Kamuoyu araştırmaları Cumhur İttifakının giderek eridiğini gösteriyor. Yeni bir seçimde,  Millet ittifakını dağıtmadığı müddetçe hiç bir şansı yok.

Onun için bütün hesaplar Millet İttifakını dağıtmak üzerine yapılıyor.  Geçmişte, HDP ve FETÖ ile özdeşleştirme gayretleri bunun içindi. Yerel seçimlerde yapılan tehditler, parmak sallamalar aynı amaçla yapıldı. Bunların hiç biri sökmeyince daha önce yapılan tüm itham ve suçlamalardan vaz geçilerek,  İYİ Partiye eve dön çağrısı yapıldı. Ondan da netice alınmadı, şimdi İYİ Parti kongresi bahane edilerek başka bir yol deneniyor. Ne yazık ki, bazıları da bu oyuna geliyor. Öyle ki, Saray'ın Televizyonu A Haber'e çıkacak kadar, sağ duyusunu kaybedenler oldu.

Partilerde bir demokrasi sorunu olduğu muhakkak, ancak diğerleri ile mukayese edildiğinde İYİ partinin en azından Cumhur İttifakını oluşturan partilerden daha demokrat, daha hoş görülü, hatta çoğulcu olduğu söylenebilir. Hırsların yarıştığı her yerde yanlışlar, kural dışı hamleler olabilir. Bunların çözüm yolu  parti içi mekanizmalardır.

Bizde siyasetçinin duruşu, vakarı çok önemlidir. Seçmen seçtiklerinden, ağır başlılık, partisine zarar vermeyecek bir dikkat bekler. Bu dikkati göstermeyenleri, pozisyonları ne olursa olsun silip atar. Çünkü seçmenin siyasetten bekledikleri ile yukarıdakilerin beklentileri çoğu zaman farklıdır. Seçmen partisinde -ülkeyi kurtaracak- bir misyon görür, ona yönelik hamleleri de bu misyonu engellemeye matuf girişimler olarak algılar. Onun için eleştirilere hoş görü ile bakmaz, hele eleştirenler seçip gönderdikleri ise hiç bakmaz.

AKP'nin ülkeyi getirdiği nokta, her türlü şahsi hesabı bir tarafa bıraktırmayı gerektiren bir noktadır. Her dakika demokrasiden, adaletten uzaklaşılırken, ekonomi dip yaparken, geleceğe dair umutlar giderek tükenirken ben kavgası peşine düşmek doğru bir şey değil.  Sorumlu hareket eden bir siyasetçi, bugünkü Türkiye'de kişisel hesapların peşine düşmez. Düşen, kendine yapıldığını iddia ettiği tasfiye girişimini haklılaştırmış olur.

İYİ partide olanlar, siyasetin ne zor bir zenaat, liderliğin ne zor bir iş olduğunu gösteriyor. Liderler, parti yönetirken aslında bir sürü muhteris adamın hırslarını da yönetir.  Ve bunun devlet yönetmekten daha zor olduğunu  yaşayarak görüyorlar,  liderleri zaman zaman  sert davranmaya iten de budur. Parti içi demokrasiyi her hırsını gerçekleştirecek bir zemin gibi görenler, liderleri kısıtlayıcı davranmak zorunda bırakıyorlar.

Bu gibi durumlarda konuşan kaybeder. Zira şahsi ihtirasları için milletin umutlarını çalıyorlar. Ekonomik krizden bunalmış bir genç TV ekranlarına, "gebermek istiyorum" derken, birilerinin koltuk derdine düşmesi, umut olma yolunda hızla ilerlemekte olan bir partinin tekerine çomak sokmaktır. Bunun  Saray iktidarından başka kime faydası olabilir? İktidarın değirmenine su taşıyıp sonra da haksızlığa uğradım demenin artık haklı bir  gerekçesi olabilir mi? Bu tür konuşmalar, delege tasfiyesinin doğruluğu, yanlışlığı hususundaki  tereddütleri izale etmeye yarıyor. Bazen susmak konuşmaktan daha etkilidir, Sussalardı, taban konuşacak belki onları savunacaktı, konuştular tabanın konuşmasına gerek kalmadı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.