"Kadir" kelimesi sözlükte “güç, hüküm, değer, kıymet, itibar, şeref, pâye, miktar, rütbe, parlaklık” gibi anlamlara gelmektedir. Kudret sahibi ve her şeye kudreti yeten muktedir sahibi olan şüphesiz Kadir-i Zülcelâl’dir. Kur'an-ı Kerim'in 97. suresidir.

İnsan aciz yaratılmıştır. İnsan her zaman bir Kadir-i Mutlakın dergâhına ilticaya muhtaçtır. Yirmi yaşında üniversiteye hazırlanırken “kadının ağlama sesine” dayanamayıp beklemediği bir hadisenin ortasında kendisini bulan ve genç yaşta istemeyerek de olsa vahşi, kaba, saba, cahil bir kişinin ölümüne sebep olduğu için bu fiilinden dolayı son derece “pişman” olduğunu ifade eden Kadir Şeker, Türkiye’de günün konusu oldu.

Onu tanıyan ailesinin, arkadaş ve hocalarının beyanlarına göre “sevimli, cana yakın ve güzel” sıfatları bünyesinde barındıran Kadir Şeker, hekim olma hayali kuran binlerce gencimizden birisi olarak kadirbilmez bir kişinin, kaderin bir cilvesi olarak öyle bir ağın ortasına düştü ki, bu, onun hayattaki en zorlu imtihanı olsa gerek. Kadir’in hocası Hüseyin Kapçı, sosyal medya hesabından attığı twitte “Kadir ortaokuldan öğrencim. Onun ne kadar güzel bir çocuk olduğuna bizler şahidiz. Yaşadığı bu talihsiz olay da onun kalbinin güzelliğinden, duyarsız kalamayışından. Bizler de onun hayallerine, geleceğine duyarsız kalmayalım” mesajı veriyor.

***

‘Kader ağları’nı bu düşündürücü olaydan sonra sanki Kadir Şeker’in başına örercesine, öylesine bir sınava hazırlık yaparcasına, imtihana tabi tutarcasına bu üniversiteli gencimizi adaletle, hukuk sistemiyle, yaşadığı toplumla birlikte meçhule doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

Bu, aynı zamanda kendi içinde olan öteki “Kadir”le olan bir yolculuktur.

Kadir Şeker için asıl imtihan şimdi başlıyor.

Bu çetin sınavın içinde bizde varız.

Birey, aile, toplum, millet, adalet, hukuk sistemi ve hukukçular da bu sınava tabidir.

***

İnsan öldürmek (kazaen de olsa) bir suçtur. Doktor olmak için üniversite sınavlarına hazırlanan ve tıp fakültesini kazandıktan sonra pek çok insanı “sağlığına kavuşturma”, ameliyatla “canını kurtarma” hayali kuran Kadir Şeker, Müslümanın üzerine farz olan “iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak” gibi ulvî bir vazifeyi yerine getirirken başına talihsiz bu kaza gelmiştir.

***

Siz, bugüne kadar ülkemizde ya da Konya’da bilmem kaç bin adet STK ve bu dernek ve vakıflara üye insanların, “ağlama sesine dayanamadık” diyerek bu ve buna benzer sokakta, parkta, caddede, cafelerde birbirleriyle aleni olarak öpüşen, kadına şiddet uygulayan, toplum ahlâkına mugayir edepsiz fiillere sözle, elle müdahale ettiklerini hiç gördünüz veya şahit oldunuz mu?..

***

Şimdiye kadar “kadir kıymeti” bilinmez kaç alp, yiğit, cesur yürekli, imanlı gencimizden biri olan Kadir, kendi canını ortaya koyarak kadına şiddet uygulamak kastıyla hareket eden ve “karım değil mi lan! Sana ne? Döverim de söverim de severim de” demeye getiren ıslaha muhtaç bu zavallının da ibret alması için Mevlânâ Celâleddin Rûmî’den ve Mesnevî’sinden kıssaya kulak verelim:

KADINLAR SANA VERİLMİŞ EMANETTİR

Hayatı boyunca tek eşli kalan Mevlâna, değerli halifesi Salâhaddin Zerkob'un kızı Fatıma Hatun’u oğlu Sultan Veled'e nikâhlarken, (oğluna) bakın nasıl nasihat etmiştir:

“Hanımının bir an bile, hatta yanılarak ya da unutarak hatırını kırma, onu gücendirme. O sınanma için sana verilmiş bir emanettir. Her günü ve geceyi gerdek günü ve gerdek gecesi bil. Hz. Peygamber Ali’ye:

“-Ya Ali, benim ciğerimi yeryüzünde yürür görsen ne yaparsın?” buyurdu. Hz. Ali:

“-Ya Resülâllah! Bu soruya cevap vermekten acizim. Gözümün yuvasını ona konak kılarım: yüreğimin içini ona yurt yaparım, ama yine de bu hususta kendimi kusurlu (eksik) hareket etmiş sayarım” dedi.

“-Fatıma benim bir parçamdır. Evlâdımız yeryüzünde yürüyen ciğerlerimizdir” buyurdu.

İşte, sen de hanımına böyle davran.

İşlerin başarılması için eşlerin aynı huyda olmaları gerekir.”

 

“ERKEK ZALOĞLU RÜSTEM DE OLSA, KADININ TUTSAĞIDIR”

Mevlâna'ya göre gönül erleri, kadına karşı koymaya kalkışmaz ve kadına mağlup olur.

Her ne kadar erkek kadından üstün gibi görünse de gerçekte kadın, erkeklere galip gelmektedir.

Kadın, güzel yüzü, edası, zekâsı ve ağlayışı ile erkeği kendine esir eder.

Sevgi ve acıma duygusu insanlık vasfı olduğu için, akıllı ve ince ruhlu erkekler, kadınlara karşı daima anlayışlı ve şefkatli davranır, onlara sertlikle muameleden çekinir, onları kırmak ve incitmek istemezler.

İrfan sahibi kişilerin kadına gösterdiği sevgi, aslında Hakk'ın nuruna ve Hakk'ın güzelliğine gösterilen sevgidir. Cahiller böylesi erdemlerden yoksun oldukları için kadınlara karşı kaba, hırçın ve kırıcı davranırlar.

Erkek Zaloğlu Rüstem de olsa, yiğitlikte Hz. Hamza'yı da geçse, kadının tutsağıdır.

Her ne kadar su, ateşi söndürmesi bakımından ateşten üstünmüş gibi gözükse de tencereye giren suyu kaynatıp tüketen de ateştir.

 

“ÖFKE VE ŞEHVET, HAYVANLIK VASFIDIR”

Peygamber dedi:

“Kadın akıllılara ve gönül sahiplerine tam galip gelir. Yine de cahiller kadına üstün olur, çünkü onlar sert ve serkeş davranırlar.

İncelik, letafet ve insaf onlarda az bulunur, çünkü tabiatlarında hayvanlık galiptir. Sevgi ve incelik, insanlık vasfıdır.

Öfke ve şehvet, hayvanlık vasfıdır.”

Niyaz makamı: “Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de (bizi de) affet.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.