Nusret Çiçek

Tarih: 08.07.2023 10:39

DEĞİŞİM ANKARA’YA GELİYOR!

Facebook Twitter Linked-in

Seçimler öncesi CHP’de yüksek basınç büyük bir hava muhalefeti oluşacağını yazmıştım. Aynı şekilde altılı masa için de endişelerim vardı.

 Nitekim, masanın ikinci büyük ortağı Meral Akşener, tam da bir depresyon havasında masayı yumruklarken partisinin as katında istifalar sıraya dizilmeye başladı. Öyle ya, parti olarak kırk dört  milletvekilini zar zor alırken diğer küçük partilerin 39 milletvekili almaları Akşener yönünden tam bir siyasi hezimet sayılır. Kalktı oturdu, gitti geldi beceremedi.

Şimdi de savcı olarak görev yaptığım Bolu gibi şirin bir  ilin Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın Kılıçdaroğlu’na karşı hamlesini izlemekteyiz.

Özcan, “Ankara’nın taşına bak” diyerek düştü yollara.

Atatürkçülüğe vurgu yaparak değişim istiyor…

Kılıçdaroğlu Atatürkçü değilmiş…

Başta kendisi olmak üzere Atatürkçüler partiden uzaklaştırılıyormuş.

Bu Atatürkçülük hala para ediyor demek ki!

Genel merkezin kapısına dayandığında kırmızı kartı göreceğini bildiğinden haklı olarak soruyor, “Orası senin babanın çiftliği mi?”

Özcan kardeş..!

Zamanında Mustafa Kemal'in çiftliği idi, daha sonraları kamera şakası sayesinde Baykal’dan intikal ederek Kılıçdaroğlu’nun çiftliği oldu…

Demokrasi  değil mi!

 Hangisi olursa olsun,  genel merkezler genel de birisinin çiftliğidir.

O ne derse o olur, sandıklar göstermeliktir…

 Belediye Başkanı Özcan…

Kılıçdaroğlun’dan bir şey olmaz demek istiyor.

Her girdiği seçimi kaybeden Kılıçdaroğlu’na karşı parti içi muhalefetin de gün geçtikçe bendini aşmaya başladığını görüyoruz.

 Yapamıyorsun madem gideceksin diyorlar.

 İyi de Kılıçdaroğlu nasıl geldi nasıl gidecek?

Aslında çetin bir soru.

Deniz Baykal ile Muharrem İnce’ye tuzak karanlar kimse ona da aynısını yapmadıkları  takdirde  çok zor gider.

Erenler koltuğa tutkal gibi yapıştı.

Kaldı ki normal şartlarda gidip gelme olayı delege işidir.

İlah gibi laiklik ve çağdaşlığa tapınan CHP delegelerinin kimden yana, kimin adamı olduklarına bakmak lazım. Kılıçdaroğlu bunca yıl herhalde boş durmamıştır.

 …

Özcan kolay lokma, onu geçelim.

İmamoğlu ise, belli bir kesimin onayını almış olsa da delege bazında henüz nefesi yeterli değil. Bu durumda, CHP’ye değişimin gelmesi zor.

Asıl olan kafalar değişmeli.

Her mahfildeki dalaşmalar ithal edilen demokrasi ve laik cumhuriyetin yapısından kaynaklandığını ne hikmetse göremiyoruz.

Akşamdan ithal siyaset gömleğini giyen sabaha başkası olarak çıkıyor.

 Kardeş kardeşe karşı, şeytanın aklı bile karışık.  

Gerçekten değişim deniyorsa, aslında bir asırdır başımıza geçirilen un çuvalını  çıkarmamız gerekiyor. Osmanlı tam üç kıtayı asırlarca barış içerisinde yönetti, cumhuriyet particilik saplantısında üç kişiyi zor yönetebiliyor.

İthal ve saplantı…

 Dışarıdan neyi ithal etmişseler bu millete mızrak gibi batıyor.

Öyle ise kısadan sayalım…

 Allah’ın(cc) haram kıldığı faiz üzerine kurulan sömürü düzeni.

Devletin kamburu sayılan ve de israftan başka hiçbir işe yaramayan  Fransız menşeli belediyeler, arpalıklar.

Milletin inanç ve ahlakı yapısına alenen ters düşen Antik Yunan menşeli laiklik. Her türlü kirliliğe hürriyet tanıyan çamur demokrasi.

Cumhursuz, liyakatsiz ithal cumhuriyet…

Başımızda bu kadar sorunlar varken, iktidar veya genel başkan değişikliği ancak aspirin tedavisi kadar etkili olmaktan öteye gidemez.

Her dönem sorunlarımız aşağı yukarı aynı…

 Cumhuriyeti kuranlar, ülkenin sadece kültür yapısını değil, ekonomik varlıklarını da   dönmelere peşkeş çektiler.

 İthalat ihracat ve her türlü ülke kaynakları hala ellerinde.

Pazarı o kuruyor, sen sadece alıcısın.

Ne hikmetse, akıllı geçinenler hep Türk deyip dövünürler…

Ama üretim ve tüketimde söz sahibi olan kaç kişiyiz?

Birileri asırlarca bir arada yaşadığımız sefil ve muhtaç Suriyelileri sorun göstererek hedef şaşırtıyor. Maymuna bak diyor maymuna.

Değişimmiş…

Ne farkeder.

Başımıza geçirilen emperyalist sömürücü çuval aynı değil mi?

Gider biri gelir öbürü.

 

8.7.2023 Nusret Çiçek


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —