İrfan Sönmez


GAZZE VE TOPLUMSAL GERÇEKLİĞİMİZ

İki yıldır dünyanın gözleri önünde İsrail bir halkı yok ediyor. Sivil tepkiler dışında İsrail’i durduracak hiç bir adım atılmadı.


İki yıldır dünyanın gözleri önünde İsrail bir halkı yok ediyor. Sivil tepkiler dışında İsrail’i durduracak hiç bir adım atılmadı.
Dünyanın bilinçli suskunluğu -buna sessiz destek de -denilebilir, İsrail’in  cüretini  daha da artırdı. Karşısında duracak bir güç olmayınca,  Gazze’yi toptan işgal etmeye karar verdi.
Bu Cuma da, birçok Cuma’da olduğu gibi hutbenin konusu Gazzedeki soykırımdı. Hutbeyi dinlerken İslam dünyasının niye yerlerde süründüğünü anlıyorsunuz. Hoca her zaman olduğu gibi Müslümanlığımızı topa tuttu. Namaz kulmadığımız, csmileri doldurmadığımız için bu hale geldiğimizi anlattı. Cemaati azarlar gibi Gazze’nin işgalini Müslümanlığımızdaki eksikliğe bağladı. Hepimiz namaz kılar, vakit namazlarında camileri doldurursak Gazze kurtulacaktı.Yani topa, tüfeğe, silaha ihtiyaç yoktu, namazla mesele kolayca çözülecekti.
Devasa bir soruna bu kafayla bakan bir toplum problemlerini çözebilir mi? Bu din anlayışının ne kadar sakat, ne kadar sömürüye açık olduğunu söylemeye gerek var mı? Namaz kul ile Allah arasında bir köprü, bir iletişimdir ve tamamen kişiseldir. Faydası topluma değil, kişiyedir. Savaşlar namazla, oruçla kazanılmaz. Akılla, bilimle, teknoloji ile, diplomasi ile kazanılır. Son çare silaha silahla karşılık vermektir.
Gazze’nin suçunu, siz şöylesiniz, böylesiniz diye vatandaşa yıkmak hem dini bir yanlış hem de tamamen siyasi bir çarpıtmadır.
Vatandaş tek başına Gazze’yi nasıl kurtaracak? Eline bir kazma, bir balta alıp İsrail ile savaşa mı gidecek? Bu işleri hükümetler organize eder, vatandaş da kendine düşen görevi yerine getirir. İktidar bugüne kadar hangi sorumluluğunu yerine getirdi. İsrail ile ticari ilişkilerini mi kesti? Hava  sahasını, limanlarını mı kapattı? Dünyayı ayağa kaldıran bir diplomasi mi yürüttü?
Vatandaşın tek başına yapabileceği bir şey yoktur. En fazla dua eder, ekonomik dırumu müsaitse yardım kampanyalarına katılır.
Namaz bir savaş aracı değildir. Dindarlık savaş kazandırmaz, kişiyi iyi bir insan eder. Şunu da ayırmak gerekir, namaz oruç her zaman ahlaklılık değildir. İbadetler otomotik olarak insanı ahlaklı yapmaz. Yapmıyor.Öyle olsaydı çevremizde namaz kılıp rüşvet alan, kul hakkı yiyen, yolsuzluk yapan bunca ahlaksız olmazdı. Vaaz ve hutbelerde ibadetle ahlak karıştırılıyor, her namaz kılanın neredeyse nefsini boğduğu düşünülüyor. Gerçekte öyle bir şey yoktur, bu insanın tabiatına da İslam’ın insan anlayışına da aykırıdır.
Savaş akıl ve gücün izdivacıyla kazanılır. Hendek savaşında müşriklerin kuşatması uzayınca açlık ve sususuzluk başlamış Hz. Peygamber dünyadaki tek İslami topluluk olan sahabe topluluğunun yok edileceği endişesine kapılmıştı. Toptan imha korkusu ile müşriklere kuşatmayı bırakıp gitmeleri için Medine hurmalarının yıllık gelirinin üçte birini teklif etmiş, karşı taraf yarısını istemişti. Hz. Peygamber müşriklerin temsilcisini anlaşma yapmak için çağırmış, görüşme esnasında orada bulunan iki sahabi sormuştu.” Ya Resullallah bu senin içtihadın mı,yoksa vahiy mi?” Şanlı Peygamber “ benim  görüşüm diyince o iki sahabi “ya Resulallah biz bunlara zorla bir hurma bile vermeyiz, mücadeleye devam edelim” diyince anlaşma olmamış sonunda müşrikler de daha fazla dayanamayıp, kuşatmayı kaldırıp Mekke’ye dönmüşlerdi. Bu olay, mücadele ederken karşı tarafın gücünü, uluslararası konumunu, kendi gücünüzü dikkate alarak adım atmak gerektiğini ve toplu bir imha  ile karşılaşma durumunda taviz verip uzlaşmak gerektiğini gösterir. HAMAS bu ölçüye dikkat etmedi, İsrail ile kendisi arasındaki güç farkını hesaba katmadı, İslam dünyasındaki liderlerin dışa bağımlılıklarını görmedi, kendisini de bir halkı da ateşe attı. Altmış beş bin insan ölmüş hala başarıdan, zaferden söz eden, yaşanan trajedinin bile farkında olmayanlar var. Akıllı siyaset düşmana bahane ve malzeme vermemeyi gerektirir.
O malzeme verildi ve maalesef Gazze harabeye çevrildi.
Bundan sonra ne yapılacaksa bunu iktidarın yapması gerekir. Bugüne kadar sadece nutuk atıldı. Yapılan toplantı ve gösterilerin çoğu Gazze’nin derdine derman olmak için değil,hükümetin bu konudaki zaaflarını kapatmaya matuftu.
Tamam ibadetlerimizi yapalım ama İslam dünyasının sorunu ibadet değildir. İsrail bizden daha mı mümin? ABD,Çin, Almanya, Fransa namaz mı kılıyor? Onlar bilime, teknolojiye, önem verdikleri için kazandılar. Bizde ise sarık ve cübbesinden başka özelliği olmayan biri çıkıp TV ekranlarında, iyi ki okumadım, sadece din öğrendim diyerek ilmi çalışmaları gereksiz görüp,küçümsüyor. Oysa bin sene evvel Gazali, dini ve akli ilimlerin farz olduğunu söylüyordu. Bin sene sonra her şeyi ibadete bağlayarak İslam dünyasının felaketini hazırladık. Ne din aklımız doğru,ne dünya aklımız doğru. Kimseye İsrail’e savaş açalım demiyorum. Bu tip sorunlar savaşsız da çözülebilir.Bunun en açık örneği ABD ile şimdi tarihe gönülen Sovyetler birliğiydi.  Görünüşte kanlı bıçaklı olan bu iki ülke hiç bir zaman sıcak çatışmanın içine girmediler. Hep başka ülke ve grupları kullandılar. Kore’de, Vietnam’da ve Ortadoğu’da olduğu gibi. Güçlü olmak, savaşsız sonuç almanın bir vasıtasıdır. Bize güç ve akıl lazım, ne zaman bunlara sahip olursak sorunlarımızı da böyle ağlayıp sızlamadan çözeriz. O zaman kimse -bizi- hesaba katmadan bizden olana saldıramaz.