Hakan Özen


Depremin vurduğu yetmedi mi?

85 Milyon Türkiye’yi yasa boğan ve tüm Dünya’yı yakından ilgilendiren Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ili etkilerken yaralar sarılmaya çalışılırken plansız, koordinesiz uygulamalar depremzedelerde yeni yaraların açılmasına neden oluyor.


85 Milyon Türkiye’yi yasa boğan ve tüm Dünya’yı yakından ilgilendiren Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ili etkilerken yaralar sarılmaya çalışılırken plansız, koordinesiz uygulamalar depremzedelerde yeni yaraların açılmasına neden oluyor. Bunlardan biri de onca toplanan bağışa ve desteklere rağmen TOKİ tarafından yapılması öngörülen yeni dairelerin depremzedelere 20 yıl vadeli olarak satılacak olması.

Düşünün bu Dünya’da hiç kuşkusuz herkes barınabileceği bir evin sahibi olmak ister ve öncelikle Allah göstermesin ama siz yıllarca yememiş, içmemişsiniz çeşitli zorluklarla bir ev almışsınız, belki de en az 10 yıllık kredi çekmiş o evi edinmişsiniz ve deprem gibi bir afet sonrasında o eviniz yıkılmış, canınızdan çok sevdiğiniz evladınızı, ananızı, babanızı, yakınlarınızı kaybetmişsiniz, yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen komşularınız, arkadaşlarınız o depremde can vermiş. Siz bir şekilde Allah’ın lütfu olarak hayatta kalmışsınız. Barınacağınız bir yer, sığınacak bir yuva, emeğinizin karşılığını alabileceğiniz bir iş yeri yok. Belki de devletimizin ve vatandaşların desteği var ama nereye kadar. Yani belki de yapayalnız kalmışsınız. Sonra devletin yönetim kademesindeki hükümet yetkilileri “Sizi evsiz bırakmayacağız, bir yıl içerisinde buralara sil baştan imar dikeceğiz, vatandaşlarımızı evsiz bırakmayacağız” diyor, diğer taraftan da yüzünü hiç görmediğiniz, sesini hiç duymadığınız vatandaşlar sizler için cansiperane ne yapabiliriz diye çırpınıyor ve çeşitli kitleler tarafından bağış destekleri yağıyor bölgeye. 

TÜM ACILARA RAĞMEN “YAŞAMAK GÜZEL ŞEY” DERKEN..!

Tüm acılara karşı umut doğar yüreğinizde ve “Tüm acılara, zorluklara rağmen yaşamak güzel şey..!” dersiniz tüm benliliğinizle. Ama iktidar yetkilerinin bir umut olarak aşıladığı ve bir yılda tamamlayacağız dediği evler için 20 yıl ödeme yapacağınızı öğrendiğinizde tepkiniz ne olur? Tabii gerekirse tıpkı şu an Kahramanmaraş’taki, Adıyaman’daki, Osmaniye’deki ve diğer illerdeki vatandaşların ifade etmek zorunda bırakılacakları durum gibi, tabi ki imkanlarınız olsa ödersiniz seve seve? Peki tam da bu noktada soruyorum sosyal devlet arayışı ve onca toplanan bağışlar nerede?

BİR AYDA 1,5 MİLYON İNSAN TOPRAĞINI TERKETTİ

Dünya Bankası’nın tahminlerine göre depremin etkilediği 11 ilde en az 1,5 Milyon vatandaşımız doğup, büyüdüğü ve tüm anılarını yaşadığı topraklarını terk edip başka şehirlere göç etmek zorunda kaldı depremden sonra. Yine TÜİK istatistiklerine göre 11 ilin toplam nüfusu ise 15 Milyon civarında. Yani özün kısacası 17 ilçeye sahip Manisa’nın nüfusu kadar sayıya sahip insan topluluğu memleketlerini terketmek zorunda kaldı. AFAD ise yaptığı açıklamada barınma hizmeti sunulan kişi sayısının 1 Milyon 914 Bin 292 olduğunu söyledi. 

Peki eğitimi adeta bir bulmacaya çevirip, öğrencilere yurtlarını boşalttırıp anlık çözüm yolu olarak görülen ama inanıyorum ki belirli bir süre sonra büyük bir sorunlar yumağı haline gelecek olan geçici barınma konusunu ne yapacağız veya uzun süreli olarak ne gibi bir çözüm yolu düşünülüyor?

VEFAT SAYISI HER GEÇEN GÜN DAHA DA ARTIYOR

Hayatını kaybeden kişi sayısı ise resmi rakamlara göre yaklaşık 55 Bin resmi olmayan rakamlara göre çok daha fazla üstelik henüz enkazlar tam olarak kaldırılmamışken… Bölgedeki organizasyonsuzluk, ilk üç günde yapılan ihmaller nedeniyle can kaybı sayısının artması, çadır ve konteynırların bölgeye ulaşmaya başlamasının beşinci günü bulması, depremzedelerin bugün bile çadır talebinde bulunması, Kızılay'ın çadırları ücretsiz vermek yerine sattığı gerekçesiyle eleştirilmesi Bir aydır konuştuğumuz konu başlıkları… 

"Her şeyin farkındayız" dedi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ilk günlerde yaşananlar için "helallik" isterken. Peki biz 11 ilin depremzedeleri için yapılacak konutlarla ilgili ne biliyoruz? Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da konutların bir sene içerisinde tamamlanacağını açıkladı. 

İLK ETAPTA 200 BİN KONUT YAPIMINA BAŞLANACAK

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın internet sitesinde de yer alan bilgilere göre 11 ilde, Mart ve Nisan 2023 sonuna kadar, şehirlerin rezerv alanlarında, 199 bin 739 kalıcı konut için sözleşme süreçleriyle birlikte yapımları da başlayacak. Bir ailenin dört kişi olduğunu varsayarsak, yaklaşık 200 bin konut, 800 bin kişinin barınması anlamına geliyor. Erdoğan, 20 Şubat'ta yaptığı açıklamada "Hasar tespit, enkaz kaldırma ve yer belirleme işlemleri bittikçe her ilimizde bu konut sayıları artacaktır" ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan ayrıca binalarda güçlendirmenin olmayacağını, hepsinin sıfırdan yapılacağını söylemişti. Bakan Kurum'un açıklamasına göre şehirdeki konutların yanı sıra, 73 bin 972 köy evinin de çelik konstrüksiyon ve betonarme olacak şekliyle projeleri hazırlandı. Bakanlık, binaların zemin artı 3-4 katı geçmeyecek şekilde yatay ve "yöresel mimariye uygun" şekilde inşa edileceğini söylüyor. 

DEPREMZEDELERİ YAPILACAK EVLERİN KREDİSİ KAYGILANDIRIYOR

Şehirlerin kültürel, sosyolojik ve demografik yapısının ve ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulacağı projelerde konutlar 105 metrekare brüt, 85 metrekare net 3+1 dairelerden oluşacak. Köy konutları ise 120 metrekare brüt, 93 metrekarede neti olan 3+1 dairelerden oluşacak. Hadi tüm bu ifadelerin ve vadedilenlerin gerçekleştiğini düşünelim de bu dairelerin bedellerini depremzede vatandaşlarımız zaten acı ve yokluk içerisindeyken nasıl ödeyecek? Tabi bu sorun ilk defa bu depremler sonrasında yaşanmayacak İzmir, Elazığ, Van ve diğer depremler sonrasında da yaşadı aynı sorunları depremzedeler… 

KANUN YÜRÜRLÜKTE AMA YA VATANDAŞIN HALİ?

Deprem sonrası depremzede vatandaşların bu konutların bedelini nasıl ödeyeceği de yasal çerçeveye alınmış. 25 Mayıs 1959 tarihli Resmi Gazete yayımlanan, 7269 sayılı "Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunu’ndan bahsediyorum. Kanunun 27'nci maddesinde "İnşa edilecek binalar için yapılacak harcamalar ile, üzerine bina yapılan arsaların bedelleri o binaların maliyetini teşkil eder" ifadesi yer alıyor. Harita alımı, imar planı ve proje düzenlenmesi, araştırma ve gerekli teknik yardım giderleri ile yeniden yapılacak veya tamir edilecek kamuya ait yol, su, elektrik ve kanalizasyon tesisleri giderlerinin borçlandırmaya tâbi tutulmayacağı ifade ediliyor madde içerisinde. Yine Kanunun 28'inci madde de ise "kanundan faydalanmak suretiyle inşaat kredisi verilmesini ya da bina yaptırılmasını isteyenlerin" Bakanlıkça yapılacak yardıma ilişkin mahallî ilân tarihinden itibaren iki ay içinde başvuru yapması gerektiğini söylüyor.

Kanundaki mali hükümlere gelirsek de; konutlar için krediler faizsiz kullandırılıyor. Ancak dükkan ve fırın gibi yerler için yapılacak borçlandırmalar, yıllık yüzde 4 faize tâbi. Kredilerin ilk iki yılı ödemesiz. Kanunun 40'ıncı maddesinde "Borçlandırma bedelleri, konut, konut inşası, arsa ve sair yardımlarda en az 20 ve en çok 30; dükkan ve fırın gibi yerler için yapılan yardımlarda ise, en az 5 ve on çok 15 yılda ve eşit taksitler halinde tahsil edilerek fon hesabına yatırılır" deniliyor. Yasaya göre vadesinde ödenmeyen taksitlere dair borç için gecikilen her güne yıllık yüzde 5 gecikme faizi uygulanıyor. Vadesinden önce iki yıllık taksitten az olmamak kaydı ile mevcut borcu defaten ödeyen hak sahibinin borcu yüzde 20 indirime tâbi tutuluyor. 

11 Şubat 2023'te Resmi Gazete'de yayımlanan "Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2023 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ"e göre konutlar, okullar, entegre sanayi tesisleri, yurtlar ve bankalar gibi 50'den fazla çeşit yapıda inşa maliyetleri metrekare başına 6 bin 350 lira ile 8 bin 825 lira arasında. 

EVİN MALİYETİ 1,5 MİLYON TL’Yİ AŞIYOR

Ekonomim gazetesinden Hüseyin Gökçe'nin de haberinde yer aldığı gibi bu rakamlar, kaba inşaat maliyeti. Yani, bina içindeki banyo, tuvalet, yer döşemesi, armatür gibi detaylar yok. Gökçe, "Parke, lavabo, mutfak dolapları gibi alanlara yapılan harcamalarla birlikte günümüz fiyatlarıyla ortalama metrekare maliyeti 10 bin lira civarına ulaşıyor" diyor. Dolayısıyla Bakanlık'ın yapmayı vadettiği 105 metrekarelik evin maliyeti, 1 milyon lirayı aşıyor. Buna bir de altyapı maliyetleri eklenirse 1 milyon 575 bin lira gibi bir hesap çıkıyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan 10 Şubat'ta yaptığı açıklamada "Yüz binlerce konutuyla, altyapısıyla, üst yapısıyla şehirlerimizin yeniden inşası süresinde de devlet hazinesinin yanı sıra hem milletimizin hem de dünyanın desteğine ihtiyacımız olacak. Gönlü zengin herkesin kendi imkanınca yapacağı katkıyla bu süreçte devletin yanında yer alacağından şüphe duymuyorum" demişti. 

DEPREMLER DEVAM EDERKEN İNŞAATLARA NASIL BAŞLANACAK?

Yüzbinlerce konutun iki yıl içerisinde yetişmesi pek çok kişi için inandırıcı gelmiyor. Bunun nedenlerinden biri bölgede hâlâ artçı sarsıntılar olurken, inşaat projelerinin başlamasının risk oluşturması. 

Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, 17 Şubat'ta gerçekleştirdikleri basın toplantısında "‘Bir yıl içerisinde yeniden ayağa kaldıracağız' diyorlar. Böyle bir şey yok arkadaşlar. Siz yerleşim yerlerini yanlış seçmişsiniz, zemin sıvılaşması olan yerleri seçmişsiniz. Bataklık alanları seçmişsiniz. Fay hatlarının olduğu yerleri yerleşime açmışsınız. Bir yıl içerisinde buralarda bina yükseltemezsiniz. Zaten bütün yanlışlık buradan çıkıyor" demişti. 

"Bu ülke size 21 yıl verdi" diyen Candan, "Deprem vergileri topladınız, kentsel dönüşüm kanunları, yönetmelikler çıkardınız. Bunların hiçbirini uygulamadınız. Dolayısıyla bu planların tamamının iptal edilmesi, bilimsel verilerle yeni planlama sürecinin yapılması gerekiyor" açıklamasını yapmıştı. 

Bir diğer neden ise 2003-2022 arası geçen 19 yıllık sürede 1 milyon 170 bin konut üreten TOKİ'nin, diğer başka pek çok konut projesi varken 200 bin konutu daha nasıl yetiştireceği sorunsalı. 

MALİYETLER YÜZDE 40 DEVLET TARAFINDAN KARŞILANACAK

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 13 Eylül 2022'de "Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi" diyerek açıkladığı "İlk Evim İlk İş Yerim" projesi, 2023-2028 arası 5 yıllık süreçte 81 ilde 500 bin sosyal konut vadediyor. Projenin ilk etabı ise iki yılda tamamlanacak 250 bin konut. Konutların maliyetinin yüzde 40'ını devlet karşılayacak. 

Orta gelirli hane halkını hedefleyen "Yeni Evim" projesi ise 4 Ocak 2023'te açıklanmıştı. 

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, ilk etapta 100 bin ailenin birkaç ay içerisinde ev sahibi olacağını söylemişti. Bu 100 bin konutun yüzde 25'inin İstanbul, yüzde 75'inin ise diğer illerde olması planlanıyor.  

YENİ KONUT KREDİLERİ NASIL KULLANILABİLECEK?

Program kapsamında vatandaşlar, 3 farklı aşamadaki konutlar için kredi kullanabilecek: Tamamlanmış konutlar, belirli bir oranda tamamlanmamış ve bankaların kredi verme kriterlerine uygun konutlar ve yapımına başlanacak konutlar.

İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası Genel Başkanı Hasan Kırlangıç ise 28 Şubat'ta "Ege'de Sonsöz"de verdiği röportajda Türkiye'de yüzbinlerce konutu bir yılda yapacak bir iş gücünün olmadığını söyledi. Sadece binalar değil altyapı için de iş gücüne ihtiyaç olduğunu hatırlatan Kırlangıç, "Bir yıl içerisinde yetiştirmek istedikleri yüzbinlerce binadan bahsediyorlar. Bunları bir yılda teslim etmek demek Türkiye'deki bütün inşaat işçilerinin sadece bu bölgede çalışmasını sağlamak demek" ifadelerini kullandı. Türkiye'de şu anda 1,5 milyon inşaat işçisi olduğunu belirten Hasan Kırlangıç, "Bu sayı binaların yapımı için yeterli değil. Yaz sürecinde bir bölgede inşaat başlarken bir bölgede inşaatlar duruyor. Özellikle Akdeniz bölgesinde. Bu dönemde dışarıya çok işçi giderse zaten yetmeyecekti. Burada Suriyeli işçileri kullanacaklardır" ifadelerini kullandı.