Suçlu  hak ettiği cezayı çekecek.

Mağdur olan da sapına kadar hakkını alacak…

Adalet diyorsak böyle…

Mülkün temeli adalet…

Bu temel pamuk ipliği ile bağlıdır, koptu mu bir daha kolayına düzelemez.

Halen hükümlü olanlarla ilgili yapılacak “ iyileştirme” ile 90 bin kişi hapishanelerden salıverilecek. İyi de sonrası, Kâr mı zarar mı?

Mesela…  

Uyuşturucu kullananı düşünün, 

cezaevinden çıktığı gün (çok azı istisna) bıraktığı yerden devam edecek. 

Dolandırıcılar, hırsızlar… 

Huylu huyundan vazgeçer mi?

Tecrübe ile sabittir… Geçmişte iyileştirme adı altında çıkarılan af kanunlarının yarardan çok zararı olduğunu gördük. Bir şey vermiyor, aksine kanun hâkimiyetinin zayıflamasına neden oluyor. 

İşin başı uygulayandan ziyade sistemdir. 

Eğri doğrulmadan doğru olmaz.

İnkılâplar adı altından ithal edilen “adli sistem” milletin kültürü ve inancı ile bağdaşmaması suç işlemeyi cazip hale getirerek cezaevlerinin taşmasına neden olmuştur. Ol sebeple, zorunlu olarak bu geminin hafiflemesi gerekiyor… Üzerindeki ağır yükün bir kısmını atmadığı takdirde, birikimler ileride sosyal patlamaların habercisi de olabilir. Erken teşhis bir nevi tedavi demektir.

Bu yüzden,

Tedbir alınmasının yerinde olduğunu düşünüyorum. 

İyileştirme dedik… Görelim neler var.

Ne getirdiğini ne götürdüğünü sonradan  tartışırız.

 Ancak, bazı suçların haklı olarak kapsam dışına çekilmesi, bazılarının da hiç görülmemesi  “kanun önünde eşitlik” ilkesi ile bağdaşmadığını söylemek isterim.  O zaman bazılarına iyileşme bazılarına kötüleşme mi!

İlk evvela, tabanda  FETÖ belasından mağdur olan pek çok kişi var…

Burs verdi, telefon edildi, toplantılarına katıldı gibi suçlamalar…

Daha önceleri de çokça söyledim, bu tip suçlamaların hedefi iktidarın tabandan operasyona tabi tutulmasıdır. Gemiyi dibinden delerek su aldırmak…

Diğer tarafta, en çok tartıştığımız resmi ve İslami nikâhlı olanların “cinsel taciz” suçu kapsamında işlem görmeleridir. Zamanında yaşı tutmamış, fakat geçen sürede yaşı tuttuğu halde cinsel taciz suçlaması ile cezaevinde, çocuklarla hanımı onun bunun yardımına muhtaç, perişan. Bu gibilerin mağduriyetleri de giderilmeliydi. 765 sayılı Ceza kanununu bundan iyi idi. Yaşı tutmayanlarla evliliklerin daha sonra nikah yapılması halinde yargılama erteleniyordu. Şimdiki uygulama aile bütünlüğünü yapmaya değil yıkmaya yönelik, acımasız.

Uyuşturucu ticareti yapanlar, 

Cinayet işleyenler, 

kadına şiddet uygulayanlar,

cinsel tacizde bulunanlar ,

 terör suçları… Kapsam dışı... 

Geriye  hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, silahla yaralama, nitelikli tehdit, zimmet, taksirli öldürme, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal. Görevi kötüye kullanmak, kamu görevlisine hakaret, gıda maddelerine domuz eti karıştırmak gibi suçlar kapsama alanında…

...

Bu tip suçları işleyenlerin infazlarına gelelim:

İlk başta denetimli serbestlik geliyor.

 31 Mayıs’a kadar yarı açık cezaevlerine hak kazananlar iki ay denetimli izinli sayılacaklar. Bu izin gerektiğinde uzatılabilecek. 30 marta kadar işlenen suçlar için denetim süresi 1yıldan 3 yıla çıkarılıyor.Bunun anlamı, 3 yıl ceza alan cezaevine girmeden denetimli serbest kalabilecek.

Evde infazın kapsamı genişletiliyor.

Kadın ve çocuk ile 65 yaşını geçenler 6 aydan bir yıla,

 70 yaşını bitirenler 1 yıldan iki yıla, 

75 yaşını bitiren 3 yıldan dört yıla,

5 veya daha az süreli ceza alanlar ağır hastalıklar  veya engelliler, cezaevinde hayatını idame ettiremeyeceklerin cezaları evlerinde infaz edilecek.

Doğum yapanların cezası 1 yıl 6 ay ertelenecek.

Uygulamaya gelelim…

Mesela, gasp suçunu işleyenin 12 yıl ceza aldığını düşündüğümüzde cezanın %50’sı 6 yıl eder. 3 yıl da  denetimli serbestlik olunca geriye  3 yıl kalıyor.Bu durumda, ülkede soyulmadık kuyumcu kalmaz… 

Hele de bu virüs krizi sonrasında gaspçı, yankesici manyağına döneriz.  Hırsızlar bir kapıdan girer diğer kapıdan çıkarsa huzurlu yaşamanın cılkı da çıkar.

 …

Demem o ki… 

Mevcut sistem suç işleyeni caydırmıyorsa, devlet yargılama yükünün altında karanlığa kürek çekmiş olur, giderek toplum düzeni iyice bozulur.

Hadi  yine de bu yükü bir seferliğine atalım da yerine mutlaka  kalıcı bir çözüm… Ama mutlaka temel esaslarını geçmişten alan yerli bir sistem…

Değilse, kısa sürede al baştan…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.