİLİRİZ!
10.10.2017 AMPUTE DEĞİL CESUR YÜREK MİLLİ TAKIMI
07.10.2017 MİLLİ TAKIM: EL ELDE BAŞ BAŞTA
24.09.2017 TÜRK FUTBOLU KAYBETTİ
14.09.2017 BEŞİKTAŞ'I İZLEMEYE DEVAM
12.09.2017 KÜLTÜREL MİRAS, KÜTÜPHANELER VE BURSA
03.09.2017 LUCESCU?NUN YANLIŞ İLİKLENMİŞ DÜĞMELERİ VE MİLLİ TAKIM
28.08.2017 FENERBAHÇE GÜNÜ KURTARDI
25.08.2017 FENERBAHÇE NEREYE?
22.08.2017 BİLGİSİZLİĞİN FATURASI AĞIRDIR!
15.08.2017 SON AĞAÇ KURUDUĞUNDA
08.08.2017 YİNE DE BEŞİKTAŞ, YİNE BEŞİKTAŞ
01.08.2017 ÖLÜNCE BÖYLE ÖLMELİ İNSAN
18.07.2017 VATANINI EN ÇOK SEVEN?
15.07.2017 METİN DOĞAN GAZİDİR
05.07.2017 GÂVURLUK YAPMAK!
05.06.2017 GÖZ GÖZ GÖZTEPE NİHAYET SÜPER LİG?DE!
30.05.2017 BEŞİKTAŞ AŞKLA VE ALKIŞLARLA ŞAMPİYON
19.05.2017 LİYAKAT OLMADAN GELİŞME OLMAZ!
02.05.2017 SEVERKEN ÖLDÜRMEK
25.04.2017 FUTBOLDA KALİTENİN ADI: BEŞİKTAŞ
11.04.2017 BİLGİYE ?EVET?, BİLGİSİZLİĞE ?HAYIR?
07.04.2017 BAĞCILAR?DA HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
14.03.2017 EŞEKLİ KÜTÜPHANECİDEN BİSİKLETLİ KÜTÜPHANECİYE
08.03.2017 III. MİLLİ KÜLTÜR ŞÛRASI VE KÜTÜPHANECİLİK
22.02.2017 NAM-I DİĞER ATOM KARINCA
14.02.2017 BİR ÂLİM ÖLDÜ DİYELER?
08.02.2017 ALKIŞLAR MEDİPOL BAŞAKŞEHİR?E
30.01.2017 KÜTÜPHANELERDE GEÇEN KIYMETLİ ÖMÜRLER
18.01.2017 FETÖ'CÜLER VE KUL HAKKI
12.01.2017 ÇILDIRIYORSUNUZ DEĞİL Mİ?
03.01.2017 TERÖR, AMERİKA, İŞBİRLİĞİ VE FETÖ
28.12.2016 KRONİK KÖTÜMSERLİK SENDROMU
21.12.2016 ŞEHİDİNİZDEN MEKTUP VAR
13.12.2016 VATANA AİDİYET BİLİNCİ
06.12.2016 DEVLETTE ?TOPYEKÛN- YENİDEN YAPILANMA
28.11.2016 DIRK ADVOCAAT KANARYAYI KANATLANDIRIRKEN?
22.11.2016 YAN AMERİKA YAN!
13.11.2016 MİLLİ MAÇIN PSİKOLOJİK ANALİZİ
08.11.2016 DARBE İĞRENÇLİĞİN DİĞER ADIDIR
01.11.2016 MÜLTECİ DEĞİL MUHACİR!
25.10.2016 İŞ VERDİNİZ DE ÇALIŞMADILAR MI?
18.10.2016 KÜTÜPHANESİZ ÜNİVERSİTE YA DA BURÇSUZ KALE
11.10.2016 HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
04.10.2016 LİYAKAT ODAKLI YENİDEN YAPILANMA
27.09.2016 15 TEMMUZ DEMOKRASİ MEYDANI
20.09.2016 BİR FENERBAHÇE YAZISI
06.09.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE KALMAK
16.08.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE OLMAK
09.08.2016 MİLLETİ KALBİNDEN VURMAK
02.08.2016 BİZ KİMİZ SORUSU ÜZERİNE YENİDEN DÜŞÜNMEK
26.07.2016 YENİDEN ÇANAKKALE RUHU
19.07.2016 YENİDEN YAPILANMA ZAMANI
12.07.2016 FATURAYI KİM ÖDEYECEK?
05.07.2016 BAYRAMI GÖSTERMEYEN MİLLİ FUTBOL TAKIMIMIZ
28.06.2016 TÜRK USULÜ FUTBOLLA BURAYA KADAR
21.06.2016 BU KARNE KİMİN?
14.06.2016 HADİ ASLANIM HADİ KOÇUM!
07.06.2016 ÖNCE DÜŞÜNCE SONRA HAREKET