Sevinsek mi, üzülsek mi bilemiyorum.
Sanırım en doğrusu Rabbimize şükretmek…
Türkiye’nin bekası ve Doğu Akdeniz’deki hakları adına hayati öneme haiz olan Kuzey Kıbrıs Türk cumhuriyeti büyük bir tehlike atlattı.
  Atatürk bakın ne diyor: ‘‘Efendiler, Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece ikmal yollarımız tıkanır. Kıbrıs'a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir...’’
  Ayrıca da Kıbrıs demek Mavi Vatan Doğu Akdeniz demektir, Türkiye’nin 500 yıllık enerji kaynağı demektir.
  İki yüz elli yıl boyunca Türkler’den aldıkları hiçbir toprak parçasını bir daha Türklere bırakmamış olan Hıristiyan-Batı 1974’de bu kuralın değiştiğini gördü. 46 yıldır sürekli bu yanlışı (!) düzeltme peşinde; bundan asla vaz geçmeyecek, pusuda bekleyecektir. Bunun bilincinde olmalı, gerekli adımları gecikmeden atmalıyız (Nuri Gürgür)
  Evet, KKTC’ni Türkiye’den kopartmak; ABD, başta Fransa olmak üzere Avrupa ve tetikçileri Yunanistan’a pazarlayan, ABD’nin özel yetiştirmesi eski Cumhurbaşkanı Mustafa akıncı neredeyse tekrar cumhurbaşkanı oluyordu.
  Malum, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 2020-2025 yılları arasında görev yapacak olan cumhurbaşkanını belirlemek maksadıyla ilk turu 11 Ekim’de yapılan seçimlerin ikinci turu bu Pazar(18 Ekim) de gerçekleştirildi. Seçimleri çok az farkla haklı olarak, Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da desteklediği Ersin Tatar % 51,7’lik oy oranıyla kazandı.
  Kıbrıs’ı, Girit yapmak isteyen, Türkiye’den kopartmak isteyen bir adamın seçimleri kıl payı kaybetmesi, ‘buna da şükür’ dedirtiyor. Ancak tehlike geçmiş değildir, Akıncı’nın tekrar kazanma potansiyelinin olduğunu gözden uzak tutmamak gerekir. Gerekli tedbirler mutlaka alınmalıdır.
  13 Haziran 2020 tarihinde bu köşeden yazdığımız; “Seçimle gelenlerin vatanı satma hakları mı var?” başlıklı makalemizle ilgilileri uyarmıştık (https://www.enpolitik.com/secimle-gelenlerin-vatani-satma-haklari-mi-var-makale,4108.html ) Korktuğumuz neredeyse başımıza geliyordu.
  Bu makalede, Mustafa Akıncı ile neler söylemişiz, bu zat aslında kimdir bir bakalım:
  “Az gelişmiş ülke toplumlarının psikolojik, kültürel yapıları inceleniyor, o yapılara uygun mesajlar veren ajanlar yetiştiriliyor. Bilahare o kişiler basın yayın organları vasıtasıyla kahraman olarak lanse ediliyor. Bu kişiler o ülkelerde önemli görevlere getiriliyor. Bakan, Başbakan hatta Cumhurbaşkanı- Devlet Başkanı olabiliyorlar. İstemedikleri kişiler bu göreve geldiğinde de tahriklerle darbeler yaptırıyorlar.
  Kimden mi bahsediyoruz? Mustafa Akıncı, KKTC Cumhurbaşkanı…
  Evet, KKTC'nin hakkını koruyan ve savunan Türkiye'ye sürekli engel çıkaran Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, şimdi de Türkiye'nin garantörlüğünü istemediğini açıkça dile getiriyor.
  Akıncı, adada Türk askeri yerine İngiltere ve Yunanistan’ın da dâhil olduğu ortak bir gücün Kıbrıs’ta konuşlanmasını teklif ediyor.
  Üstelik Güneydeki Rumlar dahi bu kadarını teklif etmeye cesaret edemezken…
  Bu, Akıncı’nın ilk vukuatı da değildir. Daha evvel de, "1974'te biz adına Barış Harekâtı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı. Şimdi Barış Pınarı desek de akan su değil kandır. Bu nedenle bir an önce diyalog ve diplomasinin devreye girmesi en büyük dileğimdir" demişti.

  Cumhurbaşkanlığına yeniden aday olan Akıncı’nın ağzından,  İngiliz  TheGuardina’a adeta cerahat akıtmıştı.
  Akıncı verdiği mülakatta, Rumlarla yeniden (1974 öncesi gibi) bir çatı altında birleşme olmaz ise; “Ankara tarafından yutulabileceğini ve ‘de facto (fiilen) Türkiye iline dönüşebileceğini”  ifade ettikten sonra, bunun da ‘korkunç’ olduğunu ekliyordu.
  Suriye'deki Fransız mandasına bağlı Hatay Devleti'nin 1939'da referandumla Türkiye'ye bağlanmasını kabul eden Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen'e atıfla "İkinci bir Tayfur Sökmen olmayacağım" diyor.
  Bu arada Tayfur Sökmen’i rahmetle, minnetle anıyorum.
  Yani “Fransız mandası olarak kalmayı yeğlerdim” demek istiyor.
  Türkiye- Kuzey Kıbrıs ilişkilerinin; “Anavatan- Yavru vatan ” şeklinde tanımlanmasına karşı çıkıyor.
  “Hükümetin faturalarını ödeyen Türkiye'ye ekonomik bağımlılığı azaltmak için daha fazla şey yapmaları gerektiğini belirtti. Bunu başarabilmek için de Güney'in desteğine ihtiyacı olduğunu dile getiriyor”
  Yani Türkiye’ye bağımlı olmayalım Rumlara bağımlı olalım demek istiyor.
  Türkiye 1974 de Kıbrıs Barış harekâtını niçin yapmıştı, geçmişe bir göz atalım.
  Enosis, Kıbrıs’ı Türklerden temizleyip, Yunanistan’a bağlama projesi.
  EOKA; Kıbrıs’ta Türk halkını yok edip, adayı Yunanistan’a bağlamak için kurulmuş olan bir terör örgütüdür. Bu örgüt 1952 de Makarios’un başkanlığında Yunanistan’da kurulur. Yunan Dışişleri Bakanı Stefanoplus’un talimatıyla 1 Nisan 1955 de eylemlere başlar. Bu süreçte EOKA, yüzlerce Türk’ün yanı sıra, 100 İngiliz ve yüzlerce Rum’u katleder. 30 Türk Köyünü yakıp yıkar ve bu köylerde yaşayan Türklerin göç etmesini sağlamak için kan ve ateşe boğar, kadınların ırzına tasallut eder.

  EOKA, 1963 de yeniden saldırılara başlar ve bu kez de 103 Türk Köyünü yakıp yıkarak, 500 den fazla Türk’ü katleder, on binlerce Türk’ü göçe zorlar
  1974’e gelindiğinde Yunanistan destekli birlikler Makarios’u devirerek adayı Yunanistan’a bağlamak isterler. İşte bu aşamada Türkiye’nin müdahalesi gelir.”
  “Bugün, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Makamını işgal eden Mustafa Akıncı’nın zırvaları Milletimizin vicdanını kanatmıştır.  Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş gibi mücahitlerin de kemiklerini sızlatmıştır.
  Kendisiyle eşinin Güneyde doğmuş olduğunu ifade ederek, Kıbrıslı Rumlarla daha duygusal ilişkilerinin bulunduğunu da anlatıyor. İngilizlere ve Rumlara “ben de sizdenim” mesajını gönderiyor.

  Peki, aslında kimdir bu zat?
  1975 yılında ABD'nin adada "ortak vatan, Türkiyesiz bir gelecek" çalışmaları kapsamında kurduğu ve yabancı istihbarat güçlerinin kontrol ettiği, sivil toplum kuruluşu görünümlü iki toplumlu eğitim komisyonunda eğitim gören ve görev alan özel yetiştirilmiş bir ajan!...
  Zaten çok açıktır ki, Akıncı’nın Türk olmaktan haz duymadığını biliyoruz; milli kimliğin en önemli unsuru olan “mensubiyet bilinci” ne sahip değil. Birçok örneği olan “milletim nev- i beşer” diyenlerden biri.
  Türkiye’ye de görev düşüyor tabii… Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a da görev düşüyor ki biz bu konudaki hassasiyetini de biliyoruz ve bir çözüm bekliyoruz. Çözüm Akıncı’nın görevden uzaklaştırılması ama nasılını bilmiyoruz. Devleti, iktidar ve muhalefet partileri ile sivil toplum kuruluşları ile Kıbrıs’taki milli güçlere maddi- manevi destek verilmelidir. Bu seçimlerde, Akıncı’ya Rumlardan oluk oluk para akacaktır.
  Bizler de en azından bu ve benzeri yazıları paylaşarak bir kampanya yürütebiliriz.”

  Mustafa Akıncı % 48 oyu nasıl aldı?
  “KKTC’ni Avrupa Birliğine katacağım, cepleriniz parayla dolup taşacak”propagandası ile 46 yıldır üretmeden tüketen, fazla çalışma gereği duymadan, çok yorulmadan rahat bir geçim ortamı bulmak isteyen, tarıma elverişli toprakları işlemeye üşenen, kamuda çalışmayı tercih eden zihniyeti cezbetti.
  Daha seçim öncesi vaatlerle birlikte rüşvetlerin dağıtıldığı iddiaları böyle bir zihniyeti mest etti. Neticede 190 bin civarında bir seçmenin olduğunu düşünürsek çok ucuza Kıbrıs’ı ele geçirebilecekti.
  “Başta Fransa olmak üzere AB ve ABD ‘nin desteklediği, amacı yeni bir ”bölge jeopolitiği“ oluşturmak, Türkiye’nin karasularından dışarı çıkmamasını sağlamak olan, İsrail ve Mısır’ın da içinde bulunduğu bir blok kuruldu (Nuri Gürgür)”
  1974 de 14 yaşında olan çocuklar bugün 60 yaşında, yani nüfusun % 80’den fazlası Rumların yaptığı mezalimi, soykırımını bilmiyor.
  Demokrasicilik adına Kıbrıs’ı elden çıkartamayız. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ersin Tatar’ı desteklemesi isabetli ve doğru bir karar olmuştur. Ancak bundan sonra daha fazla projeler geliştirerek Mustafa Akıncı gibilerin yönetime gelmelerinin önü kapatılmalıdır. Kıbrıslı Türklerin önemli bir kesimin milli duygulardan uzak olduğunu belirtmeliyiz.
  “Uzun yıllar İngiliz yönetiminde yaşayan, eğitimin onların hazırladığı müfredata göre yapıldığı okullarda okuyan, Türkiye'den bu konularda ciddi bir destek alamamış olan Türkler arasında bu tarz sorunların olmasını yadırgamamak gerekir. Türkiye’de özellikle üniversitelerde solculuğun etkili olduğu 70’li yıllarda okumaya gelen Kıbrıs’lı öğrencilerin çoğu bu fikirleri benimsemiş olarak döndüler. 74’den sonraki yönetim yapılanmasında, ağırlıklı olarak yer aldılar. KKTC’de öğretmen sendikalarında, solcu görüşte olanlar çoğunluktadır ve eğitim bunların isteğine göre düzenlenmektedir.” (Nuri Gürgür)
  KKTC büyük bir tehlike atlattığı için şükrediyoruz ancak bu konu sürekli olarak Türkiye’nin gündeminde olmalıdır. Zira Akıncı ekibine Batı’dan çok büyük paralar-rüşvetler akacaktır.
  Sayın KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a hayırlı olsun dileklerimizi iletirken, başarılı olmasını temenni ediyoruz.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.