Gündem Haber Girişi: 26.10.2021 - 15:56, Güncelleme: 26.10.2021 - 15:56

Kılıçdaroğlu: Suriye tezkeresine hayır diyeceğiz

 

Kılıçdaroğlu: Suriye tezkeresine hayır diyeceğiz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, TBMM'ye iktidar tarafından getirilerek oylanacak olan Suriye tezkeresine, toplantı salonundan 'hayır' diyeceklerini duyurdu. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise partisinin kararını teyit etti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında iktidarın TBMM'ye sunacağı TSK'nın Irak ve Suriye'ye sınır ötesi operasyon yetkisini iki yıl daha uzatan tezkeresine hayır diyeceklerini duyurdu. "Senin her dediğine 'evet' deseydik niye ayrı bir parti kuruyoruz?" diye soran Kılıçdaroğlu, tezkerenin ayrıntıları hakkında TBMM Genel Kurulu'na gelmeden önce bilgi verilmediğini vurguladı. İlerleyen dakikalarda ise CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, partisinin tezkere konusunda 'hayır' diyeceğini açıkladı. Böylelikle parlamentoda tezkereye 'hayır' oyu verecek parti sayısı ikiye çıkmış oldu. "Asker ve polisimizin Suriye'de şehit olmasını istemiyoruz" diyen Kılıçdaroğlu, "Bizim askerimizin şehit olmasını istiyor iktidar. Niye garip gurebanın çocuğu şehit olsun? Komando marşını söyleyen TÜGVA'cılar var. En büyük komutanımızda Erdoğan diyorlar. E, Suriye'ye TÜGVA'lıları gönder. Oradaki komutanı da Bilal Erdoğan olsun" diye konuştu. Kılıçdaroğlu'nun gündeminde öne çıkan konulardan bir tanesi de geçtiğimiz pazar günü 36 saat nöbet tuttuktan sonra aracıyla kaza yaparak yaşamını yitiren Rümeysa Berin Şen'in ölümüyle gündeme gelen sağlık çalışanlarının çalışma koşulları da vardı. 740 bin sağlık çalışanının atamasının yapılmadığına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, "Sağlık çalışanlarına da sesleniyorum: Sizler de sakın moralinizi bozmayın. Yurt dışına gideceğim diye de bir telaşa da kapılmayın. Bu ülkede size her türlü olanağı sağlayacağız. Söz veriyorum, başımızın üzerinde taşıyacağız" diye konuştu. '36 SAAT GÖZÜNÜ KIRPMADAN ÇALIŞMAK NE DEMEK?' Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şu şekilde: Çok ciddi sorunlarla karşılaştığımızı biliyoruz. Herkes Türkiye nereye gidiyor diye endişe içerisinde. CHP olduğu sürece kimse endişe duymasın. Önümüzdeki kışın çok ağır geçeceğinin farkındayız. Çözemeyecekler ama biz çözeceğiz. Sağlık çalışanlarımız pandemi döneminde 36 saat çalıştılar. Bazen uzun süre eve gidemediler. Onlara minnetimizi alkışlayarak ifade etmeye çalıştık. Ama aynı sorun artarak devam ediyor. 36 saat gözünü kırpmadan çalışmak ne demektir? Bir insanın daha hayatını kurtarmak için mücadele etmek, alın teri dökmek ne demektir? 36 saatin sonunda direksiyonun başına geçip, 'Evime gideyim artık. Çoluk çocuğumla bir araya geleyim' diye yola çıkıyorsunuz ve trafik kazasında hayatınızı kaybediyorsunuz... Bir sağlık çalışanının 36 saat çalışması demek kadro eksikliği var demektir. Dışarıda atama yapılmasını bekleyenler var demektir. Neden atama yapmıyorsunuz? Neden istihdam açmıyorsunuz. Yeniden kadro açın demiyoruz. Var olan kadroları neden doldurmuyorsunuz diyoruz. '740 BİN SAĞLIK ÇALIŞANI ATAMA BEKLİYOR' 2 Temmuz'da bakan boş kadrolara atama yapacağını söylüyor. 'Var olan kadroyu artırma gayretimiz nedeniyle uzun sürdü.' Ne oldu? Hangi gerekçeyle atama yapılmıyor? Sağlık çalışanlarının bütün dalları atama bekliyor. 740 bin sağlık çalışanı atama bekliyor. Personel eksikliği nedeniyle insanlar olağanüstü gayret sarf ediyor. Nerede çıktı 24 saat, 36 saat? Bunlar insan değil mi? Sağlık çalışanlarına da sesleniyorum: Sizler de sakın moralinizi bozmayın. Yurt dışına gideceğim diye de bir telaşa da kapılmayın. Bu ülkede size her türlü olanağı sağlayacağız. Söz veriyorum, başımızın üzerinde taşıyacağız 'İKTİDARIMIZDA BİR HAFTA İÇİNDE ASKERİ HASTANELERİ AÇACAĞIZ' Jandarma uzman Çavuş Burak Tortumlu, terörle mücadelede yaralandı. Helikoptere alındı ama hastanede inecek yer yoktu. Başka bir yere gidiyor ambulans yok. Arkadaşları sedyeyle taşıyorlar ve şehidimiz hayata veda ediyor. Sorumlusu kim? Eskiden askeri hastaneler vardı. Bu askeri hastaneler neden kapatıldı? Dünyada hastanesi olmayan tek ordu Türk ordusu. Muhabere alanında, o alanda yetişmiş doktorun müdahale etmesi gerekirken, o alanda hekim bırakmadınız. Defalarca 'askeri hastaneleri açacağız' diye söz verdiler ama açmadılar. Gerekçe: 'Efendim içeride FETÖ'cüler vardı.' Saraya baktığın zaman FETÖ'cü ordusu görürsün. Zaten o zaman sarayın 'S'si bile kalmazdı. İktidarımızda ilk bir hafta içinde askeri hastanelerin tamamı açılacak. Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar Derneği var. Yaralanıyorsunuz ama gazi sayılmıyorsunuz. Bu kardeşlerimiz örgütlendiler dernekler kurdular. Bize de geldiler söz verdim kanun teklifi hazırlayacağız diye. Diğer partilere de gidin dedik. Gittiler, gezdiler. MHP'ye gittiler söz verildi onlara da. 7 aydır MHP'nin verdiği kanun teklifi bekliyor. Neden bekliyor? Saraydan irade alınmadığı için bekliyor. Saray hala bizim yanımızda diye düşünüyorsunuz saray sizin yanınızda değil, beşli çetenin yanında. Sanıyorlar ki millet bu havucu yiyecek. Yemez artık! Bu millet uyandı. 15 Temmuz gazisi için 'tırnağı kırılsa gazi sayacağız' dedi. Vücudunda mermi var sen bunu nasıl gazi saymazsın? Gazilere söz veriyorum az kaldı geliyor gelmekte olan ve çözeceğiz. İnançla, kararlılıkla çözeceğiz. Bu işin siyaseti mi olur? Parlamentoda milliyetçi geçinenler bunu bilmiyorlar, saraydan emir alacaklar. Ne zamandan beri milletçiler birilerinden talimat, emir alır? Kars'a gittim, çok zengin bir kent. Son 20 yıldır Kars büyük bir kan kaybına uğramış. Gezdiğim her yerde ceplerim 'Ne olursunuz bana iş bulun' kağıtları ile doldu. Ülkede kan kaybı olunca ekonomik açıdan her yere bunun sıçradığını görüyorsunuz. 'BU İKTİDAR BATI'NIN ÇİFTÇİSİNE ÇALIŞIYOR' Kars'ın büyük zengin platoları var, hayvancılık ve besicilik için biçilmiş kaftan. Kendi çiftçisi kazanmıyor, dışarıdan ithal ediliyorlar. Başka ülkelerin çiftçilerine milyon dolarlar aktarılıyor. 9 milyar 171 milyon doları biz kendi çiftçimize ödeseydik, besicimize ödeseydik ne olurdu? Orta Doğu'yu, Türkiye'yi, Kafkasları beslerdik. Bu iktidar Batı'nın çiftçisine çalışıyor. Yem ham maddesi ithal etmişiz AK Parti hükümetleri döneminde. 58 milyar dolar ödemişiz. Niye sen yapmıyorsun? Dünya kadar işsizimiz var? Fabrika yapacak alan mı yok? Amaçları bizim insanımız açlığa mahkum olsun. Cep telefonunu bile fazla görüyor. Elinden gelse onu da alacak. Ahlaksız siyaset algısıyla karşı karşıyayız. Çiftçi kardeşlerim merak etmesinler. O bölgeyi tarım ve hayvancılık açısından stratejik bölge ilan edeceğiz. Herkes görecek Türkiye'nin besicilikte ne kadar ileri gittiğini. Çamçavuş köyüne gittim. Bir baraj yapıyorlar, baraj yapıldığı için köy taşınıyor. Köy barajla yol arasına sıkışmış vaziyette. Köprü istiyorlar yapmayız diyorlar. Su lazım, kuyu suyu çıkarın diyorlar. Su da yüksek arsenik var. Kaymakamlık söylüyor 'Kullanılamaz sağlık açısından' deniliyor. Hala su gelmiyor buraya. Buradan Kars Valiliği'ne sesleniyorum. 2 ay süre veriyorum 2 ay içinde yapmazsan o köye suyu CHP'nin belediye başkanları getirecek. Bir de cami yapmışlar köye. İl Özel İdaresi camiye ruhsat vermiyor. Cami kaçak. Bunun süratle yapılması lazım. Tıp fakültesi var, hastane var. Hastalar Erzurum'a sevk ediliyor çünkü doktor yok. 'TÜRKİYE SAYGINLIĞI VE İTİBARINI YİTİRMEYE BAŞLADI' Kendi bölgesinde ve dünyada saygınlığı ve itibarı olan Türkiye bunları yitirmeye başladı. OECD'nin kurduğu Mali Eylem Görev Gücü, Türkiye kurucu ülkelerinden birisi. Kara para ve terörü finanse eden ilanlarla mücadele edecekler. Türkiye'yi gri listeye aldılar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin itibarını bu hükümetin ayaklar altına almaya ne hakkı ne yetkisi vardır? 'Terörle mücadele ediyoruz' gibi bir sürü laf ediyor iktidar tarafı ama El Kaide, IŞİD olunca onların para hareketlerine ses çıkarmıyorlar. Sanıyorlar ki dünya görmüyor. Dünya tamamını görüyor. 'ASGARİ ÜCRETİN NE KADAR OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUN?' Sosyal devlet ne demektir? Sosyal hukuk devleti güçsüzleri, güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir. Sosyal devlet bu felsefeden yola çıkınca işsizine iş bulan, ekonomik kalkınmayı büyüten, adaletle vergi alan, ekonomik büyümeyi adaletle sağlayan devlet demektir. 'Her evde araba var. Kapıcısında da araba var. İkinci ele araba yetişmiyor' demiş. Ona mı göz diktin sen? Onun arabası var diye Türkiye'yi zengin sayıyor. Sen o kişinin araba, cep telefonu alırken ne kadar vergi ödediğini biliyor musun? Dönüyorsun apartman görevlisinin arabasına göz dikiyorsun. Sen apartman görevlisinin kaç para aldığını, asgari ücretin ne kadar olduğunu biliyor musun? Devleti yönetemezler, yönetmiyorlar da zaten. Devleti soyulacak organ olarak görüyorsanız yönetemezsiniz zaten. Acaba o şahıs 'yaşam kalitesi' diye bir deyimin olduğunu biliyor mu acaba? Özellikle geçmişte AK Parti ve MHP'ye oy veren vatandaşlara sormak istiyorum. Memleketi bu hale kim getirdi? Dış güçler diyorlarsa o halde ülkemizi 20 yıldır dış güçler mi yönetiyor? Eğer dış güçler yönetiyorsa, Beyefendi, o zaman senin Saray'da ne işin var? Neden devleti dış güçlere teslim ettin? Sen yönetmiyorsun ve Türkiye'yi felakete hazırladın. Dolar her 10 kuruş arttığında vatandaşın sırtına yüklenen yük 24 milyar Türk Lirası. Bir zam yağmurunu hepimiz biliyoruz. Memleketi bu hale kim getirdi? Dış güçler diyorlarsa o zaman 20 yıldır Türkiye'yi dış güçler yönetiyor bizim mi haberimiz olmadı? Sen yönetemiyorsun ve Türkiye'yi felakete hazırlıyorsun. Kara kışla karşı karşıya herkes. 'KARA KIŞ FONU ÇAĞRISI YAPTIK KULAK ASMADILAR' Elektriğe son bir yılda 3, doğalgaza 8, yerli kömüre yüzde 30, benzine 1 yılda 10, mazota 9 kez zam yapıldı. Bakın bunların içinde yiyecek, içecek yok hiç. Günlük hayatta kullanmak zorunda olduğu şeyler bunlar. TÜİK'in verilerine bakıyoruz. Domatese yüzde 70, yumurta yüzde 69, salatalık yüzde 64, patates yüzde 58 zam. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinde asgari ücret açlık sınırının altına düşmemişti. Kendilerine 'Kara Kış Fonu' çağrısı yaptık ama kulak asmadılar. Dış politikanın milli olması gerektiğini defalarca açıkladım. Dış politikayı belirleme konusunda bakanlık tümüyle devre dışı bırakıldı. Büyükelçi olayında dışişleri bakanlığının bütün bürokratları çalışarak bu kazayı atlatmaya çalıştılar. Her şeyi Erdoğan 'ben bilirim' diyor aksini söyleyeni düşman ilan ediyor. Tezkere geldi isterdik ki gruplara bilgi verilsin. Olmadı. Tezkerenin bir başka önemli özelliği daha var. Şimdi torba tezkere dönemi başladı. Her şeyi koymuşlar bir tezkerenin içine gelin buna 'evet' deyin diyorlar. Biz senin her dediğinin altına mühür mü basacağız? Bir bilgi ver, bize bir anlat. 'HER DEDİĞİNE 'EVET' DESEYDİK NİYE AYRI PARTİ KURUYORUZ?' Tezkereler gelirdi 6 ay, 1 yıldı. Şimdi 2 yıl. Niçin? Herkesi papağan gibi görme alışkanlığı var onu başkaları yapabilir ama biz CHP'yiz. Senin her dediğine 'evet' deseydik niye ayrı bir parti kuruyoruz? MHP senin her dediğine evet diyebilir ama biz milli kurtuluş savaşı geleneğinden gelen bir partiyiz. Biz iki yıl içinde Suriyeli kardeşlerimizi kendi ülkelerine göndereceğiz barış içinde diyoruz. Beyefendinin bakış açısı ise bir de şimdi İdlib'ten bir ordu gelsin. Suriye ile savaş değil, Suriye ile barışacağız. Büyükelçilikleri karşılıklı açacağız. 'SURİYEYE TÜGVALI'LARI GÖNDER, BİLAL ERDOĞAN DA KOMUTAN OLSUN' Daha fazla mülteci istemiyoruz. Hiçbir asker ve polisimizin Suriye'de şehit olmasını istiyoruz. Ne mücadelesi? 33 askerimizi Ruslar şehit etti değil mi? Sen ne yaptın? Koşa koşa Putin'in yanına gittin. Bir de kapıda beklettiler, televizyonda yayınlattılar. Bu benim onuruma dokunuyor. Ortadoğu Barış ve İşbirliği projesini hayata geçireceğiz. Bizim askerimizin şehit olmasını istiyor iktidar. Niye garip gurebanın çocuğu şehit olsun? Komando marşını söyleyen TÜGVA'cılar var. En büyük komutanımızda Erdoğan diyorlar. E, Suriye'ye TÜGVA'lıları gönder. oradaki komutanı da Bilal Erdoğan olsun.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, TBMM'ye iktidar tarafından getirilerek oylanacak olan Suriye tezkeresine, toplantı salonundan 'hayır' diyeceklerini duyurdu. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise partisinin kararını teyit etti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında iktidarın TBMM'ye sunacağı TSK'nın Irak ve Suriye'ye sınır ötesi operasyon yetkisini iki yıl daha uzatan tezkeresine hayır diyeceklerini duyurdu.

"Senin her dediğine 'evet' deseydik niye ayrı bir parti kuruyoruz?" diye soran Kılıçdaroğlu, tezkerenin ayrıntıları hakkında TBMM Genel Kurulu'na gelmeden önce bilgi verilmediğini vurguladı.

İlerleyen dakikalarda ise CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, partisinin tezkere konusunda 'hayır' diyeceğini açıkladı. Böylelikle parlamentoda tezkereye 'hayır' oyu verecek parti sayısı ikiye çıkmış oldu.

"Asker ve polisimizin Suriye'de şehit olmasını istemiyoruz" diyen Kılıçdaroğlu, "Bizim askerimizin şehit olmasını istiyor iktidar. Niye garip gurebanın çocuğu şehit olsun? Komando marşını söyleyen TÜGVA'cılar var. En büyük komutanımızda Erdoğan diyorlar. E, Suriye'ye TÜGVA'lıları gönder. Oradaki komutanı da Bilal Erdoğan olsun" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun gündeminde öne çıkan konulardan bir tanesi de geçtiğimiz pazar günü 36 saat nöbet tuttuktan sonra aracıyla kaza yaparak yaşamını yitiren Rümeysa Berin Şen'in ölümüyle gündeme gelen sağlık çalışanlarının çalışma koşulları da vardı.

740 bin sağlık çalışanının atamasının yapılmadığına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, "Sağlık çalışanlarına da sesleniyorum: Sizler de sakın moralinizi bozmayın. Yurt dışına gideceğim diye de bir telaşa da kapılmayın. Bu ülkede size her türlü olanağı sağlayacağız. Söz veriyorum, başımızın üzerinde taşıyacağız" diye konuştu.

'36 SAAT GÖZÜNÜ KIRPMADAN ÇALIŞMAK NE DEMEK?'

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şu şekilde:

Çok ciddi sorunlarla karşılaştığımızı biliyoruz. Herkes Türkiye nereye gidiyor diye endişe içerisinde. CHP olduğu sürece kimse endişe duymasın.

Önümüzdeki kışın çok ağır geçeceğinin farkındayız. Çözemeyecekler ama biz çözeceğiz.

Sağlık çalışanlarımız pandemi döneminde 36 saat çalıştılar. Bazen uzun süre eve gidemediler. Onlara minnetimizi alkışlayarak ifade etmeye çalıştık. Ama aynı sorun artarak devam ediyor. 36 saat gözünü kırpmadan çalışmak ne demektir? Bir insanın daha hayatını kurtarmak için mücadele etmek, alın teri dökmek ne demektir? 36 saatin sonunda direksiyonun başına geçip, 'Evime gideyim artık. Çoluk çocuğumla bir araya geleyim' diye yola çıkıyorsunuz ve trafik kazasında hayatınızı kaybediyorsunuz...

Bir sağlık çalışanının 36 saat çalışması demek kadro eksikliği var demektir. Dışarıda atama yapılmasını bekleyenler var demektir. Neden atama yapmıyorsunuz? Neden istihdam açmıyorsunuz. Yeniden kadro açın demiyoruz. Var olan kadroları neden doldurmuyorsunuz diyoruz.

'740 BİN SAĞLIK ÇALIŞANI ATAMA BEKLİYOR'

2 Temmuz'da bakan boş kadrolara atama yapacağını söylüyor. 'Var olan kadroyu artırma gayretimiz nedeniyle uzun sürdü.' Ne oldu? Hangi gerekçeyle atama yapılmıyor? Sağlık çalışanlarının bütün dalları atama bekliyor. 740 bin sağlık çalışanı atama bekliyor.

Personel eksikliği nedeniyle insanlar olağanüstü gayret sarf ediyor. Nerede çıktı 24 saat, 36 saat? Bunlar insan değil mi?

Sağlık çalışanlarına da sesleniyorum: Sizler de sakın moralinizi bozmayın. Yurt dışına gideceğim diye de bir telaşa da kapılmayın. Bu ülkede size her türlü olanağı sağlayacağız. Söz veriyorum, başımızın üzerinde taşıyacağız

'İKTİDARIMIZDA BİR HAFTA İÇİNDE ASKERİ HASTANELERİ AÇACAĞIZ'

Jandarma uzman Çavuş Burak Tortumlu, terörle mücadelede yaralandı. Helikoptere alındı ama hastanede inecek yer yoktu. Başka bir yere gidiyor ambulans yok. Arkadaşları sedyeyle taşıyorlar ve şehidimiz hayata veda ediyor. Sorumlusu kim? Eskiden askeri hastaneler vardı. Bu askeri hastaneler neden kapatıldı? Dünyada hastanesi olmayan tek ordu Türk ordusu. Muhabere alanında, o alanda yetişmiş doktorun müdahale etmesi gerekirken, o alanda hekim bırakmadınız. Defalarca 'askeri hastaneleri açacağız' diye söz verdiler ama açmadılar. Gerekçe: 'Efendim içeride FETÖ'cüler vardı.' Saraya baktığın zaman FETÖ'cü ordusu görürsün. Zaten o zaman sarayın 'S'si bile kalmazdı. İktidarımızda ilk bir hafta içinde askeri hastanelerin tamamı açılacak.

Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar Derneği var. Yaralanıyorsunuz ama gazi sayılmıyorsunuz. Bu kardeşlerimiz örgütlendiler dernekler kurdular. Bize de geldiler söz verdim kanun teklifi hazırlayacağız diye. Diğer partilere de gidin dedik. Gittiler, gezdiler. MHP'ye gittiler söz verildi onlara da. 7 aydır MHP'nin verdiği kanun teklifi bekliyor. Neden bekliyor? Saraydan irade alınmadığı için bekliyor. Saray hala bizim yanımızda diye düşünüyorsunuz saray sizin yanınızda değil, beşli çetenin yanında. Sanıyorlar ki millet bu havucu yiyecek. Yemez artık! Bu millet uyandı.

15 Temmuz gazisi için 'tırnağı kırılsa gazi sayacağız' dedi. Vücudunda mermi var sen bunu nasıl gazi saymazsın? Gazilere söz veriyorum az kaldı geliyor gelmekte olan ve çözeceğiz. İnançla, kararlılıkla çözeceğiz. Bu işin siyaseti mi olur?

Parlamentoda milliyetçi geçinenler bunu bilmiyorlar, saraydan emir alacaklar. Ne zamandan beri milletçiler birilerinden talimat, emir alır?

Kars'a gittim, çok zengin bir kent. Son 20 yıldır Kars büyük bir kan kaybına uğramış. Gezdiğim her yerde ceplerim 'Ne olursunuz bana iş bulun' kağıtları ile doldu. Ülkede kan kaybı olunca ekonomik açıdan her yere bunun sıçradığını görüyorsunuz.

'BU İKTİDAR BATI'NIN ÇİFTÇİSİNE ÇALIŞIYOR'

Kars'ın büyük zengin platoları var, hayvancılık ve besicilik için biçilmiş kaftan.

Kendi çiftçisi kazanmıyor, dışarıdan ithal ediliyorlar. Başka ülkelerin çiftçilerine milyon dolarlar aktarılıyor. 9 milyar 171 milyon doları biz kendi çiftçimize ödeseydik, besicimize ödeseydik ne olurdu? Orta Doğu'yu, Türkiye'yi, Kafkasları beslerdik. Bu iktidar Batı'nın çiftçisine çalışıyor.

Yem ham maddesi ithal etmişiz AK Parti hükümetleri döneminde. 58 milyar dolar ödemişiz. Niye sen yapmıyorsun? Dünya kadar işsizimiz var? Fabrika yapacak alan mı yok? Amaçları bizim insanımız açlığa mahkum olsun. Cep telefonunu bile fazla görüyor. Elinden gelse onu da alacak. Ahlaksız siyaset algısıyla karşı karşıyayız.

Çiftçi kardeşlerim merak etmesinler. O bölgeyi tarım ve hayvancılık açısından stratejik bölge ilan edeceğiz. Herkes görecek Türkiye'nin besicilikte ne kadar ileri gittiğini.

Çamçavuş köyüne gittim. Bir baraj yapıyorlar, baraj yapıldığı için köy taşınıyor. Köy barajla yol arasına sıkışmış vaziyette. Köprü istiyorlar yapmayız diyorlar. Su lazım, kuyu suyu çıkarın diyorlar. Su da yüksek arsenik var. Kaymakamlık söylüyor 'Kullanılamaz sağlık açısından' deniliyor. Hala su gelmiyor buraya. Buradan Kars Valiliği'ne sesleniyorum. 2 ay süre veriyorum 2 ay içinde yapmazsan o köye suyu CHP'nin belediye başkanları getirecek.

Bir de cami yapmışlar köye. İl Özel İdaresi camiye ruhsat vermiyor. Cami kaçak. Bunun süratle yapılması lazım.

Tıp fakültesi var, hastane var. Hastalar Erzurum'a sevk ediliyor çünkü doktor yok.

'TÜRKİYE SAYGINLIĞI VE İTİBARINI YİTİRMEYE BAŞLADI'

Kendi bölgesinde ve dünyada saygınlığı ve itibarı olan Türkiye bunları yitirmeye başladı. OECD'nin kurduğu Mali Eylem Görev Gücü, Türkiye kurucu ülkelerinden birisi. Kara para ve terörü finanse eden ilanlarla mücadele edecekler. Türkiye'yi gri listeye aldılar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin itibarını bu hükümetin ayaklar altına almaya ne hakkı ne yetkisi vardır? 'Terörle mücadele ediyoruz' gibi bir sürü laf ediyor iktidar tarafı ama El Kaide, IŞİD olunca onların para hareketlerine ses çıkarmıyorlar. Sanıyorlar ki dünya görmüyor. Dünya tamamını görüyor.

'ASGARİ ÜCRETİN NE KADAR OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUN?'

Sosyal devlet ne demektir? Sosyal hukuk devleti güçsüzleri, güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir. Sosyal devlet bu felsefeden yola çıkınca işsizine iş bulan, ekonomik kalkınmayı büyüten, adaletle vergi alan, ekonomik büyümeyi adaletle sağlayan devlet demektir.

'Her evde araba var. Kapıcısında da araba var. İkinci ele araba yetişmiyor' demiş. Ona mı göz diktin sen? Onun arabası var diye Türkiye'yi zengin sayıyor. Sen o kişinin araba, cep telefonu alırken ne kadar vergi ödediğini biliyor musun?

Dönüyorsun apartman görevlisinin arabasına göz dikiyorsun. Sen apartman görevlisinin kaç para aldığını, asgari ücretin ne kadar olduğunu biliyor musun?

Devleti yönetemezler, yönetmiyorlar da zaten. Devleti soyulacak organ olarak görüyorsanız yönetemezsiniz zaten. Acaba o şahıs 'yaşam kalitesi' diye bir deyimin olduğunu biliyor mu acaba?

Özellikle geçmişte AK Parti ve MHP'ye oy veren vatandaşlara sormak istiyorum. Memleketi bu hale kim getirdi? Dış güçler diyorlarsa o halde ülkemizi 20 yıldır dış güçler mi yönetiyor? Eğer dış güçler yönetiyorsa, Beyefendi, o zaman senin Saray'da ne işin var? Neden devleti dış güçlere teslim ettin? Sen yönetmiyorsun ve Türkiye'yi felakete hazırladın.

Dolar her 10 kuruş arttığında vatandaşın sırtına yüklenen yük 24 milyar Türk Lirası. Bir zam yağmurunu hepimiz biliyoruz. Memleketi bu hale kim getirdi? Dış güçler diyorlarsa o zaman 20 yıldır Türkiye'yi dış güçler yönetiyor bizim mi haberimiz olmadı? Sen yönetemiyorsun ve Türkiye'yi felakete hazırlıyorsun. Kara kışla karşı karşıya herkes.

'KARA KIŞ FONU ÇAĞRISI YAPTIK KULAK ASMADILAR'

Elektriğe son bir yılda 3, doğalgaza 8, yerli kömüre yüzde 30, benzine 1 yılda 10, mazota 9 kez zam yapıldı. Bakın bunların içinde yiyecek, içecek yok hiç. Günlük hayatta kullanmak zorunda olduğu şeyler bunlar. TÜİK'in verilerine bakıyoruz. Domatese yüzde 70, yumurta yüzde 69, salatalık yüzde 64, patates yüzde 58 zam. Türkiye Cumhuriyeti Tarihinde asgari ücret açlık sınırının altına düşmemişti. Kendilerine 'Kara Kış Fonu' çağrısı yaptık ama kulak asmadılar.

Dış politikanın milli olması gerektiğini defalarca açıkladım. Dış politikayı belirleme konusunda bakanlık tümüyle devre dışı bırakıldı. Büyükelçi olayında dışişleri bakanlığının bütün bürokratları çalışarak bu kazayı atlatmaya çalıştılar.

Her şeyi Erdoğan 'ben bilirim' diyor aksini söyleyeni düşman ilan ediyor. Tezkere geldi isterdik ki gruplara bilgi verilsin. Olmadı. Tezkerenin bir başka önemli özelliği daha var. Şimdi torba tezkere dönemi başladı. Her şeyi koymuşlar bir tezkerenin içine gelin buna 'evet' deyin diyorlar. Biz senin her dediğinin altına mühür mü basacağız? Bir bilgi ver, bize bir anlat.

'HER DEDİĞİNE 'EVET' DESEYDİK NİYE AYRI PARTİ KURUYORUZ?'

Tezkereler gelirdi 6 ay, 1 yıldı. Şimdi 2 yıl. Niçin? Herkesi papağan gibi görme alışkanlığı var onu başkaları yapabilir ama biz CHP'yiz. Senin her dediğine 'evet' deseydik niye ayrı bir parti kuruyoruz? MHP senin her dediğine evet diyebilir ama biz milli kurtuluş savaşı geleneğinden gelen bir partiyiz.

Biz iki yıl içinde Suriyeli kardeşlerimizi kendi ülkelerine göndereceğiz barış içinde diyoruz. Beyefendinin bakış açısı ise bir de şimdi İdlib'ten bir ordu gelsin. Suriye ile savaş değil, Suriye ile barışacağız. Büyükelçilikleri karşılıklı açacağız.

'SURİYEYE TÜGVALI'LARI GÖNDER, BİLAL ERDOĞAN DA KOMUTAN OLSUN'

Daha fazla mülteci istemiyoruz. Hiçbir asker ve polisimizin Suriye'de şehit olmasını istiyoruz. Ne mücadelesi? 33 askerimizi Ruslar şehit etti değil mi? Sen ne yaptın? Koşa koşa Putin'in yanına gittin. Bir de kapıda beklettiler, televizyonda yayınlattılar. Bu benim onuruma dokunuyor.

Ortadoğu Barış ve İşbirliği projesini hayata geçireceğiz.

Bizim askerimizin şehit olmasını istiyor iktidar. Niye garip gurebanın çocuğu şehit olsun? Komando marşını söyleyen TÜGVA'cılar var. En büyük komutanımızda Erdoğan diyorlar. E, Suriye'ye TÜGVA'lıları gönder. oradaki komutanı da Bilal Erdoğan olsun.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.