Doksanlı yıllar terörün en yaygın olduğu yıllardı. Biz PKK terörü ile uğraşırken aynı yıllarda Rusya Çeçen mücahitleri ile mücadele ediyordu.
Putin'e kadar Çeçenler büyük mesafe kat ettiler. Cahar Dudayev'in öncülüğünde bağımsızlık ilan ettiler. Ancak bu çok uzun sürmedi,Rusya o tarihe kadar sürdürdüğü mücadele biçimini değiştirdi, liderlere yöneldi. Önce çeçen mücadelesinin efsane ismi Dudayev'i şehit etti. Ardından onun yerini alan Aslan Mashadov ile Selimhan Yandarbiyevi ortadan kaldırdı. Yalnızkurt Salman Raduyev zaten yakalanmıştı, onu da hapishanede infaz etti. Böylece Çeçen hareketi liderlerden mahrum kaldı, toplumu seferber edecek kimse kalmayınca hareket zaafa uğradı, neticede Rusya için tehdit olmaktan çıktı.
Bunda liderlerin yok edilmesi kadar taktiksel,stratejik hataların da büyük etkisi oldu.
Şamil Basayev,Çeçen bağımsızlığını tüm Dağıstan'a yaymak isteyip, Çeçenya dışına yönelince Putin'e aradığı fırsatı verdi.Rusya bütün gücüyle bölgeye yöneldi ve bu savaşa son noktayı koydu.
Aynı tarihlerde (1999) Öcalan Türkiye'ye teslim edildi. Bu teslimde o günkü askeri ve sivil yönetimin kararlılığının büyük etkisi oldu. (Demirel-Kıvrıkoğlu)
Öcalan, daha uçaktayken konuşmaya başladı,anasının Türk olduğunu söyledi, iş birliği teklif etti, savunduğu fikirlerden rücu etti.Hayatını kurtarmak için her şeye evet diyecek bir zayıf kişilik sergiledi. Onun verdiği resim yüzünden örgütten birçok kişi ayrıldı. Onu sorgulayanlar onu itirafçı yapmadılar. Tarihin bu en kanlı teröristi adil bir şekilde yargılandı. On iki avukat tarafından savunuldu. Duruşmalara kadar avukatları ile yüzlerce görüşme yaptı, neticede beklendiği ve hak ettiği gibi idama mahkum edildi.
Bu adil bir karardı, herkes onun asılmasını, bu defterin kapanmasını bekliyordu. Çünkü PKK bir lider hareketiydi, lider demek her şey demekti.O gidince her şey de gidecek, Türkiye derin bir nefes alacaktı.
O tarihte iktidarda ANASOL-MHP koalisyonu vardı. Tam bu noktada MİT devreye girdi, gazetelere brifingler verildi, Apo'nun asılmasının mahsurları(!?) anlatıldı, ikna edemedikleri yerlerde," Apo bize idam edilmemek şartıyla teslim edildi" denildi. Oysa Apo idam edilmemek şartıyla değil, adil yargılanma şartıyla teslim edilmişti.(Diyelim ki o şartla teslim edildi, ABD düşmanını yargılıyor mu, Bin Ladin'i,Bağdadi'yi nasıl öldürdü?)
Yargılama, dünyada Ona gösterilebilecek en yüksek tolerans ve tahammül ile yapılmıştı.Kısacası adil yargılama şartı yerine getirilmişti. Sıra idama gelince yargının gösterdiği irade o günün hükümeti oluşturan tarafından gösterilmedi. Milletin umudu Bahçeli'ydi. Bahçeli, başta idamın askıya alınmasına itiraz etti. Birkaç saat direndi, sonra Hüsamettin Özkan'ın gösterdiği MİT raporları ile süngüsü düştü, idam,- örgütün eylemlerini sürdürmesi halinde- askıdan indirilmek üzere askıya alındı.
Apo, örgütle ilişkisini hiç kesmedi, bıraktığı yerden devam etti,dağılmak üzere olan örgütü toparladı. Dağdan ayrılan kardeşi Osman Öcalan ile Nizamettin Taş gibi isimleri hain ilan etti. Örgütün Karayılan ve Bayık gibi isimlerin etrafında toplanması çağrısında bulundu. Avukatları Kandil'i su yolu yaptılar, Onun talimatlarını Örgüte götürüp getiriler. İç infazlar oldu, PKK 2003'te ateşkesi sonlandırdı, terör devam etti, karakollar basıldı, askerler, öğretmenler öldürüldü,ama o idam askıdan hiç inmedi. Çünkü iktidara AKP' gelmiş, idamı kaldırmıştı. O yaşatıldığı için Örgütü de yaşamaya devam etti.
Onu yaşatanlar yaşatmakla kalmadılar, AKP kaybettiği İstanbul seçimleri yenilendiğinde, -Onun AKP kazansın - diye yaptığı çağrıyı Anadolu Ajansında yayınladılar. Onlarca askerimizin katili kardeş Osman Öcalan'ı televizyona çıkararak AKP'ye destek çağrısı yaptırdılar. Bir belediye kazanmak için onların cinayetleri unutulmuş, hainlerden medet ummakta beis görülmemişti..
İşte Rusya ile aramızdaki fark budur: Rusya, liderleri hedef alarak Çeçen mücadelesini etkisizleştirdi. Türkiye ise yarım asır boyunca Cemil Bayık, Duran Kalkan, Murat Karayılan, Mustafa Karasu, Bese Hozat, Osman Öcalan gibi isimlerin hiç birini etkisizleştiremediği gibi Abdullah Öcalan' ile kardeşi Osman'ı "bir belediye kazanmak uğruna" devletin ajansına ve televizyona çıkardı.Şimdi de asılacak adamı kurucu önder yaparak onu tebcil ediyor. Biz de Apo'yu büyüterek bölücülüğün biteceğini sanıyoruz.Türkiye bu zihniyetten kurtulmadıkça hiç bir temel sorununu çözemez.Bu zihniyet haini kahraman, kahramanı hain yapar ve emin olun, ne din, ne iman, ne devlet, ne millet, -tek kutsalı- seçim kazanmak.
Şimdi soruyorum; Rusya'nı yaptığı mı devlet aklı, yoksa Erdoğan ve Bahçeli'nin yaptığı mı devlet aklıdır?
