google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html

Başkanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan tek adam modeli

16 Nisan 2017'deki Anayasa değişikliği halkoylamasıyla birlikte yeni sisteme geçiş yapmaya milletçe "evet" dedik. 24 Haziran 2018'deki seçimle birlikte de yeni sistemin, adı başkanlık olan ama başkanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan tek adam modeliniortaya koyan yeni sistemin ilk Cumhurbaşkanını seçtik. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ilk turda %52,59 oy alarak ikinci kez Cumhurbaşkanı seçildi. Bu yeni sistem tartışılırken benim de içinde yer aldığım hayır bloğunun üzerinde en çok durduğu konulardan biri şuydu, Siyasetimizin senelerdir yaşayan teamülleri hasebiyle cumhurbaşkanlığı görevi 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimine dek her daim partiler üstü bir yerde konumlandı. 2014 Seçimine dek Cumhurbaşkanı seçilen isim seçildiği partiden memnuniyetle istifa etti, her ne olursa olsun tarafsızlığını korudu devletin kirişleri arasında dengeyi bulan akil kişi oldu yahut olmaya çabaladı.

Güçlü bir köke kavuşmaktan aciz

Buradaki amaç parti ayrımı gözetilmeksizin herkese eşit mesafede duran bir Cumhurbaşkanı’nın varlığını sağlamaktı. Ve tabii ki yürütmenin başına geçmek gibi niyet de yoktu. Getirilmesi için çalıştıkları yeni sistemde partili bir Cumhurbaşkanı işaret edilirken aynı zamanda Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlığının güçlendirileceği çelişkisinden söz ediliyordu. Ben o dönemki yazılarımda en çok sistemin bu tehlikesinden söz ediyordum. Bu tehlike ne mi? Sosyolojik açıdan olaya yaklaştığımız zaman her ne kadar acı olsa demokratikleşme noktasında epey yolumuz olduğu hakikatiyle karşılaşıyoruz. Bizim demokrasi mücadelemiz halen güçlü bir köke kavuşmaktan aciz durumdadır. Hal böyle olunca bugün Türkiye'de seçilecek partili cumhurbaşkanına manasızca fazla yetki veren bir sistem getirirseniz zaten arasında çatlaklar oluşmaya başlayan toplumu bir felaketin içine adım adım sürüklersiniz. O lider zamanla kendisine oy verenlerin lideri haline dönüşür. Devlet ve parti iç içe geçer parti devleti kaçınılmaz hale gelir.

Ne koltukmuş be !

Bu sistemin en büyük tehlikelerinden birinin bu olduğunu savunuyordum. Haklı çıkmamayı inanın isterdim. Sayın Cumhurbaşkanı sosyal medya hesabından paylaşım yapıp, "Bu ülkede iki ittifak var Cumhur İttifakı ve Zillet İttifakı. Zillet İttifakı Pennsylvania ve Kandil'in yönetimindedir. Amaçları da teröristleri devlete yerleştirmektir." diyebiliyor. Açıkçası üzülüyorum, siyasetimizin getirildiği noktaya çok üzülüyorum. Cumhurbaşkanı’nın 3-5 oy fazla alabilmek için girdiği şekillere çok üzülüyorum. Üzülmemek elde mi ?"Ne koltukmuş be!" diyorum. İnsanı hırstan, kibirden ne hallere getiriyormuş. Bir Cumhurbaşkanı ki liderliğini yaptığı siyasi ittifaka destek vermeyen, kendisinden farklı düşünen herkesi terörist kabul ediyor. Ülkedeki seçmenlerin yarısını terörist damgası vuruyor. Milletin bekasına düşman görüyor.  Ama mecliste temsil edilen muhalefet partileri 'Beka sorunu nedir, araştıralım. Sonra hep beraber gereğini yapalım' teklifi verdiğinde ittifakına ret oyu verdiriyor.

Sandıktan teveccühle çıktınız da ne oldu ?

Sayın Cumhurbaşkanı siz, ben ve benim gibi düşünenlere terörist diyorsunuz. Liderliğinize muhalif olanlara "Bunlar milletin bekasına tehdittir !" diye bize parmak sallıyorsunuz da bizler iftira atmayı, yalan konuşmayı sevmeyiz. Ben içi boş laflar etmeyeceğim sadece size bizzat güle oynaya attığınız kimi adımları hatırlatacağım, Kafanızı gömdüğünüz kumdan çıkarın artık efendim !  Bu memlekette bir sorun varsa o da bizzat sizsiniz. 19 senedir sandıktan bu milletin teveccühüyle çıktınız. Çıktınız da ne oldu? Elinizdeki tüm güce rağmen, muhalefetin tüm ikazlarına rağmen devletin organlarını 'Muhterem Hocaefendi'diye FETÖ'ye teslim ettiniz. Türk ordusunda kendi yapılarını kurduklarını bile bile sessiz kaldınız. Yargıyı altın tepside paralel yapıya sundunuz. Sonra halka devletini bir temmuz gecesinde yeniden kurmaya mecbur bıraktınız. Sonra da şaka yapar gibi'Kandırıldık !' deyip işin içinden sıvıştınız. Sonra memlekette cadı avı başlattınız. O övüne övüne bitiremediğiniz adaletinizde ezkaza FETÖ'nün bankasından maaş çeken amcaların, teyzelerin kandırılmaya hakkı olmadı hapislere tıkıldı. Ama sizin meclis kürsüsünde hocaefendi diye ağlayıp zırlayan bakanlarınızın kandırılmaya hakkı hep vardı. Halen meclis sıralarında, meclisin lokantasında bu milletin parasıyla fink atıyorlar.

Yetmedi !

Yetmedi, politikalarınız tıkanınca seçmenin önüne koyacak ciddi projeler tükenince bu ülkeyi kutuplaştırdınız. Bu zamana kadar iktidar uğuruna hiçbir liderin yapmadığını yapıp ayrıştıran dille toplumu iyiden iyiye böldünüz. İnsanları birbirine tahammül edemez, hatta siyaset yüzünden yüz yüze bakamaz hale getirdiniz. Yetmedi, liyakati yerle yeksan ettiniz. İşini bilen insanları sırf sizden farklı düşünüyorlar diye devletten kovaladınız ya da devlete küstürdünüz. Kritik pozisyonları bilmem kimin tanıdığı, onun bunun akrabası diye olur olmadık insanlara peşkeş çektiniz. Türk devletinin hazine anahtarını ekonomi alanında hiçbir yeterliliği olmayan, elif desen direk zannedecek Damat Bakan’a teslim ettiniz, kendi ekonomi kurmaylarınızı bile isyan ettirdiniz. Sonunda yine söylenenlere gelip damadı görevden almak zorunda kaldınız. Yetmedi, bu milletin en hassas duygularını seçimlerin meselesi haline getirdiniz. Kadınların bedeni üstünden bile oy toplamaya kalktınız. Secdeye giden alınlardan oy hesabı yaptınız. Camilerde hocalara AKP propagandası yaptırdınız, caminin içine bile siyaset soktunuz. Meşrutiyetten beri devam eden parlamenter sistem geleneğini çıkarlarınız için, daha fazla yetki kullanabilmek için mahvettiniz.

Yetmeyecek !

Yetmedi, bebekler soğuktan donarak ölürken bilmem kaç bin odalı altın saray diktiniz. Sokaklarda çöpleri karıştırıp kuru ekmek bulmaya çalışan vatandaşlarınız varken siz altın kadehlerde ejder meyveli kokteyller içtiniz. "Evladımın canı bir kilo mandalina çekti de alamadım." diyerek intihar eden babalar varken siz binlerce çeşit yemeği şaşalı resepsiyonlarda, iftarlarda mideye indirdiniz. Yetmedi, 17 senenin sonunda sayısız seçim galibiyetine, elde ettiğiniz uçsuz bucaksız yetkilere rağmen ülkeyi ekonomik kriz enkazının altında bıraktınız. 17 Senelik iktidarın sonunda halkı marketten alışveriş yapamayacak hale getirdiniz. Mitinglerde dağıttığınız bir paket bedava çaya muhtaç bıraktınız. Üretmeyen, üretemeyen tamamıyla dışa bağımlı bir vaziyete düşmemizi sağladınız Yetmedi, yetmedi, yetmedi, yetmeyecek...

Peki bekaya tehdit olarak gördüğünüz bizler, biz Türk gençleri kimiz Sayın Cumhurbaşkanı ?

Biz ne yaparız?

Biz bu ülkenin aydın olmaya çalışan gençleriyiz, bizler Mustafa Kemal'in memleketi emanet ettiği o gençliğiz. Bizden hiç ama hiç korkmayın! Ne hainiz ne de size düşmanız ! Biz ülkesinin geleceğinden kaygı duyan, vatan için yanmaya hazır o gençliğiz!

Biz aydınlığa çıkmak için söz verdik bu yüzden dünyayı okumaya çalışıyoruz.

Biz daha iyi, daha sağlıklı, daha adil, daha demokratik, daha huzurlu ve daha özgür bir Türkiye'nin hayalini kurduk. Bu hayale inanıyoruz, bu hayal için yollara düştük. Bu hayal için çalıştık. Bu hayalin hasretiyle yanıp tutuştuk. Tutuşuyoruz. Tutuşacağız, icap ederse yanacağız.

Bu aydınlık hayalin bir parçası olamadığınız için ve bir gün haklı çıkacağımızı bildiğiniz için bugün bizi hainlikle suçluyorsunuz, biliyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı, herkes kendisine yakışanı yapar, kendisine yakışanı söyler. Anlıyorum ki siz sallanmakta olan iktidarınızı yitirme korkusuyla, uykularınızı kaçıran anketlerin tesiriyle oyları telâfi etme yolunu sık sık olduğu gibi birilerini günah keçisi ilan etmekte buldunuz. Çünkü siz asla hata yapmazsınız, yapamazsınız. Ülkede bir sorun varsa tabii ki sebebi senelerdir muhalefette olan CHP’dir, 3 sene önce kurulmuş İYİ Parti’dir veya eski yol arkadaşlarınızın kurduğu Gelecek ve DEVA Partileridir !

Sorunun AKP'yle ne alakası olabilir ki ? Tüm Türkiye bir araya gelmiş sizi ve sizin iktidarınızı lekelemek için hiç durmadan mesai yapıyor. Yoksa bu ülkede kötü giden bir şey olabilir mi ?

Merak etmeyin, biz sizi anlıyoruz çünkü korktuğunuzu biliyoruz, Nâzım diyor ya "Kimseye benzemez onların korkusu !'’ diye.

Herkes kendisine yakıştırdığını yapar Sayın Cumhurbaşkanı. Bizlere terörist de deseniz biz katiyen size hakaret etmeyeceğiz. Adını duymaya tahammül edemediğiniz Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti o koltukta oturuyorsunuz diye etmeyeceğiz. O koltukta oturmuş olanlara Sezer'e, Demirel'e duyduğumuz hürmet için asla hakaret etmeyeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı makamına duyduğumuz saygı için hakaret etmeyeceğiz, edebimiz gereği hakaret etmeyeceğiz ve seviyemiz gereği hakaret etmeyeceğiz.

Sadece ve sadece bilmeniz için şunları söyleyeceğiz;

Her ne yaparsanız yapın, her ne kadar hakaret ederseniz edin, her ne kadar kutuplaştırırsanız kutuplaştırın, her ne kadar kavga ederseniz edin, her ne kadar susturmaya çalışırsanız çalışın; son perde yaklaşıyor !

Korkunun ecele faydası yok !

Sizler gideceksiniz ve bizler geleceğiz !

Bizler geleceğiz ve Türkiye Cumhuriyeti’ni müreffeh geleceğine taşıyacağız.

Yürekten dileriz ki sizin döneminiz kötü bir ders olarak kalır zihinlerde. Kalır ve bir daha bu topraklarda hiç kimse sizin düştüğünüz trajikomik hallere düşmez.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.