MEB’de gelişmeleri tekrar hatırlayalım;
1/ Milli Eğitim Bakanı Sn. Yusuf Tekin’in seçimden sonra yaptığı “mülakat yapılacak” açıklamaları tartışmalara neden olmaya devam ediyor.
2/ Seçimlerden önce Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın vaatleri arasında “kamuda mülakatın kaldırılması” vardı. Ama bu konuda hem Cumhurbaşkanımız, hem Ak Parti yetkilileri açıklama yap(a)mıyor…Hepsi Sn. Erdoğan’ın açıklamasını bekliyor.
3/ Sn. Tekin; “Biz, istihdam ettiğimiz çocuklarımızın bizim müfredatımızı bilmesini ve onu nasıl çocuklara vereceğini bilmesini istiyoruz. Bundan daha doğal hakkımız yok, alanı zaten siz öğretiyorsunuz ama biz de öğretmenden neyi nasıl öğretmesi gerektiğini istemek durumundayız.” diyerek mülakattan geçmeyen seçici kurul üyeleriyle ısrarda devam ediyor.
4/ Geçen yazımızda belirtiğimiz gibi Bakanın söylemlerinden Üniversiteler ile MEB arasında bir koordinasyon olmadığı da ortaya çıktı.
Bakana göre, Üniversiteler Eğitim Fakülteleri “öğretmen yetiştirmede” başarısız. Ve, geçen yazımızda dikkat çektiğimiz gibi, kendi sorunlarını çözmekte, kendi müfredatlarını hazırlama konusunda YÖK’ün Eğitim Fakülteleri’ne verdiği “yetki” kullanılamadı. Fakülteler “kendi söküğünü dikemeyen terzi” pozisyonuna düştüler.
Ali Taştan/Gerçek Gündem/22.10.2023
Ali Taştan bu konuda şunları kaleme almış (bazı söylemleri biz de daha önce yazmıştık);
“Öte yandan öğretmenlerin mezun olmadan önce yeterliliğini üniversitelerin ölçmesi gerekiyor. Yeterli olmayan kişilerin zaten üniversiteden mezun olmaması gerekiyor.
Hal böyle ikin Milli Eğitim Bakanı mülakatı yeniden gündeme getirerek bu alanı bulandırmaya, siyasallaştırmaya devam ediyor.
Seçimden önce verilen sözler unutuldu. “Mülakatı mülakat gibi yapacağız” sözü, “öncekiler mülakat değildi, öğretmenlerin çok hakkını yedik” anlamına geliyor.
Yusuf Tekin’in müsteşarlığı döneminde SADECE mülakat puanı ile alınan şube müdürleri önümüzdeki öğretmen mülakatlarında görev alacaklar. Yusuf Tekin’e minnet borcu olan bu şube müdürlerinin mülakatları objektif yapacağına inanıyor musunuz? Ayrıca bu şube müdürlerinin SADECE mülakat puanı ile alınmasına karşı mahkeme kararları bulunuyor. Milli Eğitim Bakanı öncelikle müsteşarlığı döneminde SADECE mülakat puanı ile alım yaparak göreve başlattığı şube müdürlerinin atamalarını iptal etmelidir. Bunun yanı sıra şube müdürlüğü sınavında hakkını yediği şube müdürü adayların dan özür dilemelidir.
Ancak Milli Eğitim Bakanı bunları yapabilecek bir objektifliğe sahip değildir. Kendisine özel Kanun çıkarılarak rektör olmuş, hemen sonrasında da kanun yeniden değiştirilmiştir.
Şimdi sormak istiyorum;
Sayın Tekin tüm bu uygulamalarınızdan dolayı vicdanınız rahat mı?
Öğretmen alımlarında ilk kez müsteşarlığınız döneminde başlattığınız mülakat uygulaması nedeniyle huzurlu musunuz?
Hakkı yenerek ataması yapılmayan binlerce öğretmene karşı mahcup musunuz?”
Eğitimci Cüneyt İltuş (21.10.2023) ise bir tweetle görüşlerini Sn. Bakana duyurmak istemiş;
“Sn. Bakan
1/Hükümetler ve bakanlar gelip geçicidir. Olması gereken milli bir eğitim politikasıdır ve bu politika hükümetler/bakanlar tarafından değiştirilmemelidir. Bu politikayı da ülkemizin akademisyenleri oluşturmalı ve hükümetler bunu takip etmelidir. Siz ise siyasetçilerin milli eğitim üzerinden oluşturmak istediği politikaları üniversitelerin takip etmesini söylüyorsunuz. Söylediğiniz şeyin yanlış olduğunu şu an ki durumdan zaten görüyoruz. Ayrıca her bakan değişikliğinde farklılaşan eğitim politikalarını kendi personeliniz olan öğretmenler bile takip edemiyor farkında mısınız?
2-Öğretmenlerinin niteliğini artırmak istiyorsanız hükümetinizin kapatmış olduğu öğretmen liselerini tekrardan açarsınız ve öğretmen yetiştirme ile seçim sürecini buna göre yeniden kurgularsınız. Ayrıca var olan eğitim fakültelerinin bir süre öğrenci alımını durdurarak/formasyon dağıtımını engelleyerek buradaki hocalarımızın milli eğitimde çalışan öğretmenlere yüksek lisans ve doktora düzeyinde eğitimler vermelerini sağlarsınız.
3- Mülakat konusundaki inadınız ve siz müsteşar iken yaşanılan durumlar bizlerde büyük soru işaretidir. O tarihlerde yaşanılan puan arttırma ve azaltma durumlarını unutmuş değiliz.”
Biz, 22 yıllık Ak Parti Hükümetlerindeki 9 Bakan’ın 9 defa “eğitimde devrim/reform yaptık” diye; MEB kadrolarını, MEB politikalarını, müfredatları, imtihan şekillerini, mülakatları vb. değiştirmesinin doğru olmadığını, farklı görüşlerin değerlendirilmesi gerektiğini, tartışmalardan objektif sonuçlar çıkacağını ve Sn. Cumhurbaşkanımızın önümüzdeki seçimlerde “masanın hesabını yine ödemek” zorunda kalacağını söylemek isteriz.