google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html

Seçimler yaklaştıkça kamuoyu araştırma şirketleri vatandaş eğilimlerini ölçmek için araştırmalarını sıklaştırdı.

Gün geçmiyor ki bir televizyon veya youtube kanalında bir araştırma yayınlanmamış olsun.

Yaklaşık bir yıldır bu paylaşımlara şahit oluyoruz.

Oysa seçimlere yaklaşık iki buçuk yıl var.

Şimdiden seçim sonuçları merak ediliyor.

Seçmende veya kamuoyunda oluşan bu merakı besleyen sebepleri doğru tespit etmek lazım.

Yapılan tüm araştırmalarda dikkat çeken ve üzerinde en çok konuştuğumuz tarafsız seçmen oranındaki değişim önemlidir.

Araştırma şirketlerinin bulduğu sonuçlar birbirine çok yakın.

Seçmenlerin, bir önceki seçimde oy verdiği partiye göre memnuniyeti %35'ler seviyesine düşmüş durumda.

Geçmiş seçimlerde gerçekleşen oy kullanma oranları dikkate alındığında bu seçmen oranının eskiden %15-20 aralığında olduğunu görürüz.

Sandıktan çıkan geçerli oylar ve katılım oranı dikkate alındığında %15 seçmenin ya sandığa gitmediğini ya da geçersiz oy kullandığı görülecektir.

Bu durum dikkate alındığında kararsız seçmen oranının %35'lerde değil %15 civarında olduğunu görülecektir.

Peki bu kararsızlar kümesinde biriken seçmen kitlesi, hangi parti ve ittifakı terk ediyor?

Erime dikkat çekecek şekilde iktidar partisinde olmaktadır.

Seçimlerle birlikte yapılan hükümet sisteminden sonra ekonomide ve kamu yönetiminde yaşananlar dikkate alındığında, sonuç gayet normal.

Ekonomide ve Devleti yönetme anlayışımızda yaşanan yeni durum ve 2020 yılında başlayan, dünyayı kasıp kavuran Covid-19 salgın sonuçlarına baktığımızda ve başka ülkelerle kıyasladığımızda, toplumun beklentilerinin karşılanmadığını görürüz.

Sağlıkta ve ekonomide gösterilen performansın yetersizliği bir tarafa, Dünya’nın aksine Covid-19 salgınında bile hamaset ve algı oluşturma çabası güven kaybının en büyük sebebidir.

Aslında devleti yönetenler kabul etmese de, vatandaş devletin iyi yönetilmediğini, kaynakların doğru ve yerinde kullanılmadığını, "Devlette itibardan tasarruf olmaz" diyerek şatafata, gösterişe yapılan harcamaları, işsizlikten bizar düşmüş gençlerin umutsuzluğuna, evine ekmek götürme telaşına düşen aile reislerinin çaresizliğine inat, iktidarın yandaşlarına, kamu kurumlarının yönetim kurullarında görev vererek sağladığı beş yerden verilen maaşlar öfkeyi büyütmektedir.

Kötü ekonomi yönetiminin oluşturduğu; enflasyon, paranın alım gücünde yaşanan değer kaybı, sabit ücretli, emekli, dul, yetimlerin aldıkları maaş ve yardımlarla temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz duruma düşmeleri, yoksullaşan kesimlerde gün geçtikçe artan umutsuzluk ve öfkeyi büyütmektedir.

Aslında her gün sayıları ve oranları artan "Kararsızlar" öyle tanımlandığı gibi kararsız değildir.

Gün geçtikçe sayıları artan bu seçmen kitlesi, bize göre iktidardan desteklerini çekmişlerdir.

Ancak nereye gideceği konusunda karar vermiş değiller.

Bu seçmen kitlesinin, geçim belasıyla uğraşmaktan kime oy vereceğini düşünmeye vakti kalmıyor.

Maalesef, şu anda insanların birinci önceliği geçim derdidir.

Bu seçmen kitlesi muhalif partilerini izlemiyor değil.

Ancak, şu ortak tespiti bizde paylaşalım.

Alışkanlıkların verdiği tercihle iktidardan kaçan seçmen, CHP ve Kılıçdaroğlu'na gitmiyor ve sıcak bakmıyor.

Hatta CHP'de erimeden payını alıyor.

Seçmen arayış içinde.

Şimdilik öne çıkan İYİ Parti ve sayın Meral Akşener.

İktidardan kaçan seçmende kısmen İYİ Partiye sempati ve yöneliş var.

Tabi, Akşener'in İYİ Partisi, kendi içinde yaşadığı sorunları aşması ve özellikle Kürt politikası ve HDP'ye bakışında daha net söylem geliştirmesi gerekiyor.

Bir de, yeni kurulan GELECEK Partisi ve DEVA Partisini izliyorlar.

Bu partilerin seçmene ulaşması lazım.

GELECEK Partisi ve DEVA liderlerinden aldığı güç ve tanınmışlığa ilave olarak teşkilatlarıyla da varlığını göstermeli, topluma umut taşımalıdır.

Bu iki partinin yapması gereken çok iş var.

Partilerini terk eden seçmenler, kararsızlar ve partilerinden memnun olmamasına rağmen henüz değiştirmeyen seçmenlere içinde umut barındıran çözüm önerisi sunmalıdırlar.

Bizim siyasetçilerimiz, konuşarak siyaset yapmakla toplumdan destek bulacaklarına inanmayı maharet bilirler.

Oysa, artık seçmenlerde tutumlarını değiştirmektedir.

Seçmen, kafasında oluşan sorulara ve canını yakan sorunlara cevap aramaktadır.

Doğrusu bu konuda ortaya koyduğu; "Ekonomide Gelecek Modeli" ve "Tam Demokrasi için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem" gibi çalışmalarla GELECEK Partisi daha iddialı ve hazırlıklı olduğunu göstermektedir.

GELECEK Partisi lideri sayın Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu'nun dünyaca ünlü akademisyen olmasına ilaveten; Ak Parti iktidarlarında Başbakan danışmanlığı, Dış İşleri Bakanlığı, iki yıl süren Başbakanlık ve iki genel seçim yürütmekle ortaya koyduğu pratik siyasi tecrübesiyle dikkatleri üzerinde toplamaktadır.

Bütün bu meziyetlerin topluma ulaştırılması ve bir umut dalgası oluşturmak için teşkilatların çok çalışması, seçmene ülkeyi yönetmeye hazır oldukları mesajını vermesi gerekmektedir.

Topluma bu umudu herhangi bir parti tek başına veremiyorsa eğer, muhalifler mutlaka birlik sağlamalı, seçmenin gönül rahatlığıyla gideceği alternatif adres göstermelidir.

Demokrasi zor zamanlarda risk almayı gerektirir.

Ülkenin içinde bulunduğu baskıcı, yandaşçı, her gün artan yoksullaşma ile oluşan atmosferinin dağıtılması, yeni özgürlükçü iklimin oluşması, ancak demokratik aktörlerin inisiyatifiyle mümkündür.

Bugün ülkemizde çok ciddi bunalım ve güven açığı vardır.

İktidarın sebep olduğu bunalım ve güven açığının kapatılacağı inancı seçmene mutlaka verilmelidir.

Değilse, düzen isteyen seçmene oportünist, popülist liderlik sevimli gelebilir.

Unutulmamalıdır ki, seçmen kaos istemez.

Topluma, aradığı adalet, refah, huzur, güven, adil bölüşüm ve özgürlüğe ulaşacağı inancı verilmeden değişim gerçekleşmez.

Toplum, umudun gerçekleşeceğine inanmazsa eldekini korur.

Değişim isteyen partiler, ekonomik ve toplumsal yapılar hesabını buna göre yapmalı ve çalışmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.