POZİTİVİZM Mİ?

Eklenme Tarihi: 21.05.2017 07:27:40 - Güncellenme Tarihi: 02.06.2020 04:28:24

Doğu ile batı arasında filozofları, bilim insanlarını, sanatkarları, düşünürleri karşılaştırmak ve buradan bir bilinç oluşturmak, genelde tutulan yollardan birisidir. Bunun için makul gerekçe ileri sürmeye bile gerek duyulmaz. Çünkü bu karşılaştırma, peşinen doğu ile batının birbirlerine karşıt, birbirleriyle bağdaşmaz, ayrı hakikatlere sahip olduklarının da kabul edildiğini ima eder. Elbette her düşünür, filozof, sanatkar içinde yaşadığı tarihsel ve kültürel ortamdan etkilenir, karşılaştığı sorunlar toplumlarının yaşadığı sorunlardır. Onlar, bu sorunlardan hareketle çözüm yolları bulmaya ve bu çözüm yollarını da önce toplumlarına, sonra da bütün insanlığa teklif etmeye çalışırlar.

A.Comte, 19. Yüzyılın Avrupa toplumlarının yaşadığı buhranı derinden hissetmiş ve bu buhranın önce sebeplerini, sonra da çözüm yollarını göstermeyi denemiş bir sosyologtur. Pozitivizm, Üç Hal Yasası ve İnsanlık dini ile adını fazlasıyla duyuran Comte, Mustafa Reşit Paşa?ya da, İnsanlık dinini yaymak konusunda mektup yazıp destek istemiştir.

Pozitivizminde esas olan, olayları olaylarla açıklamaktır. Bir sosyal olayın nedeni yine başka bir sosyal olaydır. Ancak Üç Hal Yasası ile ifade edildiği biçimiyle; insanlık zihninin geçirmiş olduğu evrimin son aşamasında bile hala Teolojik ve Metafizik Döneme ait inanç, düşünce ve olayları açıklama biçimleri varlığını devam ettirmektedir. 19. Yüzyıl Avrupa toplumlarında yaşanan buhranın sebebi farklı ve birbiriyle çatışan inanç ve fikirlerin bir arada bulunması ve ortak bir ideal ve fikir birliğinden yoksun oluştur.  Bu kırıntıların yok edilmesi ve ortak bir fikir ve ideal birliğinin oluşturulması, felsefenin metafizikten tamamen arındırılması ve hatta bilimselleştirilmesinden geçer. Gerçi öncesinde de metafiziğe karşı Hume gibi filozoflarda karşı çıkışların olduğunu biliyoruz. Bir felsefeci olarak, pozitivizmin bu tavrının felsefeye ne kadar zarar verdiğini de ifade etmek gerekir.

Pozitivizm, doğa bilimleri söz konusu olduğunda elbette oldukça işe yaramıştır. Aslında bu düşüncenin kökleri, Bacon?dan itibaren gelen ve Kant?ın metafiziği bilgi olarak imkansız gören epistemolojisinde daha sağlam bir şekilde görülür. A. Comte?un pozitivizmindeki asıl kabul edilemez olan yön, pozitivizmi toplum, tarih, kültür, ahlak, din gibi alanlara uygulamaya kalkması, sosyolojiyi sosyal fizik olarak görmesi, pozitivist aşamanın son ve ideal olarak kabul edilmesi, metafiziği yasaklamak suretiyle insanın düşüncesine sınır çekmesi,  olgudan başka gerçeklik kabul etmemesi suretiyle gerçeklik alanını sınırlamasıdır.

Nasıl ki doğanın yasaları varsa toplumun da yasaları vardır. Düzeni sağlayan yasaları sosyal statik, gelişme ve ilerlemeyi sağlayan yasaları da sosyal dinamik araştırır. Doğanın yasalarını bildiğimiz takdirde nasıl ki, doğada olup bitenleri önceden tahmin ediyor ve doğaya egemen olabiliyorsak, toplumu idare eden yasaları da bildiğimiz takdirde topluma da istediğimiz düzeni verebiliriz. Bu düşünce, toplumsal gerçeklik ile doğal gerçeklik arasında fark kabul etmeyen ve toplumsal gerçekliği de doğal gerçeklik gibi görme yanılgısı nedeniyle toplumları belli kalıplara sokma teşebbüsüne neden olmuştur.

Doğal gerçeklik alanı ile tarihsel/kültürel gerçeklik alanı arasındaki fark, onları bilme açısından da farklı epistemolojileri gerektirir. Pozitivistlerin atladığı en önemli hususlardan birisi de budur. Nitekim anlamaya dayalı yorumlama (hermeneutik), pozitivizmin bu tavrına karşı tarihselci Dilthey?ın savunduğu bir yol olmuştur.

Pozitivizm, geleneksel pozitivizmin sosyal pozitivizm olarak ifade edilen yönünden yani A. Comte?dan ibaret değildir. Geleneksel pozitivizm ile aynı köklere sahip olan Yeni Pozitivizm de, özellikle 20. Yüzyılda Viyana Çevresi Filozofları olarak felsefeyi sadece dil ve mantık çözümlemelerinden ibaret görenler de felsefeyi bilimsel felsefe olarak kurmak gibi bir duruma düşmüşlerdir. Bana göre bu durum, felsefenin hayatla olan ilişkisini de kesmekte ve asıl olarak düşünülmesi gereken hayatın anlamı, iyi-kötü, güzel-çirkin gibi hayatımızı doğrudan ilgilendiren sorunları felsefenin dışında tutmaktır. Doğrulabilir olanı anlamlı saymak gibi dili yanlış anlama tavrı, dil ile dünya arasında hiç de olgusal olmayan ve apriori olarak kabul edilmiş bir düşünceyi savunmak, felsefi bir tavır da değildir.

Bütün bunlara rağmen, doğa bilimleri ile ilgilenen bir bilim insanını da, ?neden pozitivistsin?? diye sorguya çekmek, pek de kabul edilemez.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1161/pozitivizm-mi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.05.2019 Medeniyet Tasavvuru
27.01.2019 HAYAT: Yeniden bir daha mı?
06.01.2019 Bedenin değeri ve öldürme
03.06.2018 Mücadele ve insan
27.05.2018 Bir garip tahlil...
25.03.2018 Bir Hareket ve Fikir Adamı Olarak Topçu Paneli
25.02.2018 Kendini Aşan Düşünce
11.02.2018 Milliyetçilik mi? Ama Nasıl Bir Milliyetçilik?
04.02.2018 Hakikate karşı suç işlemek
28.01.2018 Kötülük, İnsanın Bir Vehmi mi Gerçeği mi?
21.01.2018 SAVAŞ VE OYUN
14.01.2018 KENDİMİZİ NASIL İNŞA EDER VE ANLARIZ?
30.12.2017 NEREDE KALMIŞTIK?
27.12.2017 NEDEN GERİ KALDIK?
15.12.2017 NURETTİN TOPÇU'YA GÖRE RÖNESANS İHTİYACI
09.12.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN ANADOLU MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZMİ
30.11.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN DEMOKRASİ KARŞISINDAKİ TUTUMU
24.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK ve İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-2
22.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK VE İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-1
18.11.2017 Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...
02.11.2017 VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU
13.08.2017 KİTLELEŞME, KİŞİ OLMAYI YOK EDER...
23.07.2017 AKLA DUYULAN İHTİYAÇ
16.07.2017 KALKIŞMANIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ?
02.07.2017 HAKİKAT VE DOST
11.06.2017 AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?
03.06.2017 BİLİM-FELSEFE VE SANAT İÇİN?
21.05.2017 POZİTİVİZM Mİ?
13.05.2017 YÖNETİCİLİK İLE MUTLULUK BAĞDAŞIR MI?
07.05.2017 ÖLÇÜ MESELESİ
23.04.2017 ÇOCUKLAR VE OYUN
16.04.2017 ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ
02.04.2017 SORUNLAR KARŞISINDA AKADEMİSYEN
19.03.2017 İNSAN DÜNYASI: ANLAŞILMAYI BEKLER...
12.03.2017 AVRUPA VE KRİZ
26.02.2017 BİLME İSTEĞİ: BİLİM VE FELSEFE
12.02.2017 İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR
29.01.2017 Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...
22.01.2017 TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...
12.01.2017 NEREYE GİDİYORUZ?
29.12.2016 TARİHE BAKIŞ
25.12.2016 MİLLİLİK ESAS OLMALI
22.12.2016 BİR DEĞERLENDİRME
06.11.2016 ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
30.10.2016 CUMHURİYET
27.10.2016 ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ÜSTÜNE
16.10.2016 YOKSULLUK ve ADALET
09.10.2016 ANADOLU İRFANI
02.10.2016 EĞİTİM SORUNUMUZ
25.09.2016 KRİZ
21.08.2016 AMAN ALLAHIM!..
17.07.2016 DARBE
30.06.2016 İNSAN VE SORUMLULUK
23.06.2016 KİTLEDEN KÜTLEYE?
19.06.2016 HAYATA DAİR BİR KAÇ SÖZ
16.06.2016 YAZIYA KARŞI KONUŞMA
12.06.2016 OKUMAK
09.06.2016 İLK YAZI