Yavuz Gezer

Tarih: 18.01.2024 13:08

Pamuk tarlaları beyazın lekeleri

Facebook Twitter Linked-in

“Yıllarca kalıp, meyve ağacı gibi her sene mahsul veren pamuk fidanını rüyada görmek; hayırlı, herkes için menfaat ve iyilik ister, yumuşak başlı, bilgili, iyi ahlak sahibi biri ile; Mahsulden sonra sökülüp atılan çeşidinden pamuk fidanını görmek ise, yukarıda saydığımızdan daha az iyi huylu biri ile birliktelik olarak yorumlanır.”

Gelin duvağı beyazı tarlalar… Çatlayan kozalardan taşan pamuk kütleri…

Sömürü, acılar, zenginlik, Yeşilçam filmleri ve festivallere konu pamuk kozaları.

Kararmasını istemediğimiz travertenler, yok olmasın dediğimiz pamuk tarlaları.

Bazı türkülerde ifade edilişi erotizm çağrıştıran beyaz altın-pamuk.

“Elleri pamuk/saçları sarı/gözleri mahmur/canım sana kurban Hayrettin Age (Mukim Tahir) ifadesiyle.

Bir tarafta narin ve beyaz güzellik… Destansı doğal güzelliklere sahip travertenler; kocaman, sonsuz beyazlığa sahip pamuk tarlalarını andıran termal havuzlar…

En az 14.000 yıl boyunca kalsiyum yönünden zengin su, dünyanın derinliklerinden yeryüzüne doğru kabarmış, yer boyunca akmış ve uçurumların kenarları üzerinden süzülüp yavaş yavaş sertleşerek beyaz kireç taşı katmanı oluşturmuş, tortullu kayaç traverten terası, pamuk gibi beyaz ve ilk halinin yumuşaklığı. Suyu seven pamuk tarlaları gibi suyun içinde. İnsanların hoyratça kararttığı…

Giysi etiketlerinde %100 koton ifadesi gördüğümüzde “koton kumaş – cotton fabric olarak İngilizce kullanımından dolayı koton adını almış pamuk lifleriyle oluşturulmuş kumaş türü” olduğunu anlamamız gereken, pamuk lifleriyle dokunarak çeşitli işlemlerden geçirilen kumaş…

Yazılırken oldukça kolay ifadelerle anlamlandırılan kumaşın, ana maddesi pamuk nedir? Bir yolculuğa çıkalım ister misiniz?

Pamuğun morfolojisini birçok kaynaktan rahatlıkla bulabilirsiniz. Dünya’da Çin, Amerika, Hindistan, Mısır başta olmak üzere (Türkiye üretimde 7. sırada) pamuk üretiminde çalışan insanların acı hikâyeleri, özellikle Amerika ve Brezilya’da tarım alanında çalıştırılan Afrikalı kölelerin filmlere konu olan; can acıtan, yürek burkan hikâyeleri.

Chris WIMKINS ve Carol GUENSBURG’a göre İngiliz korsan gemisi Beyaz Aslan (White Lion) 1619 yılı ağustos ayı sonlarında Amerika’nın doğu kıyısındaki Chesapeke Körfezi ağzındaki Comfort Burnu’na demir attı. Gemi el yazması kayıtlara göre Meksika’ya gitmekte olan Portekiz gemisinden zorla alıkoyulan yirmiden fazla Afrikalıyı Comfort Burnu’na bıraktı.

Angola’dan gelen bu tutsaklar, koloni döneminde Virginia’ya ayak basan ilk Afrikalılardı. Bu Afrikalıların 400 yıl önce Virginia’ya gelişi, Amerika’da 200 yıldan uzun süre ayakta kalan kölelik kurumunun başlangıcı olmuştu. 1525-1866 yılları arasında 12.5 milyon Afrikalı tutsak Amerika ve Karayip Adaları’na doğru yola çıkan gemilere bindirildi. Bunların 10.7 milyonu zincirlenip, aç ve susuz bırakıldıkları okyanus ötesine uzanan bu çetin yolculuğu atlatmayı başardı. Brezilya ve Karayip Adaları’na gönderilen büyük çoğunluğun yanı sıra 400 bine yakını Amerika’ya getirildi.

Marcus REDIKER’ın Köle Gemisi isimli kitabında yazdığı şekilde 1525-1866 yılları arasında ölen 1.8 milyon kölenin cesetleri güverteden aşağı boca edilerek gemilerin peşinden ayrılmayan köpekbalıklarına (pamuk köpekbalığı; kölelerin çalıştırıldığı tarlalardan alınan isim) yem olmuştu.

Özellikle Portekiz ve İspanyol denizcilerin, daha sonra bunlara katılan Hollandalı gemicilerin, bazı Afrika kabile reisleri ile de iş birliği yaparak başka kabilelerden kaçırdıkları ya da esir aldıkları insanları bir meta gibi takas ederek zengin çiftlik sahiplerine sattılar. Satılan köleler hayat boyu köleliğe mahkûm oldular. Bunlardan mısır ve tütün tarlalarında çalışanlar hiçbir zaman özgür olamayacaklarını bilerek hayatlarını sürdürdüler.

Köle yasası 1641’de yasallaştırıldı. Köleliğin kalıtsal olarak yasallaştırılması ise 1662 yılında Virginia eyaletinde getirilen bir yasayla; köle siyahi bir kadının doğurduğu çocukların da köle olmasını ön görüyordu. Böylelikle Amerika’daki köle sayısı 4 milyona çıktı.

Kölelik Amerikan ekonomisinin en güçlü silahıydı ve Amerika’daki tüm sanayi kollarından daha değerliydi (Norfolk State Üniversitesi’nden tarihçi Newby ALEKSANDER’a göre) Amerika’da 4 milyon kölenin değeri 3.5 milyar doların üzerindeydi.

%75’i pamuk, %25’i keten olan 1 Amerikan Doları banknotu (İngilizce; United States 1 Dollar Bill) veya kısaca 1 dolar Birleşik Devletler para birimi olan Amerikan Doları’nın en çok kullanılan ve en düşük değere sahip banknotun üst kısmında “In god we trust (tanrıya güveniriz)” sloganının bulunması geçmişte yapılan bu insanlık ayıbının (Allah’a inanırız) sözcüğünün karşılığı olmadığının bugün de çıkarları için dünyanın her yerinde yapılan katliamlara taraf olduğunun göz ardı edilmemesi kanaatindeyim. Onların bu davranışı beyaz pamuk üzerindeki lekelerdir.

Köyümde artık ekimi yapılmayan pamuk tarlalarından aklımda kalanlar.

Yolun sağ ve solundaki tarlalarda patlayan kozalardan fışkıran pamuk, gelin duvağını andırır beyazlıktadır ve adeta seni çağırır “daha fazla gecikme, yağmurlar gelmeden el uzat” dercesine…

Hava sıcaklığı 27-30 C° derecedir köyümüzde. Aylardan ağustos ve hasat için daha fazla gecikmemelidir insanlar.

İmece usulü birinci-ikinci-üçüncü ağız pamuk toplama için toplayıcı planları yapılır. Henüz pamuk toplama makineleri envantere girmemiş, hasat elle yapılmaktadır. Birkaç hafta öncesine kadar avcıların “bıldırcın” aradığı, bıldırcın bulamadıklarında pamuk ağaççıkları arasında domates, salatalık, küte (acur) ile yetindikleri; ortalama 110 gün ile 150 günlük süre içerisinde yetişen pamuğun tarlalarda hasadını başlama zamanı yaklaşmıştır. Bir an için nisan ve mayıs aylarında tarlaya giren mibzerin 60-80 santim sıra üzeri, 4-7 santim aralıklarla ekilen pamuk tohumlarının 45-60 gün sonra yemyeşil yaprakları daha sonra mantarımsı saplar üzerinde alt kısımdan başlayarak çiçeklenmesi yeşil yaprakların alt kısmının kırmızıya dönüşmesi ve tüylü yaprakların daha sonra koyu yeşile dönüşürken yaprak altlarındaki kırmızı, beyaz ya da ebruli çiçeklerin renk harmonisi oluşturması. Çiçeklerin dökülmesine müteakip kozaya dönüşmesi (daha geniş bilgi için Ramazan ZENGİN beyefendinin Pamuğun Morfolojisi araştırmasını okumanızı öneririm).

Kozalar açılmaya başlamış ve çenetlerden pamuk kütleri fışkırmıştır. Tarla beyaz bir gelinlik ve gelinin yüzündeki duvağı andırmaktadır. Çağırır seni kozalar “gel, gel de parmak uçlarını kanatayım, parmak uçlarına ince çizgili ağrılı çizikler atayım dercesine”.

Pamuk kozaları sapın alt kısmından başlanarak parmak uçlarıyla itinayla toplanır ve bele bağlı bezin içerisine, bez dolunca çuvallara aktarılır. Dolu çuvallar traktör römorklarına istif edilerek çırçırlanmak üzere kuru ve nem oranı düşük ambarlarda stoklanır.

Üçüncü ağız pamuk toplama işleminden sonra tarladaki ağaççıklar (80-100 santim ve toprak kökleri 20-25 santim olan) üzerinde kalan pamuklarla birlikte sökülür, bu defa da evin uygun bir yerinde son işleme tabi tutulurdu. Üzerindeki kütlü pamuklar ayıklanır ve saplar ile koza çenetleri yakacak olarak istiflenirdi.

ÇOCUKLUK MERAKIYLA, PARMAK UÇLARIMIZIN KANAMASINA ALDIRIŞ ETMEDEN KATILIRDIK PAMUK TOPLAMA İŞLEMİNE ARKASINDAKİ HİKÂYEYİ BİLMEDEN…

ŞİMDİ MEVSİMLER DEĞİŞTİ TARIM GİRDİLERİ ARTTI VE ARTIK KÖYÜMDE PAMUK EKİMİ YAPILMIYOR.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —