Gündem Haber Girişi: 18.11.2021 - 13:33, Güncelleme: 18.11.2021 - 13:33

Karamollaoğlu'ndan Erdoğan'a cevap: Şaşırdım ve üzüldüm

 

Karamollaoğlu'ndan Erdoğan'a cevap: Şaşırdım ve üzüldüm

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Temel Bey'in yaptığımız görüşmeye ilişkin anlattıkları yüzde 50+1 kısmı hariç hepsi yalan" açıklamasına cevap verdi. Karamollaoğlu, "Şahsen hem şaşırdım hem de üzüldüm. Ben konuşmadan hemen sonra dostane bir görüşme oldu. Her noktada anlaşmamak üzere anlaştık dedim. Bir çok konuya temas ettik. Sayın Erdoğan'ın '50+1 hariç hiçbirisi doğru değil' Ne söylemişim de doğru değil? Çok üzüntü verici bir durum" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile Beştepe'de yaptığı görüşme gündem olmaya devam ediyor. Karamollaoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki zirveye ilişkin açıklamalarına Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği cevap bazı basın-yayın organlarına yansımıştı. Erdoğan, "Temel Bey’in yaptığı açıklamalar maalesef gerçeği yansıtmıyor. Burada tek doğru olan 50+1 açıklaması. Bunun dışındaki açıklamalarından dolayı maalesef çok üzgünüm. Biz bu görüşmede iki kişiydik. Sadece Temel Bey ve ben vardık. İade-i ziyaret düşünüyordum, ancak bu sakıt oldu" demişti. Erdoğan'ın bu sözlerine Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu Sputnik Türkiye Radyosu'nda yaptığı konuşmada yanıt verdi. Karamollaoğlu, "Son derece şaşırdım ve üzüldüm. Ne söylemişim de doğru değil" diyerek tepkisini gösterdi. 'HAKİKATEN ÇOK ÜZÜNTÜ VERİCİ BİR DURUM' Telefonla katıldığı canlı yayında Erdoğan'ın kendisinin söylemlerine 'gerçeği yansıtmıyor' demesinin sorulması üzerine Karamollaoğlu şöyle karşılık verdi: "Hem şaşırdım hem üzüldüm. Dostane bir görüşme oldu. Her noktada anlaşmama üzerine anlaştık. Bazı noktalarda anlaştığımız da oldu belki. Ama Cumhurbaşkanının '50+1 hariç hiçbirisi doğru değil' demesi... Ne söylemişim de doğru değil? Hakikaten çok üzüntü verici bir durum. 'TÜM SİSTEM DEĞİŞMELİ' '50+1' konusunda dedim ki, seçimlerde bu kadar kesin limitlerin konulması doğru değildir. Ancak bugün için önemli olan Türkiye'deki sistemin değişmesidir. Değişmedikçe, mevcut Cumhurbaşkanı veya başka biri meclis tarafından denetlenmedikçe sistem sürdürülemez. Denetleme, yöneten için de emniyetlidir. Hata yapmasını önler. Ama şimdi ne karar alırsa alsın, karşısında kendisini uyaracak bir makam yok. '50+1' i kabul etsek bile sistem sürdürülebilir olmaz. '50+1' sistemini Sorosçulara yüklemek hata olur. Onlar teklif etmiş olabilirler ama kabul eden Cumhurbaşkanının kendisi. Bu bir hata ve kendisi de kabul ediyor. Ama şu anda bunu tek başına değiştirmek mümkün değil. Çünkü muhalefet kabul etmez. Bütün sistem değiştirilmeli ki muhalefet evet desin." 'İTTİFAK KONUSUNDA HERKESLE GÖRÜŞÜRÜM' Kendisinin olası ittifaklarla ilgili düşünceleri sorulduğunda ise Saadet Partisi lideri şu şekilde konuştu: "İttifaklar koalisyon manasına gelmiyor. Sadece seçime giderken bir küme oluşturuluyor. Ve bir kümenin içinde yer almazsanız çıkaracağınız milletvekili azalıyor. O yüzden bir ittifakın içinde olmak elzem gözüküyor. Normalde seçime yakın ittifak kuracağı partiyi bir parti deklare eder. Ama bugün için Cumhur ittifakı dediğimizde ittifak içindeler ve biz hep böyleydik böyle de devam edeceğiz diyorlar. Mesela CHP ve İYİ Parti de mahalli seçimlerde de ittifak ortak hareket ettiler. Burada da ittifak devam ediyor. Ama ben herkesle görüşüyorum. Cumhurbaşkanımızla görüştüm biliyorsunuz. Kendisi bundan sonra bunun bizim için gereği kalmadı diyor, o kendisinin bileceği iş. Ben ille de görüşelim demem. Ama ben Kılıçdaroğlu'yla da, Akşener'le de, Babacan'la da, Davutoğlu'yla da görüşürüm. Seçime yakın karar vereceğiz. Özellikle bu 6 parti, eğer bir ittifak olursa ve mecliste çoğunluk sağlanırsa ki sağlanacağa benziyor, biz şimdi ki sistemi nasıl değiştiririz onu konuşuruz. Ben siyasi partilerin birbirlerinin ne hasmı ne de düşmanı olmadıklarını, sadece rakip olduklarını söylüyorum. Biz aynı ülkede, aynı bayrak altında yaşıyoruz. Elbette konuşacağız. Ayrı düşündüğümüz konular da olacak. Bu ailede bile böyledir. İlişkiye zarar vermez. Ama siz karşınızdaki kişiye hain gibi kelimelerle, en ağır ifadelerle hitap ederseniz o zaman dostluk da kalmaz huzur da kalmaz bir memlekette. Ama biz bunu değiştireceğiz. Karşımıza geçip bütün gün hakaret de etseler prensibim şu; kötü söz sahibine aittir. 'SEÇİM SATH-I MAİLİNE GİRMEDEN İTTİFAK KARARIMIZI AÇIKLAMAYACAĞIZ' Ben ittifak konusunda hiç kesin bir tavır sergilemedim ama düşüncelerimi söyledim. Geçen sefer Cumhurbaşkanı bana birlikte olalım dediğinde bu sistemle olmaz dedim, yine bu sistemle olmaz diyorum. İsteyen istediği gibi anlasın. Benim için yalnızca '50+1' konusu önemli bir konu değildir. Bütün sistem komple değişecek. Bu sistem görüşmeden herhangi bir görüşme yapmak mümkün değil." "Son görüşmeden sonra basında bütün köprüleri yaktınız gibi bir algı var" sorusu üzerine Karamollaoğlu, "Ben öyle spekülasyonlara girmem. Benim dediğim şey net, bu sistemle bir ittifak olmaz. Seçim sath-ı mailine girmeden de ittifaklarla ilgili kesin kanaatimizi beyan etmeyeceğiz." dedi. 'ANAYASA MAHKEMESİNE LÜZUMSUZ DERSENİZ KİMSE SİZE GÜVENMEZ' Karamollaoğlu, Türkiye'deki mevcut siyasi ve ekonomik durumla ilgili ise şöyle konuştu: "Aslında muhalefetle iktidar arasında ciddi bir çekişme başladı. İşler iyi gitmiyor ve bu ekonomiyi iktidarın bu politikalarla düzeltme imkanı yok. Birden bire 11 lira oldu dolar. Bunun altından nasıl kalkılacak? Bugünkü iktidar Cumhurbaşkanının ekonomi politikalarının iflas ettiğini gösteriyor. Ama siz ısrarla ben israf yaparım, faize de ne olduysa olsun derseniz olmaz. Cumhurbaşkanı göreve geldiğinde faiz bir dünya gerçeğidir demişti. Şimdi ne oldu? Bu iş sadece faiz işi değildir. Bugünkü iktidar doğru bir ekonomi politikası uygulamıyor. Bir sürü iş adamımız yatırımlarını bırakıp yurt dışına gitti neden? Emniyette hissetmiyor bu ülkede. Bu demek oluyor ki adalete güvenmiyorlar. Türkiye'de adalet rayına oturmamışsa siz kime güvence vereceksiniz? Yarın devletle ters düşseniz paçanızı nasıl kurtaracaksınız, adalete başvuracaksınız. Ona da güvenceniz yoksa mahvoldunuz demek. Siz, yanlış karar alan hakimleri terfi ettirip, anayasa mahkemesine lüzumsuz derseniz kimse size güvenmez. Faiz konusunda, Cumhurbaşkanının toplumun inançlı kesimine bir mesaj verdiği kanaatindeyim. 19 sene önce faiz dünya gerçeğidir deyip, şimdi enflasyondan dolayı bunlar oluyor derse, biz döviz kurlarını esas problem olarak görürsek, o zaman bugünkü yanlış politikalarla vatandaşı şaşkına çeviren kurlara dur diyemeyiz. 'ÜRETİME YATIRIM YAPMALIYIZ, KÜLLİYE İNŞA ETMEKLE OLMAZ' Ekonomide uygulanan politikalar baştan aşağı yanlış. Yanlışın üzerine doğru inşa edilir mi? Burada en kolay çözülecek mesele, israftan tamamen vazgeçmektir. İsraf sadece parayı sokağa atmak değildir. Ekonomide üretimi artıracak yatırımların haricinde hiçbir konuya para harcanmamalıdır. İkincisi de yolsuzluktan mutlaka vazgeçmek gerekir. Bu iki husus gerçekleşirse ayağınız yere sağlam basmaya başlayabilir. Mesela sayın Cumhurbaşkanı, geçen ay ihracatımızın ithalatımızdan fazla olduğunu söyledi. Ama bir aylık fazlalık ekonomiyi düze çıkarır mı? Türkiye 19 yıldır yurtdışından yaptığı alışverişte açık vermiştir. Hiçbir zaman artıda olmadı. Bunu nasıl düzelteceksiniz? Siz üretime öncelik vereceksiniz. Sosyal yatırımları durduracaksınız. Külliyeler inşa edip, genel kurmaya tesis kurmak bize itibar da kazandırmaz. Verimliliğimizi de artırmaz. Sürekli havaalanı, yol yapacaksınız. Bunlar önemsiz mi hayır. Ama önceliğimiz değil. Şu an bizim üretim yatırımlarına ihtiyacımız var. Bu istihdam yaratır. Çünkü işsizlik kötü durumda. Ayrıca ya ithalatımızı azaltırız ya da ihracat yaparız. Böylece bunlar bizim döviz dengemizi etkiler. Tarımda da, düşünün biz güya tarım ülkesiyiz. Sürekli gıda maddesi ithal ediyoruz, bu ne biçim iş? Tarımda şu an uygulanan her şey yanlış. Çiftçi karşılığını alamıyor. Vatandaş alamıyor. Çiftçi, her işle uğraşan insan, kar edemiyorsa o işini sürdüremez. Bu kadar basit. O yüzden tarımdaki politika çok eksik ve yanlış."
Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Temel Bey'in yaptığımız görüşmeye ilişkin anlattıkları yüzde 50+1 kısmı hariç hepsi yalan" açıklamasına cevap verdi. Karamollaoğlu, "Şahsen hem şaşırdım hem de üzüldüm. Ben konuşmadan hemen sonra dostane bir görüşme oldu. Her noktada anlaşmamak üzere anlaştık dedim. Bir çok konuya temas ettik. Sayın Erdoğan'ın '50+1 hariç hiçbirisi doğru değil' Ne söylemişim de doğru değil? Çok üzüntü verici bir durum" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile Beştepe'de yaptığı görüşme gündem olmaya devam ediyor. Karamollaoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki zirveye ilişkin açıklamalarına Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği cevap bazı basın-yayın organlarına yansımıştı. Erdoğan, "Temel Bey’in yaptığı açıklamalar maalesef gerçeği yansıtmıyor. Burada tek doğru olan 50+1 açıklaması. Bunun dışındaki açıklamalarından dolayı maalesef çok üzgünüm. Biz bu görüşmede iki kişiydik. Sadece Temel Bey ve ben vardık. İade-i ziyaret düşünüyordum, ancak bu sakıt oldu" demişti. Erdoğan'ın bu sözlerine Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu Sputnik Türkiye Radyosu'nda yaptığı konuşmada yanıt verdi. Karamollaoğlu, "Son derece şaşırdım ve üzüldüm. Ne söylemişim de doğru değil" diyerek tepkisini gösterdi.

'HAKİKATEN ÇOK ÜZÜNTÜ VERİCİ BİR DURUM'

Telefonla katıldığı canlı yayında Erdoğan'ın kendisinin söylemlerine 'gerçeği yansıtmıyor' demesinin sorulması üzerine Karamollaoğlu şöyle karşılık verdi:

"Hem şaşırdım hem üzüldüm. Dostane bir görüşme oldu. Her noktada anlaşmama üzerine anlaştık. Bazı noktalarda anlaştığımız da oldu belki. Ama Cumhurbaşkanının '50+1 hariç hiçbirisi doğru değil' demesi... Ne söylemişim de doğru değil? Hakikaten çok üzüntü verici bir durum.

'TÜM SİSTEM DEĞİŞMELİ'

'50+1' konusunda dedim ki, seçimlerde bu kadar kesin limitlerin konulması doğru değildir. Ancak bugün için önemli olan Türkiye'deki sistemin değişmesidir. Değişmedikçe, mevcut Cumhurbaşkanı veya başka biri meclis tarafından denetlenmedikçe sistem sürdürülemez. Denetleme, yöneten için de emniyetlidir. Hata yapmasını önler. Ama şimdi ne karar alırsa alsın, karşısında kendisini uyaracak bir makam yok. '50+1' i kabul etsek bile sistem sürdürülebilir olmaz.

'50+1' sistemini Sorosçulara yüklemek hata olur. Onlar teklif etmiş olabilirler ama kabul eden Cumhurbaşkanının kendisi. Bu bir hata ve kendisi de kabul ediyor. Ama şu anda bunu tek başına değiştirmek mümkün değil. Çünkü muhalefet kabul etmez. Bütün sistem değiştirilmeli ki muhalefet evet desin."

'İTTİFAK KONUSUNDA HERKESLE GÖRÜŞÜRÜM'

Kendisinin olası ittifaklarla ilgili düşünceleri sorulduğunda ise Saadet Partisi lideri şu şekilde konuştu:

"İttifaklar koalisyon manasına gelmiyor. Sadece seçime giderken bir küme oluşturuluyor. Ve bir kümenin içinde yer almazsanız çıkaracağınız milletvekili azalıyor. O yüzden bir ittifakın içinde olmak elzem gözüküyor. Normalde seçime yakın ittifak kuracağı partiyi bir parti deklare eder. Ama bugün için Cumhur ittifakı dediğimizde ittifak içindeler ve biz hep böyleydik böyle de devam edeceğiz diyorlar. Mesela CHP ve İYİ Parti de mahalli seçimlerde de ittifak ortak hareket ettiler. Burada da ittifak devam ediyor.

Ama ben herkesle görüşüyorum. Cumhurbaşkanımızla görüştüm biliyorsunuz. Kendisi bundan sonra bunun bizim için gereği kalmadı diyor, o kendisinin bileceği iş. Ben ille de görüşelim demem. Ama ben Kılıçdaroğlu'yla da, Akşener'le de, Babacan'la da, Davutoğlu'yla da görüşürüm. Seçime yakın karar vereceğiz. Özellikle bu 6 parti, eğer bir ittifak olursa ve mecliste çoğunluk sağlanırsa ki sağlanacağa benziyor, biz şimdi ki sistemi nasıl değiştiririz onu konuşuruz. Ben siyasi partilerin birbirlerinin ne hasmı ne de düşmanı olmadıklarını, sadece rakip olduklarını söylüyorum. Biz aynı ülkede, aynı bayrak altında yaşıyoruz. Elbette konuşacağız. Ayrı düşündüğümüz konular da olacak. Bu ailede bile böyledir. İlişkiye zarar vermez. Ama siz karşınızdaki kişiye hain gibi kelimelerle, en ağır ifadelerle hitap ederseniz o zaman dostluk da kalmaz huzur da kalmaz bir memlekette. Ama biz bunu değiştireceğiz. Karşımıza geçip bütün gün hakaret de etseler prensibim şu; kötü söz sahibine aittir.

'SEÇİM SATH-I MAİLİNE GİRMEDEN İTTİFAK KARARIMIZI AÇIKLAMAYACAĞIZ'

Ben ittifak konusunda hiç kesin bir tavır sergilemedim ama düşüncelerimi söyledim. Geçen sefer Cumhurbaşkanı bana birlikte olalım dediğinde bu sistemle olmaz dedim, yine bu sistemle olmaz diyorum. İsteyen istediği gibi anlasın.

Benim için yalnızca '50+1' konusu önemli bir konu değildir. Bütün sistem komple değişecek. Bu sistem görüşmeden herhangi bir görüşme yapmak mümkün değil."

"Son görüşmeden sonra basında bütün köprüleri yaktınız gibi bir algı var" sorusu üzerine Karamollaoğlu, "Ben öyle spekülasyonlara girmem. Benim dediğim şey net, bu sistemle bir ittifak olmaz. Seçim sath-ı mailine girmeden de ittifaklarla ilgili kesin kanaatimizi beyan etmeyeceğiz." dedi.

'ANAYASA MAHKEMESİNE LÜZUMSUZ DERSENİZ KİMSE SİZE GÜVENMEZ'

Karamollaoğlu, Türkiye'deki mevcut siyasi ve ekonomik durumla ilgili ise şöyle konuştu:

"Aslında muhalefetle iktidar arasında ciddi bir çekişme başladı. İşler iyi gitmiyor ve bu ekonomiyi iktidarın bu politikalarla düzeltme imkanı yok. Birden bire 11 lira oldu dolar. Bunun altından nasıl kalkılacak? Bugünkü iktidar Cumhurbaşkanının ekonomi politikalarının iflas ettiğini gösteriyor. Ama siz ısrarla ben israf yaparım, faize de ne olduysa olsun derseniz olmaz. Cumhurbaşkanı göreve geldiğinde faiz bir dünya gerçeğidir demişti. Şimdi ne oldu? Bu iş sadece faiz işi değildir. Bugünkü iktidar doğru bir ekonomi politikası uygulamıyor. Bir sürü iş adamımız yatırımlarını bırakıp yurt dışına gitti neden? Emniyette hissetmiyor bu ülkede. Bu demek oluyor ki adalete güvenmiyorlar. Türkiye'de adalet rayına oturmamışsa siz kime güvence vereceksiniz? Yarın devletle ters düşseniz paçanızı nasıl kurtaracaksınız, adalete başvuracaksınız. Ona da güvenceniz yoksa mahvoldunuz demek. Siz, yanlış karar alan hakimleri terfi ettirip, anayasa mahkemesine lüzumsuz derseniz kimse size güvenmez.

Faiz konusunda, Cumhurbaşkanının toplumun inançlı kesimine bir mesaj verdiği kanaatindeyim. 19 sene önce faiz dünya gerçeğidir deyip, şimdi enflasyondan dolayı bunlar oluyor derse, biz döviz kurlarını esas problem olarak görürsek, o zaman bugünkü yanlış politikalarla vatandaşı şaşkına çeviren kurlara dur diyemeyiz.

'ÜRETİME YATIRIM YAPMALIYIZ, KÜLLİYE İNŞA ETMEKLE OLMAZ'

Ekonomide uygulanan politikalar baştan aşağı yanlış. Yanlışın üzerine doğru inşa edilir mi? Burada en kolay çözülecek mesele, israftan tamamen vazgeçmektir. İsraf sadece parayı sokağa atmak değildir. Ekonomide üretimi artıracak yatırımların haricinde hiçbir konuya para harcanmamalıdır. İkincisi de yolsuzluktan mutlaka vazgeçmek gerekir. Bu iki husus gerçekleşirse ayağınız yere sağlam basmaya başlayabilir. Mesela sayın Cumhurbaşkanı, geçen ay ihracatımızın ithalatımızdan fazla olduğunu söyledi. Ama bir aylık fazlalık ekonomiyi düze çıkarır mı? Türkiye 19 yıldır yurtdışından yaptığı alışverişte açık vermiştir. Hiçbir zaman artıda olmadı. Bunu nasıl düzelteceksiniz?

Siz üretime öncelik vereceksiniz. Sosyal yatırımları durduracaksınız. Külliyeler inşa edip, genel kurmaya tesis kurmak bize itibar da kazandırmaz. Verimliliğimizi de artırmaz. Sürekli havaalanı, yol yapacaksınız. Bunlar önemsiz mi hayır. Ama önceliğimiz değil. Şu an bizim üretim yatırımlarına ihtiyacımız var. Bu istihdam yaratır. Çünkü işsizlik kötü durumda. Ayrıca ya ithalatımızı azaltırız ya da ihracat yaparız. Böylece bunlar bizim döviz dengemizi etkiler. Tarımda da, düşünün biz güya tarım ülkesiyiz. Sürekli gıda maddesi ithal ediyoruz, bu ne biçim iş? Tarımda şu an uygulanan her şey yanlış. Çiftçi karşılığını alamıyor. Vatandaş alamıyor. Çiftçi, her işle uğraşan insan, kar edemiyorsa o işini sürdüremez. Bu kadar basit. O yüzden tarımdaki politika çok eksik ve yanlış."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.