METİN DOĞAN GAZİDİR

Eklenme Tarihi: 15.07.2017 06:44:06 - Güncellenme Tarihi: 04.08.2020 11:28:46

Bir yıl önce bugün, aziz Türk milleti, iradesine ve vatanına sahip çıkarak, verdiği destansı mücadele ile Türkiye?nin geleceğini bir daha -inşallah- söndürülemeyecek şekilde ışıl ışıl aydınlattı. Ertesi sabah güneş ışıklarını Türkiye için daha bir cömert sundu. 

Küresel sahiplerinin emirleri doğrultusunda ülkeyi işgale kalkışan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu siviller ile şanlı Türk askerinin kıyafetlerini giymiş sözde askerlerin ihanetine maruz kalan devlet ve millet, el ele vererek geleceğini bu hain yapının elinden çekip aldı. 250 şehit, 2193 yaralı gazi ve on binlerce yara almamış gazinin kahramanlığı sayesinde.

O günden bugüne devam ediyor mücadele. Bu ihanet şebekesi terör örgütünün kökü kurutulana kadar da edecek. Etmeli de? Esnemeden? Mutlak bir kararlılıkla?

?..

Bir yıl geçse de, bin yıl gibi geliyor insana. Elbette, yüreği vatan sevgisiyle yanıp tutuşan, o gece şehit olamadım diye üzülen, sokağa çıkamadım diye mahcubiyetinden dili tutulan insanlara? İnsan olana?

Neler geliyor aklımıza neler? Kimler? Ve hangi olaylar?

Hangisi çıkıyor ki akıllardan? Bir olayı düşünürken başka biri geliveriyor gözümüzün, gönlümüzün önüne. Kâh öfkeyle dişlerimizi sıkıyor, kâh hüzünden dudaklarımızı ısırıyor, kimi zaman da gönlümüzün emrine uyup gözlerimizin yaşına yol veriyor, hüngür hüngür ağlıyoruz.  

Ya kahramanlarımız? Birini düşünürken, diğer şehidimiz veya gazimiz selam veriyor yüreğimize. Tabii ki, içinde millet sevgisi ve Türkiye aşkı olan yüreklere. Onlarca şehit, binlerce gaziye rağmen; arsızca, hayâsızca, ?kontrollü darbe? ve ?tiyatro? deme aymazlığına düşmeyen yüreklere.

Önce, hepimizin gönül birliğiyle ?1 numara?yı vereceğimiz, Ömer Halisdemir?

O büyük vatansever? Şanlı Türk ordusuna sızmış, komutan sıfatlı o haini vurması için emir aldığında; ?emredersiniz komutanım, hakkınızı helâl edin? diyen ve başkaca söz etmeden haini kurşunlayarak; FETÖ?nün mağlubiyetini, şanlı Türk milletinin dirilişini ve kahramanlık destanını başlatan vatan evlâdı? Anadolunun bağrında helâl lokma ile büyüyen ve anne-baba duasıyla yol yürüyüp o mevkilere gelen kahraman.

Ve sıralamaya tabi tutmaksızın diğer kahramanlarımız? 

Peş peşe iki tankın önüne çıkan ve altına girerek yaralanan ?tanksavar? unvanlı Sabri Ünal?

Eşinin ekmek teknesi kamyonun direksiyonuna atlayarak, mahalleliyi kamyon kasasında -şimdiki adıyla- 15 Temmuz Şehitler Köprüsü?ne taşıyan mangal yürekli Şerife Boz?

Namlusu üzerine çevrilmiş tankların ve nişan almış askerlerin üstüne, hem de bağıra çağıra yürüyen ve silahlara çıplak elleriyle karşı duran cesur yürek Safiye Bayat?

İyi niyetle, ?görevde değilsin, bize gel seni burada saklayalım? diyenlere, ?ben vatan haini miyim ki saklanayım? cevabını vererek, Gölbaşı?na arkadaşlarının yanına koşan ve orada şahadet şerbetini içen özel harekât komiser yardımcısı Kübra Doğanay?

Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi?nde (TBMM) görev yaptığı dönemde tanıma bahtiyarlığına eriştiğim melek kalpli kardeşim, Özel Harekât Daire Başkanı Mustafa Tecimen?

Hepsi teker teker, fert fert kahraman kelimesinin her bir harfini, ruhunu hak eden, her türlü övgüye lâyık vatanseverlerimiz?

?..

Bu kahramanlarımız arasında biri var ki, onu, bir ölçü oranında olmamakla birlikte, öne çıkarıp, bu yazıda bilhassa adını anmak ve yazıyı onunla sonlandırmak niyetindeyim.

Nedenini içerikte bulacak ve ümit ediyorum ki, siz de bana hak vereceksiniz.

Metin Doğan?

Atatürk Havalimanı?nda, sarı tişörtlü ve tişörtsüz haliyle tankın önünde dururken, dahası aynı tankın paletleri altına yatarken gördüğümüz korkusuz yiğit?

?Evet, ben orada can verebilirdim, ancak televizyonlardan benim ezilmemi gören halk da daha cesur bir şekilde darbecilere karşı dururdu? diyerek, oraya giderken ve tankın karşısına dikilirken çoktan şahadeti kabullenmiş olduğunu ifade eden kahraman.

O günden itibaren adı ve yiğitliği Türkiye?ye ve dünyaya mal olan; hemen birkaç gün sonra da ülkenin bir köşesinden diğerine koşturarak, 15 Temmuz Destanı?nı anlatmaya çalışan gözü kara genç adam.

?Benim partiyle, pırtıyla işim yok, hiç de oy vermedim; kim iktidarda olsa aynı şeyi yapardım? diyerek de, vatanı her şeyden üstün tuttuğunu gösteren vatansever.

İşte bu Metin Doğan?ı TBMM içerisinde aynı günde birkaç kez gördüm ve tanıştım. Bir görmeliydiniz? Gittiği bütün şehirlerde, bütün toplantılarda olduğu gibi, orada da hemen herkes kendisiyle iki çift kelâm edebilmek ve fotoğraf çektirmek için adeta yarışıyordu.

Uygun bir anda, kısa bir sohbet imkânı buldum. Büyük bir üzüntüyle, vücudunda herhangi bir yara olmadığı için gazi sayılmamak gibi bir korkusunun olduğunu söyledi. Ve böyle bir durumun kendisini adeta yıkacağını ilave etti. Elbette, ?bu mümkün değil; dünya gördü senin kahramanlığını? diyerek, üzülmemesini söyledim.

Zaman içerisinde yazılı ve görsel medyada gördüm ki, kaygısında hiç de haksız değilmiş kıymetli Metin Doğan.

Kim bilir hangi mevzuat gereği olacak, çeşitli ortamlarda -mevzuat boyutuna değinmeksizin- gazi sayılmadığını büyük bir üzüntüyle anlatıyordu bu büyük kahraman.

TBMM çatısı altında FETÖ ile ilgili olarak kurulan araştırma komisyonuna arz ettiği görüşlerinde de bu konuya değinmiş ve komisyon başkanından da talep etmiş bu durumun düzeltilmesini.

Öyle para pul, makam mevki gibi bir derdi de yok üstelik. Yıllar önce kazandığı tıp fakültesini okumamış, aldığı parayı anında tüketen, son derece paylaşımcı bir genç adamdan söz ediyoruz. Hayatı, özellikle maddi boyutunu pek de ciddiye almayan, oldukça rahat bir kişilik karşımızdaki. O denli maddeden ve maddi beklentiden uzak.

Fakat değil mi ki, o tarifsiz kahramanlığına rağmen ?gazi? unvanını alamıyor; işte bu duruma içerliyor, kahrediyordu her konuşmasında. ?Abi?, diyordu, ağlamaklı bir halde, ?ben parasında pulunda değilim, ama gazi sayılmamak çok ağırıma gidiyor, ben bu unvanı istiyorum.?

Yanılmıyorsam bir televizyon kanalında rastladım. Sayın Başbakan?ın kabullerinden birinde ona da aynı cümlelerle iletiyordu, sonuna kadar haklı olduğu talebini.

Evet, biz dahi Metin Doğan ile aynı görüşteyiz. Başından beri... Yani kendisini birebir dinlediğim 15 Temmuz Destanı?nın sıcak günlerinden bugüne?

Nasıl aynı görüşte olmayalım ki?

Sadece Türkiye?nin değil, bütün dünyanın gözleri önünde darbeci hainlerin en ağır silahlarından biri olan tankın önüne korkusuzca yatmış bir kahraman var karşımızda. Ve fakat burnu bile kanamadı diye, sonuna kadar hak ettiği ?gazi? unvanı verilmeyen. Komedi ötesi?

Mevzuat ne der bilmiyorum. Açıkçası çok da önemli görmüyorum bunu. Araştırmadım da? Yasaları umursamamak değil elbette söylemek istediğim. Asla böyle bir düşüncemiz olmaz, olamaz. Demek istediğim, eğer bir yasal engel varsa bu yolda, derhal gereği yapılır ve o kahraman üzülmez, incitilmez. Türkiye en olağanüstü günlerini yaşarken, buna sebep olan hain kalkışmaya siper olmuş bir kahramanının, anasının ak sütü gibi helâl olan ?gazilik? unvanının verilmesi için yapılmayacak, yapılamayacak bir yasal düzenleme yoktur, olmamalıdır diyorum.

Devlet ciddiyeti de bunu gerektirir, 15 Temmuz 2016 gecesi gerçekleştirilmek istenen işgal hareketini ve sonrasında gelen direniş destanını ciddiye almak da?

Sözün özü, 15 Temmuz Destanı?nın isimli ve aslan gibi cisimli kara yağız kahramanı Metin Doğan millet nezdinde gazidir. Gerisi devletin aklına ve bilhassa vicdanına kalmış.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1329/metin-dogan-gazidir

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

18.08.2019 Fenerbahçe, Kahır Sezonu ve Ötesi
12.07.2019 Önce İnsan, Sonra Doktor
09.06.2019 Fransa?yı üzdük Hakan!
27.05.2019 İnsan Tercihlerinin Ürünüdür
06.05.2019 Şehir Kimliği ve Halk Kütüphanesi
17.04.2019 Kütüphaneler ve İnsan İsrafı
25.03.2019 Kütüphanecisi olan kütüphaneler?
04.03.2019 Fenerbahçe?nin yakın geleceği?
12.02.2019 Mevzu futbol ise, insanlık teferruat mıdır?
07.02.2019 Kadın erkek el ele, hedef daha güçlü Türkiye!
26.01.2019 Fenerbahçe?yi yazamamak!
04.01.2019 Kütüphaneciler, kütüphanelerin ve arşivlerin kalbidir!
25.12.2018 Ersun Yanal kötü gidişe dur diyebilecek mi?
18.12.2018 Her şeyi bilenler çağı!
29.10.2018 Koku'ttu gitti!
21.10.2018 Fenerbahçe?den tarihi başarı: 9'da 9
09.10.2018 Eğitimde doğru çıkış kütüphanesiz bulunamaz!
27.09.2018 Aynen aynen, sıkıntı yok!
21.09.2018 Fener sönüyor!
07.09.2018 Kütüphaneciler olmadan asla!
20.08.2018 Süper Lig'e hoş geldin Ankaragücü
18.07.2018 Fransa bileğinin hakkıyla ve alkışlarla
14.07.2018 Tebrikler Belçika
03.07.2018 Japonya'ya saygı gecesi
01.07.2018 Arjantin efsanesi ve Messi feneri
25.06.2018 ?Yeni Türkiye Dersi? başlıyor!
19.06.2018 Fenerbahçe için umudun adı: Ali Koç
04.06.2018 Fenerbahçe?de bir dönemin sonu!
27.05.2018 Ramazan: Müslüman için tefekkür zamanı
16.05.2018 6. Ulusal Yayın Kongresi'nin ardından
29.03.2018 Kütüphaneler, arşivler ve işi ehline vermek
18.03.2018 Yeni bir derbi ve yine bir kandırmaca!
21.02.2018 Terim Etkisi Değil Terin Etkisi Esas Olmalı
31.01.2018 Üç Artı Bir İmparator ya da İmparator Kime Denir?
27.12.2017 İNTERNET İCAT EDİLDİ, EDEBİYAT "BOZULDU"
12.12.2017 İSTİKÂMET YAŞAYAN KÜTÜPHANELER!
21.11.2017 ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ ÇALIŞTAYI
14.11.2017 KÜTÜPHANECİ YETİŞTİRİLMESİN O HALDE!
31.10.2017 KİTAPLAR, KÜTÜPHANELER VE ÇOCUK CIVILTILARI
17.10.2017 ZAFERİMİZLE ÖVÜNEBİLİRİZ!
10.10.2017 AMPUTE DEĞİL CESUR YÜREK MİLLİ TAKIMI
07.10.2017 MİLLİ TAKIM: EL ELDE BAŞ BAŞTA
24.09.2017 TÜRK FUTBOLU KAYBETTİ
14.09.2017 BEŞİKTAŞ'I İZLEMEYE DEVAM
12.09.2017 KÜLTÜREL MİRAS, KÜTÜPHANELER VE BURSA
03.09.2017 LUCESCU?NUN YANLIŞ İLİKLENMİŞ DÜĞMELERİ VE MİLLİ TAKIM
28.08.2017 FENERBAHÇE GÜNÜ KURTARDI
25.08.2017 FENERBAHÇE NEREYE?
22.08.2017 BİLGİSİZLİĞİN FATURASI AĞIRDIR!
15.08.2017 SON AĞAÇ KURUDUĞUNDA
08.08.2017 YİNE DE BEŞİKTAŞ, YİNE BEŞİKTAŞ
01.08.2017 ÖLÜNCE BÖYLE ÖLMELİ İNSAN
18.07.2017 VATANINI EN ÇOK SEVEN?
15.07.2017 METİN DOĞAN GAZİDİR
05.07.2017 GÂVURLUK YAPMAK!
05.06.2017 GÖZ GÖZ GÖZTEPE NİHAYET SÜPER LİG?DE!
30.05.2017 BEŞİKTAŞ AŞKLA VE ALKIŞLARLA ŞAMPİYON
19.05.2017 LİYAKAT OLMADAN GELİŞME OLMAZ!
02.05.2017 SEVERKEN ÖLDÜRMEK
25.04.2017 FUTBOLDA KALİTENİN ADI: BEŞİKTAŞ
11.04.2017 BİLGİYE ?EVET?, BİLGİSİZLİĞE ?HAYIR?
07.04.2017 BAĞCILAR?DA HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
14.03.2017 EŞEKLİ KÜTÜPHANECİDEN BİSİKLETLİ KÜTÜPHANECİYE
08.03.2017 III. MİLLİ KÜLTÜR ŞÛRASI VE KÜTÜPHANECİLİK
22.02.2017 NAM-I DİĞER ATOM KARINCA
14.02.2017 BİR ÂLİM ÖLDÜ DİYELER?
08.02.2017 ALKIŞLAR MEDİPOL BAŞAKŞEHİR?E
30.01.2017 KÜTÜPHANELERDE GEÇEN KIYMETLİ ÖMÜRLER
18.01.2017 FETÖ'CÜLER VE KUL HAKKI
12.01.2017 ÇILDIRIYORSUNUZ DEĞİL Mİ?
03.01.2017 TERÖR, AMERİKA, İŞBİRLİĞİ VE FETÖ
28.12.2016 KRONİK KÖTÜMSERLİK SENDROMU
21.12.2016 ŞEHİDİNİZDEN MEKTUP VAR
13.12.2016 VATANA AİDİYET BİLİNCİ
06.12.2016 DEVLETTE ?TOPYEKÛN- YENİDEN YAPILANMA
28.11.2016 DIRK ADVOCAAT KANARYAYI KANATLANDIRIRKEN?
22.11.2016 YAN AMERİKA YAN!
13.11.2016 MİLLİ MAÇIN PSİKOLOJİK ANALİZİ
08.11.2016 DARBE İĞRENÇLİĞİN DİĞER ADIDIR
01.11.2016 MÜLTECİ DEĞİL MUHACİR!
25.10.2016 İŞ VERDİNİZ DE ÇALIŞMADILAR MI?
18.10.2016 KÜTÜPHANESİZ ÜNİVERSİTE YA DA BURÇSUZ KALE
11.10.2016 HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
04.10.2016 LİYAKAT ODAKLI YENİDEN YAPILANMA
27.09.2016 15 TEMMUZ DEMOKRASİ MEYDANI
20.09.2016 BİR FENERBAHÇE YAZISI
06.09.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE KALMAK
16.08.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE OLMAK
09.08.2016 MİLLETİ KALBİNDEN VURMAK
02.08.2016 BİZ KİMİZ SORUSU ÜZERİNE YENİDEN DÜŞÜNMEK
26.07.2016 YENİDEN ÇANAKKALE RUHU
19.07.2016 YENİDEN YAPILANMA ZAMANI
12.07.2016 FATURAYI KİM ÖDEYECEK?
05.07.2016 BAYRAMI GÖSTERMEYEN MİLLİ FUTBOL TAKIMIMIZ
28.06.2016 TÜRK USULÜ FUTBOLLA BURAYA KADAR
21.06.2016 BU KARNE KİMİN?
14.06.2016 HADİ ASLANIM HADİ KOÇUM!
07.06.2016 ÖNCE DÜŞÜNCE SONRA HAREKET