Yıl 2001 ülke iktisadi ve ekonomik çıkmazda. 90'lı yıllarda yaşanan koalisyonlu dönemlerde ortaklar ülkenin sorunlarına çözüm bulamıyor.
Ortada çözüm olmak isteyen Refah partisi var ama ülkedeki Kemalist vesayet odakları ve onlarla hedef birliği içinde olan sermaye ve medya, hatta işçi sendikaları bile Refahyol iktidarına karşı tavır almış, tarihe "Beşli çete" olarak geçmiş durumdaydı. Refahyol hükümetinden sonra iktidara gelen koalisyon hükümetlerinde ekonomiye ve hukuka dair sorunlar ortalığı kasıp kavuruyor, bankalardan sahipleri çuvalla para kaçırıyor.
Bu süreçte her ne hikmetse, terör örgütü PKK koalisyon iktidarını rahatsız etmiyordu. O yıllarda adeta terör durmuş vaziyette idi. Hatta terörist başı paketlenip ülkeye teslim edilmesine rağmen durum böyleydi. Tabi terörist başı Apo idam edilmemek koşuluyla teslimat yapılmıştı.
Tekrar gelelim ekonomik vurguna.
Ülkede yaşanan soygun ve vurgunla bankaların içi bir bir boşaltılıyordu.  Hortumlama hat safhadaydı.
O dönemde bankalar bir bir batırılıyordu. Durum böyle kötü vaziyette iken, Refah Partisi içinden çıkan aktörlerin rol aldığı yeni bir parti kuruldu.
Partinin adı Ak Partiydi.
Ak Parti ülkede hızla teşkilatlarını kuruyordu. Kuruluş aşamasında ilçemizde beni de istişari toplantıya davet ettiler. O gece orada yaklaşık 120 kişi kadardık.
Yapılan toplantıya Aydın'da partiyi kurmakla görevli kişiler de katıldı. Bozdoğan ilçesinden de misafirler gelmişti. İlden gelenlere, ülkede bulunan vesayet odaklarına karşı mağdur kesimin haklarını nasıl savunacaklarını sordum ve ilave ettim.
Ülkenin yönetimine çöreklenen vesayetçi yapılara karşı Refah Partisinden daha yumuşak/soft politika mı izleyeceksiniz? Yoksa yasal ve siyaseten meşru zeminde kalarak mücadele mi edeceksiniz? diye sormuştum. Aslında cevabını bildiğim sorunun cevabını onlardan duymak istiyordum. Pek tabidir ki, tatmin edici cevap alamadım.
Verdikleri cevap üzerine muhatabıma partinin kurucuları ve partinin geleceği hakkında öngörülerim ve kanaatimi söyledim.
Söylediğim kısaca şuydu;
Parti başarılı olacak ama ben yönetici kadronun vesayet kurumlarıyla mücadele edemeyeceğini, zira kurucu kişilerin demokrat duruş konusunda yeteri kadar demokrat olmadıklarını ifade etmiştim.
Bu sebeple de partide yer almayacağımı da ifade etmiştim. Ama çevrem ve kurucular illa yer almamda ısrarcı oldular. Yani ben kurucu olmak, birlikte siyaset yapma konusunda isteksizdim. Nihayetinde ısrarlar sonunda ilçe kurucuları arasında yer aldım. Daha sonra, sırasıyla ilçe yönetiminde, il yönetiminde ve daha sonra tekrar ilçe yönetiminde görev aldım.
İlçe yönetiminde gördüğüm yanlış işler üzerine istifa ettim. Daha sonra işlerin yanlış olduğunu söylemek için ilçe kongresinde il yönetimi ve genel merkeze rağmen aday oldum.
Tabi seçimi kaybettim.  Kaybedeceğimi biliyordum. Daha sonra 2011 seçimlerinden sonra yapılan kongrede tekrar yönetime seçildim.
Burada da 2014 yılında yapılan seçimi alamadık diye yönetim olarak topluca istifa ettik.
İstifa etmek konusunda ısrarcı olan taraftaydım. Çünkü partide siyaset yapmak bizi mutlu ve memnun etmiyordu.
Bütün bunları niye yazıyorum?
Şunun için; Ak Partide bulunduğum süre içinde hiç makam sevdam olmadı. Sadece üzerime aldığım görevin hakkını vermeye çalıştım. Sahip olduğum siyasi birikim için parti ve hiçbir faniye borçlu değilim. Partide hiçbir kimsenin tavassutuyla/kayırmasıyla bir yere gelmedim, makam/statü sahibi olmadım. Tam aksine bütün birikimimi üyesi ve kurucusu olduğum parti için harcadım.
Mağduriyetlerim oldu fakat, menfaatleşmem hiç olmadı.
Bu sebeple;
Partililer ve seçmenden başka yaptıklarımı hiçbir yöneticiye beğendirme derdim olmadı.
Kendimi birilerinin istediği yere koyacağı bir eşya, biblo olarak görmedim.
Birilerinin kendilerini biblo veya eşya olarak görmesi ise, beni insan olarak sadece üzüyordu.
Şimdi ondokuz yıl sonra kimi yöneticiler gibi partiden temelli istifa edip ayrıldıktan sonra şahsıma yönelik menfaatçi ve istediği makamı alamadığı için ayrıldı diyemez.
Hoş diğer istifa eden yönetici ve partililer içinde diyemezler.
Bugün Ak Partiden istifa edenler ve parti kuranlar menfaate değil, zora taliptirler.
Menfaatle işleri olsaydı pekala partide kalır gemilerini yüzdürürlerdi.
Bu ilkesizliği yapmayanları menfaatçilikle suçlamak abestir, hiçbir inandırıcılığı yoktur.
Böyle olmasına rağmen haddini bilmez edepsizler olacaktır.
Başkalarını bilmem ama bilsinler ki, ben bu kişilere hakkımda yaptıkları suizan ve gıybet için haklarımı helal etmeyeceğim.
Eğer ahiret ve hesap günü diye bir inançları varsa hesaplaşma oraya kalacak.
Tabi edebiyle helalleşenler istisna.

Hamd olsun ki, hayatım boyunca inandığım doğruların takipçisi ve imkanlarım ölçüsünde yapıcısı oldum.
Varlığımın anlamını inandıklarımda buldum.
Hiç bir aidiyet duygusunun kölesi olmadım.
Beşeriyet aleminde hürriyetimi teslim edecek lider, önder, başkan, şeyhler olmadı.
Bunun ezikliğini hiç hissetmedim.
Hür olmanın izzetinden daima onur duydum.
Varlığımı hiçbir kişi ve düşünceye armağan etmedim.
Düşüncelerin tabu haline getirilmesinden hiç hazzetmedim.
Varlığımı böylesi düşüncelerle anlam aramadım.
Duygularımın hoyratça kabartılıp elde etmek istedikleri veya sahip oldukları iktidarları için araçsallaştırılmasına rıza göstermedim.
Güvendiğim için aldatıldıklarımın hesabını vereceğimi bildiğim gibi, inanmışlığımı istismar edenlerden hiç hazzetmedim ve aldatmalarıyla ilgili hesaplaşmayı bu dünyada da yapmak isterim.
Başarıyı sahiplenen, kaybedeceğini anlayınca eşya muamelesi yaptıkları insanları suçlayanları iki yüzlü bulduğumu beyan etmek isterim.
Bilinmesini isterim ki,
İnsan emeğine değer vermeyenlere, emeği fütursuzca sömürenlere saygım olamaz.
Yol arkadaşlarına "eşya" muamelesi yapanlarla yolculuk olmaz.
Hak ve hakikat erlerine hatırlatmak isterim.
Yola da, yoldaşa da hürmet edenlere selam olsun!
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.