google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Bir tarafta İYİ Parti lideri Sayın Meral Akşener.

O, milliyetçi, muhafazakâr, demokrat, birleştirici, bütünleştirici, demokrat.

Diğer tarafta HDP eş başkanı Pervin Buldan.

O, ideolojisi, söylemleri, temsil ettiği partinin bütünüyle; bölgeci, ayrımcı, organize suç ve terör örgütü , ne olduğu herkesçe malum katiller sürüsünün  yanında olmaktan öte emrinde.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu her ikisini aynı kareye koyabiliyor ve bu eylemini ''önündeki ve arkasındakiyle iyi niyetle'' yaptığını ifade ediyor.

Merkez sağdan CHP ye gelen, KURAN okuyan, Cuma namazlarına giden, Karadenizli.

İstanbul O'nu İstanbul'a hizmet etsin, yolsuzlukları önlesin diye seçti. O makama HDP oyları ile gelmedi. Sağlıklı bir analiz yapsa bunu görür.

Şüphesiz sözde demokrasi kılıfı ile hareket eden Demokrasi ve özgürlükler makyajıyla terörist seviciliği yapan sözde ilerici, tarı aydın solcular CHP içinde varlıklarını devam ettiriyorlar ve elde ettikleri mevzileri bırakmak istemiyorlar. Ancak tabanın kahir ekseriyetinin onlar gibi düşünmediği, onların varlıkları, söylemleri necip Türk Milletinin değerlerine saygı göstermedikleri için de iktidar olamadıkları ortada

İmamoğlu ve de diğerleri Sayın Mansur Yavaş Beyefendiyi örnek almalılar.

Bu tip söylemleri ile kendi tabanlarını da kaybedeceklerini ve Cumhur İttifakının elini güçlendirebileceklerini de görmelidirler.

Sayın Akşener'in cevabı doğru tahlil edilmeli ve iyi anlaşılmalıdır.

Terör ve hamileri ile terör den rant umanlar dikkatli olmalıdırlar ve unutmamalıdırlar ki, Türkiye Cumhuriyeti Milleti ve Vatan toprağı ile bölünmez bir bütündür ve İLELBET PAYİDAR OLACAKTIR

Çünkü, AKLI-SELİM BÖLÜNMEYİN DİYOR

Canım ülkem Türkiye'm. Yüce Milletim, Türk Milleti. Ulu Devletim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Başlılara baş eğdirmiş, dizlilere diz çöktürmüş, devletliyi devletsiz, hakanlıyı hakansız bırakmış, düşmanları bağımlı kılmış, dağınık Türk boylarını toplayıp güçlü kılmış; Türk budunun adı sanı yok olmasın diye gece uyumamış, gündüz oturmamış, ölesiye yitesiye çalışmış ataların önderliğin de:

Ata Yurttan Ana Yurda yapılan o efsanevi büyük yolculuk sonunda, 1071 yılı 26 Ağustosunda Malazgirt de, Sultan Alparslan tarafından Anadolu'nun kapısının açıldığı o mübarek Cuma gününden itibaren, Anadolu Ana Yurt olmuş idi.

Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı ile Türk Milleti, Anadolu'dan Üç Kıt'a ya yayılmış. Kılıç ile aldığı yerleri, hoş görü ile, hak ve adaletten şaşmadan fethetmiş idi.

Ne zaman ki ilimden, hoş görüden, adaletten, Türk Töresinden uzaklaşılmaya başlamış, toplum cehalet girdabına itilmiş, art arda süregelen savaşlar ile asli unsur Türk erimeye başlamış ve üzerimize gelen yedi düvele karşı Çanakkale de, Kut ül Amare de, Kafkaslar da, destansı zaferler, söz ile tarif edilemeyecek fedakarlıklarla kazanılmış ise de; tükenmiş yönetimin Sevr Barış Antlaşmasını imzalaması ile tapusunu bin yıl önce aldığımız kutsal vatan toprakları işgal edilmiş idi.

Bütün Dünyanın, bitti, tükendi dediği Türk, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğin de, Milli Hareketin ne olduğunu cümle aleme, Milli Kurtuluş Savaşı sonunda kurduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ ile ispat etmiştir.

Vahşi Emperyalizmin temsilcisi batı ile Çarlık Rusya'sının devamı Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve bu gün ki Rusya, Orta Doğu üzerindeki emperyalist emellerinden asla vazgeçmemişler ve Türkiye üzerindeki arzularını gerçekleştirmek için sistemli bir şekilde saldırılarını her alanda sürdürmüşlerdir.

1980 den önce, Türkiye'de, sol-sağ ve Sünni-Alevi kavgaları ile milleti bölme çalışmaları Türk Milletinin sağ duyusu ve Türk Milliyetçilerinin canları pahasına gösterdikleri direnç ve mücadele neticesi önlenmiştir.

Terör ve Organize suç örgütü PKK-ML, Türkiye, İran, Kuzey Irak ve Suriye den alınacak topraklara sahip bir Kürt Devleti kurmak amacı ile oluşturulmuş, silahlı ve politik birimleri vasıtası ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne saldırtılmıştır.

PKK-ML, önce Güney Doğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde, bu bölgeler ve oralardan kaçarak batı bölgelerine sığınan her cins ve yaştan on binlerce insanımızı, katletmiş, binlerce güvenlik görevlimiz bunlara karşı verilen mücadele de şehit olmuşlardır.

Türk Milleti, bir Türk-Kürt kavgası içine sürüklenmemiş, Devlet, hukuk devleti olmanın sorumluluğunda, terörist, terörizm ve finans kaynaklarına karşı mücadelesini can ve ekonomik kayıplar pahasına sürdürmüş ve terör örgütünü adeta bitme noktasına getirmiştir

Öte yandan 1990'lı yıllardan itibaren, öngörüden uzak bir kısım, bürokrat ve siyasi iradenin temsilcilerinin, bütün ikazlara rağmen, göremediği, kabul etmemekte direndiği FETO/PYD yapılanması, ABD desteği ile devlet içinde yerleşerek güçlenmiş ve bunların çalışmaları ile Türkiye izlediği yanlış dış politikalar sonucunda dünyada yalnızlaşmış, Dış borçlar, üretmeden ithalata dayalı ısraf, mananın kullanılarak toplumun bir kesiminin maddeleştirilmesi, Cumhuriyetimizin temeli Milli Kültürden her gün biraz daha uzaklaşma, ülkemizi ağır bir sosyo ekonomik ve sosyo kültürel krizin içine çekmiştir.

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük tehdidi ile karşı karşıya olduğu bir dönem yaşanmaktadır.

Kerkük, Musul, Telafer, Tuzhurmatı, Halep ve Bayır-Bucak’ta Orta Doğu Türkmenleri, Doğu Türkistan da Uygur ve Kazaklar yaşama savaşı vermektedirler.

Türkiye’nin varlığı ve birliğini her şeyin üzerinde gören, Türk Milliyetçileri, Atatürk ve arkadaşlarının kurucu iradesini esas alarak Türk Siyasi hayatına dahil oldukları günden itibaren, milli ideolijisi ve milli duruşu ile Türk Vatanının ve Türk Milletinin, bölünmez bütünlüğünün en önemli siyasi koruyucusu olmuşlardır. Bu gün, istisnalar dışın da siyasi partiler için de ve dışında faaliyetlerini sürdürmektedirler.

Türkiye'nin, her alanda, içinde bulunduğu ağır, tehdit ve tehlikelerden kurtulabilmesi, içeride huzurlu, laik,demokrat, hoş görülü, hukukun üstünlüğüne inanmış ve uygulayıcı, dışarıda itibarlı olabilmesi ancak Ülkücü, Türk Milliyetçilerine ihtiyaç olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Bu gün, siyasi partiler yöneticilerince oluşturulan ittifaklar, kullanılan, ağır dil adeta ötekileştirmeyi, Allah korusun, bölünmeyi çağrıştırmaktadır.

Milliyetçilik, temelde topluma ve toplumu temsil eden devlete karşı görevleri en iyi şekilde yapmaktır. Burada Türk Milliyetçiliği Ülküsüne yürekten inanmış her birey siyasi mülahazaların ötesin de, ayrıştırmak yerine, hoş görüyü, birleştirmeyi esas alan bir ortak alan, oluşturmaya çalıştırmalıdır diye düşünüyorum.

Selam ve Dua İle !..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.