İrfan Sönmez


MİLLET VE MİLLİYETİMİZİN KAPISINA KİLİT VURMAK.

Bazı yazı ve paylaşımlarda, kimi siyasetçilerin etnik kökenleri öne çıkarılıyor.,,


Bazı yazı ve paylaşımlarda, kimi siyasetçilerin etnik kökenleri öne çıkarılıyor.

Kimine Ermenilik, kimine Gürcülük, kimine Kürtlük kaftanı giydiriliyor. Dün olan, bugün de mevcutmuş gibi davranılıyor. Bu bakış tarzı, -milliyeti- bugün üzerinden değil, dün üzerinden okuyor. Bunun anlamı; geçmişin,-kökenin- neyse bugünün de odur! Asla başka bir şey olamazsın.

İşte millet ve milliyetçiliğin önüne konulan en büyük engellerden biri bu hastalıklı bakış tarzıdır. Böyle bakınca, -kökeni Türk olmayan- Türk olamaz sonucuna varıyorsunuz. Evvelin neyse ahirinde odur. Bu aynı zamanda Türklüğü kültür veya dil üzerinden okumak yerine, soy kökü üzerinden okumaktır. Tabii sonucu da ırkla, etnisite ile milleti eşitlemektir.

Bu bakış tarzının aksine birçok basılı eser, Kürtleşen Türklerden veya Türkleşen Kürtlerden bahseder. Milleti ırk üzerinden okuduğunuz zaman böyle bir geçişkenliğin olmaması gerekir, ama sosyolojik gerçek bu geçişkeliği doğruluyor. Ziya Gökalp, "Güneydoğu Aşiretleri İle İlgili Sosyolojik Tetkikler",Ali Rıza Özdemir "Kayıp Türkler"  isimli eserlerinde bu dönüşümle ilgili birçok örnek verirler. Bu aşiretlerin kahir ekseriyeti dilini kaybettikleri için kimliklerini değiştirmişlerdir. Etnik kökenleri onları aynı noktada tutmaya yetmemiştir.

Buradan çıkarılacak sonuç şudur: Milletleri bir etnik kategori olarak görmek, ona dahil olmayı imkansız hale getirmektir. Kökeniniz neyse o noktada kalırsınız.Oysa milliyetçilik dahil edicidir, millet de bir ırk birliği değil, kültür ve dil birliğidir.Etrafı aşılmaz duvarlarla örülü değildir.Hem duygusal, hem dilsel, hem de kültürel katılımlara açıktır. 

Bütün kapıları kapalı bir ulus/millet anlayışı toplumu etnik kategorilere ayırır ve bizzat kendisi ayrıştırıcı hale gelir. Etnik milliyetçiliklerin çoğu -etnik akrabalık- üzerinden yürüdükleri için ayırıcı ve geçişkenliği engelleyicidirler.Milliyetçilik yapıyorum diyerek, bu tuzağa düşmek milliyetçilikten etnikçiliğe geçmektir ki, bu da toplumu etnik kamplara ayırmaya hizmet eder.Etnik kökeni ne olursa olsun bir Kürt' de, bir Arap da Türklük şemsiyesi altına girebilir. ABD'de hiç Amerikalı yoktur, ama bir Amerika milleti vardır. Etnik mensubiyet buna asla engel değildir, engel olmamalıdır. Çünkü kimseye sen İrlandalı, İtalyan veya Almansın öyle kal  dememiştir. 

Milliyetçiliğin önemli kuramcılarından Benedict Anderson'un  şu güzel tespiti bu hakikate işaret eder: "Milliyetçilik tarihsel mukadderatın terimleriyle düşünür,oysa ırkçılık zamanın başlangıcından bu yana iğrenç bir çiftleşmeler dizisiyle aktarılan ebedi bulaşıklıklar rüyası görür:Tarih dışıdır. Zenciler o görünmez katran fırçası sayesinde sonsuza kadar zenci kalacaklardır.İbrahim (A.S.) tohumu Yahudiler ne pasaport taşırlarsa taşısınlar,hangi dilde konuşurlarsa konuşur,okur,yazarlarsa yazsınlar sonsuza dek Yahudi'dirler.(Hayali Cemaatler,s.167) 

Ne yapalım, biz de bu coğrafyada yaşayıp kökeni farklı olanlara -sonsuza kadar öyle kalın mı- diyelim?

Millet ve milliyetimizin bütün kapılarına kilit mi vuralım?

 Yoksa gelin ortak bir çatıda buluşalım mı diyelim? Milliyetçiliğimizin kapıları ne kadar açık olursa cazibesi ve birleştiriciliği o kadar güçlü olur.Bu kapıyı kapatmayalım.