“Bu dünyada bir gün uyuduk.

Ve başka bir dünyada uyandık.

Çin seddi artık bir engel değil ve Mekke, bomboş.

Sarılmalar ve öpmeler artık silah gibi, tehlikeli!

Akraba ve arkadaş ziyaretlerine gitmemek, bir sevgi gösterisi olur.

Güç, güzellik ve paranın değersiz olduğunu ve ihtiyacınız olan oksijeni size veremediğini fark edersiniz. Dünya çok güzel ve kendi hayatını sürdürüyor. Sadece insanlar hapsoldu.

Bize mesaj veriyor:

“ - İnsanlara ihtiyacım yok!”

“ - İnsanoğlu olmayınca, dünya daha güzel!”

“-Geri döndüğünde unutma ki…”

“ - Sizler benim misafirimsiniz.”

“ - BANA HÜKMEDEMEZSİNİZ.”

***

Koronavirüs salgını dünyayı kasıp kavururken sosyal medyada dolaşan bir videoda, yer alan yukarıdaki ifadeleri sizinle paylaşmak istedim.

***

Hüküm verme yetkisini elinde tutan, yegâne hüküm koyucu olan ve son hükmü verecek olan şüphesiz “el-Hakîm” olan Allah’tır.

***

“Koronavirüs neden var?” sorusu, elbette önemli.

Bu suali, yayınlanacak olan kitabımda, cevaplayabilmek için hem yabancı kaynakları, hem yerli kaynakları, hem de Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerîm ile Hz. Muhammed (S.A.V.)’in hayatıve İslâm tarihini araştırmaya koyuldum. Dikkatimi çeken en ufak anekdottan bile yararlanmaya çalışıyorum.

Aslında korona ve tüm virüsler, üzerinde durulması gereken hayatî bir mesele! Şeytanın dürtmesiyle, insanlar tarafından genlerine müdahale edildiğinde küresel anlamda temel bir sorun olmaya ve oluşturmaya başlıyorlar.

***

Allah’ın “OKU” emri gereğince önce Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’i okumaya, anlamaya ve okumamız gereken diğer kitapları da Cenab-ı Hakk’ın biz insanoğluna vermiş olduğu akıl ve şuur başta olmak üzere diğer duyularımla anlamaya çalışıyorum. Kur’an'ın, okudukça ve anlamaya çalıştıkça her ayetin kalbinize ve beyninize tekrar nüzul ettiğinin farkına varıyorsunuz!

Kur’an’ı anlamaya doğru her adım atışımda Allah’ın, esmalarıyla birlikte bana daha çok yaklaştığını, namazda secdeye alnımı her koyuşumda ve zikirleri uzatışımda Allah’la konuşmanın ne kadar güzel bir şey ve hoş bir diyalog olduğunu; içimde meydana gelen tarif edemeyeceğim kıpırtılar ile korkuyla karışık ürperti ve ilhamı size nasıl anlatsam ki…

“Anlatılmaz, yaşanır!” derler ya..

İşte öyle bir şey.

***

Anladığım şu: Rahmanî, şeytanî ve insanî olduğuna kanaat getirdiğim bu Koronavirüs (Covid-19)’ün, Cenab-ı Hakk tarafından “korunmuş levha” anlamına gelen Levh-i Mahfûz’da yazılmış olduğu..

“Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap (Levh-i Mahfûz)’da olmasın.” (Neml / 75)

İslâm âlimleri, “Âyetlerin genel muhtevasına göre; kâinatta meydana gelecek bütün varlık ve olaylar bu kitapta yazılmıştır. Gökte ve yerde küçük büyük ne varsa, insanların ecelleri, fertlerin ve milletlerin başına gelecek musibetlerin tamamı Allah’ın ilminde yer almış ve levh-i mahfûz denilen bir kütüğe kaydedilmiştir.” diyorlar.

Kur’an-ı Kerîm’in seksen beşinci sûresi olan Bürûc’un yirmi ikinci âyetinde Allah cellecelâlühû; “O Kitap çok şerefli, bir Kur’an’dır ki (onun adı)Levh-i Mahfûz’dadır. (Koruma altındaki levhadadır) buyuruyor.

Ekseriyeti kozmik âyetlerden oluşan Kur’an’ı anlayabilmek için astronomi ve anatomi ilimlerini de bilmek gerektiğinden hareketle merakımı uzaya, biyolojiye, yapay zekâya da yönlendirdim. Kur’an Arapça yazıyla yazılmış ama okudukça, araştırıp anlamaya gayret ettikçe karşınıza koskoca bir kâinat çıkıyor.

***

“Koronavirüs neden var?” sorusunun cevabını ararken Allah’ı bilmeden, tanımadan, anlamadan Allah’a gereği gibi kulluk edilemeyeceği gerçeğiyle karşılaştım.

Kur’an’da 900 yerde geçen “ilim” kelimesinin insan için olduğunu ve Allah’ın doksan dokuz güzel isimlerinden birisinin de “el-Âlim” olduğunu, ilim öğrenmek için mutlaka bir ‘Bilen’e sormak gerektiği de cabası... Peygamberimiz, “Soru sormak ilmin yarısıdır” buyuruyor.

Ben âlim değilim, belki muallimiz. Bilgisi sonsuz olan Allah’ın, bilgisi sonlu olan Âdem’e bütün kelimeleri öğretmesinde acaba ne muradı olabilir ki…

***

HAYÂT!

İmanın altı şubesinin her biri hayât hakikatının umdeleri değil midir?

Hayat, Allah’a şükür ve hamdetmektir.

Hayat, ibadet ve muhabbettir.

İnsana ait bir hayat varken şahsa âit özel bir hayat da vardır.

Ana rahminde bulunan çocuğun hayatı ise; “Hayât-ı takdiriyye”dir.

Birde hastalıklı ömür ve hastalıklı hayat var: Hayât-ı alîl.

Yoksa Allah (C.C.) bu geçici dünyada bizim her birimize “hayât-ı müsteâr” mı verdi?

Bizi hasta eden virüsler midir?

Bizi hastalıklı bir hayata doğru iten yoksa koronavirüs müdür?

Her maddi hastalığın bir manevi tarafı olduğunu hiç düşündük mü?

Meselâ mide hastalıklarının ‘haram lokma’ ile ilgili bir tarafı yok mudur? Raif Cilasun’un helâl lokma peşinde koşan Müslüman bir genci ele aldığı “Haram Lokma” romanı bunu anlatır.

***

Hayâtta değerini bilmediğimiz ve yanıldığımız iki nimetten biri sağlık, diğeri ise boş zamandır.

Değerlendirme hususunda aldandığımız sağlık nimetine, acaba Korona’dan önce ne derece önem veriyorduk? Dört-beş yıldızlı otellerde doldurulan tabaklardaki yiyecekleri tıka basa mideye indirirken tabakta kalan yemekleri, garsonlar çöpe “israf” olarak döküyorlardı.

Allah, israf eden kullarını niye sevsin ki (kendilerine çeki düzen vermedikleri sürece).

Koronavirüs denilen illet hastalık gelmeden önce sağlığımızın değerini ve kıymetini bilenlerden miydik?

“Bilenlerle bilmeyenler hiç bir olur mu?” (Zümer/9)

***

Bu korona, sağlık ile boş zamanın para ve altın, elmas, yakut veya zümrütten ne kadar değerli şeyler olduğunu bize öyle bir hatırlattı ki...

Tabiki anlayana ve hatırlayana..

Çünkü; hatırlamak, dirilmek demektir.

Hz. Muhammed, “Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini çok iyi bilmelisin; ihtiyarlığından önce gençliğinin, hastalığından önce sağlığının, yokluğundan önce varlığının, meşguliyetinden önce boş vaktinin ve ölümünden önce hayatının.” buyuruyor.

***

Zamana yenik düşmemek için bize bir saadet reçetesi gibi sunulan Asr Sûresinde Cenâb-ı Hakk, bize “imanı, salih ameli, hakkı ve sabrı” tavsiye ediyor.

Cenâb-ı Mevlâ, Koronavirüs ile bize, sağlık ile boş vaktin ne kadar değerli olduğunu ve “ölmeden önce hayatın” son derece önemli olduğunu hatırlatıyor!

Bir düşünür; “Acılarımız, hocalarımızdır!” diyor.

Allah cellecelâlühû bizleri imtihan ederken çıktığımız bu hayât yolculuğunda bütün bu olayları bizi üzmek için değil, bizleri acıtmak için başımıza musallat etmiyor elbette.

Hz. Ömer, “Dertsiz insan yoktur. Varsa da adam değildir” diyor.

Dertsiz insan ve dertsiz Müslüman elbette olmaz.

***

Hayat; 'dirilik, canlılık, yaşama, sağlık, sofa, avlu' demek.

Tek veya iki katlı evinizin sofa veya avlu bölümünde eğer bir dirlik, bir canlılık, veya yaşama belirtileri yoksa o evde “hayat yok” demektir.

İnsansız bir mekân ölüden farksız bir mekândır. Mekanı canlı tutan insanın alıp verdiği nefesidir. Dünyadaki oksijen bedava! Eğer nefes alamıyorsanız, size taktıkları oksijen tüpü paralı hale geliyor. İnsanlar nefes alamadıkları için değil, veremedikleri için ölüyorlar.

Çünkü dünyada görülen/görülmeyen her şey insana göre yaratılmıştır.

Ancak mikroskop altında görülebilen bir canlı varlık olan Koronavirüs de insana göre yaratılmış bir mikroptur.

Vücudumuzda (bedenimizde) yüzlerce mikrop ve virüs bizden beslenerek yaşıyor.

Peki, o halde Koronavirüs neden var?

Yoksa bu virüs bir “Ajan virüs” müdür?..

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.