Türkiye Kuzey Kıbrıs’ın bağımsızlığı konusunda kendisini hırpalamış olsa da, ne yapsan sonucu  zihniyetler tayin ediyor.

Sular yol buldukları tarafa akarlar.

“Sen iktidarsın becermedin, ben gelirsem beceririm” nutukları karın doyurmuyor.

Kılavuzumuz yaşayan tarihtir…

Üç kıtaya hâkim olan Osmanlı’nın kaderini savaşlardan öte zihniyetler tayin etti.

İngiliz yetiştirdi, işi bitirdi…

Peki, Rum Pontus İmparatorluğuna ne oldu?

Onu da Fatih’in görevlendirdiği Müslüman bilim adamları bitirdiler.

Ya 700 yıl yaşayan Endülüs Emevi devleti!

Onun da akıbeti asimilasyon…

Akıl ne tarafa meylederse kafa da o tarafa gider.

Dolayısıyla Kıbrıs silahla değil,

Ancak düşünce ile, zihniyetle, akıl ve irfanla bize ait olabilir.

Birlik olabilir, küçük vatan olabilir…

Şu anda boyutunu oldukça kısa görüyorum.

Denktaş denilen kişinin adeta şahsi çiftliği.

Malikânesi…

Türkiye gönderdi, çiftlik har vurdu harman savurdu.

Elde var sıfır…

Kur’an kursuna bile müsaade etmedi.

Askerimiz Kıbrıs semalarından toprağına ayak bastığı günden beri uygulanan eğitim tamamen Seküler, ruh ve mana yapısından oldukça uzak,

eskisi ile bağlantı kurabilecek bir yapıda olduğundan yeni yetişen nesil Anadolu’yu değil, Güney Kıbrıs Rum devleti ile bütünleşme ideali ile yatıp kalkıyor.

Sana da işgalci gözü ile baktığını bilesin…

“Çekil git!” diye pankart asıyor.

Toprak gider gelir, fakat kültür gitti mi bir daha kolayına geri gelmez.

Gerçi Türkiye’de uygulanan laik ve Kemalist rejim Kıbrıs’tan pek de farklı değildir.

Tonları, renkleri hemen hemen aynı…

Ancak, halk ile bütünleşen cemaatler milli duruşun nabzını tutabiliyor.

İthal yapılanmalara karşı içten bir direniş var.

Bir FETÖ yüzünden bu gerçeği görmezlikten gelemeyiz.  

Maddiyatçılık ile materyalist akıl her zaman ihanete müsaittir.

Vefasızdır, puşttur, kalleştir.

Yetiştir gözünü oysun.

İyi ki demokrasimiz var!

Var da onun sağladığı hürriyet senin anladığın hürriyet değildir.

Her türlü kirlilik serbest,

fakat İslam’ın belden yukarısı yasak…

“Değiştirilmez, değiştirilmesi de asla teklif edilmez” felsefesi ile oyalanıyoruz.

Tortulaşmalar sonuçta bir yerde birikir.

Hatta ülkenin bağımsızlığına kadar gider dayanır…

Ezan ve bayrak şahlanışını bastıramazlarsa da çakal seslerinin en yüksek tonda olduğunu görüyoruz. Yedirdiğin beslediğin hain olarak çıkıyor devletin karşısına.

 Nedeni ruhsuzluğa, kitapsızlığa dayanıyor…

Kıbrıs’ın gideni, “Biz yavru mavru vatan değiliz” dedi.

Bakalım geleni ne diyecek?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.