google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Temmuz 2021’e kadar uygulamada kalacak olan İstanbul Sözleşmesi analiz yazımıza devam ediyoruz.

T24 yazarı Sait Fehmi Ağduk “Hey! Orada erkek var mı?” başlıklı yazısında

https://t24.com.tr/yazarlar/sait-fehmi-agduk/hey-orada-erkek-var-mi,30346

Sen hiç ‘erkeğin insan hakları’ diye bir şey duydun mu? Ben duymadım. Ancak‘kadının insan hakları’  diye bir şey olmak durumunda! "O adam"ın anneni bıçaklayıp öldürdükten sonra, kanlı elleriyle kahveye gidip çay içtiği doğru mu? Evet öyle. Bir bardak su istemiş. Her tarafı kanmış. "Ne oldu?" diye sormuşlar, motordan düştüğünü düşünmüşler. Telefonu istemiş, jandarmanın numarasını çevirip, "Öldürdüm, gelin beni alın" demiş. https://www.hurriyet.com.tr/annemi-oldurdun-de-eline-ne-gecti-19560217

İstanbul Sözleşmesi; imzacı devletler açısından tanımladığı sorumluluk ve yükümlülükleri, 4 ana başlıkta  toplamış;

1/ Şiddeti önleme,

2/ Mağduru koruma,

3/ Failleri cezalandırma,

4/ Koordine politikalar uygulama.

Metinde, ilk yazımızda belirttiğimiz gibi; “Kadının gözetilmesini” her şeyin üstünde tutan bir anlayış var…Kadına dönük suçlarda, “hafifletici gerekçe” bulma çabalarının çok önemli., “Önleme” 3. Bölüm’de; “Taraflar kültür, töre, din, gelenek veya sözde namus gibi kavramların bu sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerdir” deniliyor. (Md.12/5)

CB Yardımcısı Sn. Fuat Oktay,  bu maddeyi dayanak bulmuş olacak ki; Türk kadınının toplum içindeki itibar ve saygınlığını layık olduğu seviyelere çıkartmak adına verdiğimiz samimi mücadeleyi, geleneksel toplumsal dokumuzu da muhafaza ederek daha ileri noktalara taşımak azmindeyiz. Bu yüce gaye için de çareyi dışarılarda aramaya, başkalarını taklit etmeye gerek yoktur. Çözüm bizatihi gelenek ve göreneklerimizde, özümüzde mevcuttur.” demişti.(20.03.2021)

Md.42/1’de ise;

Taraf devletlere, davalarda - sözde “namus” adına işlenen suçlar da dahil- bu gerekçelerin öne sürülmesini önlemek üzere “gerekli yasal ya da “diğer önlemleri alma” yükümlülüğü getiriliyor.”

Sözleşme’de, “Zorla evlendirmelere” ilişkin. “Taraflar... zorla gerçekleştirilen evliliklerin geçersiz ve hükümsüz kılınabilmesi veya sona erdirilmesini sağlayacak yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır” (Md.32) derken,

Md. 37/1’de;

 “Bir yetişkini veya çocuğu kasten evliliğe zorlamanın cezalandırılmasını sağlamak üzere gerekli yasal ve diğer tedbirlerin alınmasını” şart koşuyor.

Kısaca, sözleşme;  hem “zorla yaptırılan evliliklerin hükümsüz kılınmasını” hem de evliliğe “zorlayanların cezalandırılmasını” öngörüyor…

Ülkemizde; “örf, adet ve geleneklerimizde var” denilerek, yaygınlaştırılan bir uygulamaydı. Bu maddeler de çok  iyi!...

Açılmış ve yürütülmekte olan “soruşturma ve kovuşturmalarda”; mağdurun; ifadesine veya şikâyetine bağlı olmaksızın ve mağdurun ifadesini ya da şikâyetini -çeşitli baskılarla- geri çekmesi durumunda dahi devam etmesinin sağlanması” (Md. 55/1), tıpkı kamu davası gibi olumlu bir karar.

 Devam edeceğiz….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.