Son yıllarda yaşanan  siyasi  tıkanıklığın arkasında  Partili Başkanlık Sisteminin büyük payı var. Kurumlar çalışmıyor, iktidar siyaset üretemiyor,hayati olaylar karşısında bürokrasi harekete geçemiyor.

Bunun en yakın örneği, Sedat Peker'in açıklamaları karşısında yargının sessiz kalması, bir türlü harekete geçememesidir.

 Çünkü kurumsal iradesi yok edildi.Çünkü  her şey bir kişiden bekleniyor.

Bundan yaklaşık 2400 yıl önce Aristo şu soruyu sormuştu:  Devlet için en yararlı olan hangisidir; çok üstün bir kişi tarafından yönetilmek mi, yoksa çok iyi bir kanun tarafından yönetilmek mi? Yani hukuk devleti mi, kişi devleti mi? Sorunun cevabını yine kendisi vermiş, çok iyi bir kanun tarafından yönetilmek devlet için  daha  yararlıdır, demişti.

Partili başkanlık sistemi bu soruya iyi kanun veya kanunlar tarafından yönetilmek yerine üstün bir kişi tarafından yönetilme cevabını verir. Kanunları değil, o kişinin hassasiyetlerini öne  çıkarır. Nitekim son yıllarda devletin o bir kişinin duygularına, eğilimlerine, Mustafa Öztürk'ün deyimiyle- paşa gönlüne- nasıl alet edildiğini  hep beraber gördük.

 İYİ Parti işte bu devleti aşındıran ve vatandaşın bir kısmıyla devleti karşı karşıya getiren bu sisteme karşı  "İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem" adı altında kendi sistem tasarımını açıkladı. Sekiz maddeden oluşan  tasarım hem parlamenter sistemin arızalarına neşter vuruyor, hem de partili başkanlık sisteminin yarattığı sorunlara dikkat çekiyor.

Bir çerçeve metin olan tasarım öncelikle tarafsız bir Cumhurbaşkanını ön görüyor. Taraflı bir Cumhurbaşkanı, vatandaşlarının bir kısmını karşısına aldığı için, devletin birliğini temsil etme imkanını daha baştan kaybediyor. Vatandaşın Cumhurbaşkanının şahsında devlete bakışı örseleniyor.Cumhurbaşkanı milletin birliğini temsil etme yeteneğini kaybediyor.Birleştirici bir makam olmaktan çıkıp, ayrıştırıcı bir makam haline geliyor. Partili bir Cumhurbaşkanı partililerinin, tarafsız bir Cumhurbaşkanı herkesin Cumhurbaşkanıdır.İYİ Parti bu gerekçe ile tarafsız Cumhurbaşkanını aynı zamanda milli birliğin şartı olarak görüp,bunu sistem tasarımının başına yerleştiriyor.

Çoğulcu demokrasi,katılımcı yönetim ve güçlü meclisi parlamenter sistemin sağlıklı işleyişinin şartı olarak gören proje, bu ilkesi ile de uzlaşmacı, toplumun bütün katmanlarını kuşatan bir yönetim biçimini öngörüyor.Zira  sistemlerin  gücü kapsama alanlarının büyüklüğü ile orantılıdır. İYİ parti bu ilke ile Türkiye'yi bir bütün olarak kucaklayan bir yönetim anlayışı vaat ediyor.

Partili CB sisteminde bakanlar kurulu yok, Cumhurbaşkanının sekreterleri vardır. Ve bu sekreter/bakanlar sadece CB'ye karşı sorumludur. Güçlü bir meclisle bakanlar kurulu meclise karşı sorumlu hale gelecek,yürütmenin keyfi hareket etmesi engellenecektir.Bugünkü sistemde meclisin bakanları denetleme yetkisi olmadığından bakanların hukuk dışı tasarrufları denetlenememektedir. Bunun son örneği Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın kendi şirketinden kendi bakanlığına görevini kötüye kullanarak  fahiş fiyatla dezenfektan satmasıydı.  

Bu başlık altında, bağımsız denetleyici ve düzenleyici kurumların oluşturulması ise son derece önemlidir.Zira çeşitli kurumlarda keyfiliğin, istismarın, önlenmesi  ancak bu tip mekanizmaların ihdasına ve özerk olmalarına bağlıdır.

Sistem tasarımının üçüncü maddesi kuvvetler ayrılığı,dördüncü maddesi hukukun üstünlüğü  tam ve bağımsız bir yargı. Günümüzde en işlemeyen aygıtların başında yargı erki geliyor.Devlet, yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç erkten oluşur. Her birinin bağımsızlığı sağlıklı bir yönetimin olmazsa olmaz şartıdır.ABD sisteminde bu üç erk, başkan, kongre ve yargı şeklindedir. Türkiye sisteminde ise bu üç erk, CB, CB, CB şeklinde tebellür etmiştir.ABD sisteminde kongre başkanın rakibi gibidir,onu frenleyerek dengeleyen en önemli aygıttır. Türkiye sisteminde meclis, CB'nin hüküm ve tasarrufu altındadır. Onun hazırladığı yahut talep ettiği yasal düzenlemeleri yapar.Hiç bir erkin CB'ye karşı bağımsızlığı yoktur.Oysa Bağımsız bir yargı, demokrasinin sigortasıdır.Gücü ele geçirenleri dengeleyecek olan yargıdır. Bunu yapabilmesi için de kendi dışındaki erklere karşı bağımsız olması gerekir.Suç ve rant siyaseti ancak bağımsız bir yargı ile önlenir.Türkiye'nin belki de en önemli sorunu  güçlüye dokunamayan, güçsüzü ezen, iğdiş edilmiş yargıdır. Serasker Bedrettin, Musa Çelebiye işte bu gerçeğe işaret etmek için, Divan bağımsız, hüküm yasal olmalıdır, der.

Hakim teminatına, hukuk devletinin teminatı olan Anayasa mahkemesine geniş yer verilen tasarımda, günümüzde 12 üyesi CB,3 üyesi TBMM tarafından seçilen AYM üyelerinin seçimi  için de somut öneriler getiriyor.Buna göre yeni sistemde AYM 17 üyeden oluşacak, 3 üye CB,5 üye Yargıtay,4 üye Danıştay,2 üye Sayıştay,1 üye Barolar Birliği,2 üye Hukuk Fakültesi mezunu olmak şartıyla YÖK'ün göstereceği Kamu Hukuku Profesörleri arasından seçilecek. AYM üyelerinin farklı kurumlardan gelmesi sağlanarak çeşitlilik yoluyla bir nevi  kendi içinde bir otokontrol sistemi oluşturması hedefleniyor.

Beşinci madde devlette liyakati öngörüyor. Bunun için tartışmalara neden olan,kayırmacılık ve iltimasın aracı haline gelen mülakat sistemi kaldırılarak, yazılı sınavlarda alınan puanlara göre kadro oluşumu esas alınıyor.Mülakat,  istisnai olarak devleti temsil  özelliği taşıyan meslekler için muhafaza ediliyor, ancak haksızlıklara mahal vermemek için mülakatın sesli ve görsel olarak kayıt altına alınması sağlanarak, yargıda hak arama imkanı getiriliyor. Avukatlıktan hakimliğe geçecek adaylar için de mesleğin önem ve hassasiyeti dikkate alınarak daha önce herhangi bir partide görev almama şartı getiriliyor.

Sistemin bir başka maddesinde, insan hakları ve bireysel özgürlüklere vurgu yapılıyor. İnsan Hakları günümüzde artık ulus içi bir mesele olarak görülmüyor.Ağır hak ihlalleri uluslararası müdahalelere sebep olabilecek kadar tepki çekebiliyor.Dünyanın insan hakları ile ilgili tek mahkemesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Tasarımda, eğitim hakkı, çocuk hakları ,düşünce ve ifade özgürlüğü, gençlik,barışçıl protesto hakkı ayrı ayrı teminat altına alınarak güçlü bir şekilde vurgulanmış.

İnsan hakları, çok doğru olarak -bireysel özgürlükler- temelinde ele alınarak kolektif/ayrılıkçı taleplerin önünün kesilmesi hedeflenmiş.Günümüzde üniter devletlerin karşı karşıya olduğu en önemli sorun -kolektif haklar- adı altında ayrı egemenlik alanlarının talep edilmesi ve toplumun farklılıklar üzerinden parçalanması  girişimleridir.İYİ partinin sistem tasarımı buna meydan vermemek için özgürlükleri bireysel düzeyde ele alarak -insan haklarının- etnik,dinsel veya dilsel ayrışmaya alet edilmesinin önünü tıkıyor.

Sistemin son iki maddesi,adil ve özgür seçimler ile özgür basın. Demokrasinin asgari şartı yönetenlerin halkın rızası ile yani seçimle iş başına gelip, seçimle gitmeleridir. Günümüzde gitmek, gelmekten önemlidir. Keza, özgür bir basının  esas işlevi kamu adına denetimdir. Basının özgür olmadığı yerlerde, toplum haber alma, gerçekleri öğrenme, imkanını kaybeder.Tek taraflı propaganda seçimlerin adil olmasını da engeller.Adil bir seçim, eşit rekabetin söz konusu olduğu şartlarda mümkün olur.Bir tarafın konuştuğu, diğer tarafın susturulduğu ülkelerde seçimler vatandaşın kanaatinden çok -basını elinde bulunduranların telkinlerini- yansıtır. Basın toplumun üçüncü gözüdür.Doğru çalıştığı ve özgür olduğu müddetçe maşeri vicdanı besleyen, ona görünmeyenleri gösteren bir işlev görür.Toplumu bilinçlendirir, çıkarları için harekete geçirir, halk yargısı diyebileceğimiz mekanizmayı oluşturur..Dördüncü bir güç olarak halk adına denetim  yapar. Bu bakımdan özgür bir basın demokrasi ile otoriter yönetimler arasındaki en önemli farklardan biridir.Özgür bir basın varsa demokrasi de vardır.

İYİ partinin İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter  sistem tasarımı aslında demokratik bir devlet yapısını hedefliyor.Tasarım çerçeve bir metin olduğundan daha çok ilkelere yoğunlaşmış. Ancak bazı başlıklar altında somut öneriler ve ayrıntılar da var. AYM üyelerinin seçim biçimi, hakim teminatı, kamu kurumlarını denetleyecek denetim mekanizmalarının özerkleştirilmesi, Sayıştay'ın etkin hale getirilesi bunlardan bazıları.  Yargı bağımsızlığının üzerinde dikkatle durulurken, buna bağlı olarak HSK'nın yapısı ve işlevlerinde de değişiklikler öneriliyor.Üye sayısı 15'e çıkarılan HSK'nın üye seçimi çeşitli kurumlar arasında paylaştırılıyor. Mevcut sistemde üyelerinin çoğu(daha önce tamamı) CB ve iktidar partisi tarafından seçilmekteydi. Tasarım bunu değiştiriyor. HSK, bağımsız-tarafsız bir yargı için ilk ele alınması gereken kurum. Bugün yargıçların ürkek davranmasının arkasında HSK'nın mevcut yapısı yatıyor.

CB sistemi ile yargı, HSK üzerinden bir parti ve onun başkanına bağlanmıştı. Çünkü CB aynı zamanda parti başkanı. Birçok yargıcın kararlarından dolayı coğrafi teminat hiçe sayılarak HSK tarafından sağa sola gönderilerek cezalandırılması bu bağımlılıkla alakalıdır. Bağımsız bir yargı ancak bağımsız bir HSK ile mümkündür. Zira, hakimlerin tayin, terfi ve özlük hakları  ile maaş ve görevden alınmalarının yürütme organının takdirine bağlı olması, hakimlerin bağımsızlığının sözde kalması demektir. Sistem tasarımında HSK'nın  üye seçimi kurumlar arasında dağıtılarak çeşitlilik yoluyla  bir denge sağlanmaya çalışılmış.

Ancak sistemin eksikleri de var. Yargı bağımsızlığı başlığı altında evrensel hukukla Türk hukukunun karşılıklı pozisyonlarının değerlendirilmemesi, AYM'ye genişçe yer ayrılırken, AİHS ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile ilgili bir şey söylenmemesi bir eksiklik gibi gözüküyor. Halbuki AYM yargısının ana kaynaklarından biri de AİHM kararlarıdır.Son yıllarda AİHM'in verdiği hak ihlalleri kararlarının tepki ile karşılanması, mahkemeler tarafından uygulamadan kaçınılması hem hukuk devleti görüntüsüne zarar vermekte, hem de Türkiye'nin insan hakları karnesini zayıflatmaktadır. İnsan haklarının korunması ve gelişiminde  AİHS ve AİHM'in önemli yeri vardır.Tasarımın hukuk devleti ve İnsan hakları ile ilgili başlıklarında AİHS ve AİHM'e yer verilebilirdi. Keza demokratik bir sistem demokratik bir siyasi partiler kanunu ve seçim kanunu ile kurulabilir. İngiltere'de parlamenter sistemin işleyişinde ona uygun olarak tanzim edilen seçim sisteminin büyük önemi var. Partili CB sisteminin patinaj sebeplerinden biri de sisteme uygun bir seçim biçiminin getirilmemesinden kaynaklanıyor.

Bu küçük eksiklere rağmen, tasarımının, demokratik bir devlet  için yeterli ilke ve içeriğe sahip olduğu söylenebilir. Sistem, kişi devleti ve aile şirketinden milletin devleti ve demokratik bir yönetime geçişin ilkelerini vermektedir.Bundan sonrası bu ilkelerin içinin somut, elle tutulur  öneriler ve projelerle doldurulması, kuvveden fiile çıkarılmasıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.